|
Sinema Manifestoları

Sinemadan Videoya Görüntünün Yazılı Tarihi
Hazırlayan : Şenol Erdoğan
Türkçeleştiren : Tuna Yılmaz
Grafiyi sinema ile yaratmak noktasında karar kılmış olan adamlar, yapmak
istedikleri görüntü devrimini gene de kağıt üzerinde çerçevelemekten
alamamışlardır kendilerini.
1916'lı yıllarda fütürist sinemacılar 23'lerde "sine-göz"cü vertov, Hollywood'un
kutsal ağaçlarını 8mm'lik baltalarıyla parçalayan 40'ların ilk "newyorker"ları,
60'larda geleneksel Alman sinemasının kalıplarından boğulmakta olan yeni alman
Alman sineması yaratıcıları ,sex, balgam, küfür ve dahi şiddetsiz bir sinemanın
sinema olmayacağını savunan "ihlal" sinemacıları, "hayatı bilebilmek için, ölümü
safra dolu mesanede düzmeniz gerekir ve bunu her pislik dolu anını sevmemiz
gerekir..." düsturu ile yola çıkan "şizoid" sinemacılar ve nihayetinde dijital
videodan internet filmciliğine değin uzanan yeniçağın güçlü, kuralsız
çocukları...
Herkesin çekecek bir filmi ve yazacak bir manifestosu muhakkak olmalı, aksi
taktirde " sadece mutsuz insanların öyküsü vardır" önermesini nasıl haklı
çıkarabiliriz....
Genel olarak, çekilen filmler yazılan manifestoların gölgesinde kalmak gibi
kabul görür bir kaderi paylaşmışlardır, fakat buna rağmen manifestolar yazılmaya
ve yazıldığı ölçekte de filmleri çekilmeye devam edilmiştir. Film
manifestolarının yazarları manik-depresif mazoşistler midir ki devamlı olarak
kendilerini büyük bir ölçekte başarısızlığa itmektedirler, yoksa film
manifestolarının etkileri kişiyi inandıracak inatçı bir yararlılık ya da
kasıtlılıktan daha mı çeşitlidir?
Sinema tarihi boyunca, radikaller ve gericiler film manifestolarını kendi
estetik ve politik amaçları için bir araç olarak kullandılar. Gerçekten de, film
manifestoları sinemanın kendisi kadar eskidir. 1910 ve 1920'lerin başlarında,
İtalyan Fütüristleri, Fransız Dadaistleri ve Sürrealistleri ve Alman
Ekspresyonistleri manifestolar yayımlıyorlar, siyasi, estetik ve felsefi
ilkelerini belirtiyorlardı. Çoğu durumda, metinleri devrim çağrılarıydı - bilinç
devrimine, politik hiyerarşi devrimine ve estetik uygulama devrimine ki hepsi de
sinemayı ve içinde var olduğu kültürü radikalce yeniden tanımlama amacı
güdüyordu.
Film manifestolarının film teorisinin en erken formunu oluşturduğu da
söylenebilir; örneğin, Ricciotto Canudo'nun 'Altıncı Sanat İçin Manifesto'su pek
çok yönden radikal film uygulamalarına ait bir teorinin başlangıcını
göstermektedir. Benzer şekilde, Sergei Eisenstein, Vsevolod Pudovkin ve Grigori
Alexandrov'un ses üzerine olan Sovyet manifestoları, sinemada görüntü ve ses
arasındaki ilişkiler üzerine eleştirel tartışmaların başlangıcını
oluşturmaktadır. Sürrealizm, Britanya belgeselcilik hareketi ve eğitsel
filmlerin yükselişi hep, belirli derecelerde, manifestolarla
çerçevelendirilmiştir.
1920'lerin Sürrealistlerinden Rus sinema kuramcılarına 1940 Amerikan
avangartlarından 80 Newyorker'larına ve günümüz dijital sinemacılarına dek tüm
sinema camiası sinemasal vizyonlarını betimledikleri ve çerçeveledikleri sinema
manifestolarını yazmaya devam etmişlerdir ve edeceklerdir; zira sinema
manifestoları yönetmenlerin filmlerinde verecekleri "tüm yapıyı" daha
teferruatlı ve soysa siyasi ve dahi felsefi tabanlı bir şekilde aktarmak -ve
izleyicinin bu aktarıyı daha iyi kavrayabilmesi- adına en uygun platform
olagelmiştir. Bir anlamda manifestolar için "içtüzük" ya da "anayasa" demek
oldukça mümkündür.
Bir "Sinema Manifestoları" kitabının en önemli özelliği -daha doğrusu
özelliklerinden biri- varolan sinema tarihçesi üzerine hazırlanmış kitaplarda
varolmayan bilgiler doğrultusunda alternatif bir sinema tarihi ortaya
koymasıdır. Zira genel olmaktan öte lokal olarak sinema türleri üzerine
"içerden" ve derinlemesine bir paradigma sahibidir.
"Sinema Manifestoları" kitabının en önemli özelliği -daha doğrusu
özelliklerinden biri- varolan sinema tarihçesi üzerine hazırlanmış kitaplarda
varolmayan bilgiler doğrultusunda alternatif bir sinema tarihi ortaya
koymasıdır. Zira genel olmaktan öte lokal olarak sinema türleri üzerine
"içerden" ve derinlemesine bir paradigma sahibidir.
ŞBFK ve ALTIKIRKBEŞ Sinemaseverlere sunduğu bu kitap:
Sinema manifestoları arasında devrimsel bir gücü olduğuna inanılan Vertov'un
"sine-göz" manifestosuyla başladığı yolculuğuna İtalyan sinemasının ortalık
karıştıran Fütüristlerince hazırlanmış olan Fütürist Sinema Manifestosuyla devam
ederken; '73 yılının Filistin Sineması özgürlükçülüğünden Al Razutis'in Deneysel
Sinemanın varkılınabilmesi adına yaptığı çalışmaları ortaya koyduğu bildirisine,
Ammy Lynn Best'in B-Film'in merkezine indiği, Mekas'ın artık Avangart Sinemanın
amentüsü haline gelen ve "kutsal orman"ın sahte ağaçlarına saldıran "öteki
sinema" olarak adlandırdığı Newyorker oluşumuna, sinemanın videokaset üzerindeki
görüntü, T.V de gösterilen bir film ya da çok ulusluluğun sirki olmadığına
dikkat çeken Tornes'e, Etnografik bir sinemanın oluşturulabilmesi için gerekli
olan antropolojik yapıya vurgu yapan Jay Ruby'ye, PC üzerinde film yapımı ve
bunların web ağında nasıl yayınlanması gerektiğine yönelik siber manifestosuyla
Dr. Hugo'ya, Internet Videolarının hazırlanış şekilleri üzerine temellendirdiği
Web Filmciliği Manifestosuyla Steve Bennet'a, dünyanın en büyük video
bloglarından birini oluşturan üye ve yapımlarıyla video-blog gençliğinin
bildirisini perçinleyen Vogma Manifesto ve Low-Fı Video sistemine, Internet
Sineması Dogmacılığının anayasasına, ahlak düşmanlığı düsturuyla hareket ederek
filmin içerisinde; kan, kusmuk, acı, fahişelik, düzüşme ve şiddet yoksa o film
film değildir diyen '85 New York İhlal Sinemacılarına uzanan ve Lars von
Trier'in Dogma düzeneği üzerinde felsefi bir söylem yapan önsözsel girizgâhıyla
Şizoid ve Dada Sinemaya vardırdığı açılımını "gerçeği aramayın", "eğlenin"
ifadeleriyle sonlandıran bir çalışma...
|
|
|

|