|
2004

Kitle İletişiminde İmaj
Yayınevi - im yayın tasarım
Dizi - iletiş - im kitapları
Yazar - İsmet YAZICI
Dili - Türkçe
Ebat, Sayfa Sayısı - 10,5 x 18 cm, 200 sayfa
Kağıt Cinsi - 2. Hamur
Yayın Yeri, Tarihi, Basım - İstanbul, Kasım 2003, 1. Baskı
ISBN / Barkod No - 975-7270-27-X / 9799757270279
Konu - iletişim
Bilinç Endüstrisinin
Tapınaklarına Bir Yolculuk
Şamanlar, firavunlar, rahipler, biliciler, yöneticiler sıradan insanların
karşısına tarih boyunca hep simgesel donanımları ile çıktılar. Donanımları olan
bu simgeler onların doğa üzerindeki egemenliklerini, kılıçlarının üstünlüğünü,
sürülerden ya da topraktan oluşan servetlerinin üstünlüğünü dile getiriyor ve
sıradan insanlar karşısındaki konumlarının erişilmezliğini, değiştirilmezliğini
söylüyordu. Bu simgesel donanımları, sıradan insanların gözünde onların egemen
konumlarını meşrulaştırmaya yarıyordu. Sıradan insanlar ise, tarihin uzunca
dönemleri boyunca değiştiremedikleri gerçeklerini gündelik hayatlarının algılama
biçimi içinde olumlar gibi görünseler de bir kırgınlığı, bir arayışı dile
getiren çabalar içindeydi. Üst’leri olanların simgesel donanımlarını paylaşma
eğilimleri yalnızca bir boyun eğme, yalnızca bir olumlama eylemi değil;
değiştiremedikleri gerçekliğin aşılması yönünde saklı bir umudu, isteği de dile
getiriyordu. İsmet YAZICI, sıradan insanların bu uzun serüvenini ve bu
serüvende izleyebileceğimiz ideolojinin gündelik hayatın üslûbu ile sistemin
nasıl yeniden-üretiminde yer aldığını anlatıyor. Duyarlı ve özenli incelemesiyle
bize bu uzun sürmüş serüvenimizi fark ettirmeye çalışıyor. Bilinç Endüstrisi’nin
tapınakların yerini aldığı günümüzde, ideolojik bir eleştirinin öncülüğünde
bilimlerin ve tekniklerin hayata zenginlik kazandırabilmesi için bu
farkındalığın önemi açık… Prof. Dr. Ünsal Oskay
Paradoksal Sanat Sinema
Metin Gönen
Es Yayınları
Ekim 2004, 98 sayfa
1990 Sonrası Türk Sineması
Nigar Posteki
Es Yayınları
Ocak 2004, 198 sayfa

Yeni Dalga
Truffaut - Godard - Chabrol - Rohmer - Rivette
(The New Wane, 2004)
James Monaco
+1 Kitap, Sinema Kitaplığı - Yönetmenler Dizisi
Çeviri : Ertan Yılmaz
Türkçe (Orijinal Dili: İngilizce)
352 Sayfa, 2. Hamur, Ciltsiz, 16x25 cm
İstanbul, Kasım 2006, 1. Basım
ISBN: 9756063300
James Monaco'nun Sinema Literatüründe Bilinen En İyi Çalışması
Truffaut, Godard, Chabrol, Rohmer ve Rivette... Yaptıkları filmlerle sinemanın
akışını değiştiren beş önemli yönetmen.
"Yeni Dalga'nın beş çok önemli yönetmeni üzerine bildiğim en mükemmel kitap."
- Costa-Gavras
"Sonunda bir kitap Yeni Dalga olarak bilinen o önemli olguyu zekice ve eleştirel
olarak inceliyor. Yalnızca sinema meraklıları için olmayan bu kitap yirminci
yüzyılın ikinci yarısında sanat, politika ve yaşam arasındaki karşılıklı
ilişkilerle ilgilenen herkes için temel bir okumadır. Önemli bir başarı."
- Richard Roud
New York Film Festivali Kurucusu (Tanıtım Yazısından)

