2007



Yeşilçam Hatırası
Mesut Kara

+1 Kitap, Sinema Kitaplığı
246 Sayfa, 2. Hamur, Ciltsiz, 14x21cm
İstanbul, Ocak 2007, 1. Basım
ISBN: 9756063335

"Unutulmaz Filmler Ve Unutulmaz Karakterler" Üzerine Temel Bir Kitap"
Sadece Sinema Meraklılarının Değil Herkesin Zevkle Okuyacağı Bir Çalışma...

Özlemin Eski Tadı...
"Belgin Doruk hep salon filmlerinin zengin ve şımarık kızıydı, küçük hanımefendiydi. Ayhan Işık zengindi, acılı babaydı, küçük hanımın şoförüydü, mahalle arkadaşıydı ve hepsinin toplamında Yeşilçam'ın 'kral'ıydı. Daha onlarca isim, onlarca 'yüz' girdi hayatımıza, beyazperdeye farklı suretlerde yansıyan. Beyazperdenin yıldızları, hayatlarımızın kahramanları...

Evet beyazperdenin yıldızları vardı, o yıllarda bütün izleyiciyi sarıp sarmalayan, kendine hayran bıraktıran. Başrollerde oynamasalar da, filmlerin esas kızları, esas oğlanları olmasalar da izleyici için hep yıldız olan oyuncular da vardı. Örneğin, Hulusi Kentmen, Öztürk Serengil, Ali Şen, Nubar Terziyan, Danyal Topatan, Hüseyin Baradan, Necdet Tosun, Aliye Rona, Gülistan Güzey, Mürvet Sim, Erol Taş, Ahmet Tarık Tekçe, Hayati Hamzaoğlu, Bilal İnci, Mualla Sürer, Vahi Öz, Suphi Kaner, Yıldırım Önal, Cevat Kurtuluş, Ayfer Feray, Diclehan Baban... İster başrollerde oynasınlar, ister yan rollerde onlar hâlâ o büyük yıldızlar..." (Tanıtım Yazısından)



Dondurmam Gaymak
Bir Ege Geyiği
Bir Yüksel Aksu Kitabı
Say Yayınları / Yayınevi Genel Dizisi
Türkçe, 224 Sayfa, 2. Hamur, Ciltsiz, 14 x 20 cm
İstanbul, Mart 2007, 1. Basım--
ISBN: 9789754686753
35x50 ebadında filmin orijinal afişi hediye!

Türk sinemasının kendine has sıcaklığını, samimiliğini içinde barındıran Dondurmam Gaymak, yalnızca Türkiye'de değil, dünyada da başarısını kanıtladı. Dondurma sektörünün dev isimleriyle yarışa giren bir yerel dondurmacı olan Ali Usta Karakteri, emperyalist güçlere kafa tutan niteliğiyle büyük ilgi gördü.

Muğla halkının içten katılımıyla, Muğla yaşamının el değmemiş, katkısız hoşgörüsüyle ortaya çıkarılan Dondurmam Gaymak artık kitabıyla size çok daha yakın. Kitapta, filmin senaryosunun yanı sıra, Yüksel Aksu'yla ve oyuncularla yapılmış söyleşiler, film hakkında basında çıkmış eleştiriler de yer alıyor. Üstelik filmin afişi de hediye!

Yüksel Aksu, profesyonellere yaraşacak nitelikteki amatör oyuncularla imece usulüyle gerçekleştirdiği, farklı katmanlarda okunabilecek bu filmle izleyicinin içini yaz güneşi gibi ısıtıyor. Alin Taşçıyan

Dondurmam Gaymak, kalbinizi ısıtacak, sizi neşelendirecek, hayata ve topluma dair görüşlere de sahip, iyi bir komedi. Küreselleşmeye karşı karınca kararınca kaderince mücadele etmeye çalışan Ali Usta'nın ve kasabanın hikayesini izleyince pişman olmazsınız. Kendine mahsus bir sihri var çünkü. Sevin Okyay

"Nasıl bir film" derseniz, "Hem ağla, hem de gül!" Frenklerin "trajikomik" dedikleri... Bizim üçer beşer kere seyrettiğimiz filmler listesine artık Dondurmam Gaymak da girdi. Hasan Pulur (Tanıtım Yazısından)



Sinema Köşelerinde
İlhan Mimaroğlu
Okuyan Us Yayın / Sinema Dizisi
Türkçe, 192 Sayfa, 2. Hamur, Ciltsiz, 14 x 20 cm
İstanbul, Şubat 2007, 1. Basım
ISBN: 9756287835

Süreyya Sineması'nda başladığı sinemaseverliği ile yarım yüzyılı aşan film arşivini, müzik kariyerinde olduğu gibi hep geniş tutan bir bilgeden A'dan Z'ye ilginç bilgiler ve yorumlar... Filmler, aktörler, müzisyenler, aktrisler ve yönetmenleri kendine özgü üslubuyla ele alan Mimaroğlu'nun takıntılarını, karşısına çıkanları, iyi film kıtlığında neler izlediğini, arayıp da bulamadıklarını, festival deneyimlerini aldırış etmediklerini, kıyıda köşede kalan mücevherlerin kimler olduğunu, Hollywood'un kara listesini "Sinema Köşelerinde" öğreneceksiniz.

Sessiz fimlerden başlayıp günümüze dek uzanan sinemanın hikayesini bi de Mimaroğlu'nun kaleminden okuyun. Hitchcock, Şarlo, Kubrick, Ken Loach, De Palma, Fellini, Litvak, Scorsese, Spielberg, David Lean, Ingmar Bergan gibi yönetmenler... Katherine Hepburn, Sandra Bullock, Tom Hanks, "çipil" Pierce Brosnan, "boncuk göz, tavşan diş" Hugh Grant, Catherine Deneuve, The Full Monty, Cape Fear, Angelina Jolie, 8 Kadın, Kafka, About Schmidt, Scarlet Street gibi filmler ve oyuncular...

Bu da bir anılar kitabı, öncekilerin bazıları gibi. Sinema değindiğim olmuştu öncekilerde. Bu kez tümü sinema anılarım. Sinemayla ilgili bir özgeçmiş anısı da gerektiği oranda var; çocukluğumdan bu yana sinema köşelerinde geçirdiğim sürenin "kulak için sinema" dedikleri elektronik müziğe yönelişime etken olduğunu da belirtmeliyim. İlhan Mimaroğlu (Tanıtım Yazısından)



Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Film

"1001 Movies You Must See Before You Die", artık "Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Film". Pek çok farklı dile çevrilen ve sinema severler için tam anlamıyla bir referans kitabı olmasının yanı sıra, kendine özgü diliyle de zevkle okunan 960 sayfalık bu dev eser, adından da anlaşılacağı gibi hem bilgi vermeyi ve kılavuzluk etmeyi, hem de motive etmeyi hedefliyor.
Kitap, Genel Editör Steven Schneider önderliğinde 8 ülkeden 57 uluslararası yazarın kaleminden yazılmış 1001 filmin kısa, özlü ve satır satır okunması gereken tanıtım-eleştirilerinden oluşuyor. Kitabın Türkçe'ye kazandırılmasında editörlük görevini Belma Baş ve Deniz Vural ikilisi üstlendi.
Kitabın Türkçe'ye çevrilmesinde 13 farklı çevirmenin emeği var.
Kitabın yayıncısı ise; Türk yayın hayatına sanatsal, tarihsel, sektörel alanlarda çok değerli kitapları kazandıran ve farklı kitap projeleriyle uzmanlaşan Caretta Yayıncılık.
Peki ölmeden önce hangi 1001 filmin görülmesi gerektiği nasıl belirlenmiş?
Kitabın genel editörü Schneider bu sorunun yanıtını şöyle veriyor:
Eğer mesele ne pahasına olursa olsun uzak durulması gereken 1001 filmi belirlemek olsaydı bu iş çok daha kolay ve çok daha az ihtilaflı olurdu!...
Bu kitaba dahil edilecek 1001 filmi belirlemenin ilk adımı, var olan birtakım "en muhteşem", "top", "en sevilen" ve "en iyi" film listelerini yakından incelemeyi ve bu listelerde görünme sıklıkları temel alınarak film adlarını önem sırasına göre düzenlemeyi gerektiriyordu. Bu, kalite ve ün ortak paydasında kitapta yer almayı hak ettiğinden emin olduğumuz bir dizi klasiği (modern ve çağdaş klasikler de dahil olmak üzere) belirlememize olanak tanıdı.
Başlangıçta yaklaşık 1300 film adında geçici olarak karar kıldıktan sonra, birbiriyle çelişen iki amaç güderek listenin üzerinden bir kez daha geçme aşamasına geldik (sonra bir kez daha, bir kez daha, bir kez daha...)...
Nihayet listeyi "sadece" 1001'e indirgemek için yapmamız gereken en son ve acı verici elemeleri yaptıktan sonra bizim için geriye kalan son adım, saygın yazar grubumuzun getirdiği öneri ve geribildirimlere dayanan sonuçlara birazcık ince ayar yapmaktı.
Yazarlarımızın ortak deneyimlerinin, uzmanlıklarının ve sinema filmlerini izlemeye, tartışmaya, yazmaya yönelik tutkularının da ortaya koyduğu gibi, hiçbir "tüm zamanların en iyileri" listesinin kusursuz (her ne demekse) ya da tamamen tartışmasız (bu çok sıkıcı olmaz mıydı?) olması söz konusu değildi; yine de elinizde tuttuğunuz kitap, söz konusu yazar grubunun nitelikleri sayesinde, emin olun, mümkün olabileceği kadar iyi...
Schneider'in bir de küçük uyarısı var:
"Bu kitabın sayfalarında yer alan 1001 filmin tamamını zaten izlemiş olsanız bile (bundan cidden kuşku duysam da, yine de tebrikler), eminim burada onlarla ilgili yazılanları okumanın inanılmaz faydasını göreceksiniz.Ama zaman akıp geçiyor... Dolayısıyla hemen okumaya başlayın ve izlemeye devam edin!"
27 ülkede basılan ve sinema seven herkesin evinde bulunması gerektiğini düşündüğümüz eserin içinde tüm dünyadan seçkin filmlerin çok kısa ama çok detaylı tanıtımları, eleştirileri bulunuyor. Belirli sürelerde ' geliştirilmiş baskılarla ' yeniden basılan "Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Film" kitabında, şu anda Türkiye'den sadece "Yol" filmi var.

Kitapta 1001 filmin künyesi ve tanıtımı bulunuyor. Özgün dildeki adlarına göre listelenen filmlerin ilki 1902 yapımı Le Voyage Dans La Lune (Ay'a Seyahat), sonuncusu ise 2004 yapımı Million Dollar Baby (Milyonluk Bebek). Kitapta, filmin özgün adının altında ve metnin içinde italik olarak filmin Türkçe adı kullanılmışsa, bunlar çoğunlukla en az iki kaynaktan doğrulanan isimler. Gösterim adı bir kaynaktan doğrulanamamışsa, filmin adının çevirisi metnin içinde filmin adının ilk geçtiği yerde belirtildi. Filmlerin tarihlerinde, yaygın olarak gösterime çıktıkları yıl esas alındı. Filmin ana yaratıcı kadrosu şu başlıklar altında sıralandı: Yönetmen, yapımcı, senaryo, görüntü yönetmeni, müzik, belli başlı oyuncular. Hollywood ödülleri, Oscar ve Oscar adaylığı başlıkları altında sıralandı, ardından da her yıl düzenlenen Cannes, Berlin ve Venedik Uluslararası Film Festivalleri'nde alınan ödüller ve mansiyonlar belirtildi. Filmlerin türlerine göre sınıflandırıldığı bir dizinin yanı sıra, filmlerin hem özgün, hem de İngilizce gösterim adlarını içeren genel dizin ve yönetmen dizini kitabın sonuna eklendi. (Tanıtım Yazısından)



Yeni İran Sineması
(The New Iranian Cinema)
Richard Tapper
Editör : Cahit Akın
Kapak : Utku Lomlu
Çeviri : Kemal Sarısözen

Kapı Yayınları, İnceleme-Araştırma Dizisi
340 Sayfa, 2. Hamur, Ciltsiz, 14x20cm
İstanbul, Ocak 2007, 1. Basım
ISBN: 9944486310

1990'ların sonlarına gelindiğinde İran sineması gözle görülür bir gelişme kaydederken, içinden geçtiği ciddi dönüşüm de İran'ın kültürel ve sosyal hayatında kapsamlı değişimleri beraberinde getirmiştir. İran sineması, yalnızca özgün bir "ulusal sinema" değil, dünyanın en yenilikçi ve heyecan uyandırıcı sinemalarından biri olarak da ismini duyurmuştur: bunun neticesinde de uluslararası festivallerde İranlı yönetmenlerin filmlerine duyulan beğeni gitgide artmaktadır. Elinizde tuttuğunuz kitapta, 1978-1979 Devrimi'ni takip eden yıllarda İran sinemasının gelişimi, İran kültüründe ve toplumundaki yeri ve gerçek manada bir "dünya sineması" konumuna gelişi irdelenmektedir. Bir kısmı genel bir bakış açısıyla, geri kalanı da birtakım filmler ve yönetmenler özelinde olmak üzere, her bir makalede İran sinemasına dair önemli konulara değinilmektedir. (Tanıtım Bülteninden)



Sinema Söyleşileri 2006

"Sinema Söyleşileri 2006" kitabı piyasaya çıktı. Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi tarafından hazırlanan kitap, sinemacıların ilk ağızdan seslerini duyurarak sinema yazınındaki önemli bir boşluğu doldurmayı hedefliyor.

Kitapta Türk Sineması ve Dünya Sineması'ndan önemli isimlerle yapılmış söyleşilerin yanı sıra sinema dışından isimler de yer alıyor.

2000 yılından bu yana faaliyet gösteren Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi, sinema bölümü bulunmayan Boğaziçi Üniversitesi'nde sinemaya ilgi duyan öğrencilere kendilerini geliştirebilecekleri bir ortam yaratmak ve sinemanın farklı alanlarında fikir aşamasından, üretim aşamasına kadar kendilerinin yürütecekleri çalışmaları yapmaları için gerekli koşulları hazırlamayı sürdürüyor.

2006 yılında 37 etkinlik gerçekleştiren Mithat Alam Film Merkezi'nde, yıl içinde düzenlenen gösterim programları çerçevesinde yönetmenler, oyuncular, sinema yazarları ve akademisyenlerin katılımıyla söyleşi, panel, sunum ve atölye çalışmaları gibi etkinlikler gerçekleştiriliyor. Yapılan tüm etkinliklerin hem görüntü, hem de ses kayıtları alınıp bu kayıtlar, yıllık olarak, kitap formatında yayınlanıyor.

