|
Sonuç / Filmin Etkileri
Film çekilip bittiğinde ve gösterimler yapıldığında olumlu olumsuz bütün
yorumlar iyice dinlenmelidir. İzleyicinin fikirleri önemlidir. Yorumcuların
filmden ne kadar etkilendiği önemlidir. En önemlisi ise seyreden kişinin
yönetmeni ve senaryoyu tam olarak anlamasıdır.
Film ödül alabilir. Ama bu haliyle ödül alır. Acaba yönetmen bu halini mi
yaratmaya çalışmıştı? Eğer istediklerini tam olarak yapmışsa ve seyirci aynı
şeyi anlatıyorsa bu başarıdır. Ama seyirci filmde başka şeyler bulup, jüri bu
filme değer biçmişse film yönetmen gözünden başarılımıdır? Yoksa bu bir tesadüf
müdür?
Bütün bunların analizi film sonrası sonuçlara bakarak değerlendirilmelidir.
Bir film yapıldığında önemli olan film değil yönetmenin eğitimidir, acemiliğini
atmasıdır diye düşünebilirsiniz. Size bir hikaye anlatarak filmin etkilerini
anlatmak istiyorum.
400 Yıl Sonrayı Görebilmek.
Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzadebaşı Cami'nin 1990'li yıllarda devam eden
restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir inşaat mühendisi, caminin
restorasyonu sırasında yaşadıkları bir olayı televizyonda şöyle anlatmıştı:
"Cami bahçesini çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki
kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler vardı. Restorasyon programında bu
kemerlerin yenilenmesi de yer alıyordu. Biz inşaat fakültesinde teorik olarak
kemerlerin nasıl inşaat edildiğini öğrenmiştik fakat tas kemer inşası ile ilgili
pratiğimiz yoktu. Kemerleri nasıl restore edeceğimiz konusunda ustalarla
toplantı yaptık. Sonuç olarak kemeri alttan yalayan bir tahta kalıp çakacaktık.
Daha sonra kemeri yavaş yavaş sokup yapım teknikleri ile ilgili notlar alacaktık
ve yeniden yaparken bu notlardan faydalanacaktık. Kalıbı söktük. Sökmeye kemerin
kilit taşından başladık. Taşı yerinden çıkardığımızda hayretle iki taşın
birleşme noktasında olan silindirik bir boşluğa yerleştirilmiş bir cam şişeye
rastladık. Şişenin içinde durulmuş beyaz bir kâğıt vardı. Şişeyi açıp kâğıda
baktık. Osmanlıca bir şeyler yazıyordu. Hemen bir uzman bulup okuttuk. Bu bir
mektup idi ve Mimar Sinan tarafından yazılmıştı. Şunları söylüyordu:
"Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 senedir. Bu müddet zarfında bu
taşlar çürümüş olacağından siz bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz. Büyük bir
ihtimalle yapı teknikleri de değişeceğinden bu kemeri nasıl yeniden inşa
edeceğinizi bilemeyeceksiniz. İşte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşa
edeceğinizi anlatmak için yazıyorum".
Koca Sinan mektubunda böyle başladıktan sonra o kemeri inşa ettikleri taşları
Anadolu'nun neresinden getirttiklerini söyleyerek izahlarına devam ediyor ve
ayrıntılı bir bicimde kemerin inşasını anlatıyordu.
Bu mektup bir insanin, yaptığı isin kalıcı olması için gösterebileceği çabanın
insanüstü bir örneğidir. Bu mektubun ihtişamı, modern çağın insanlarının bile
zorlanacağı taşın ömrünü bilmesi, yapı tekniğinin değişeceğini bilmesi, 400 sene
dayanacak kâğıt ve mürekkep kullanması gibi yüksek bilgi seviyesinden
gelmektedir. Şüphesiz bu yüksek bilgiler de o koca mimarin erişilmez
özelliklerindendir. Ancak erişilmesi gerçekten zor olan bu bilgilerden çok daha
muhteşem olan 400 sene sonraya çözüm üreten sorumluluk duygusudur...
Eğer bir film yapıyorsanız bu ileride başınıza bela olabilir!...
