Yapım Tarihi - 1999
Süre - 00:30:00
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Korkmaz Göçmen
Yapımcı - Korkmaz Göçmen
Kameramanlar - Serhat Karaca
Ses - Turgut Atasoy
BELGESELE İLİŞKİN BAZI NOTLAR
- Ulu Önder Atatürk’ ün 1919 Yılında Amasya’ da geçirdiği 10 Günün hikayesi.
YÖNETMENİN NOTU
1918 Sonbaharı. Güneşli günler geride kalmış, Gökyüzü karabulutlarla kaplanmıştı. Dört cephede savaşan Osmanlı Devleti, Müttefikleri İle birlikte yenilgiyle sonuçlanan büyük bir savaşın sonunda masaya oturmuştu. 30 Ekim 1918’ de İmzalanan “Mondros Ateşkes Anlaşması” Osmanlı Devleti’ni fiilen sona erdirmişti.
Mustafa Kemal Paşa, “Büyük Nutuk” ta Anadolu halkına seslenişinde şöyle diyordu. “Türk’ ün, saygınlık, onur ve yeteneği çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet tutsak yaşamaktansa yok olsun daha iyi.
Öyleyse, YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM.”
İstanbul Şişli’ deki evinde ulusal direnişin çekirdek kadrosunu oluşturan Mustafa Kemal, Anadolu’ da etkin bir görev almaya çalışır ve sonunda 9. Ordu Müfettişliğine atanır.
Mustafa Kemal Paşa, görevi aldığında hissettiklerini şu tümcelerle ifade eder.
"Heyecandan dudaklarımı ısırdığımı hatırlıyorum.
Kafes açılmış, önünde geniş bir alem,
kanatlarını çırparak uçmağa hazırlanan bir kuş gibiydim.”
Takvimler 15 Mayıs 1919’ u gösteriyordu. İzmir işgal edilmişti.
16 Mayıs 1919’ da İstanbul’dan yola çıkan Bandırma Vapuru, Samsun’ a doğru yol alıyordu. Yükü ağırdı. Ulusun özgürlüğünü,ülkenin bağımsızlığını taşıyordu.
Samsun ve Havza'daki çalışmalarla, Ulusal egemenliğe dayalı, tam bağımsız, yeni bir Türk Devleti kurmanın ilk adımları atılmıştı.
12 HAZİRAN 1919 PERŞEMBE
(1. Gün)
Takvimler 12 Haziran 1919 Perşembe gününü gösterdiğinde, Amasya tarihinde önemli bir gün yaşanıyordu. Dilden dile;
“Çanakkale kahramanı geliyor...
Mustafa Kemal geliyor...” tümceleri dolaşıyordu.
Saat dokuzu geçiyordu. Amasyalılar yediden yetmişine büyük bir coşkuyla yollara dökülmüş, şehre dört kilometre uzaklıktaki Gezirlik mevkiinde Mustafa Kemal’i bekliyordu.Coşkulu halk, Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarını taşıyan konvoy geldiğinde, araçların etrafını sardı. Paşa,“Merhaba
Amasyalılar” diye halkı selamladı.
Amasyalılar O’na dokunmak için büyük çaba sarf ediyordu. Sallanan eller atılan çiçekler arasında Hükümet köprüsü geçildi, Amasya meydanına gelindi.Mustafa Kemal Paşa, Hükümet konağında bir konuşma yaparak, toplanan halka,
"Memleket elden gidiyor. Eğer düşman Samsun'a ayak basacak olursa çarıklarımızı giyip dağlara çıkmamız, vatan toprağını son parçasına kadar savunmamız gerekecek. Hep beraber aziz vatanımızı ve bağımsızlığımızı kurtarmak için bütün gücümüzle çalışacağız" diye seslendi.
Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları Saraydüzü Kışlası’na yerleştiler. Bugün ortada olmayan ve arsasında Atatürk Anıtı yer alan binanın “Karanlık Oda” denilen salonunda aynı gün çalışmaya başladılar.
Belli ki; boşa geçirecek bir dakikaları bile yoktu. Mustafa Kemal, o gece Komiser Osman Çağın vasıtasıyla Sultan Bayezıt Camisi Vaizi Abdurrahman Kamil Efendi’ ye bir not gönderdi. Notta, Hoca’ dan Cuma namazında vereceği vaazda birlik beraberlikten bahsedilmesi isteniyordu.