Film Merkezi'nin 2006 Konuk Trafiği
Türk sinemasının dikkat çekici oranda verimli geçirdiği 2006 yılı boyunca Film Merkezi de yoğun bir konuk trafiğine sahne oldu. "5 Vakit" filmiyle yurt içinde ve dışında birçok festivalde ödüller alan Reha Erdem, "Cenneti Beklerken" filmiyle beğeni kazanan Derviş Zaim, sinemanın sevilen kadın oyunculardan Müjde Ar ve Zuhal Olcay, Yeşilçam emekçisi Ekrem Bora. 2006 yılı boyunca ağırlanan isimlerden bir kaçıydı. Ara Güler, Haldun Dormen, Murat Belge, Pınar Kür gibi sinema sektörünün dışından isimlerse, kendi seçimleri olan filmlerin gösterimleri kapsamında Mithat Alam Film Merkezi'nin konuğu oldular ve söyleşiler gerçekleştirdiler.

Mithat Alam Film Merkezi Sinema Söyleşileri 2006 içerisinde yer alan söyleşiler:

Türk Sineması:
Ömer Kavur Paneli (Şükran Esen, Feride Çiçekoğlu, Sadık Deveci, Fatih Özgüven), Reha Erdem, Semih Kaplanoğlu, Derviş Zaim, Rıza Sönmez, Serhat Tutumluer, Müjde Ar, Zuhal Olcay, Ekrem Bora

Kısa Film ve Belgesel:
Nefise Özkal Lorentzen, Mehmet Bahadır Er, Diğba Ener, Emel Çelebi, Necati Sönmez, Melek Ulagay Taylan, Yönetmenlerden Namus Cinayetlerine Bakış Paneli (Ayşe Gül Altınay, Eylem Kaftan, Melek Ulagay Taylan, Berrin Balay Tuncer), Hisar Kısa Film Soruşturması

Dünya Sineması
Christian Petzold, Ardzvi Bahçinyan

Sinemanın Dışından
Haldun Dormen, Murat Belge, Haydar Ergülen, Murat Ertel, Pınar Kür, Ara Güler, Yaman Barlas, Cem Behar, Edhem Eldem

Sunumlar
Zafer Toprak, B.Ü. Legato (Neşe Ceren Tosun, Serdar Soydan)

Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi
Tel: (212) 287 70 76- 86
filmcenter@boun.edu.tr
www.filmcenter.boun.edu.tr



Sinemanın Arkeolojisi
(Archealogy of the Cinema)
C. W. Ceram
Çeviri : Hasan Aydın
Agora Kitaplığı, Sinema Dizisi
Türkçe (Orijinal Dili: İngilizce)
274 Sayfa, 3. Hamur, Ciltsiz, 14x23cm
İstanbul, Ocak 2007, 1. Basım
ISBN: 9944916633

Güzel ve özlü bir tanıma göre, "Bir film, art arda gelen görüntülerin fotoğrafik yansımasıdır". Başka bir tanıma göre, "Fotoğrafik sıralamanın tersine, fotoğrafik araçlarla hareket yanılsaması sağlayan teknik bir araçtır". Kuşkusuz her iki tanım da yalnızca teknik süreci açıklar. Brockhaus Ansiklopedisi'nin 1932 baskısı, selüloit şeridi olarak film ile 'sinematografi'yi birbirinden kesin olarak ayırır. Bir fotoğrafçı dükkânından film istersem, bir rulo ışığa duyarlı selüloit alırım.

Sinemaya gidersem belgesel ya da dramatik bir film izlerim: Eskiden sessiz, şimdilerde sesli olan film, artık selüloit değil, çoğunlukla plastiktir ve sinemaskoptan sineramaya çok sayıda geniş ekran tipindedir. İngilizler 'sinema'ya giderler, Amerikalılar 'film'e, Güney Afrikalılar hâlâ 'biyoskop'a gidiyorlar...

Nefis bir arkeolojik kazı ve muazzam bir görsel şölen olan bu kitap sizi sinemanın tarih-öncesinde gezdirecek... (Tanıtım Yazısından)



Büyülü Fener
Ingmar Bergman
Türkçesi: Gökçin Taşkın
320 sayfa, 1. Basım, Kasım 2007
ISBN: 978-605-006-005-8
"Filmlerimdeki ritim masa başında senaryodan doğar, kamera karşısında da yaşamaya başlar. Her tür doğaçlama bana yabancıdır. Eğer çabuk karar vermeye zorlanırsam ter içinde kalır ve korkudan kaskatı kesilirim. Film çekimi benim için ayrıntılı planlanmış bir yanılsamadır; yaşadıkça bana daha da aldatıcı görünen bir gerçeğin yanılsaması. Film, belge olduğu zamanın dışında bir düştür. Bundan dolayı Tarkovski sinema yönetmenlerinin en büyüğüdür. O, düşsel mekânlarda bir uyurgezerin güveniyle hareket eder, hiç açıklama yapmaz. Zaten ne açıklayacaktır ki! Düşlerini bütün iletişim araçlarının en zoru, ama bir anlamda en isteklisi aracılığıyla görünür kılabilen bir gözlemcidir. Ben, bütün hayatım boyunca onun büyük bir doğallıkla dolaştığı kapıları yumrukladım durdum. Ama bu kapılardan içeri ancak birkaç kez süzülmeyi başarabildim...."



Jim Jarmusch
Ludvig Hertzberg
Türkçesi: Selim Özgül
228 sayfa, 1. Basım, Mart 2007
ISBN: 978-9944-916-72-1
"Ben önce bir hikâye tasarlayıp yazmak, onu senaryo haline getirmek ve sonra o senaryoya uygun oyuncular seçmek yerine, önce karakterlere kafa yormaya başlayıp, daha sonra onlar hakkında bir hikâye kurmayı ve yazmayı seviyorum. Hatta, bir vesileyle tanımış olduğum karakterlere uygun roller düşünmeyi daha çok seviyorum. Zaten bu yüzden, işe karakterleri belirleyerek yola koyulduğumdan, diyalog ve hikâye taslakları kaleme almak benim için çok daha kolay oluyor. Yine de önceden yazdığım metindeki hiçbir şeyi kesin saymıyorum. Oyuncularla prova yaparken hem doğaçlamaya geniş bir alan tanıyorum, hem de oyuncularla etkileşim sürecinde karakterlerim kendilerine başka yollar çizebiliyor. Dolayısıyla, hikâye de süreç içerisinde kökten değişebiliyor. Hikâyesini böyle kurduğum bir filmi çektikten sonra da bir daha geri dönüp ona bakmıyorum. Film kendi yolunda gidiyor..."