Akıntıya Karşı... Aziz Nesin
Ayşe Şule Süzük
Seyir Yayıncılık
206 sayfa, Boyut: 13,5x19,5
ISBN: 9759254476
Yayınevimiz, Türkiye'nin toplumsal tarihine çıkmayacak kara bir leke gibi
sürülen 2 Temmuz Sivas kıyımının onbirinci yılında, Aziz Nesin gibi "borcunu
ödemeye çalışanların" hala var olduğunu gösteren bir eser kattı yayımladığı
kitapların arasına Çalışma, SineGöz Film Atölyesi’nin İstanbul Kısa Filmciler
Derneği özel ödülü alan, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ve ülkemizin
daha pek çok yerinde gösterilen ‘Akıntıya Karşı... Aziz Nesin’ belgesel
projesinin bir devamı niteliğinde, Bağımsız bir çalışma ve yoğun bir emek
üzerinden Aziz Nesin'in mücadelesi ve değerlerinin güncelliği vurgusu ile yola
çıkılarak tamamlanan kitap ve belgesel; Oğuz Aral, Vedat Türkali, Tarık Akan,
Zeynep Oral, Ali Nesin, Barış Pirhasan, Lütfi Kaleli, Demirtaş Ceyhun, Vakıf
çocukları ve çalışanlarının röportajları ve yazar A. Şule Süzük'ün Aziz Nesin
üzerine yazdığı kurgu-biyografi ile hayat buluyor.
Aziz Nesin'e, onun temsil ettiği değerlere, aydınlığa, inada ve mücadeleye her
zamankinden çok ihtiyacımız var. Yayınevimiz de, bu mücadeleye bir katkı koymayı
hedefleyen SineGöz Film Atölyesi’nin hazırladığı kitabı ve belgeseli
yayımlayarak Aziz Nesin şahsında Türkiye aydınlarına olan borcunu ödemeye
çalışıyor.

Mahalle Sineması
Sevim Ak
Can Yayınları / Çocuk Kitapları Dizisi
Türkçe, 96 Sayfa, 2. Hamur, Ciltsiz, 14 x 20 cm
İstanbul, Ekim 2004, 1. Basım
ISBN: 9750703588
Sevim Ak, bu kitabındaki öyküleri, küçük bir kız çocuğunun ağzından anlatıyor.
Eski sinemacı Artist Kenan'ın yardımıyla, evin odunluğunda bir sinema salonu
hazırlıyor çocuklar. Kenan Amca da sinema makinesini yerleştiriyor oraya. İlk
gösterilen film 'Yüzbir Dalmaçyalı'dır. Sonra, mahalledeki ayakkabı tamircisi
Hasan Usta'nın dükkânındaki oyuncaklar. Kuşlar Kralı Nikola öyküsündeki, kuşlar
gibi uçmaya çalışan küçük Cem. Pembe geceliği, pembe ponponlu terlikleriyle
odasından hiç çıkmayan, korku romanları okuyan Pembe Hala. Mahalledeki 'Yeni
Moda Kuaför' Semiha Hanım. Günün her saatinde neşeli, şen şakrak Elma Kokulu
Kadın Sevda Teyze. Müzisyen olmak isteyen Bisikletli Postacı. Mahallede oturan
herkesi koşucu yapmaya çalışan Mavi Eşofmanlı Adam. Bir cadıya benzeyen Çiçekli
Kadın. Dünyayı dolaşmayı kafasına koymuş kapkara çocuk Gezgin. Bunlar,
kitabımızdaki öykülerin kahramanları. Küçük kızın dostları. (Tanıtım
Yazısı'ndan)

İtalyan Sineması
Yayınevi : Es Yayınları
Dizisi : Ülkeler Sineması
Yazarı : Ala SİVAS
Basım Yeri / Tarihi : Istanbul / 2004 - Temmuz
ISBN : 97587161606
Sayfa Sayısı : 156
Bu eser; "Roma'nın Fethi" ile başlayan ilk gösterimlerden itibaren İtalyan
Sinemasını kültürel ve endüstriyel açılardan etraflıca incelemekte. Bunalım
Yılları; Sesli Sinemadan Yeni Gerçekçiliğe Geçiş, Yeni İtalyan Sineması, Yeni
Yeni Gerçekçilik, İtalya'da Televizyonun Sinema Sektörüne Etkileri gibi İtalyan
sinemasının tümünü kapsayan konuları irdeleyen kitap; yönetmenlerin biyografi ve
filmografilerini ayrıntılı olarak verip; İtalya'nın siyasal yapısının, özellikle
faşizmin ve Hıristiyan Demokratların İtalya'da sinemayı ne ölçüde etkilediğini
de gözler önüne seriyor. Eser, ülkemizde gerek sinema okuyucuları için, gerekse
sinema öğrencileri için, konusunda önemli bir boşluğu doldurmakta.