Abdurrahman Kamil Efendi “Başım gözüm üstüne” diyerek aldığı notu öpüp başına koydu.
13 HAZİRAN 1919 CUMA
(2. Gün)
13 Haziran 1919 Cuma günü. Amasya’nın en büyük camii, Sultan Beyazıt tıklım, tıklım dolu idi. Namaz sonrası vaazına başlayan Kamil
Efendinin sözleri özetle şöyleydi;
“Ey Ahali !...
Milletin şeref ve haysiyeti, istiklali hakikaten tehlikeye düşmüştür.
Bu felaketten kurtulmak için icap ederse,
vatanın son bir ferdine kadar ölmeği göze almak lazımdır.”
Koca camiyi dolduran yüzlerce Amasyalıdan çıt çıkmıyor, çoğu sessizce ağlıyordu. Kamil Hoca, aksakalına sızan göz yaşlarını gizleyerek konuşmasını sürdürdü.
“Artık Padişah olsun, Halife olsun, ismi unvanı her ne olursa olsun,
hiçbir şahsın ve makamın hikmet ve mevcudiyeti kalmamıştır.
Hep birlikte Mustafa Kemal Paşa’nın çevresinde toplanarak yurdu
kurtaracağız.
Allah yardımcımız olsun.”
14 HAZİRAN 1919 CUMARTESİ
(3. Gün)
14 Haziran 1919 günü, 8 Haziran tarihinde İstanbul'a geri çağırılan Mustafa Kemal Paşa, Padişah'a bir telgraf çekerek düşüncelerini şöyle açıklar.
"İstanbul'da iken ulusun bu kadar güçlü ve az zamanda felaketlere karşı bu
derece Uyanık olduğunu düşünemezdim. Eğer zorlanırsam görevimden istifa
ederek Anadolu'da ve milletimin sinesinde kalacağım, vatani görevime açık
adımlarla devam edeceğim "
Mustafa Kemal Paşa ile bugün ilk toplantılarını yapan Amasyalılar Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni kurarlar. Amasyalı gençlerin en ateşli toplantılarını yaptıkları Atik-Ali Paşa mektebi Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin en çok kullanılan şube binası olur.
15 HAZİRAN 1919 PAZAR
(4. Gün)
Mustafa Kemal Paşanın Amasya'ya gelişinin dördüncü günü İstanbul'dan bir telgraf gelir. Görev yapmakta olduğu 9. Ordu Müfettişliği'nin adı, 3. Ordu Müfettişliği olarak değiştirilmiş, tekrar İstanbul'a çağırılır.İstanbul Hükümeti'nin, duyarsızlığını, İngiliz’lerin olur olmaz, teklif ve müdahalesi karşısında direnme göstermeyişini üzüntüyle karşılayan Mustafa Kemal Paşa, bu hislerini 15 Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa'ya aynı gün çektiği bir telgrafla bildirir.
Bu arada, Diyarbakır Valiliği'ne de bir telgraf çekerek Diyarbakır ve çevresinde Müdafaa-i Hukuk, Redd-i İlhak Cemiyetlerinin kurulmasını tavsiye eder.
16 HAZİRAN 1919 PAZARTESİ
(5. Gün)
16 Haziran Pazartesi, yoğun telgraf trafiğinin yaşandığı bir gündür. Mustafa Kemal Paşa, Anadolu'nun dört bir yanındaki komutanlara çektiği telgraflarla ülkenin içinde bulunduğu durumu tekrarlayarak, olup bitenleri beklemek taraftarı olmadığını, ancak, hazırlıkların iyi yapılabilmesi için biraz zaman kazanmayı uygun gördüğünü bildirir.
17 HAZİRAN 1919 SALI
( 6. Gün)
17 Haziran 1919 Salı. Mustafa Kemal Paşa, günlerce edindiği bilgilerin doğrultusunda Kazım Karabekir Paşa'ya bir telgraf çeker ve ulusal birliğin gereğine ilişkin özetle şunları söyler.
"Anadolu'ya geçişimden şimdiye kadar en çok önem verdiğim taraf, ulusun
geleceğini ve hayat hakkımızın ancak ulusal birlikle kurulacağını anlamak ve
bunun için her çeşit siyasi ve kişisel ihtiraslardan uzak, yalnız ulusun Özgün
ve bağımsız yaşamaya yönelik örgütünün, yani Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin
ülkeye yayılması esaslarını hazırlamak oldu.