Sine-Göz
Dziga Vertov
Türkçesi: Ahmet Ergenç
384 sayfa, 1. Basım, Ağustos 2007
ISBN: 978-9944-916-94-3

Sovyet yönetmen Dziga Vertov, Ekim Devrimi'nin ufuk açıcı yıllarında ortaya koyduğu Sine-Göz fikriyle, devrimci inşa sürecinin tam merkezine oturtmuştur sinemayı. Ayrıca, bu alana getirdiği radikal yenilikler, senaryoyu, sanatsal dramayı ve rol kesmeyi reddeden Oyunculu Sinema anlayışı ve kamerayı doğrudan hayatın içine, halkın arasına sokan Sine-Gerçek çizgisiyle sinemanın teorik arayışlarında çok önemli bir yere sahiptir. Vertov'un trajedisi, Sovyet devletinin bürokratikleştiği süreçte kenarda tutulmuş ve kendisine iş verilmesini bekleyen bir atalet içine sokulmuş olmasıdır. Buna rağmen Vertov, yüzlerce makale, konuşma, mektup, film önerisi kaleme almaktan geri durmamış, yoldaşı ve hayat arkadaşı Elizaveta Svilova'yla birlikte Sine-Göz anlayışının silinip yok olmaması için büyük çabalar harcamıştır: "Biz 'gerçekler fabrikası'ndan yanayız; gerçekleri aktarmaktan, gerçeklerin yayılmasından, seyirciye gerçekleri yansıtmaktan, gerçeklerden yapılma bir sinemadan..."



'Rejisör' Atıf Yılmaz
Müjde Arslan
220 sayfa, 1. Basım, Ekim 2007
ISBN: 978-605-006-000-3

50 yılı aşkın sürede 113 film: Atıf Yılmaz, ölümüne kadar neredeyse hiç sinema kitabını okumadığını söylese ve sinemayı bir sanat olarak hafife aldığını yer yer ifade etse de, katıksız bir sinema âşığıydı ve bütün ömrünü sinema sanatına adadı. Yılda altı film birden çektiği de oldu, uzun yıllar hiç kamera arkasına geçmediği de. Ortaokulda bir arkadaşının taktığını söylediği isimle bir 'rejisör'dü; halk onu böyle tanıdı, böyle sevdi. Keza, halk filmlerinin yönetmeniydi, halka seveceği filmler yaptı. Dahası, sinemadan kazandı, sinemadan borçlandı, sinemadan yoksul düştü; sinemadan kadınlar sevdi, hayatına giren kadınlar sinema yolculuğunda onu hiç yalnız bırakmadılar. Türkiye'nin kültür hayatı ve politikasıyla her zaman yakından ilgilendi, dert edindi, bu alanda filmler yaptı. Tek kelimeyle Atıf Yılmaz, ülke sinemasının 'rejisör'üydü.



Sinema ve Televizyonda Görüntü Kurgusu
Aleksey G. Sokolov
Çeviri : Semir Aslanyürek
Agora Kitaplığı, Sinema Dizisi
Türkçe (Orijinal Dili: Rusça)
160 Sayfa, 3. Hamur, Ciltsiz, 15x23cm
İstanbul, Ocak 2007, 1. Basım
ISBN: 9944916617

"Kurgu nedir, neyin nesidir? Kurgunun özü ve doğası nasıl açıklanmalıdır? Başka sanatlarda olmayan, sırf sinematografa özgü bir kurgu var mıdır? Eğer kurgu, sinema kuramcılarının savundukları gibi dansı, dramı, müziği ve resmi de kapsıyorsa, o zaman söz konusu sanatların hangi niteliğinde kendisini gösterir? Sanatın oluşumu algılama eyleminin sürecinde ve bu sürecin sonunda oluşuyorsa, bu noktada kurgunun 'esrarengiz' doğasına giden yolda ilk adımımızı atmış oluruz..."

Sovyetler döneminde Devlet Sinema Enstitüsü VGİK'te kurgu hocalığı yapan Aleksey Sokolov'un, devrim döneminin büyük sinemacıları Eisenstein, Kuleşov ve Pudovkin üzerinden anlattığı kurgunun temel prensipleri... (Tanıtım Yazısından)



İran Sinemasında Kadın Kadın Temsili ve Kadın Yönetmenler
Fatin Kanat
Dipnot Yayınları; Ankara, 2007, 13,5 x 19,5 cm, 200 sayfa, Türkçe, Karton Kapak.
ISBN No: 9759051440

İran sinemasının son yirmi yıl içindeki yükselişi, çağdaş dünya sinemasında yaşanan en önemli ve en ilginç olgulardan biridir. Uzun bir zamandır, başta Cannes, Venedik ve Berlin olmak üzere, çok sayıda uluslararası film festivalinin gözdesi haline gelen İran filmleri, elinizdeki kitapta da belirtildiği gibi,1980–2006 arasında 1500’den fazla festivale katılmış, birçoğundan ödüllerle dönmüştür…Bu çalışma, hemen bütün dünyada hâlâ öncelikli olarak bir erkek mesleği sayılan sinemaya, İranlı kadınlar tarafından, kendilerini ifade edebilmenin önemli bir aracı olarak nasıl sahip çıkıldığını göstermesi açısından daha da önem kazanıyor. Kitapta da belirtildiği gibi, İran’da kadınlara yasal olarak sinemada var olma hakkı verildiği 1987’de çekilen 27 filmin yalnızca ikisinde kadınların başrolde yer almalarının hemen ardından, kadın yönetmenlerin imzasını taşıyan filmlerin sayısının hızla artması, kadın ve sinema ilişkisi açısından dünyadaki birçok ülke sinemasında yaşanandan daha çarpıcı bir gelişmeye işaret ediyor.Kanat, İran’da kadınların eğitim düzeyinin, çalışma ve sosyal hayata katılımının devrim öncesiyle kıyaslanamayacak kadar artmasının, kadının kendi problemlerini dile getirmesinde önemli bir rol oynadığına işaret ederek bu süreçte sinemanın da yerini anlamamıza yardımcı oluyor.Tahmineh Milani ve Manijeh Hekmat gibi, filmleri uluslararası üne sahip yönetmenlerin de aralarında yer aldığı beş kadınla yapılan (ve bu kitap sonuna eklenen) mülâkatlar, çalışmanın tarihsel-betimleyici ve filmlerin irdelenmesine adanmış bölümleriyle birlikte değerlendirildiğinde okura İran sinemasıyla ilgili geniş bir perspektif sunuyor... Nejat Ulusay



Küçük Sinemacılar
Banu Bozdemir
Kelime Yayınları / Çocuk Kitapları Dizisi
96 Sayfa, 1. Hamur, Ciltsiz, 20x20cm
İstanbul, Şubat 2007, 1. Basım
ISBN: 9789944343091

"Küçük Sinemacılar" Türkiye'de çocuklar için hazırlanan ilk sinema kitabı...
Son dönemde çocuklar okullarındaki sinema kulüpleriyle sinemaya adım atmaya başladılar. Bu kulüpler aracılığıyla kadrajı, kompozisyonu, kamera kullanmayı öğreniyorlar. Kimi dernekler, minikler için sinema atölyeleri açtı. Ve ne zaman sömestir tatili gelse, sinema salonları bol bol çocukların izleyebileceği türden filmleri göstermeye başlıyor. Bu merak nereden kaynaklanıyor? Sinema tutkunu bir kuşak mı yetişiyor? Acaba çocuklar, büyüyünce kendilerine ne olacakları sorulduğunda artık doktor, öğretmen, mühendis demenin yanı sıra sanat yönetmeni, yönetmen, senarist gibi meslekleri mi tercih edecekler?

İşte bu kitap, bir yandan çocuklara sinemanın büyülü dünyasını tanıtırken bir yandan da büyüdüklerinde severek yapmak isteyebilecekleri başka meslekler olduğunu da anlatıyor. Her 23 Nisan'da Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis Başkanı koltuğuna oturan çocuklar, belki de böylece yönetmen, görsel yönetmen koltuklarına da oturmak isteyecekler.