Fransız Sineması
Yazar: Şenol Erdoğan
ES yayınları 4/2004
Isbn: 9758716123 171 sayfa Dil: Türkçe
Türü: Sinema Tarihi
Sizlere sunduğumuz bu çalışma; sinemanın gerçek anlamda ve ciddi bir yoğunlukta
yaşandığı Fransız sinema dünyasını; akımları, yönetmenleri ve filmleri ile
kronolojik bir anlatım diliyle sunmaktadır.
Fransız sinemasını endüstriyel yapısının doğumundan gelişimine; sinema
sektörünün duraklamasından, dış sektörlerin iç piyasaya yaptığı negatif
etkilere, sessiz film yıllarından sesli filme geçişe uzanan kitap; doksanları da
içine alarak yönetmenlerin yaşam öykülerine varan bir anlatıdan oluşuyor.
Kitap büyük sürrealist yönetmen Luis Bunuel'e ve Fransız sanat sineması
salonlarına da yer verip sinemanın her anlamıyla sanat olduğu Fransız
sinemasının ana hatlarına uzanıp, salt bir ülke sınırları içerisinde o ülkenin
sinemasına bakmakla kalmayıp, kendi başına sinemanın dünyada ortaya çıkışı ve
diğer ülkelerdeki pozisyonlarına da yer veriyor.
Sadece Fransız sinemasının değil evrensel bir sinema takipçisi olan herkesin
keyifle okumasını yapacağı bir eser.

Bay Sinema : Türker İnanoğlu
Giovanni SCOGNAMILLO
Doğan Kitapçılık, İstanbul, 2004 Nisan
Türvak Kitapları / Biyografi Dizisi
ISBN : 975293201-0
Son Bir Not
Bu kitabın yazılışı beş yıl sürdü, büyük bir hız ve heyecanla başladı; üst üste
yapılan görüşmelerle... Sonra, İnanoğlu her zaman çok meşgul bir adam
olduğundan, duraklamalar oldu; yazılanlar yeniden yazıldı, eklemeler yapıldı, bu
eklere başka ekler eklendi, kimi bölümler kısa geldi, uzatıldı. Sonra... Kimi
bölümler kısa geldi, birleştirildi. Müsveddeleri her okuduğunda İnanoğlu'nun
aklına başka ve yeni anılar, olaylar geldi, onları ekledik, kimilerini
değiştirdik. Gördüğünüz gibi, Türk sinema tarihinin büyük bir dönemini her
yönüyle ele alan, bol resimli, bol belgeli bu kitap yaşayan bir büyük sinema
adamının anlatımıyla görkemli bir belgesel anı albümüne dönüştü. Bu kitap
hazırlanırken Bay Sinema'nın geniş hatta çok geniş resim, kupür arşivi tarandı,
listeler çıkarıldı, eksik görünen resimler, afişler temin edildi; günler,
haftalar, aylar ve seneler geçti. Zaman oldu çok şikayetçi oldum, zaman oldu
neredeyse kitaptan koptum araya başka kitap çalışmalarım girdiği için... Ara
sıra İnanoğlu'nu ben suçladım ya da o beni suçladı. Şu oldu, bu oldu, yazıldı,
çizildi, yeniden yazıldı, yeniden çizildi, sayfa düzenleri değişti, resimler
gitti geldi ve bir gün karşımda büyük boy beş yüz küsur sayfalık bir kitap
buldum. Sonunda Bay Sinema noktalanmış, son (sandığım) ekler yapılmıştı. Rahat
bir nefes almak hakkımızdı. Kitaba baktığımda son derece memnunum, eminim Türker
İnanoğlu da öyle. Çok eski bir tasarımızdı "Türker İnanoğlu kitabı" şimdi gerçek
oldu. Ve tevazu bir yana, kanımca çok da iyi oldu.
Bir hayatın içinden koskoca bir sinema tarihi geçiyor...
1957 yılında tesadüfen tanıştılar. Sonra büyük bir aşk yaşadılar. Çeşitlendi,
büyüdü, gelişti, değişim geçirdi bu aşk. Ama ikisinin arasındaki büyü hep sürdü.
Türker İnanoğlu sinemayla yaşadığı aşktan hiç vazgeçmedi. Önce yönetmen
yardımcılığı yaptı, sonra yönetmen oldu. Daha sonra 1959 yılında Erler Film'i
kurdu ve yapımcılığa soyundu. Türkiye'nin ilk video şirketi Ulusal Video'nun
sahibi, Türvak'ın kurucusu İnanoğlu Bay Sinema'yla karşınızda.
Giovanni Scognamillo'nun kaleme aldığı kitap, Türker İnanoğlu'nun hayatını ve
sinema için yaptıklarını anlatıyor. Ama aynı zamanda bir Türk sineması tarihi
olarak da okunabilir. Üstelik çok renkli bir tarih bu. Sinemamıza emek vermiş
yönetmenlerin, kameramanların, oyuncuların bir resmi geçidi adeta. İnanoğlu'nun
anılarını, sinema perdesinden ve arkasından yansıyan 987 fotoğraf ve çarpıcı
afişler süslüyor. Kitabın çeşitli bölümlerinde dönemin parlak yıldızları da yer
alıyor. Bülent Ersoy, Yumurcak, Gülşen Bubikoğlu bunların arasında önemli bir
yere sahip. Kitabın başka bir özelliği de, sinemanın geçmişi kadar ülkenin
geçmişini de gözler önüne sermesi. Bay Sinema bu kez, bize bizi beyazperdeden
değil kitap sayfalarından gösteriyor. Türk sinemasında neler olup bitmiş
öğrenmek için kaçırılmaz bir fırsat! (Arka Kapak)