Övgüye değer ki; gerek askeri, gerek mülki makamlardan aldığım telgraflar
ulusun bu ihtiyacı duyduğunu ve genel şekilde bu işe eylemli olarak
başladığını ispat ediyor."
18 HAZİRAN 1919 ÇARŞAMBA
(7. Gün)
Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları Amasya'ya geleli bir hafta olmuştur. İstanbul Hükümeti yayınladığı bir genelge ile Redd-i İlhak gibi derneklerin kurulmasını ve silahlı kuvvet oluşturulmasını yasaklar.
Mustafa Kemal Paşa, büyük nutkunda İstanbul Hükümeti'nin bakış açısını şöyle açıklar.
Yeni bir savaşı göze alamayan İstanbul Hükümeti, varlığımızı ancak siyaset
yolu ile koruyabileceğimize inanıyor; ulusal ordu kurarak direnişe geçenleri
devletin geleceğini tehlikeye sokmakla suçluyor ve bunları öğütle, olmazsa
zorla yola getirmeyi planlıyordu.
Paşa, aynı gün Edirne'deki I. Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Paşa'ya çektiği telgrafla Trakya'da birliğin sağlanması konusundaki düşüncelerini aktarır. Bu telgraf aslında "Amasya Genelgesi'nin" ilk işaretlerini taşımaktadır.
“ Bağımsızlık için milletle birlikte sonuna kadar çalışacağıma mukaddesatım
namına yemin ettim. Artık Anadolu’ dan hiçbir yere gitmem mümkün değildir.
Anadolu halkı baştan aşağı tek vücut haline getirildi.
Kararları istisnasız olarak kumanda heyeti ve arkadaşlarımla birlikte
alıyoruz.
Vali ve Mutasarrıfların hemen hepsi bizimle beraberdir. Anadolu’daki
Teşkilat-ı Milliye kaza ve nahiyelere kadar genişledi."
19 HAZİRAN 1919 PERŞEMBE
(8. Gün)
19 Haziran 1919 gününü Amasya çok hareketli geçirdi. Bağırlarına bastıkları Paşaları'nın daveti üzerine 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa ve Rauf Bey Amasya'ya gelir. Yediden yetmişe sokaklara dökülen Amasyalı konuklarını coşkuyla karşılar.
20 HAZİRAN 1919 CUMA
(9. Gün)
Görüşmelere Amasya’ ya gelen 3. Kolordu Komutanı Refet Bey de katılır ve Anadolu'da geçici bir hükümet kurulması tartışılır. İstanbul Hükümeti'nin, Ulusal direnişi örgütlemeye yönelik haberleşmeyi yasaklaması üzerine Mustafa Kemal Paşa Valiliklere, Kolordulara ve posta telgraf müdürlüklerine bir telgraf çeker.
"Milletin sesini boğarak meşru haklarını istemeyi yasaklayan ve vatanın
mahvolmasına sebep olan bu emri hiçbir namuslu telgraf memurunun yerine
getirmeyeceğini sanıyorum. Böyle bir namussuzluğa cesaret edenler Divan-ı
Harp'e verilecektir."
21 HAZİRAN 1919 CUMARTESİ
(10. Gün)
21 Haziran 1919 Mustafa Kemal Paşa'nın Amasya'ya gelişinin onuncu günü idi.
Günlerce Süren çalışmaların sonuna gelinmişti. Gecenin ilerleyen saatlerinde Paşa ayakta, yaveri Cevat Abbas Bey´e kararları dikte ettiriyor, odadakiler çıt çıkarmadan dinliyorlardı.
1."Ülkenin bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı tehlikededir.
2.İstanbul'daki Hükümet, yüklenmiş olduğu sorumlulukların gereğini yerine
getirememektedir. Bu durum ulusumuzu yokmuş gibi gösteriyor.
3.Ulusun bağımsızlığını, yine ulusun kesin kararı ve direnişi kurtaracaktır.
4.Ulusun, durumunu ve davranışını göz önünde tutmak ve haklı sesini bütün
dünyaya duyurmak için her türlü etki ve denetimden uzak, ulusal bir kurulun
oluşturulması şarttır.