Çocuklarımız bu kitapla ileride kendilerine meslek olarak seçebilecekleri ve severek yapabilecekleri bir alanı tüm ayrıntılarıyla tanıma fırsatı bulacaklar.

Banu Bozdemir'in "Küçük Sinemacılar" adlı bu kitabı 17 bölümden oluşuyor. Kitap, Yeşilçam'ıyla, Hollywood'uyla, Oyunculuk, Film Türleri, Film Formatları, Film Eleştirmenliği, Yapım Ekibi, Yerli ve Yabancı Festivalleriyle sinemaya ilgi duyan ya da bu kitapla birlikte ilgi duymaya başlayacak çocuklara sinemanın tüm yönlerini anlatıyor.

Oyuncu seçimi yönetmeni Harika Uygur, Beyoğlu Sineması Makinisti Mehmet Navruz, yer gösterici Erkan Kardan, "Okul" ve "Küçük Kıyamet" filmlerinin senaristi Doğu Yücel, "Şans Kapıyı Kırınca" ve "Keloğlan Kara Prens'e Karşı" filmlerinin yönetmeni Tayfun Güneyer, dekor tasarımcısı Hakan Yarkın, sanat yönetmeni Natali Yeres ve Naz Erayda, makyaj sanatçısı Arzu Yurter, dağıtımcı firmalardan Bir Film'den Ersan Çongar, basın tanıtım sitesi www.sadibey.com'un yöneticisi Sadi Çilingir, Çizgi Filmciler Derneği Başkanı Derviş Pasin de görüşlerini bu kitap aracılığıyla çocuklarla paylaşıyor. Kitabın çizimleri ve tasarımı Neşecan Gündüz'e ait. (Önsöz)

Sinema yazarı Banu Bozdemir'in çocuklar için hazırladığı "Küçük Sinemacılar" kitabı Şubat başında Kelime Yayınları'ndan çıkacak. Sinema dünyasına leylek bacaklarıyla uzun bir adım atan kitabın her sayfasında sinemanın farklı bir özelliğine değiniliyor. Kitabın sonuna gelindiğinde ise sinemanın nasıl bir sanat dalı olduğu ve kitleleri nasıl peşinden sürükleyen bir büyüye sahip olduğu tam anlamıyla öğrenilmiş oluyor.

Ünlü İtalyan yönetmen Federico Fellini, sinemayla ilgili düşüncelerini "Sinema bir sirke benzer. Sinema olmasaydı bir sirk yöneticisi olabilirdim," diyerek açıklar. Yönetmenin dediği gibi, eğer sinema capcanlı ve rengârenk bir sirke benziyorsa biz de çadırın içine süzülüp keyif almanın bir yolunu bulmalıyız. Eee, hadi o zaman...

Sinema, 19. yüzyılın ortalarına doğru yedinci sanat olarak bulundu. Bulunuşundan itibaren teknolojik gelişimleri de takip ederek insanları bir araya getiren bir seyirlik oldu. Lumiere Kardeşler'in seyircinin üzerine sürdüğü ilk tren paniğinden sonra sinema, sürekli olarak farklı yolculuklara çıktı, çok yollar kat etti.

Kuşkusuz sinema hepimizin hayatında önemli bir yere sahip. Hayallerimizdeki her şeyin beyazperdede canlandığını görmek adeta bir sihirbazlık gösterisi gibidir. Bu muhteşem gösteri bin bir şekilde hazırlanır ve önümüze dünyanın en özenli yemeği olarak sunulur. Beğenilerimiz, zevklerimize göre şekillenir.

Bu kitapla sinema tarihine yolculuk yapmanın yanı sıra, kafamızdaki bir fikri senaryoya aktarmayı ve hayal ettiklerimizi bir film olarak nasıl çekeceğimizi de öğreniyoruz. Öğreneceğimiz bir diğer şey ise, filmde gördüğümüz oyuncular dışında, filmin arka planında filme hayat veren kocaman bir ekibin bulunduğu.

"Küçük Sinemacılar" kitabıyla sinemanın sadece gördüğümüz dünyadan ibaret olmadığını, arkasında yüzlerce insanın çalıştığını, siz küçük dostlarımıza anlatmak istedik. Birlikte çıkacağımız bu keyifli yolculukla sadece ekranda gördüğünüz oyuncuları değil, sinemaya ses veren ses teknisyeninden, dönem kostümlerine hayat veren sanat grubuna kadar herkesin bir film içindeki görevini öğreneceğiz.

Bu kitap aynı zamanda sizlerin bu yolculuğu en iyi şekilde tamamlayıp meslek seçimleriniz sırasında önünüzdeki alternatifleri çeşitlendirip severek yapabileceğiniz mesleklerden sizleri haberdar etmek amacıyla hazırlandı.

Evet sevgili arkadaşlar, bu kitap sizin için... Hayallerinizi gerçekleştirebilmeniz için... Haydi, bu büyülü dünyaya birlikte koca bir adım atmaya... (Arka Kapaktan)



Sinema Manifestoları
Sinemadan Videoya Görüntünün yazılı Tarihi
Hazırlayan : Şenol Erdoğan
Türkçeleştiren : Tuna Yılmaz

Grafiyi sinema ile yaratmak noktasında karar kılmış olan adamlar, yapmak istedikleri görüntü devrimini gene de kağıt üzerinde çerçevelemekten alamamışlardır kendilerini.
1916'lı yıllarda fütürist sinemacılar 23'lerde "sine-göz"cü vertov, Hollywood'un kutsal ağaçlarını 8mm'lik baltalarıyla parçalayan 40'ların ilk "newyorker"ları, 60'larda geleneksel Alman sinemasının kalıplarından boğulmakta olan yeni alman Alman sineması yaratıcıları ,sex, balgam, küfür ve dahi şiddetsiz bir sinemanın sinema olmayacağını savunan "ihlal" sinemacıları, "hayatı bilebilmek için, ölümü safra dolu mesanede düzmeniz gerekir ve bunu her pislik dolu anını sevmemiz gerekir..." düsturu ile yola çıkan "şizoid" sinemacılar ve nihayetinde dijital videodan internet filmciliğine değin uzanan yeniçağın güçlü, kuralsız çocukları...

Herkesin çekecek bir filmi ve yazacak bir manifestosu muhakkak olmalı, aksi taktirde " sadece mutsuz insanların öyküsü vardır" önermesini nasıl haklı çıkarabiliriz....

Genel olarak, çekilen filmler yazılan manifestoların gölgesinde kalmak gibi kabul görür bir kaderi paylaşmışlardır, fakat buna rağmen manifestolar yazılmaya ve yazıldığı ölçekte de filmleri çekilmeye devam edilmiştir. Film manifestolarının yazarları manik-depresif mazoşistler midir ki devamlı olarak kendilerini büyük bir ölçekte başarısızlığa itmektedirler, yoksa film manifestolarının etkileri kişiyi inandıracak inatçı bir yararlılık ya da kasıtlılıktan daha mı çeşitlidir?

