|
Kadına Ağıt

Requiem For Women
Yapım Tarihi - 2006
Süresi : 00:45:00
Formatı :
Türkiye, 2006, Belgesel, Renkli, DVCAM, İngilizce/Almanca Altyazılı
Web Sitesi - http://www.kadinaagit.com
Basın Bülteni .doc
Yönetmen - Berrin BALAY TUNCER, Önder M. ÖZDEM
Yapım - Berrin BALAY TUNCER
Görüntü Yönetmeni - Önder M. ÖZDEM, Ersan OCAK
Kurgu - Berrin BALAY TUNCER, Önder M.ÖZDEM
Yapım Asistanları - Erdem TÜFEKÇİ, Ebru ARICAN, Ayşegül OĞUZ, Didem BALTACI
Dünya Hakları - Berrin Balay TUNCER
e-mail/e-posta:bbalay @ metu.edu.tr

Kadına Ağıt namus cinayetlerini konu alan belgesel.
Çığlık, sesini duymadığımız, duymazdan geldiğimiz kadınlar için bir çığlık. Bu
coğrafyada namus adına kadınlar öldürülüyor...
Ucan Süpürge Kadın Filmleri Festivali gösterildi.
1. İpek Yolu Film Festivali, Belgeselcilerin Gözüyle 10 Kadın 10 Bakış Bölümü
Gösterim. 2006
Kaynak
festival.ucansupurge.org

Berin Balay Tuncer'in "Kadına Ağıt" belgeseli, ardında yaşanmışlığını dahi
bırakamadan öldürülen kadınların tümüne bir ağıt okuyor. Başı belli olmayan
karanlık bir tünelden gelip, yaşayan ve öldürülmüş tüm ruhları delip geçen bir
ağıt.
Tarihi tam olarak ne kadar eskilere dayandığı bilinmeyen namus/töre cinayetleri,
Türkiye'deki son on yıldaki görünürlükleriyle beyaz perdeye yansıyor. Nüfus
cüzdanı olmayan, resmen hiç doğmamış kadınların, toplumsal, bireysel
hafızalardan da hiç varolmamışçasına silinmelerine karşı duranların hep birlikte
söyledikleri bir ağıt olan 'Kadına Ağıt' belgeseliyle.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Görsel İşitsel Araştırmalar Merkezi'nde (GİSAM)
öğretim üyesi Dr. Berrin Balay Tuncer'in yönetmenliğini yaptığı film, aile
içinde şiddete uğramış, öldürülme tehlikesiyle evden kaçıp KA-MER'e sığınmış
kadınların yaşadıklarını, KA-MER'in ve diğer sivil toplum kuruluşlarının (STK)
bölgede verdiği mücadeleyi, resmi mercilerin son kertede namus/töre cinayeti
konusundaki bilgisizliklerini ve yetersizliklerini, namus/töre adına cinayet
işlenmesinin gerekliliğini savunanların dehşet veren portrelerini bir araya
getirmeyi başarmış.
Berrin Balay Tuncer, üç senede tamamlamış belgeseli. Şemse Allak olayından
sonra, ailelerin barış yemeği için bir araya geldiğini de okuyunca "artık bu
sorunun belgeseli yapılmalı" demiş.
Bölgedeki çekimlerde sürekli sivil toplum kuruluşlarından bir kişinin ya da
muhtarların katılımıyla röportajları gerçekleştirdiğini anlatan Balay, "herkes
biliyordu, ama konuşmuyordu" diyor. "Doğduklarına dair hiçbir kaydı olmayan
kadınlar, namus temizlemek için bir günde öldürülüp gece gömülüyor ve hiçbir
yetkili merciin haberi bile olmuyor bazen."
Urfa Salnamesi: Öldürmeyin, tecrit edin
Namus/töre cinayetleri üzerine yapılan araştırmaların azlığına dikkat çeken
yönetmen 1920'li yıllarda Urfa salnamesinde, kadınların öldürülmemesi gerektiği,
ancak şehir dışında bir yere yaşamaya gitmeleri gerektiğinin yazıldığını
aktarıyor.
Bir çocuk fabrikası olarak kadın
Diyarbakır ve Urfa'da yapılan görüşmelerde bölgenin siyasal, ekonomik, sosyal
yapısının karmaşıklığı bir daha gözler önüne seriliyor. Aşiret, gelenek,
yoksulluk, eğitimsizlik; hepsinin hedefi genç kadınlar oluyor.
Filmde, bu cinayetlerin gerekliliğini savunan bir erkek, kadının eğitilmemesi
gerektiğini üstüne basa basa söylüyor. Ayrıca aynı kişi, 34 yaşındaki
kadınlarının 8-9 çocuk sahibi olduğu bir milletin sırtını ne Amerika'nın ne da
başka bir ülkenin yere getirebileceğini savunuyor.
Kızlarımızı köpeklerle yatırın, oğlumuzu öldürmeyin
Filmdeki en dikkat çekici olaylardan biri ise, bir namus/töre cinayetinden sonra
erkeğin ailesinin kızın ailesine, oğullarının öldürülmemesi için götürdükleri
teklif.
Erkeğin ailesi, kızın ailesine, evli kadınlarını, bekar kızlarını sunuyor, "eğer
istiyorsanız onları köpeklerle yatırın" diyor. Yani zaten hakkında tek söz
söyleme hakkı erkeklerin olan kadın cinselliğinin bu denli aşağılanması bir
"barış/ateşkes" önerisi olarak sunuluyor.
STK'lerin imkanları kısıtlı
STK'ler bölgede kilit bir pozisyonda. Aşiret-gelenek-eğitimsizlik ve yoksulluk
kıskacında sıkışmış kadınların destek bulabileceği en önemli merkezler STK'ler.
Ancak, kadınların uzun vadede hayatlarını idame ettirebilmeleri halen çok zor.
Sığınak imkanları çoğu kez yok, olanların da sığınakta kalma süresi çok kısıtlı.
Başka ülkelerde durum ne?
Kadına Ağıt belgeselinin ana sponsoru Hollanda merkezli bir STK olan MamaCash.
Hollanda'da şiddete uğrayan kadınların sığınakta kalmaları ve maddi yardım
almaları hemen sağlanıyor, belli bir süre sonra meslek öğrenmeleri için
çalışmalar yapılıyor.
Daha sonraki aşamalarda da şehirleşmiş bölgelerde yaşamaları için yardımlar
sağlanıyor. Destek, kadın ekonomik özgürlüğünü kazanana kadar devam ediyor.
Büyük çoğunluğu Kürt kadınlarından oluşan töre şiddetine maruz kalan kadınların
kendi hayatlarını kurmalarının önündeki engellerden biri de Türkçe bilmemeleri.
Bu sorun imkanların kısıtlılığıyla da birleşince, kadının evden ayrıldığında
çalışıp, meslek sahibi olmasını da zorlaştırıyor.