Sinema ve Videoda Kısa Film: 1. Cilt Yapım Öncesi
David Irving, Peter W. Rea
Çeviren : Selçuk Taylaner
İstanbul, Es Yayınları, Sinema Tekniği
212 sayfa, Karton Kapak, 1. hamur
Baskı Tarihi: Kasım 2004
Başarılı bir kısa filmi nasıl yapabilirsiniz? Film yapımı, deneyimli olanlar
için bile, karmaşık ve özveri isteyen bir iştir. Senaryo, çekim ekibi, bütçe,
oyuncular, ışıklandırma ve daha pek çok konuda kaçınılmaz olarak sayısız
sorunlar çıkar. Daha yapıma başlamadan, gelişmiş teknik sanatlar, kaynak
kullanımı, politik ve sosyal etkileşim ile kişisel, mali ve profesyonel
sorumlulukları anlayıp tanımamız gerekir. İster yarım saatlik, ister beş
dakikalık olsun, bir kısa film veya videonun yapım yöntemleri yıllar boyunca
işlenerek son şeklini aldı ve sanat haline geldi.
Senaryo geliştirmek, Yapım öncesi, Yapım, Yapım sonrası, Dağıtım: bunlar kısa
film yapımı sırasında olması gerekenlerin kabaca bir dökümüdür. Gerçekte, bir
film veya video projesinin başarı sağlaması, öykü anlatmayı bilmek kadar, iyi
bir yönetici olmaya da bağlıdır.
Bütünü üç ciltten oluşan bu eserin ilk cildinde: "Yapım Öncesi" aşaması ele
alındı, bunu diğer ciltlerde, "Yapım" ve "Yapım Sonrası" kitapları izleyecek.
Eserin bütünündü ele alınan her aşama somut örneklerle derinlemesine işlendi.
Amacımız, yeni başlayan birine, başarılı bir kısa filmin yapımını düzenlemek ve
gerçekleştirmek için gereken bilgileri aktarmaktır.
Bu seri, 'kısa filmci' için detaylı bir kılavuz niteliğinde.