Sinema tarihi boyunca, radikaller ve gericiler film manifestolarını kendi estetik ve politik amaçları için bir araç olarak kullandılar. Gerçekten de, film manifestoları sinemanın kendisi kadar eskidir. 1910 ve 1920'lerin başlarında, İtalyan Fütüristleri, Fransız Dadaistleri ve Sürrealistleri ve Alman Ekspresyonistleri manifestolar yayımlıyorlar, siyasi, estetik ve felsefi ilkelerini belirtiyorlardı. Çoğu durumda, metinleri devrim çağrılarıydı - bilinç devrimine, politik hiyerarşi devrimine ve estetik uygulama devrimine ki hepsi de sinemayı ve içinde var olduğu kültürü radikalce yeniden tanımlama amacı güdüyordu.

Film manifestolarının film teorisinin en erken formunu oluşturduğu da söylenebilir; örneğin, Ricciotto Canudo'nun 'Altıncı Sanat İçin Manifesto'su pek çok yönden radikal film uygulamalarına ait bir teorinin başlangıcını göstermektedir. Benzer şekilde, Sergei Eisenstein, Vsevolod Pudovkin ve Grigori Alexandrov'un ses üzerine olan Sovyet manifestoları, sinemada görüntü ve ses arasındaki ilişkiler üzerine eleştirel tartışmaların başlangıcını oluşturmaktadır. Sürrealizm, Britanya belgeselcilik hareketi ve eğitsel filmlerin yükselişi hep, belirli derecelerde, manifestolarla çerçevelendirilmiştir.

1920'lerin Sürrealistlerinden Rus sinema kuramcılarına 1940 Amerikan avangartlarından 80 Newyorker'larına ve günümüz dijital sinemacılarına dek tüm sinema camiası sinemasal vizyonlarını betimledikleri ve çerçeveledikleri sinema manifestolarını yazmaya devam etmişlerdir ve edeceklerdir; zira sinema manifestoları yönetmenlerin filmlerinde verecekleri "tüm yapıyı" daha teferruatlı ve soysa siyasi ve dahi felsefi tabanlı bir şekilde aktarmak -ve izleyicinin bu aktarıyı daha iyi kavrayabilmesi- adına en uygun platform olagelmiştir. Bir anlamda manifestolar için "içtüzük" ya da "anayasa" demek oldukça mümkündür.

Bir "Sinema Manifestoları" kitabının en önemli özelliği -daha doğrusu özelliklerinden biri- varolan sinema tarihçesi üzerine hazırlanmış kitaplarda varolmayan bilgiler doğrultusunda alternatif bir sinema tarihi ortaya koymasıdır. Zira genel olmaktan öte lokal olarak sinema türleri üzerine "içerden" ve derinlemesine bir paradigma sahibidir.

"Sinema Manifestoları" kitabının en önemli özelliği -daha doğrusu özelliklerinden biri- varolan sinema tarihçesi üzerine hazırlanmış kitaplarda varolmayan bilgiler doğrultusunda alternatif bir sinema tarihi ortaya koymasıdır. Zira genel olmaktan öte lokal olarak sinema türleri üzerine "içerden" ve derinlemesine bir paradigma sahibidir.

ŞBFK ve ALTIKIRKBEŞ Sinemaseverlere sunduğu bu kitap:
Sinema manifestoları arasında devrimsel bir gücü olduğuna inanılan Vertov'un "sine-göz" manifestosuyla başladığı yolculuğuna İtalyan sinemasının ortalık karıştıran Fütüristlerince hazırlanmış olan Fütürist Sinema Manifestosuyla devam ederken; '73 yılının Filistin Sineması özgürlükçülüğünden Al Razutis'in Deneysel Sinemanın varkılınabilmesi adına yaptığı çalışmaları ortaya koyduğu bildirisine, Ammy Lynn Best'in B-Film'in merkezine indiği, Mekas'ın artık Avangart Sinemanın amentüsü haline gelen ve "kutsal orman"ın sahte ağaçlarına saldıran "öteki sinema" olarak adlandırdığı Newyorker oluşumuna, sinemanın videokaset üzerindeki görüntü, T.V de gösterilen bir film ya da çok ulusluluğun sirki olmadığına dikkat çeken Tornes'e, Etnografik bir sinemanın oluşturulabilmesi için gerekli olan antropolojik yapıya vurgu yapan Jay Ruby'ye, PC üzerinde film yapımı ve bunların web ağında nasıl yayınlanması gerektiğine yönelik siber manifestosuyla Dr. Hugo'ya, Internet Videolarının hazırlanış şekilleri üzerine temellendirdiği Web Filmciliği Manifestosuyla Steve Bennet'a, dünyanın en büyük video bloglarından birini oluşturan üye ve yapımlarıyla video-blog gençliğinin bildirisini perçinleyen Vogma Manifesto ve Low-Fı Video sistemine, Internet Sineması Dogmacılığının anayasasına, ahlak düşmanlığı düsturuyla hareket ederek filmin içerisinde; kan, kusmuk, acı, fahişelik, düzüşme ve şiddet yoksa o film film değildir diyen '85 New York İhlal Sinemacılarına uzanan ve Lars von Trier'in Dogma düzeneği üzerinde felsefi bir söylem yapan önsözsel girizgâhıyla Şizoid ve Dada Sinemaya vardırdığı açılımını "gerçeği aramayın", "eğlenin" ifadeleriyle sonlandıran bir çalışma...



Vesikalı Şehir
Feride Çiçekoğlu
Metis Yayınları / Yayınevi Genel Dizisi
Türkçe, 184 Sayfa, 2. Hamur, Ciltsiz, 14 x 20 cm
İstanbul, Nisan 2007, 1. Basım
ISBN: 9789753426060

Sinemada şehir nasıl temsil ediliyor? İstanbul, "taşı toprağı altın" iken, nasıl oluyor da "orospu İstanbul" haline geliyor? Sinemadaki şehir imgeleri, şehrin kolektif bilinçaltı hakkında bize ne söyleyebilir? Feride Çiçekoğlu, kült bir İstanbul filmi olan Vesikalı Yarim'in verdiği esinle yazdığı kitabında, şehrin suretleri ile, "kadın"ın ikiye bölünmüş kimliği arasındaki çakışmanın filmden filme nasıl sıklıkla tekrarlandığına dikkat çekiyor. Kadının ev içinde anne, eş ve şefkat hatırlatan kimliği ile sokaklarda dolaşan kadının fahişeliği, baştan çıkarıcılığı, hazzı hatırlatan kimliği arasındaki bölünme, İstanbul'un sinemadaki imgesini ele veriyor. Üstelik bu İstanbul'a özgü değil. Dünya sinemasının birçok klasiğinde, erkeğin gözünde ikiye bölünüp fetiş haline gelmiş kadın cinselliğinin şehre yansıtıldığını görebiliyoruz. (Tanıtım Yazısından)



Üçüncü Sinema ve Üçüncü Dünya Sineması
Zeynep Çetin Erus, Esra Biryıldız
Es Yayınları / Yayınevi Genel Dizisi
Türkçe, 452 Sayfa, 1. Hamur, Ciltsiz, 14 x 20 cm
İstanbul, Mart 2007, 1. Basım
ISBN: 9789758716753

Üçüncü Sinema'nın kökleri Üçüncü Dünya ülkelerinin ikinci Dünya Savaşı sonrası gerçekleştirdikleri anti-emperyalist mücadeleye dayanır. Üçüncü Sinemacılar, Hollywood'un pasif izleyiciyi eğlendirmeye dayanan sineması ile Avrupa'nın birey odaklı sinemasını, içinde bulundukları toplumsal mücadelede işlevsiz ve hatta zararlı görmüş, bunun yerine daha militan ve politik bir sinemayı savunmuştur. (Tanıtım Bülteninden)



