Yapım Tarihi - 2005
Süre - 00:30:00
Bölüm Sayısı - 13
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Muharrem Sevil
Yapımcı - Muharrem Sevil
Metin Yazırı - Halime Toros
Genel Danışman - Dr. Yakup Deliömeroğlu
Yapım - Yönetim Yardımcısı - Bülent Sarpkaya
Kameraman - Kamil Kayalı
Kurgu Yönetmeni - Füsun Şahin
Seslendiren - Çetin Tekindor
Özgün Müzik - İrfan Gürdal
Belgeselin Bölümleri
Hoca Ahmet Yesevi
Farabi
Yusuf Has Hacib
Kaşgarlı Mahmut
Uluğ Bey
Ali Kuşçu
Ali Şir Nevai
İmam Buhari
İbn Sina
Musa El Harezmi
El Biruni
Fuzuli
Abdulkadir El Meragi
Asya’dan Dünyayı Aydınlatanlar
Asrına adını veren alim Biruni’yi ne kadar tanıyoruz? Ya da Farabi’nin sesin ahengini matematik
hesaplarla ölçtüğünü biliyor muyuz? Ya İbn Sina’yı, Fuzuli’yi, Harezmi’yi... “Asya’nın Kandilleri”
bugüne bıraktıklarıyla hâlâ yaşayan bu ışıkları buluşturuyor bilgiye değer verenlerle...
Türk dünyasının önemli isimlerinin dramatik anlatımla ele alındığı “Asya’nın Kandilleri”, yeni yayın
dönemiyle birlikte TRT ekranlarında... 13 bölümden oluşan program, Türk coğrafyasında yaşamış;
kültür, düşün, sanat ve bilim alanında öne çıkmış kişilerin etik ve estetik değerlerini; yaşadıkları
dönemin ve çevrenin kültürel, toplumsal ve siyasal atmosferinden soyutlanmadan anlatıyor. Her bölümü
yirmi beş dakika olan biyografik - belgesel programda Hoca Ahmet Yesevi, Farabi, Yusuf Has Hacib,
Kaşgarlı Mahmut, Uluğ Bey, Ali Kuşçu, Ali Şir Nevai, İmam Buhari, İbn Sina, Musa El Harezmi, El
Biruni, Fuzuli, Abdülkadir El Meragi’ye yer veriliyor.
“Asya’nın Kandilleri”, Orta Asya coğrafyasında Doğmuş, büyümüş, yaşamış ve bize/bugünkü dünyaya
bıraktıklarıyla hâlâ yaşayan, bize ait olan bir “tarihe” gereken hassasiyeti göstermek amacıyla
hazırlandı. Programın çekimleri toplam sekiz ülkede (Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan,
Türkmenistan, Afganistan, İran, Suriye ve Türkiye) yapıldı ve 73 gün sürdü.
Onları ne kadar tanıyoruz?
UNESCO’nun 25 dilde çıkardığı “Courier Dergisi”, 1974 Haziran sayısını Biruni’ye ayırdı ve dergi
kapağına; “1000 yıl önce Orta Asya’da yaşayan evrensel deha Biruni” diye yazdı. Biruni yaşadığı çağa
“Biruni Asrı” dedirten bir alim. Ama çoğu insan bundan hâlâ haberdar değil.
Farabi, adı bilinir, ama sadece adı... Haksızlık etmemek de lazım, meraklıları, felsefeye olan
katkılarını Bilir. Daha çok “Medinet’ül Fazıla” isimli eseriyle tanınan Farabi’nin başta ud ve kanun
olmak üzere bazı sazları çaldığını, bu sazları geliştirdiğini, sesin ahengini matematik hesaplarla
ölçtüğünü, ud çalmada büyük mahareti olduğunu herhalde çok az insan Bilir.
Ve İslam kaynaklarının Eş-Şeyh ül-Reis diye söz ettiği İbn Sina... 13. yüzyıl düşünürlerinden Roger
Bacon’a göre “felsefenin sultanı ve lideri”. Aynı zamanda jeolog, fizikçi ve kimyacı, ruhların
hekimi ve müzikolog. Bir Gök bilimci, eczacı, şair ve devlet adamı... İbn Sina’nın bu yönlerinden
haberdar mıydınız? Ya da Ali Şir Nevai. Çağatay lehçesini ustalıkla kullanan Ali Şir Nevai o
lehçeyle öyle eserler verdi ki, Çağatay dili “Nevai dili” diye anıldı.