5.Anadolu'nun her yönden en güvenilir kenti olan Sivas'ta biran önce ulusal bir
6.kongrenin tez elden toplanması zorunludur.
7.Bunun için, bütün vilayetlerin her sancağından halkın güvenini kazanmış üçer
delege zaman geçirmeksizin yola çıkarılmalıdır.
8.Herhangi bir kötü durumla karşılaşabileceği düşünülerek bunun şimdilik ulusal
bir sır olarak tutulması gerekmektedir."
Dikte ettirilen bu kararlar tarihe “Amasya Genelgesi” olarak geçti. Mustafa Kemal Paşa, toplantının son dakikalarını şöyle anlatır.
"Amasya Genelgesi'nin arkadaşlarca da imzalanmasını istedim.
Rauf Bey, konuk olduğunu belirterek bu belgeyi imzalama yetkisini kendinde
görmediğini söyledi. Ben de, bunun tarihi bir anı değerinde olduğunu
söyledim. Bunun üzerine imza etti.
Refet Bey, imza etmekten çekindi. Kongre toplamaktaki amaç ve yararı
anlayamadığını söyledi.
Ali Fuat Paşa, düşüncemi anlayınca hemen imzaladı.
Refet Bey de, yazıyı eline alarak kendine özgü bir işaret koydu."
Genelge aynı gece, telgraf memuru Abdurrahman Rahmi Efendi’ ye ulaştırıldı. Rahmi Efendi, genelgeyi Anadolu’nun dört tarafındaki sivil ve askeri makamlara şifreli olarak çekmeye başladı.
Aynı gece, İstanbul’ da bulunan bazı Ünlü kişilere genelgenin yanı sıra bir de genel mektup yazan Mustafa Kemal, mektubunda özetle şu düşünceleri dile getirdi.
"Yalnız miting ve gösteriler, büyük amaçları hiçbir zaman gerçekleştiremez. Bunlar ancak, ulusun bağrından Doğan ortak güce dayanırsa kurtarıcı olur. Artık, İstanbul Anadolu'ya egemen değil bağlı olmak zorundadır. Size düşen özveri pek büyüktür.
Amasya Genelgesi, Mustafa Kemal Paşa'nın Amasya'da geçirdiği 10 Gün boyunca kumandanlara ve mülki amirlere gönderdiği tebliğ ve tamimlerle, açıkladığı konuların bir program halinde ifadesidir.
Özetle, Amasya Genelgesi, ülkenin bütünlüğünü, ulusun bağımsızlığını tehlikeye sokanlara karşı açılmış bir mücadeledir.
KRONOLOJİK AMASYA TARİHİ
* Amasya'da ilk yaşam günümüzden sekiz bin yıl önce başladı.
* Amasya'nın bilinen ilk ismi MÖ 1400 yıllarına ait Hitit dönemi tabletlerinde Amesit olarak yazıldı.
* MÖ. 8. yy'dan itibaren Frig, Kimmer, Lidya ve Pers egemenliği altına giren Amasya, Hellenistik dönemde Amaseia olarak anıldı.
* MÖ. 291 ile 26 yılları arasında Pontus Uygarlığı’nın tek başkenti oldu.
* MÖ. 30'da Roma İmparatorluğu’nun eline geçen Amasya v e Kalesi hızla yeniden inşa edildi ve bugünkü haline getirildi. 18 kilometre uzunluğundaki Ünlü “Ferhat Su Kanalları” bu döneme aittir.
* MS. 395 Yılında, Bizanslıların eline geçen Amasya, bu dönemde Hıristiyan alemi için önemli bir dinsel merkez haline geldi.
* Melik Ahmet Danişment Gazi tarafından 1075 yılında fethedilen Amasya, Bizans egemenliğinden kurtularak bundan böyle bir Türk-İslam merkezi oldu.
* 1177 Yılında Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıçaslan, Danişment’li Devleti’ ne son vererek Amasya’yı kendi topraklarına kattı.
* Kısa bir dönem İlhanlıların eline geçen Amasya, 1389 yılında Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katıldı.
* 12 Haziran 1919'da Mustafa Kemal Paşa’yı bağrına basan Amasya, Cumhuriyet'in kurulmasında önemli bir üne sahip olarak, o günlerin aziz anısını, her yıl 12 Haziran'da başlayan “Atatürk Kültür ve Sanat Haftası” etkinlikleriyle kutluyor.