Yeşilçam'dan Bir Portre : Ayhan Işık
Nigar Posteki
Es Yayınları
206 sayfa, Şubat 2007

O, bir zamanlar yakıştırılan şablonlara uygun solculardan değildi. Ama fanatik sağcı da değildi. Önemli yönetmenlerin getirmiş olduğu eleştirel kalıcı filmlerde de oynamaktan kaçınmadı, tam bir star gibi davrandı. İlerici olduğunu söyleyip de mangallarda kul bırakmayan çoğu sinema oyuncusundan daha çok onurlu filmlerde rol aldı. Gerçek anlamda Türk Sineması'nın yetiştirdiği ilk büyük stardı. (Fikret Hakan)



Bir Pier Paola Pasolini Kitabı
Artun YERES
2007
Es Yayınları
92 Sayfa

“…Pasolini özellikle erkek cinselliğine hayranlığı vurgular. Cinselliklerini yırtık pırtık giysilerin ardında cömertçe sergileyen, sürekli istekle kıvranan ve bu isteklerini komplekssizce doyuran genç bedenler, bir tür proloter cinselliği tablosu oluştururken, Pasolini cinselliğinin ilkel toplumlara ve onları dinler öncesi cinsellik anlayışı ve uygulamasına olan ilgisini de sezdirir. Günah kavramının varolmasından önceki bir cinselliktir bu…Sakıncasız, çekincesiz ve utanmasız…Çıplaklık, serbestçe yaşanan cinsellik onun filmlerinde ilkel toplumların büyüsünü oluşturan öğelerden biri olarak gelir ve bu çağdaş estetiğin süzgecinden geçerek filmlerine katılır.” Atilla DORSAY



Çekim öncesi haliyle Kasaba
Nuri Bilge Ceylan'ın, "Mayıs Sıkıntısı" ve "Uzak" filmlerinden sonra "Kasaba" filminin senaryosu da çekimden önceki haliyle kitap olarak, Norgunk Yayınları tarafından yayınlandı. "Kasaba", tipik bir Anadolu kasabasında yaşayan ve üç kuşağı bünyesinde barındıran bir ailenin hayatını çocukların gözünden anlatıyor. Filmle aynı adı taşıyan kitapta, Nuri Bilge Ceylan'ın çekimden önceki gece aldığı notlardan 2 sayfalık bir örnek de yer alıyor. Tarladaki konuşma bölümlerinin çoğu Emine Ceylan'ın "Mısır Tarlası" adlı uzun hikayesinden alınmış. Senaryoda uzun bir yer tutan Cehov'dan uyarlanan "Jandarmalar ve Mahkum" bölümü ise hiç çekilmemiş. Kitapta film hakkında söyleşiler de var.



Enis Batur'dan Sinema Yazıları
254 sayfa, Şubat 2007

Her yazarın bir gençlik düşü olur. Türk Edebiyatına ve kültür yaşamına son çeyrek yüzyılda damgasını vuran yazarlar arasında yer alan Enis Batur'un gerçekleşmemiş düşünün sinemacılık olduğunu pek az okur bilir. Es Yayınları, Batur'un bu tutkusunun izini sürerek, onun dağınık düzende çeşitli kitap ve dergilerdeki yazılarını ilk defa bir araya topladı. "Hurufi Gözüyle Buyu Kutusu" : Enis Batur'un Sinema Yazıları, bir gözüne kamera yerleştirmiş sairin, gözde filmleri ve yönetmenleri üzerinde öznel bakisini gezdirişinin belgeseli.



Yeni Sinema

Yeni İnsan Yeni Sinema 18-19. sayı içindekiler.

Yakın dönemde “izlediklerimiz”
* Antalya’dan bugüne ne kaldı? - Ayla Kanbur
* Tartışmalı bir film festivalinin ardından - Tül Akbal Süalp
* Takva: “Her filmden yeni birşeyler öğreniyoruz” - ÖZER KIZILTAN ile söyleşi - Tuncay Gülcü
* Bir kez daha “Türban neyi örtüyor?” TAKVA üzerine - Zahit Atam
* Yazgı’dan sonra Kader: Yan anlamları unutun! - Oğuz Ayaz
* Darbenin çocuğu olarak Kader - Borga Engin - Kenan Özer
* Doğru zamanda doğru slogan atmak: ÖZGÜRLÜK RÜZGARI üzerine - Çağrı Kınıkoğlu
* Avrupa sanat sinemasının bugününe bakarken: SAKLI-MANDERLAY-JULIA OLMAK - Füsun Kayra
* Hüzünlü bir ayrılığın izinde: İKLİMLER - Volkan Aran
> SÖYLEŞİ: Yüksel Aksu: DONDURMAM GAYMAK / Z. Atam - Ç. Kınıkoğlu
* Türk sinemasında son dönem: Hoşluklar ve boşluklar var, değil mi? - Ali Mert
> SÖYLEŞİ: Semir Aslanyürek: EVE GİDEN YOL ve daha bir sürü şey hakkında / Z. Atam - Ç. Kınıkoğlu

Dosya: BAĞIMSIZ SİNEMA (1. bölüm)
* Bağımsız sinema üzerine aykırı düşünceler - Yeni İnsan Yeni Sinema
* Piyanonun bacakları olsaydı bağımsız film yapardı, değil mi anne? - Ali Mert
> YUVARLAK MASA: Günümüz sinemasında eğilimler
Ayla Kanbur - Tül Akbal Sualp - Necla Algan - Zahit Atam
* Bağımsız sinemadan ne anlıyoruz - Özge Özyılmaz (SİNEGÖZ)
> SÖYLEŞİ: Muhammed Bekri ile “Cenin-Cenin” üzerine - Yeni İnsan Yeni Sinema
* İşçi sınıfı cennete gider - Tül Akbal Süalp
> SÖYLEŞİ: Tufan Sertlek ile “İşçi Filmleri Festivali” üzerine - Yeni İnsan Yeni Sinema
* Cafer Panahi ve Ezilenlerin Sineması - Özge Özdüzen

Dosya: LATİN AMERİKA’DA SİNEMA - SİNEMADA LATİN AMERİKA
* Geride bırakılanlar, hatırlananlar ve Tangoların ruhu - Ayla Kanbur
* Küba Sineması tarihi üzerine kısa bir değini - William Adolfo
> SÖYLEŞİ: Kübalı sinema oyuncusu SERGIO CORRIERI ile (JMKDD - NHKM Sinema Topluluğu)
* Vahşet, Acı ve Sorumluluk - Tül Akbal Süalp

Akademinin Sinema Gündemi
* “106 parçalı bir puzzle: 21 Gram” ve Babil üzerine Sinemada Kurgu - İlkay Nişancı
* Belgesel sinemada kurgu ve “Kuzeyli Nanook” (1. bölüm) - Ahsen Deniz Morva
* Modern dönem kitle iletişim araçları ve Hayal/Yalan/Gerçek/Düş Tasarımları - Süreyya Çakır
* Bir yönetmenin izinde: Demirkubuz hakkındaki yanılsamalara dair - Zahit Atam

