|
Rekorlar
Muhterem Nur bir televizyon programında 700 film çektiğini iddia etmişti.
Kimileri de bir zamanlar Yeşilçam'da yılda 400 film çekildiğini söylemişti. Agah
Özgüç ise "O kadar da değil" diyor ve gerçek rakamları açıklıyor. Bunlar bize
olağan gelse de herhangi bir Batılı için fantastik bir boyut taşıyor.
Türk sinema tarihi sayısal açıdan öylesine ilginç olaylarla doludur ki,
şaşırmamak mümkün değildir. Resmi tarihiyle 84 yıllık bir geçmişi olmasına
karşılık hâlâ endüstri aşamasına geçememiştir, topluca kurumlaşamamıştır. Ama
sayılara gelince hep öndedir, rekorları hiçbir ülke sinemasına kaptırmaz.
Gerçekten rekor düzeyindeki aşamalar yalnızca ülkemizle sınırlı değildir.
Kırılan Yeşilçam'ın değil, dünya sinemasının rekorlarıdır. Örneğin Öztürk
Serengil, 267 film çektiğini söylerse ünlü yönetmen Ingmar Bergman nasıl
şaşırmasın ki? Bergman'ı şaşırtan olayı isterseniz Serengil'in bir anısından
aktaralım:
"Stockholm Havaalanı'nda 40 kadar Türk işçisiyle, basın ateşemiz Safter Yılmaz,
ellerinde çiçeklerle beni karşıladılar. Safter Yılmaz, büyük bir çaba harcayarak
İsveç'in en büyük gazetesiyle röportajımı sağladı. Bu röportajda, '267 film
çeken Türk aktör, dünya çapında ünlü yönetmen Ingmar Bergman için 'Bu adamı hiç
duymadım' dedi.' diye manşet attılar.
Ertesi gün bu röportaja cevap veren Ingmar Bergman, aylarca konuşulup gülünecek
bir espri yaparak beni mat etti: 'Bu Türk aktör, 267 adet film mi yoksa fotoğraf
mı çektirmiş, ben de bunu anlayamadım'".
Hazır yeri gelmişken şu gerçeği vurgulamamız gerekiyor. Acıdır ama gerçektir.
Bir ikisi hariç, hemen hemen tüm oyuncularımız sanat yaşamları boyunca kaç film
çektiklerinin farkında bile değildirler. Çoğu, çevirdikleri filmlerin isimlerini
de bilmezler. Ve "Kaç film çevirdiniz" diye bir soru açılınca da verdikleri
sayılar gerçeği yansıtmaz. Yanıltıcıdır, atmasyondur... Mesela Muhterem Nur.
Ünlü oyuncumuz, "Gecenin Konukları" adlı TV programında Aziz Üstel'e şu yanıtı
veriyordu: "700 film çevirdim efendim..."
Öztürk Serengil'in çevirdiği film sayısı doğru, Muhterem Nur'unki ise
abartılıydı. 700 film gibi bir sayı yalnızca başrol oyuncuları için değil, Erol
Taş ya da Suzan Avcı gibi karakter yani "yan hikaye oyuncuları" için geçerli
olabilirdi. Kaldı ki Serengil de genel çizgisiyle bir "yan hikaye oyuncusu"ydu.
Ve Muhterem Nur belli bir dönemden sonra yardımcı oyuncu olarak kamera karşısına
çıksa da verdiği sayı kuşkuluydu.
Fatma Girik, Hülya Koçyiğit, Belgin Doruk, Filiz Akın gibi başrol oyuncusu kadın
starlar arasında rekor kıran Türkan Şoray'dır. İki TV dizisi hariç 184 sinema
filmi çekmiştir Türkan Şoray.
Kesintisiz ve sürekli başrol oynayan erkek starlara gelince, kesin sayı
saptanmamasına karşılık bu rekor Cüneyt Arkın'ındır. Türk sinemasının yıllık
dökümlerine baktığımızda, liste başlarında sürekli Arkın'ı görürüz.
Yardımcı ya da "ikinci erkek" rolleriyle kamera karşısına çıkan (erkek veya
kadın) oyuncuların ise film sayılarının saptanması daha zordur. Bu konuda öne
çıkan bir oyuncu Turgut Özatay'dır. Kaldı ki Özatay, başrol oynadığı gibi birçok
filmde de Kenan Pars örneğini anımsatan biçimde "ikinci adam"ları
canlandırmıştır. Sınıfsal bir ayrım yapılmadan bakıldığında Özatay'ın da yıllık
dökümlerde rekor sayıya ulaştığı açıkça görülür.
"Yıllık dökümler" denince hemen akla Zerrin Egeliler gelir. "Seks filmleri
dönemi"nin yıldızlarından Egeliler'in 1979 yılında 37 filmde birden oynadığını
biliyor muydunuz? İşte bu da Türk sinemasının şaşırtıcı rekorlarından biri
sayılır. Aynı zamanda bu bir dünya rekorudur. Aslında 1979 da, her tür
ilkelliğin, ucuzluğun sayı olarak büyük bir tırmanışa geçtiği yıldır. Örneğin
1979'da çekilen 195 filmin 131'i "seks filmi" ya da "seks komedisi" olursa
Zerrin Egeliler'in 37 filmde oynaması, Recep Filiz'in 26 senaryoya imza atması,
yönetmen Naki Yurter'in de 28 film birden çekmesi doğaldır.
