|
Müzikli Filmler Hakkında
Filmlerde müzik kullanılması çok doğal gelebilir bazılarımıza. Ancak kullanılan
parçaların bir anlamları var mıdır. Filmde kullanılan “bir kitap gibi başka
nesneleri çağrıştırır mı?” diye hiç sorduk mu kendimize? Bırakın “sinemacı
olmayı” her hangi bir film izleyen izleyici “hiç dikkat etmişimidir bunlara?”
Şarkılar yalnızca uzun planlarda “seyircinin ilgisi dağılmasın diye mi
kullanılmıştır?”
Kaç tane film hatırlıyorsunuz, kısa metraj olsun, uzun metraj olsun ya da
belgesel olsun; müziklerini beyninizden çıkartamadığınız(?) Demek ki, filmlerde
duyduğumuz “müzikler” yalnızca “uzun planları beslemek amacıyla” oraya konmuyor.
Bilakis müzikler, filmlerin; “ışık gibi” hatta biraz abartırsak kimseye bir
zararı olmaz “kamera” gibi olmazsa olmazı. Ancak illaki burada “bestelenmiş
şarkılar kastedilmemekte”. Bir sokak gürültüsü de kimi zaman “9. Senfoni”nin
yerini tutabilir. Müzik zaten insanın içinde olan bir unsur olduğundan; “yani
doğarken bir vurmalı bir de nefesli iki enstrüman ile doğduğumuz içindir ki”
hayatın her daim içindedir. Filmlerde “gelecek ya da gerçek üstü bir dil
anlatılsa bile” bu ruhtan kopamaz.
Yasemin SANNINO’nun “İtalyan Ruhu”, ile “Türkçe” söylediği “Birdenbire”, şarkısı
nasıl ki beni hiç ilgisi yokken, ‘Orhan Veli KANIK’ “…Her şey birdenbire oldu; /
Yollar, kırlar, kediler, insanlar... / Aşk birdenbire oldu, / Sevinç
birdenbire.” dizelerine güttürdüyse, “kim bilir(?)” sizi hangi şarkılar nerelere
götürmüştür.
Filmde ya da hayatta “duyduğumuz tınılar mı acaba bizi bu “hayatın akışını
yazmaya iten”.
“Eşkıya” filminin ya da “Arabesk”in şarkılarını dillendiren onca genç ya da genç
adayı insan yok mudur aramızda?
“…Burada karanlığın ortasında / Gölgelerin arasında…” derken Uğur YÜCEL, tüm
filmi özetlememiş midir(?)
Yine bir yerde duyduğum üzere “Hamam” filminin “film müziği” için tam altı ay
Anadolu dolaşılmış ve çalışılmış....
Filmde asıl olan şey ise “müziğin bir diyalogmuşçasına” kullanılmasıdır,
özellikle de “kısa filmlerde; filmin doğası gereği sözden mümkün olduğunca
arıtılıp, “evrensel bir duygu çerçevesinde” yorumlanmasıdır. Çünki siz bir
sekans sonra “hangi lafı söyleteceğinizi ancak kendiniz ve filmi ikinci defa
izleyen izleyici bilir” oysa ki, şarkılar hele de bildik şarkılar öyle değildir.
Siz “sözünüzü söylemeden şarkılar sözü söyler” ya da “lafı kesensizde, film
bitse de, şarkı bitmez ve “sinema salonundan ayrılırken” şarkıyı siz sevgilinize
sarıldığınızda ya da bir dostunuzu aradığınızda, “size kalan dar zamanda”
dudaklarınızdan usulca dökersiniz.
Kaidesi ne olursa olsun, özelliklede “bildik parçalar kullanmak ayrı bir anlam
yükler” filmlere. Görüntü uçar, söz kalır misali ters bir örnekleme ile
şekillenen dünyamızda, şarkılar, kimi zaman “bang bang my baby shut me down”
gibi bizi derinlerimizden “gafil avlar” kimi zaman da, Cahit BERKAY’ın
enstrümantal parçaları misali ruhumuzu hapseder. Ya da “Eğreti Gelin” ile bizi
birden alıp başka alemlere sürükler…
Müzisyenlere sonsuz teşekkürlerim ile bitirmek isterim yazımı, Zeki MÜREN’in
dediği üzere “…Ah bu şarkıların gözü kör olsun…”
Saygılarımla;
Murad ÇOBANOĞLU
|
|
|

|