NHKM SİNEMA TOPLULUĞU:
Kamerayı sınıfa çevirmek - NHKM Sinema Topluluğu
Düşlerin Peşinde: Küba ve Suriye’den notlar - Çağrı Kınıkoğlu

Dosya: 12 EYLÜL (1. bölüm)
* Hayallerimiz küçükse, biz hiç büyük olabilir miyiz baba? - Volkan Kavas
* Melodramdan yansıyan 12 Eylül üzerine provokatif düşünceler / Erman Bostan - Zahit Atam
* Uzun sonbaharda melekleri gören çocuk - Tül Akbal Süalp
* Utanmazlık meziyet olunca: EVE DÖNÜŞ’ün “çağrıştırdıkları” ve “ürküttükleri” üzerine - Çağrı Kınıkoğlu
* Seksenlerde sinema - Şükran Kuyucak Esen
* Okurlarımızdan: Peliküle düşen siyaset: 12 Eylül sineması var mı? - Kahraman Çayırlı
> SÖYLEŞİ: Giovanni Scognamillo ile: 12 Eylül’den günümüze sinema ortamı / G.S.- Nalan Sakızlı- Z.Atam

DEĞİNİ: ATIF YILMAZ’ın ardından - Ahsen Deniz Morva
DEĞİNİ: Theo ANGELOPOULOS ile söyleşi - Filiz Ateş

Eski Defterleri Karıştırırken:
Sinan Çetinsiz Olmaz!..Refik Adanır / Sinemasal öykülerden siyasal sorulara: Bilinmeyen Kod: Duvara Karşı Nefret - Ç. Kınıkoğlu / T.H.E. İmam...Refik Adanır

Yeşilçam’ın Gayri-resmi Tarihi – 5
Aram Gülyüz ile görüşme

“Küresel Hollywood”dan:
Yeni Uluslararası Kültürel İşbölümü - Toby Miller



SEKANS-7
- Gündem
- Vizyon :
- Eleştiri : Takva, Metropolis, Kader
- Söyleşi : Kim Ki-Duk
- Kuram-Yorum : Hollywood Sineması ve Özdeşleşme
- Kısa Film : Sintonia
- Belgesel : Üçüncü Cephe
- Film Müziği : Sinesenfoni : Disney Dünyası’nda Müzik ve Animasyon (1928-42)
- Sinema Arkeolojisi : Holivut’da 300 gün
- Biyografi : Billy Wilder
- Deneme : Çıkış Yok : Kara Film’de Varoluşçu Motifler
- Anısına : Gillo Pontecorvo
- Mini Sinema : Gizli Bahçe
- Görüntü : Kazuo Miyagawa
- Akım : Yeni Alman Sineması’nda Terörizmin Gölgeleri
- Dosya : R.R.
Roberto Rossellini
Rossellini’nin Öğretici Sineması
Rossellini ile Son Deminde Bir Söyleşi
- Sinema Kitaplığı :



SEKANS-8

- Gündem
- Eleştiri : Hırsız, Bent Familia, Adem’in Trenleri
- Bir Film Bir Yönetmen : Ölüm ve Yaşamın Kaynağında Bir Dovjenko Filmi : Toprak
- Kuram-Yorum : Bir Sanat Formu Olarak Sinema
- Kısa Film : Ustaların Kısası
- Belgesel : Krzysztof Kieslowski
- Film Müziği : Film Müziğinin Altın Çağı
- Tekno-Sinema : Sinemaskop 55, Bir Restorasyon Öyküsü
- Sinema Arkeolojisi : Sinemanın Solfeji
- Biyografi : Grigori Vasiliyeviç Alexandrov
- Görüntü : Işığın Kadınları : Alımlı ve Salaş
- Deneme : Asya Bozkırlarında Doğan Ateş “Cengiz Han”
- Anısına : Dipten Gelen Dalga : Yılmaz Güney
- 50. Yaşında : Turnalar Uçarken
- Dosya : Şiir ve Sinema
Ozansı Gerçekçilik
“Bütün Sanatlar Şiire Dayanır, Hatta Şiirin Kendisi Bile...”
Sinema Büyüsü ve Kişisel Bir Tarih
- Sinema Kitaplığı :



Sekans Dergisi 9. Sayı

Sinema Dostları Derneği – Öteki Yayınevi işbirliğiyle yayın hayatini sürdüren Sekans Sinema Kültürü Dergisi’nin 9. sayısı kitapçılardaki yerini aldı.

Popüler, sanatsal veya akademik, her türden yaklaşım için nitelikli olma ölçütünü gözeten Sekans, sayısı milyonlarla ifade edilen seyirci kitlesini, sinema okuru kitlesine dönüştürebilmek için, konu zengini bir dergi olmayı sürdürüyor.

Bu sayının içeriğinde öne çıkan başlıklar ise şöyle: Dosya: Rainer Werner Fassbinder, Pola Negri , G.W. Pabst, John Huston, Beethoven’i Anlamak-Kaynak-Yaşamın Kıyısında- Kwai Köprüsü, Anthony Dod Mantle: “Cezani Çekeceksin!”, Siyahlı Kadının Kokusu ve Şafak’ın Heperi, Hukuk ve Öldürme Üzerine Kısa Bir Film, Film Müziğinin Altın Çağı -2, Sekans Özel: Bir Jozsef Pacskovszky Söyleşisi...



Sekans Dergisi 10. Sayı

Sinema Dostları Derneği tarafından hazırlanan Sekans Sinema Kültürü Dergisi’nin 10. sayısı kitapçılardaki yerini aldı.

Popüler, sanatsal veya akademik, her türden yaklaşım için nitelikli olma ölçütünü gözeten Sekans, sayısı milyonlarla ifade edilen seyirci kitlesini, sinema okuru kitlesine dönüştürebilmek için, konu zengini bir dergi olmayı sürdürüyor.
Bu sayının içeriğinde öne çıkan başlıklar ise şöyle:

Sekans Özel: Bir Jeanne-Pierre Limosin Söyleşisi, Gerçeklik Gösterisi ve Belgesel Film, Gerçeğin Dramaturjisi, Film Müziğinin Altın Çağı 3, Chaplin Filmlerinde Müzik ve Ses, Le Film, Prenses Olmaya Yazgılı Bir Kadın: Grace Kelly, Cinéma Vérité: Akan Zamanın Peşinde, Yaban Çilekleri, Berlin: Büyükkent Senfonisi, Bergman’a Mektuplar, Sinemanın Edebiyatla Yapacağı Bir Şey Yok!, Kurosawa’nın Samurayından Uluslararası Yildizliga: Toshiro Mifune, Walter Salles: Görüşünü Kirletme!




K A R A K A L E M

BİR ROCK STAR'IN KARGA OLARAK PORTRESİ: THE CROW
DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE YERALTI EDEBİYATI
CHARLES BUKOWSKİ VE KİRLİ GERÇEKÇİLİK
NEYZEN TEVFİK
EDGAR ALLAN POE
CENK TANER'İN KALEMİNDEN WILLIAM BLACK ŞİİRİ
SON YALNIZ: CAHİDE SONKU
BORİS VİAN
TIM BURTON
HAYKO CEPKİN'LE KORKU EDEBİYATI ÜSTÜNE
DURRENMATT
KARAKALEM Bİ DÜNYA: FRANK ZAPPA
MARİLYN MANSON
FANTASTİK TÜRK SİNEMASINDA TEHLİKELİ KADINLAR