|
'Vatanperver' Türk Sineması
'Kurtlar Vadisi Irak' ve 'Deliyürek: Bumerang Cehennemi'nin açtığı yoldan bu
sezon arka arkaya 'kahramanlık' temalı, milliyetçi filmler izlemeye başladık.
Bir komedi filmi olan 'Maskeli Beşler Irak' filminde Kuzey Irak'ta operasyon
düzenleniyor, 'Amerikalılar Karadeniz'de 2'de 'Her Türk asker doğar' repliği
duyuluyor.
İSTANBUL Anadolu yakasının önemli sinemalarından, altı salonlu Rexx'in bir
salonunda komedi filmi 'Maskeli Beşler-Irak' diğerinde 'Amerikalılar
Karadeniz'de 2' oynuyor. 'Emret Komutanım: Şah Mat' ile tarihi film 'Son
Osmanlı-Yandım Ali' de diğer salonlarda gösteriliyor. Aslında Türkiye'deki pek
çok sinemada durum pek farklı değil. Popüler Türk filmleri hemen hemen her
sinemada fazlasıyla kendine yer buluyor.
Bu filmlerin ortak yanı, 15-25 yaş grubu 'tipik sinema izleyicisi'ni
hedeflemeleri ve 'kahramanlık' üzerine kurulu, militarizmi öven, milliyetçi
filmler olması. Askerler cirit atıyor, silahlar patlıyor, Türklüğe ve askerliğe
övgüler yağdırılıyor. Ve tabii Türkiye'nin düşmanlarıyla mücadele ediliyor.
Eleştirmenler şaşkın! Her hafta aynı vurgular yapılıyor. Ortak kanı filmlerin
kötü olduğu ve yükselen milliyetçiliğe karşı Türk sinemasının yangına körükle
gittiği. Peki 'ne oldu da birden bire bu tür milliyetçi filmleri arka arkaya
izler olduk' derseniz cevabı yakın geçmişte bulursunuz.
Yıl 2001... Yönetmen Osman Sınav, aynı adlı televizyon dizisinden 'Deliyürek:
Bumerang Cehennemi' adlı bir film çekiyor. Milliyetçi olduğunu dile getiren
Sınav, filmde dizinin kahramanı Yusuf Miroğlu'nun gözünden Güneydoğu'da yaşanan
'terör' olayların perde arkasını anlatma iddiasında. Seyirciden bol bol alkış
alan "Bu ülkenin ekmeğini yiyip bu ülkeye ihanet edenler, bu ülkenin ekmeğini
yedikleri yerden kurşun da yerler" repliği yapımın siyasal tavrını da ortaya
koyuyordu ve yaklaşık 1 milyon seyirci çekti.
Yıl 2006... Filmin adı bu sefer 'Kurtlar Vadisi-Irak' . ABD ile Türkiye
arasındaki ilişkilerin yara almasına sebep olan 'çuval hadisesinin' beyazperdede
intikamını almaya çalışan istihbarat görevlisi Polat Alemdar var karşımızda.
Aslında Miroğlu'ndan pek farkı yok onun. Özünde o da Osman Sınav'ın yarattığı
bir dizi kahramanı. Maço, ülke için canını vermeye hazır..! Farkı Miroğlu
Güneydoğu'da operasyon düzenlerken, Polat Alemdar konjoktüre uygun olarak Kuzey
Irak'a gidiyor. "Ben Türküm. Ve bir Türk'ün başına çuval geçirecek adamın
dünyasını başına yıkarım" diyerek Amerikalı yetkiliyle mücadeleye girişiyor.
Film, 4 milyondan fazla seyirciyi sinemaya çekti.
İşte bu iki filmin çok izlenmesi, milliyetçiliğin dünyada ve Türkiye'de
yükselişte olması kimi yapımcıları da harekete geçirdi. Seyircinin en fazla
sinemaya gitme eğiliminde olduğu bir dönemde (aralık-şubat) gösterilecek
kahramanlık temalı popüler yapımlar üretildi. Filmlerin içine de illa Türk
bayrağına, vatan toprağına ya da askerliğin kutsallığına vurgu yapan diyaloglar
ve görsel ayrıntılar sıkıştırılıyor.
Replikler anlatıyor her şeyi
Mesela, işgal altındaki İstanbul'da İngilizler'in ve azınlıkların Türk karşıtı
tavrından etkilenen kabadayı Yandım Ali'nin Milli mücadeleye katılma öyküsünü
anlatan 'Son Osmanlı-Yandım Ali'de, Türk bayrağını indirmek isteyen İngilizler
"Onu indirmeye kimsenin gücü yetmez" diyen Ali'den iyi bir dayak yiyor. Komedi
filmi 'Amerikalılar Karadeniz'de 2'de bir askerin "Askerlik zor çiçeğim. Zor
olmasına zor da vatan sevgisi var ya içimizde vız gelir bu zorluklar bize" diye
başladığı replik "Her Türk asker doğar" diye devam ediyor. Kötü yürekli KGB
ajanının bir Türk subayını öldürme komplosu üzerine kurulan, bir tür 'deli
askerler' komedisi 'Emret Komutanım: Şah Mat' bile kışlada geçen bir kahramanlık
hikâyesine dönüşüyor.