Bir gün iyi bir yönetmen olarak tarihe geçebilirsiniz. Ancak bütün sinema
öğrencileri sizi örnek alarak, sizin yaptığınız işleri merak edecek ve
yaptığınız iş ortaya çıkacaktır.
Bugün yaptığınız filmden işte bu kadar sorumlusunuz.
Kaynak
Hayri ÇÖLAŞAN
Yeraltin'dan Notlar
"Modernite yasami olusturan degerdir"
Sanatci, urununu sonuclari ile birlikte dusunmelidir. Urunun ortaya cikis
surecleri urunu de belirler, etkiler. AB, Dis Fonlar, buyuk para destekleri,
ozgur sanatin tuzaklaridir. Sponsorluklar ozgur sanatin sinirlarini belirler,
katleder, beklentiler yaratir. Sanat urunu, bedeli ile satilabilir,
seyredilebilir, secilmis kampanyalarda kullanilabilir. Bugunun belalisi
fonlardan gelen her seyden uzak durun. Atolyeleri, mekanlari, imkanlari,
okullari, kurslari, fonlarin yarattigi devasa dunyadan, her seyden kendinizi ve
cocuklarinizi uzak tutun.
Fon okullarini, kurumlarini mecbur kalmadikca kullanmayin, kendinize degerleri
kendinizden alanlar yaratin, kucuk ama etkili alanlari belirleyin, o alanlarin
disiplini icinde donusun. Buyuk fonlarin, her zaman daha buyuk iyidir hallerine,
butcelerinin buyuklugune, gosteris budalasi hallerine, iyi dekore edilmis soguk
mekanlarina ruhunuzu teslim etmeyin.
Kendinizi kolay cozumlerden, mesafesi kisa ama odulu buyuk cozumlerden uzak
tutun. Zenginlik, size gelecekse bunu reddetmenize gerek kalmadan her yolla
gelir. Zenginlesme icin sanat yapmayin, bu birbirini donusturen bir seydir.
Ozgun ve ozgur olmak, dinc ve saglikli bir kafa, saglam zemin ve durusun
sonucudur.
Sanatinizi, ideolojilerin, gunluk politik hesaplarin, korkularin ve kaliplarin
uzaginda, sanat faaliyetinizi kolayciliklardan, kisa yol cozumlerinden uzakta
bir yerde kurun. Hedeflediginiz kitlenin hallerinin icinde donusun, buradan, o
taraf icin bir cozum uretemezsiniz, buradaysaniz burdansinizdir, ordan degil,
oraya donusmeye, benzemeye calismayin.
Sabirli olun, teslim olmayin. Az yiyin, az harcayin, daha basit dekorlar
kullanin, gerekirse kullanmayin. Gelecek, basit ve size ait cozumlerdedir.
Yasadiginiz zorluklar felsefenizi guclendirecek, yasam durusunuzu netlestirecek
kose taslaridir, zorluk her yerde vardir unutmayin, sadece size gorunen sekli
degisir, sizin icin anlami aynidir.
Urununuz, sizindir. satarken secimli olun, kimin almak istediginizi gorun, onun
sizi satin almaniza yol acacak zayifliklar gostermeyin. Urununuze deger verin,
ardini takip edin. Kurallarinizi belirleyin. Isbirlikcilere, kiymet
bilmeyeceklere parasi karsiligi bile olsa urununuzu vermeyi reddedin.
Butun bunlar imkansiz yapamam diyorsaniz, o zaman zenaat yaparak ac kalmayin,
sanat yapmayi kendinizi guclu hissedeceginiz bir zaman birakin. Sanatiniza,
zemininize, sanatci kimliginize soz soyletmeyin.
Sanat Dergi
Milliyet Blog
Not: Bu dusunceler yazarin "yeralti"ndan gelen seslere dayanan ozgun
gorusleridir, durusunu, baska zeminlerden gelen seslere gore kuranlarin
goruslerine de saygi duymakta ve onlari da kendi ictutarliliklari cercevesinde
dogru bulmaktadir.
Ekrem Pehlivan
Tasarimci / Kurumsal Iletisim Danismani
|
|
|
 |