Uluğ Bey “14. yüzyılın astronomu” unvanını taşıyor. Alman gökbilimci Johann Hevelius’un eserlerinde,
kataloglarından söz edilen beş astronom arasında Uluğ Bey de yer alıyor. Yine milattan önce ikinci
yüzyıldan Hevelius’a, yani 17. yüzyıla kadar tanınmış on bir astronomun temsili resimleri arasında
Uluğ Bey’in resmi de var.
Bilimin Öncüleri...
Harezmi, bir matematik dehası... Tarihe “cebir ilminin ve astronomların babası” olarak geçen El
Harezmi, bir eserinde “Bir ilim adamı ya kendisinden önce kimsenin tespit edemediği bir konuda eser
kaleme alır, ya kendinden önceki ilim adamlarının bıraktığı konuları açıklar, kolaylaştırır ve
anlaşılır kılar. Veya daha önce yazılmış eserlerde bulunan eksiklikleri giderir, yanlışları
düzeltir” diyecek kadar da mütevazı.
İmam Buhari, hâlâ “Üstatların üstadı, muhaddislerin efendisi ve hadis illetlerinin tabibi” diye
anılır. Hoca Ahmet Yesevi sadece bir mutasavvıf değil. Belki de Hoca Ahmet Yesevi olmasaydı bugün
Türkçe’den söz edilmeyecekti. Fuzuli’de söze ne hacet; “Aşk imiş her ne var alemde, ilm bir kıyl ü
Kal imiş ancak.” dizeleriyle kendini yeterince anlatmıyor mu? Yüzyıllar boyunca Türk Müziği’nin en
büyük bestecisi olarak kabul edilen Meragali Abdülkadir, yani Abdülkadir El Meragi’den ne yazık ki
haberdar bile değiliz!
Balasagunlu Yusuf ya da daha sonraki adıyla Yusuf Has Hacip ve onun eseri “Kutadgu Bilig; Kutlu
Kılan Bilgi”... Kimine göre “Kutadgu Bilig”, Aristo felsefesine göre yazılan bir siyasetname… Kimine
göre eseri siyasetname olarak nitelemek onun insani değerini ikinci plana atmak…. Kimine göre ise
ahlaki - felsefi didaktik bir manzume... Ya da Türk muhitlerinde asırlardan beri toplanan siyaset ve
hukuka dair fikirlerin özeti... Devlet idaresini öğreten bir nasihat ve hikmet kitabı... Bir
ütopya?... Hilmi Ziya Ülken’e göre Türk tefekkürünün ve siyasi felsefesinin en mühim eserlerinden
biri.
Uluğ Bey’in, “büyük alim, şerefli oğul” diye bahsettiği; Fatih Sultan Mehmet’in iltifatına mahzar
olarak Ayasofya Medresesi’nin baş müderrisliğine getirilen Ali Kuşçu hakkında ne biliyoruz?
Matematik ve astronomi bakımından Osmanlı Türklerinin en parlak çağının Ali Kuşçu ile başladığını
söylemek mümkün. Ve de Kaşgarlı Mahmut. “Kitabü Divânı Lûgat-it Türk” adlı muazzam lügati ile dilin
sicilini tutan isim.
Neden Asya’nın Kandilleri?
Bu isimlerin her biri hem yaşam serüvenleriyle, hem de yapıp - ettikleriyle daha fazla ilgiyi hak
ediyorlar. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Yıllardır süre giden ezberimizi bozmak ve bizden
sonrakilere bu olağanüstü birikimi “hatırlatmak” gereğinden yola çıkarak hazırlanan “Asya’nın
Kandilleri”, Muharrem Sevil (yapım-yönetmen); Kamil Kayalı (görüntü yönetmeni), Füsun Şahin (kurgu
yönetmeni), Halime Toros (Metin yazarı), Çetin Tekindor (seslendiren), İrfan Gürdal (Özgün müzik),
Doç. Dr. Yakup Deliömeroğlu (genel danışman), Bülent Sarpkaya’nın (yapım-yönetim yrd.) imzasını
taşıyor.
“Asya’nın Kandilleri”nde yer alan isimlerin hepsi Asyalı ya da Doğulu. Kandilin aydınlık olduğu
konusunda ise hiç kimsenin şüphesi yok. Üstelik batılı anlamda bir “aydınlık” da değil. Bu
kandillerin hepsi hem uzağımızda, hem de yakınımızda; fakat daima önde… Bunu artık fark etmek
gerekiyor.