Çaresiz her sinemasal moda, altın çağını yaşadığı sürece oyuncusunu,
senaryocusunu, yönetmenini yaratacaktır. Senaryo yazarlığı, Türk sinemasının en
sorunlu ve en zorlu sınıfını oluşturur. Varlığı, yokluğu ya da eksikliği hep
tartışılmıştır. Bu alanda sayısal açıdan üç isim daima öne çıkar:
Bülent Oran, Safa Önal ve Erdoğan Tünaş. "Senaryo yazımının 3 silahşörleri"nden
Bülent Oran bu konuda şöyle der: "Safa Önal ile Erdoğan Tünaş, senaryo
yazarlığına benden sonra başladı. Vergi nedeniyle imza atamadığım senaryolarım
da eklenirse bugüne dek yazdıklarımın sayısı bine yaklaşıktır."
Bugün hâlâ dur durak tanımadan senaryo çalışmalarını sürdüren Safa Önal,
"Yazdıklarımı saymadım" derken, Erdoğan Tünaş mütevazi bir söylemle "Yalnızca
400 kadar" yanıtını veriyor. Böylece de senaryo yazımındaki rekorlar konusunda
üç ünlü isim ortaya çıkıveriyor.
Bu arada Orhan Kemal'i de unutmamak gerek. Sayısı bilinmeyen ve de isimli
isimsiz birçok filmin diyaloglarını Orhan Kemal yazmıştır. Türk sinemasının 84
yıllık geçmişi içinde bizim yönetmelerimizin rekorunu da kıran çıkmamıştır
dünyada. Ve bir yabancı konuk sinemacı merak edip "Kaç film yönettiniz?" diye
sorar Osman F. Seden'e. "Tam tamına 8 film oldu..." Konuk sinemacı yeni bir soru
açar bu kez: "Yaşamınız boyunca mı çektiniz bu 8 filmi?" "Hayır efendim, bu 8
filmi bu yıl içinde çektim" yanıtını alınca yabancı iyice şaşırır.
Seden bir yana, ya Ülkü Erakalın'ın yaşamı boyunca 157 uzun metrajlı çektiğini
öğrenmiş olsaydı, acaba ne yapardı? Herhalde şaşkınlık komasına girip bayılırdı.
Yönetmenlerle ilgili "çok özel bir rekor" da Nejat Saydam'a özgüdür. 1962-1977
yılları arası kameraman Melih Sertesen'le tam 64 filmde birlikte çalışmışlardır.
Dile kolay, yapımcı Murat Köseoğlu'nun "memur kameraman"ıyla 64 kez aynı
filmde... Demek ki ilginç bir ikili oluşturmuşlar Saydam'la Sertesen.
Türk film yönetmenleri böyle üretken olunca yapımcılar da boş duracak değiller
ya. Yapımcı rekoru Erler Film Şirketi adına Türker İnanoğlu'nda... Ortak
yapımlar hariç kendi adına 169 film üretmiş. Tabii TV dizileri de bu sayının
dışında. Dikkat ettiniz mi bilemiyorum. TV programlarına çıkan konuklar, sinema
ile ilgili panellerdeki tartışmacılar kulaktan dolma bilgilerle bir yılda 400
film çekildiğini söylerler. Sallamak serbest ya!.. Oysa Türk sinema tarihinin
hiçbir yılında 400 film üretilmemiştir. Bu rekor, yalnızca 1972 yılına aittir ve
300 film çekilmiştir.
Filmlerde oynayanlar, çekenler aşağı yukarı bellidir de platolardaki iç sahne
dekorları kimler tarafından yapılmıştır? Eskiden kamera arkasındaki bu
dekorculara, sahne tasarımcılarına "ardirektör" deniyordu. Bugünkü ismi ise
"sanat yönetmeni". Bu işe yıllarını vermiş ve bu alanda 500'ün üzerinde ürettiği
tasarımla rekor kıran Sohban Koloğlu'dur. Bir bar kapısı mı yapılacak, karlı bir
duvar dekoru mu? Koloğlu hazırdır. Ve telefonla sipariş alan uzman bir kişiliğin
sahibidir.
Yine kamera arkası çalışanlarından film müziği bestecileri arasında rekorcular
yok mu? Cahit Berkay'ın müziğini yaptığı filmleri tümüyle saymış değiliz. Ama
bir Ankara Film Şenliği'nde yarışmaya "en iyi özgün müzik adayı" olarak beş
filmle birden girmesi "rekor" değil de nedir? Sıra film şenliklerine gelince 34
yıllık bir tarihi olan Antalya Festivali'nin rekorlarını aşabilmesine hiçbir
şenliğin gücü yetmez. Antalya Film Festivali'nin 1964'ten bu yana toplam (kısa
metrajlı film ödülleri bu sayıya dahil değil) olarak kaç ödül dağıttığını
biliyor musunuz? Evet 33 yılda 284 ödül...