Sinema ve Videoda Kısa Film: 2.Cilt Yapım
David Irving, Peter W. Rea
Çeviren : Selçuk Taylaner
İstanbul, Es Yayınları, Sinema Tekniği
212 sayfa, Karton Kapak, 1. hamur
ISBN: 975871628X
Baskı Tarihi: Kasım 2004
Başarılı bir kısa filmi nasıl yapabilirsiniz? Film yapımı, deneyimli olanlar
için bile, karmaşık ve özveri isteyen bir iştir. Senaryo, çekim ekibi, bütçe,
oyuncular, ışıklandırma ve daha pek çok konuda kaçınılmaz olarak sayısız
sorunlar çıkar. Daha yapıma başlamadan, gelişmiş teknik sanatlar, kaynak
kullanımı, politik ve sosyal etkileşim ile kişisel, mali ve profesyonel
sorumlulukları anlayıp tanımanız gerekir. İster yarım saatlik, ister beş
dakikalık olsun, bir kısa film veya videonun yapım yöntemleri yıllar boyunca
işlenerek son şeklini aldı ve bir sanat haline geldi.
Senaryo geliştirmek, Yapım öncesi,Yapım, Yapım sonrası, Dağıtım: bunlar, kısa
film yapımı sırasında olması gerekenlerin kabaca bir dökümüdür. Gerçekte, bir
film veya video projesinin başarı sağlaması, öykü anlatmayı bilmek kadar, iyi
bir yönetici olmaya da bağlıdır.
Bütünü üç ciltten oluşan bu eserin ilk cildinde: "Yapım Öncesi" aşaması ele
alındı, bunu diğer ciltlerde; "Yapım" ve "Yapım Sonrası" kitapları izleyecek.
Eserin bütününde ele alınan her aşama somut örneklerle derinlemesine işlendi.
Amacımız, yeni başlayan birine, başarılı bir kısa filmin yapımını düzenlemek ve
gerçekleştirmek için gereken bilgileri aktarmaktır.
Bu seri, 'kısa filmci' için detaylı bir kılavuz niteliğinde.

Sinema ve Videoda Kısa Film: 3. Cilt Yapım Sonrası
David Irving, Peter W. Rea
Çeviren : Selçuk Taylaner
İstanbul, Es Yayınları, Sinema Tekniği
212 sayfa, Karton Kapak, 1. hamur
ISBN: 9758716298
Baskı Tarihi: Kasım 2004
Başarılı bir kısa filmi nasıl yapabilirsiniz? Film yapımı, deneyimli olanlar
için bile, karmaşık ve özveri isteyen bir iştir. Senaryo, çekim ekibi, bütçe,
oyuncular, ışıklandırma ve daha pek çok konuda kaçınılmaz olarak sayısız
sorunlar çıkar. Daha yapıma başlamadan, gelişmiş teknik sanatlar, kaynak
kullanımı, politik ve sosyal etkileşim ile kişisel, mali ve profesyonel
sorumlulukları anlayıp tanımamız gerekir. İster yarım saatlik, ister beş
dakikalık olsun, bir kısa film veya videonun yapım yöntemleri yıllar boyunca
işlenerek son şeklini aldı ve sanat haline geldi.
Senaryo geliştirmek, Yapım öncesi, Yapım, Yapım sonrası, Dağıtım: bunlar kısa
film yapımı sırasında olması gerekenlerin kabaca bir dökümüdür. Gerçekte, bir
film veya video projesinin başarı sağlaması, öykü anlatmayı bilmek kadar, iyi
bir yönetici olmaya da bağlıdır.
Bütünü üç ciltten oluşan bu eserin ilk cildinde: "Yapım Öncesi" aşaması ele
alındı, bunu diğer ciltlerde, "Yapım" ve "Yapım Sonrası" kitapları izleyecek.
Eserin bütünündü ele alınan her aşama somut örneklerle derinlemesine işlendi.
Amacımız, yeni başlayan birine, başarılı bir kısa filmin yapımını düzenlemek ve
gerçekleştirmek için gereken bilgileri aktarmaktır.
Bu seri, 'kısa filmci' için detaylı bir kılavuz niteliğinde.

Babıâli'de Sinema
Ali Özuyar
İzdüşüm Yayınları
Yayın Yönetmeni: İbrahim Şener
136 sayfa, 2. Hamur, 14 x 20 cm
İstanbul, Şubat 2004
1684'te Magia Cystera (Sihirli Fener)'nın mucidi Alman Athanasius Kincher'den
1895'te cinematograph (sinematograf)'ı icat eden Lumiere Kardeşler'e kadar geçen
sürede birçok mucit ve bilim adamı hareketli resimler elde etmek için
uğraştılar.
Lumiere Kardeşler'in bilimsel bir eğlence aracı olarak niteledikleri
sinematograf, yirminci yüzyılın ilk yıllarına kadar bu niteliğini korudu. Ancak
başta George Melies, Porter ve David Mark Griffith'in, kurgusal anlatımı
sinemaya dahil edip, sinemanın dilini, estetiğini saptamaya ve şekillendirmeye
çalışmaları, sinemanın nelere muktedir olabileceğini gösterdi. Sinemanın bu öncü
ve yaratıcı ustalarının çabaları, sinemanın salt bir eğlence aracı olmadığını
kanıtladı ve sinemanın yeni bir sanat dalı olabileceğini gösterdi. (Arka Kapak)

