Edremit Körfezi’nin eşsiz mavi sularının kıyısında kurulmuş, yüzünü denize
dönmüş, denizle bütünleşmiş, denizle varolmuş, Özgün bir Ege Kenti olan Ayvalık
ekranlardaki yerini alıyor.
Bu belgeselde, günümüz Marina Müdürü Yücel Alibeyler anlatacak bu şirin beldenin
denizle ilişkisini. Ayvalıklı Gazeteci-Yazar Ahmet Yorulmaz; ‘Ayvalık şimdi çok
modern bir kent oldu’ demeden önce, doğasının, tarihinin ve bina mimarisinin, bu
büyüleyici kenti nasıl zenginleştirdiğini anlatacak bizlere. Bir başka
Ayvalıklı; Sanat Tarihçi Berrin Akın ise geçmişten bu güne, kentin ekonomik,
kültürel gelişiminden, kent kimliğinden söz edecek ve dedelerinin anılarını
paylaşacak izleyenlerle. Birlikte gezeceğiz, Taksiyarhis Kilisesi’ni, Çınarlı
Cami’yi, Saatli Cami’yi...
Pala Bahçe’de yorgunluk çaylarımızı içerken öğreneceğiz, “Palio Bahçe”nin “Küçük
Bahçe” demek olduğunu. Salim Amca (Salim Ezer)’dan, Midilli’de bıraktığı
anacığının mezarını yıllar sonra nasıl bulduğunu öğreneceğiz mübadele öyküsü
eşliğinde... Adanın en yüksek yeri olan, “Aşıklar Tepesi”nden denizi ve
gökyüzünü aynı anda kucaklamalarına Tanık olacağız, Aya Yanni ve Panaya
Kiliseleri’nin.. Hemen yanı başlarındaki eski “Kızlar Mektebi”, günümüzün Kültür
Merkezi’nin, kentin kaybolmaya başlayan geçmişine sahip çıkmasını izleyeceğiz
hüzünle…
Cunda’nın dar, ama daraltmayan sokaklarından, gösterişli evlerinin soylu
görüntüsü eşliğinde ineceğiz denize doğru. Aniden karşımıza çıkıveren
Taksiyarhis Kilisesi’nin, bu harap haliyle bile ne denli etkileyici olduğuna
takılacak aklımız. Adalıların “Ali Bey”i, “Ali Onay”, mübadeleyle Girit’ten
gelirken yaşadıklarını paylaşacak” bizimle. Acemi kaptanı, aşılanmalarını,
karantina günlerini öğreneceğiz. Karabaşa Hasan’ın, Rumca türküleri eşliğinde
varacağız Patariça’ya...
Maviyle-yeşilin huzur içerisindeki kucaklaşmasını görünce, orada yaşamayı
seçmesine hak vereceğiz çoğumuz. Hava kararırken döneceğiz Cunda’ya. Tema Vakfı
temsilcisi ve Turizm Derneği Başkanı Köksal Durukan’ı dostlarıyla hoş bir
sohbetin ortasında bulacağız. Ayvalık’ın on iki ay Yeşil olmasının sırrını
anlayabilmek için neye gerek olduğunu konuşacağız. Ayvalık halkının, Cunda
halkının hoşgörüsünün, buraya yerleşmesindeki en önemli etken olduğunu
göreceğiz. Hasan Gülören ise büyüklerinin, mübadil kimlikleriyle, Girit’ten,
Midilli’den gelenlerin, eski topraklarındaki kültüre, yaşam anlayışına ve benzer
kent görüntüsüne sahip bu yeni yurtlarına uyum sağlamakta zorlanmadıklarını
anlatacak. Bir de zeytinyağının nimetlerini…
Zeytinyağı üreticisi Ziya Şensal’dan, zeytinin tıpkı erik gibi, elma gibi bir
meyve olduğunu, Selim Kantarcı’dan da zeytinyağının bu meyvenin “Suyu” olduğunu
öğreneceğiz. Ahmet Yorulmaz, yetişiverecek hemen. Ahcımız Mehmet Usta’yla
birlikte bir güzel, “Balıklı Bamya”, ”Sakızlı Ahtapot” ve “Kabak Kıstırma”
yapacaklar bize…
Yıllarca damağımızdan silinmeyecek bu tatları, Ayvalık’ın olmazsa olmaz’ı
“Papalina” yla birlikte yiyeceğiz, Cunda’nın Ünlü deniz kıyısı meyhanelerinden
birinde..Ve bu kentin unutulmaz “Gün Kavuşmaları” eşliğinde ayrılacağız,
gözlerimiz ve aklımız arkada!..