Yıllar önce yerli filmlerin, iş yapıp sinema kapılarının nasıl kırıldığına,
zaman zaman tanık oluyorduk. Ancak, o yıllarda iş yapan filmlerin seyirci
sayısını sıhhatli bir düzeyde saptamak olanaksızdı. İstanbul vizyonlarında bu
saptamalar belirli ölçüde bir gerçeklik kazanıyorsa da Anadolu'daki
gösterimlerinde seyirci sayıları net bir şekilde kesinleşemiyordu. Anadolu'daki
işletmeciler de seyirci sayısı konusunda kuşkulu bir durum sergiliyorlardı. Daha
açıkçası tırpanlanan seyirci sayısı nedeniyle hasılatların bir bölümü bazı
işletmecilerin gizlice ceplerine inerken yapımcıların da haklarına el konuyordu.
Demek istediğimiz "Eşkıya"dan önce de belli ölçüler içinde seyirci rekoru kıran
filmler vardı kuşkusuz. Ama iki buçuk milyonu aşan seyircisiyle "Eşkıya"nın Türk
sinema tarihinin gişe hasılatıyla da en büyük rekorunu kırdığını yeni bir
işletmecilik sistemi sayesinde görebiliyoruz. Şimdi bakıyoruz her yapımcı, her
yönetmen "'Eşkıya'nın rekorunu biz kıracağız" diye palavra sıkıyor. Sonra ne
oluyor? Bu iddiaları hep kursaklarında kalıyor yazık ki. Oysa "Eşkıya", böyle
bir yarışta "ölçü" değil, olağanüstü bir "mucize"... Türk sinemasındaki rekorlar
dublaj sanatçılarına kadar uzanır elbette. İyi ama seslendirme sanatının
rekorcuları kimler acaba, eskiler mi yeniler mi? Bu saptamayı biri çıkıp yapsa
da, bu dertten bizi kurtarsa?
Kaynak
Agah Özgüç
Sinema Dergisi, Nisan 98
Dünyanın En Çok Film Çeviren Kadın Oyuncusu : Türkan Şoray
Bugüne Dek 222 Filme İmza Atan Türkan Şoray, 'Dünyanın En Çok Film Çeviren Kadın
Oyuncusu' Rekorunun Sahibi. Dünya Starları Catherıne Deneuve ile Sophıa Loren'in
Filmlerinin Toplamı İse 171. Geçtiğimiz günlerde Engin Ayça'nın yönettiği yeni
sinema filmi 'Suna' için kamera karşısına geçen Türkan Şoray, kendisine ait olan
'dünyanın en çok film yapan kadın oyuncusu' rekorunu kırma yolunda emin
adımlarla ilerliyor. Sanat hayatında 46 yılı geride bırakan Türkan Şoray'ın
kariyerindeki 222'nci film olan 'Suna' ile yeniden doğduğunu belirterek; "Her
film benim için yeni bir doğuş" diyor.
Nevin Akkaya Türk sinemasının dublaj rekortmeni.
“İlk yıllarda dikkat çeken çok önemli bir hanımefendi daha var. Nevin Akkaya çok
genç yaşlarında Muhsin Ertuğrul kabiliyetli bulduğu için tiyatro grubuna almak
istedi. Akkaya’nın ailesi ünden kaçtığı için istemedi. Kendisinin isteği ise
opera sanatçısı olmaktı. Ancak Muhsin Bey’in ısrarından kurtulamadı ve Aynaroz
Kadısı’nda oynadı. Nevin Hanım’da çok önemli ses özelliği vardı. Abartısız
söylüyorum, belki 10 bin filmde Nevin Hanım’ın sesi vardı. O dönemde çok film
ithalatla getiriliyordu. Türk filmi az çekiliyordu. Bunların hepsine dublaj
yapmak zorundaydı. İstanbul’un lüks sinemalarında filmler Fransızca ve İngilizce
oynuyordu ama Anadolu sinemaları Türkçe seviyordu.”
Merkezi Strasbourg'da bulunan ve Avrupa Konseyi'ne bağlı çalışan Gözlemevi'nin
yaptığı açıklamaya göre, Türkiye'de 2006 yılında 34 milyon 800 bin sinema bileti
satıldı.
Açıklamada, bu rakamın, 27 milyon 300 bin biletin satıldığı 2005 yılına kıyasla
yüzde 27,8 artış anlamına geldği kaydedildi. Gözlemevi yetkilileri, Türkiye'de
sinemaya olan ilginin artmasındaki en önemli etkenin kaliteli Türk filmleri
üretilmeye başlanması olduğunu söylüyor.
Gözlemevi'nin verilerine göre, 2006 yılında en fazla sinemaya giden Avrupalılar
ise Fransızlar oldu. Fransa'da geçen yıl 188 milyon 500 bin sinema bileti
satıldı. Fransa'yı sırasıyla, İngiltere (156 milyon 600 bin), Almanya (136
milyon 700 bin), İspanya (121 milyon 700 bin), İtalya (107 milyon 300 bin) ve
Rusya (89 milyon 500 bin) izliyor.
|
|
 |

|