Cadde-i Kebir'de Sinema
Giovanni Scognamillo
Metis Yayınları / Sinema Dizisi
142 sayfa, 13 x 19 cm
İstanbul, Temmuz 1991, 1. Basım
"Bir salon, bir perde, bir film, bu filmi temin edenler, sunanlar ve bunu
izleyenler: sinema budur ve sakın onu televizyon ile, video ile karıştırmaya,
karşılaştırmaya kalkmayın, büyüyü bozmuş olursunuz. Sinema, çünkü, her şeye
rağmen ve her şeyi ile bir büyüdür, "Lanterna magica"nın, Büyülü Fener'in
devamıdır, en evrimleşmiş son şeklidir." (Arka Kapak)

Paradoksal Sanat Sinema
Metin Gönen
ISBN: 9758716255
Es Yayınları
Istanbul, Oct. 2004
104 Sayfa
Bu çalışma, klasik / modern / post-modern biçimindeki standart şemanın ötesinde,
sinema sanatının kompleks yapısının görünebilirlik ve düşünülebilirlik
koşullarını oluşturmayı amaçlıyor. Bir yandan Bazin ve Deleuze'ün, diğer yandan
Epstein ve Godard'ın aynı sinema sanatıyla ilgili teorilerindeki klasik / modern
ikilemi içindeki karşıtlıkları vurgulayarak; bu çelişkilerin, aslında sinemanın,
"paradoksal bir sanat" olmasından kaynaklandığını gösteriyor. Bu bağlamda yazar,
Jacques Ranciére'in Fable cinématographieque (Sinematografik öykünce) adlı
eseriyle, sinemanın, aynı zamanda hem Aristotelesçi bir "klasik" anlatı
rasyonelliği taşıyan hem de Godard tarzı "modern" bir duyulur "ikon-imaj" gücüne
sahip kompleks bir yapı olduğunu temellendiriyor. Yazar, bu paradoksal yapının,
Walter Benjamin'in sinemayı mekanik bir "yeniden-üretim" (reproduction) sanatı
olarak değerlendirmesini geçersiz kıldığına dikkat çekmekle kalmıyor. Aynı
zamanda, sinemanın bu (Griffithçi klasik hikaye anlatma mantığı ve Epstein tarzı
fikirlerin ışıkla doğrudan pelikül üzerine yazmanın ayrıksı modern gücünden
oluşan) paradoksal yapısını, Arthur Danto'nun savunduğu "sanatın tarihselliğinin
sonu" şeklindeki Hegel türevi tartışmalara da bir yanıt olarak görüyor. Çünkü bu
çalışma, Tarih'in sanat yapmadığını ve herhangi bir gelecek sözü vermediğini;
tersine, Homeros'un destanlarında, dramatik şiirin bir halk yaratması gibi,
radikal sanatsal operasyonların bir tarihsellik ve gelecek perspektifi
oluşturduğunu düşünüyor.