Asya'nın Kandilleri belgeseli 17 Eylül 2005'den itibaren, 13 hafta boyunca her Cumartesi saat;
22.25'de TRT - 2'de yayına giriyor.
TRT'ye Uluslararası Ödül...
"Asya'nın Kandilleri" belgeseli İran'da düzenlenen festivalde 1. oldu. TRT
yapımı "Asya'nın Kandilleri" adlı belgesel, 14'üncü İslam Ülkeleri
Radyo-Televizyon Programları Festivali'nde Altın Anka Ödülü'nü aldı. İran'ın
İsfahan kentinde düzenlenen Festival'de, yapım ve yönetmenliğini Muharrem
Sevil'in üstlendiği "Asya'nın Kandilleri" adlı belgesel dizi, "Ahmet Yesevi"
bölümüyle kendi dalında birinci oldu. Belgesel dizide, yaşadıkları dönemin
siyasal, sosyal ve kültürel yaşamına damgasını vuran ve tarihte iz bırakan, İbn-i
Sina, Fuzuli, Ahmet Yesevi gibi önemli isimler tanıtılıyor.
Kaynak
Korkmaz Göçmen, Muharrem Sevil
TRT Resmi web sitesi
Basın Bülteni
ASYA’NIN KANDİLLERİ
Yayın Kanalı - TRT-2
Yayın Tarihi - 17/09/2005
Yayın Saati - 22.25
Asya, antik çağlardan başlayarak on altıncı yüzyıla kadar İpek Yolu üzerindeki
benzersiz coğrafi konumundan yararlanıyor ve Doğu medeniyetinin büyük şehirleri,
büyük eserleri ve büyük buluşları bu topraklardan çıkıyor. Programa konu olan
bütün alimler bu coğrafyada doğup, bu benzersiz birikimden yararlanmışlar ve
Asya’dan aldıkları ışıkla sonunda kendileri ışık olmuşlar.
Doğu medeniyetinin önemli isimlerinin dramatik anlatımla ele alındığı onüç
bölümlük programın ilk bölümünde Hoca Ahmet Yesevi anlatılıyor.
Yüzyıllarca lider konumunu sürdüren İslam Uygarlığı’nın bilim, sanat, edebiyat
gibi alanlarda öne çıkan isimlerinden yapılmış bu seçmede yer alan diğer isimler
ise şöyle: Farabi, Yusuf Has Hacib, Kaşgarlı Mahmut, Uluğ Bey, Ali Kuşçu, Ali
Şir Nevai, İmam Buhari, İbn Sina, Musa El Harezmi, El Biruni, Fuzuli, Abdülkadir
El Meragi.
Program, hem bu görkemli mirası bize bir kez daha hatırlatıyor hem de bu mirasa
katkıda bulunan dev şahsiyetlerin hayatlarından ve yaşadıkları coğrafyadan
ilginç kesitler sunuyor.
Birçok Türk devletine başkentlik yapmış, İslam kültür ve uygarlığının görkemli
merkezleri olmuş Balasagun, Köhne Ürgenç, Merv, Hiva, Tebriz, Isfahan, Nişabur,
Semerkant, Buhara, Herat gibi şehirlere doğru yapılan bu yolculuk, Asya’nın
Kandilleri’ne bir biyografik belgesel olmasının yanı sıra tarihe, zamana,
kültüre ve insana doğru yapılmış çok verimli ve sıra dışı bir “gezi belgeseli”
tadı da veriyor.
Abbasilerin payitahtı olan ve İslam İmparatorluğu’nun bütün iktisadi hayatı,
zenginliği ve ihtişamının toplandığı Bağdat ise bir “hayal şehir” olarak
neredeyse her bölümde varlığını hissettiriyor.
Bilim, sanat ve kültür tarihimizin dev isimleri,
Asya’nın Kandilleri’nde buluşuyor…
“Asya’nın Kandilleri”
hem onların hikayesini anlatıyor, hem de bizim
Program Ekibi:
Yapımcı-Yönetmen: Muharrem Sevil
Görüntü Yönetmeni: Kamil Kayalı
Kurgu Yönetmeni: Füsun Şahin
Metin Yazarı - Halime Toros
Seslendiren: Çetin Tekindor
Özgün Müzik: İrfan Gürdal
Genel Danışman: Doç. Dr. Yakup Deliömeroğlu