Valilik kurtarılan kadınlara yardım ediyor
Balay, bölgedeki resmi mercilerin kadınlara yardım etmek için kapılarının açık
olduğunu söylüyor. "Valilik kurtarılan kadınların hayatlarını kolaylaştırmak
için elinden geleni yapıyor" diyor Balay. Ayrıca Türkiye Büyük Millet
Meclisi'nde (TBMM) Namus Cinayetleri İzleme Komisyonu kurulmuş olmasını da
-henüz bir sonuç alınmamış olsa da- umut vaat eden bir adım olarak
değerlendiriyor.
Belediyelerin de sığınma evlerine ilişkin çalışmalarına değinen Balay, yine de
sığınma evi mantığının altı ayla sınırlı kalmaması gerektiğinin altının
çizilmesi gerektiğini belirtiyor.

Aşiret
Aşiretler arasındaki güç dengeleri de namus/töre cinayetlerinin oluşmasında ve
farklı biçimlerde kadınlara şiddet uygulanmasının sürdürülmesinde belirleyici.
"Eğer iki aşiret de aynı derecede güçlüyse, kadının öldürülmesinden sonra
erkeğin de cezalandırılması gerekmeyebiliyor" diyor Balay. Ama eğer bir aşiret
diğerinden daha güçlüyse o zaman güçlü olanın kuralları geçerli oluyor.
Aşiret reislerinin oğullarının bugün mecliste oturduğunu söyleyen yönetmen, asıl
onların harekete geçirilmesi gerektiğini belirtiyor. Ancak, menfaat ilişkisinin
herkesin elini kolunu bağladığını, devletin teşviklerinin çoğunlukla ağalara
gittiğini de ekliyor. Dolayısıyla resmi merciler bir yandan Diyarbakır'da
Urfa'da hayatta kalmayı başaran kadınlara yardım ederken, üst kademelerde
belirleyici olan, kadınların hayatlarına mal olan menfaatler.
Aşiret içindeki yaşlı kadınların tam bir erkek aşiret reisi gibi davrandıklarına
dikkat çeken Balay, aşiretlerdeki yaşlı kadınların namus/töre cinayetlerindeki
teşviklerinin de altını çiziyor.
Erkeklerle çalışmak çok önemli
Yeni Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) caydırıcılığı, sivil toplum kuruluşlarında
çalışan kadınların da aynı aşiret sistemi içinden gelmeleri, sistemde çatlaklar
oluşturuyor; ancak yönetmen asıl önemli olanın erkeklerle çalışmalar yürütmek
olduğunu vurguluyor.
"Türkiye'de kadınlar henüz erkeklere çalışmanın önemini kavramış değil. Biz
sürekli kadınlar üzerinde çalışıyoruz, kadınlar seslerini yükseltiyor ama
mücadele alanları o kadar kısıtlı ki, bu durumda erkeklerin katılımının olması
ve onlarla çalışmalar yürütülmesi çok önemli."
Kadına Ağıt belgeseline Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Türkiye ve ODTÜ
GİSAM da destek olmuş.
"Kadına Ağıt" ardında yaşanmışlığını dahi bırakamadan öldürülen kadınların
tümüne bir ağıt okuyor. Başı belli olmayan karanlık bir tünelden gelip, yaşayan
ve öldürülmüş tüm ruhları delip geçen bir ağıt. (TS/TK)
Kaynak
BİA Haber Merkezi
20/05/2006
Talin SUCİYAN

KADINA AĞIT
Yönetmenler - Berrin Balay Tuncer & Önder M. Özdem
35 mm / Renkli / 39’
Türkçe; İngilizce altyazılı
Çığlık,
sesini duymadığımız,
duymazdan geldiğimiz kadınlar için
bir çığlık.
Bu coğrafyada namus adına kadınlar öldürülüyor.
26. Uluslararası İstanbul Film Festivali, Ulusal Belgesel Film Yarışması. 2007

Kaynak
İstanbul Film Festivali Web Sitesi
|