Sinema Seyircisinin El Kitabı
Ado Kyrou
Çevirmen : Selçuk Taylaner
Es Yayınları 4/2004
Isbn: 9758716115
96 sayfa
Sinema Seyircisinin El Kitabı
Ado Kyrou
Çeviri : Selçuk Taylaner
Es Yayınları / Ülkeler Sineması Dizisi
97 Sayfa, 2. Hamur, Ciltsiz, 14 x 20 cm
İstanbul, Ocak 2004, 1. Basım
ISBN: 9758716110
Sinema seyircilerine yol gösterecek önemli konulara değinen bir çalışma sonunda
yayınlandı...
Okullardaki el kitapları, öğrencilere akıllı uslu öğütler vermek için yazılır,
eğitimin temelini oluştururlar. Bu el kitabının onlara benzer bir yanı yok. Bu
kitap, küçük bir şakadır ve onu okurken, yazarın abartılarını ve düş dağarcığını
göz önüne almanız için sizi uyarıyorum. Öte yandan, bu kitap, kimseyi yermek
veya küçük düşürmek amacıyla yazılmadığından, burada rastlayacağınız
kişiliklerin gerçek kişilerle benzerliği, yalnızca bir rastlantıdır. Burada
anlatılan olaylar, düşsel bir ülkede, sinema ülkesinde geçiyor ve önerilen
çözümlerde ancak düşsel olabilir.
Sinemanın Dişil Yüzü
Türk Sinemasında Kadın Yönetmenler
Yazar : S. Ruken Öztürk
Om Yayınları, İstanbul, 2004
S. Ruken Öztürk’ün Sinemanın “Dişil” Yüzü: Türkiye’de Kadın Yönetmenler kitabı,
ülkemizde yönetmenliğe soyunmuş kadınları kapsamlı bir biçimde ele alan ciddi
bir bilimsel çalışma. Daha önce Radikal İki’de ve Altyazı’da yazıları
yayımlanmış olan yazar, konusuna bir bilim kadını titizliğiyle yaklaşırken aynı
zamanda feminist bakış açısını kullanıyor. Kadınların sinemaya verdikleri
emeğin, Türk Sineması’nda olduğu kadar dünya sinema tarihinde de fazlasıyla göz
ardı edildiğini örnekleriyle saptıyor. Türk Sineması açısından bir ‘kadın
sineması’nın varlığından söz edemememiz ve kadın yönetmenlerin sayısının bu
kadar az olması elbette üzücü. Yazar kadın sinemasının, “1) Kadınlar tarafından
yapılan, 2) kadınlara seslenen, 3) kadınlarla ilgili olan filmler; ya da en
geniş anlamıyla üçü birden” olarak ele alınabileceği saptamasını yaptıktan sonra
esas olarak kadın yönetmenler tarafından yapılan filmlere odaklanıyor.
Kadınların yaptığı filmlerin ise her zaman ‘kadın filmi’ özellikleri
taşımadığını vurguluyor. Peki “kadın filmi” nasıl olmalıdır? “Kadın deneyiminden
çıkan, kadın karakterin ya da kadın sorunsalının (nitekim “kadınsız feminizm” de
olabilir) odakta olduğu, eril söylemi az ya da çok kıran, hatta yapıbozumuna
uğratan ya da dişil söylemi bir biçimde öne çıkaran filmler kadın filmleridir.
Kadınlığa, kadın olmaya dair özel bir bilgiyi ve deneyimi ya da eril kültürün
eleştirisini içeren bu tür filmleri kadınlar çekmişse, onlar da ‘kadın
yönetmen’dir.” diyor yazar. Öztürk kitabında ülkemizde bu anlamda bütünlüklü bir
kadın sineması olmasa da, kadın yönetmenlerin olduğunu, bu yönetmenlerin
çoğunluğunun dünyaya bakışlarında ‘eril söylem’i kırma gibi bir sorunlarının
olmadığını ve kadın bakış açısını benimsemediklerini vurguluyor ve bu tür kadın
yönetmenleri “erkek olmayan yönetmenler” olarak tanımlıyor. Yönetmenleri
filmleriyle tek tek mercek altına alan yazar, sayıları az da olsa ‘kadın filmi’
özellikleri taşıyan filmler yapan kadın yönetmenlerin de olduğunu, 90 sonrasında
kadın yönetmenlerin ‘siyasal filmler’ de yaparak ses getirdiklerini belirtiyor.