Film, "Bizim askerimiz yüreklerinde atalarının kanlarıyla hazır gelirler," gibi
hamasi replikler, "Komutanım, şehit düşersem bu memleketim Sivas'ın toprağıdır.
Belki cenazem memleketime getirilemez. Bunu üzerime serp," gibi duygusal
ifadelerle ilerliyor.
Geçen yılın sevimli beceriksiz hırsız çetesi 'Maskeli Beşler' de durumdan vazife
çıkarmayı ihmal etmiyor ve soluğu Kuzey Irak'ta alıyor. 'Maskeli Beşler Irak'
filminde çete üyeleri Kuzey Irak petrolleri üzerinde Türkiye'nin hakkının
yendiğine inanıp Amerikalıların kontrolündeki bir petrol tesisine operasyon
düzenliyor. Operasyonun sebebi de şöyle bir diyalogla açıklanıyor: "Zannedersem
bize göre bu Irak'taki petrol kuyularında sanki hâlâ bizim hakkımız varmış gibi
düşünüyoruz,"
"En azından elin Amerikalısından daha fazla hakkımız var. Kimse bu hakkı
savunmadığı için biz de kalkıp buraya geldik."
Bu filmlerden kimisi milliyetçi çizgide olduğunu belirten sitelerde de takdir
görüyor. Mesela www.milliyetciforum .com adresli internet sitesinde
'Gençliğimize izletmemiz gereken film ve diziler' arasında 'Son Osmanlı-Yandım
Ali' sayılıyor, 'Kurtlar Vadisi'nin dönüşü sevinçle karşılanıyor.
Belli ki sinema dünyası da gelişmelerden rahatsız. Çünkü kimi yönetmenler
çuvaldızı herkesin kendine batırması gerektiği yönünde açıklamalar yapıyor.
Yönetmen Derviş Zaim'in Hrant Dink suikastının ertesinde bir konferansta
"Sinemanın ahlaki değerler üzerine kurulması gerektiğini düşünüyorum. (...)
İnsanların şiddeti kutsayan filmler yapmasının, bu tip mantalitenin büyümesinde,
bu tetiği çekenlerde etkisi var mıdır? diye sormamız gerekiyor" demesi boşuna
değil. Ya da yönetmen Çağan Irmak'ın SİYAD Ödül töreninde "Şiddeti
eleştiriyormuş gibi yapıp şiddeti kendi çıkarları için kullanan filmler ve dizi
filmler, ucuzlaştırılmış bir milliyetçiliği koz olarak kullanan, militarist
söylemi öven yapımlar, kısa vadede yapımcılarına para kazandıracaktı r elbette.
Ama çok uzun olmayan vadede Türkiye'nin kalbine doğrultulmuş birer silah
olacaktır." dedikten sonra Türkiyeli yapımcıları film yaparken bir kez ve bir
kez daha düşünmeye davet etmesi...
'Militarizm propagandası yapılıyor'
Nihal B. Karaca (Zaman): 'Maskeli Beşler gönlümüzü kararttığı yetmezmiş gibi
kurusıkı vatanseverliğ i gözümüze sıkmaktan da geri durmuyor.' Cüneyt Cebenoyan
(Birgün): "Yine milliyetçi bir yapımla (Son Osmanlı - Yandım Ali) karşı
karşıyayız, sayın seyirciler. Militarizm de elbette yerini almış. (...) Türkiye
hızla militaristles diyor ve sinemamız yangına körükle gidiyor."
'Emret Komutanım Şah Mat'
Türkiye sineması adına utanç verici bir film. (...) Asıl kızdıran yanı sonsuz
sıkıcılığından çok politik duruşu.' Atilla Dorsay (Sabah): 'Son Osmanlı-Yandım
Ali', yerli-yersiz çıkagelen erotik sahneler kadar, yüksek dozdaki
milliyetçiliğiyle de dikkat çekiyor. Evet, günümüzün bir kitle talebi bu... Ama
Yandım Ali'ye, hadi işgalci İngilizler bir yana, İstanbul'daki tüm azınlık
mensuplarına sırayla dayak attırmak neyin nesi?" "Eve Giden Yol 1914'ün aşırı
milliyetçi bir yanı da var." Talip Ertürk (Vatan): 'Hollywood milliyetçi
çıkışlar yaptığında azarlıyoruz, ama Eve Giden Yol'daki milliyetçilik paçalardan
akıyor...'
Olkan ÖZYURT, Radikal
|
|
|

|