Hitchcock Sineması
Robin WOOD
Çeviren : Ertan YILMAZ
Kabalcı Yayınevi, İstanbul, 440 Sayfa
ISBN : 975824096-X
Basım Tarihi : Şubat 2004
Robin Wood'un ilk kitabı olan Hitchcock'un Filmleri şu soruyla başlar:
Hitchcock'u neden ciddiye almalıyız? O yalnızca heyecan-gerilim filmleri çeken
ve bunlarda her zaman boy gösteren şişman, sevimli bir yaşlı adam ya da
televizyonda kısa korku öyküleri sunan bir burjuva eğlendiricisi değildir. Söz
konusu figür İngiltere'deki ilk filmlerinden Hollywood için çektiği başyapıtlara
uzanan ve elliden fazla filmle süslenen sanat yaşamında dünya sinemasında
sürekli yeniliklere imza atmış bir 'auteur'dür. Sessiz sinemadan sesli sinemaya,
siyah-beyaz filmden renkli film geçişin tüm aşamalarında belirleyici ve çığır
açıcı bir uygulayıcı olmuş, Alman dışavurumculuğundan edindiği bakış açısını,
Sovyet sinemasından öğrendiği teknikleri ve kuşkusuz bireysel yaratıcılığını
kullanarak kendi kurgu tekniklerini ve sinemasal aygıtlarını geliştirmiştir.
Filmleri basit polisiye ve gerilim öyküleri olmanın ötesinde, insanın durumuna,
onun yaşamdaki konumuna ve varolan sistemin örüntülerine üstü kapalı, ancak
bütünlüklü bir bakış sunar. Wood, işte tam bu noktada Hitchcock'la ilgilenmeye
başlar.
Hitchcock'un Filmleri'nde başyapıtlarının derli toplu bir çözümlemesinin yapar,
bunların temelinde yaşamın ve toplumsal ilişkilerin değişmezliği ilksavı vardır
ve F.R. Leavis'in eleştirel yöntemi ve 'auteur' kuramından hareket eder. Ancak
yazar 1988'de kitabı tekrar ele aldı ve eleştirel bütünleyicisi olarak Hitchcock
Sineması'nı yazdı. Wood'un şimdi daha da olgunlaşan eleştirisi, Marksist
estetiğin ve nihayetinde feminizmin içinden geçip geliyor; bunların bazı
yaklaşımlarını benimsiyor, bazılarını acımasızca eleştiriyor ve egemen ideoloji,
kapitalizmin yansımaları, burjuva ahlakı, erkek egemen toplum ve 'gay'lerin
konumu gibi unsurları da göz önüne alıp Hitchcock'un filmlerini çözümlemeyi
sürdürüyor.
Sapık, bir şehrin görünümüyle başlar. Kamera apartman blokları ve çatıların
üzerinde yavaşça ilerlerken kentin adı görünür, bunu kesin tarih ve kesin zaman
izler. Kamera bir bloğa doğru kayarken seçimde kararsızdır, bütün pencerelerin
önünde yine hangisini seçeceğinde tereddüt eder ve daha sonra bizi karanlık bir
odanın yarı açık penceresinden içeri sokar.” Girizgâhı böyle yapıyor Robin Wood
Hitchcock’un unutulmaz Sapık (Psycho, 1960) filminden bahsederken... Siz de
filmin bu karelerini hemen hatırladınız değil mi? Çünkü Wood, Alfred Hithcock’un
önemli filmlerini bu üslupla okura aktararak filmlerin kolay hatırlanmasını
sağlıyor. Yazar ayrıca Hitchcock sineması hakkında fazla bilgisi olmayanlara da
yönetmenle tanışmak için önemli bir fırsat veriyor. Kitap, Hitchcock’un
filmlerinin olay örgüsü modellerinden ideolojisine ve kendine has üslubundan
filmlerinde kullandığı karakterlerin benzerliklerine kadar çeşitli özelliklerini
anlatan bir kaynak niteliğinde… Wood aslında bu kitabında bir bakımakafasındaki
“Hitchcock’u neden ciddiye almalıyız?” sorusuna cevap vermiş. Çünkü yazara göre
Hitchcock, sadece gerilim filmleri çeken, her filminin bir karesinde gözüken,
şişman, sevimli bir yaşlı adam ya da televizyonda kısa korku hikâyeleri sunan
bir burjuva eğlendiricisi değil. Bu fikrini kitabıyla desteklemek isteyen Wood,
Hitchcock sinemasını tüm ayrıntılarıyla analiz ederken yönetmenin iç dünyasını
ve kameranın arkasındaki kişiliğini aktarmayı da ihmal etmiyor.
Yazar, ‘Hitchcock’un Filmleri’ adıyla yayımladığı kitabına ‘Hitchcock Sineması’
başlıklı bölümünü de ekleyerek yeniden çıkarttığı bu yeni kitabında daha da
olgunlaşan eleştirisiyle; F. R. Leavis’in görüşlerinin, göstergebilimin,
psikanalizin, yapıbozumun, Marksist estetiğin ve feminizmin üzerinde de duruyor.
Bunların bazı yaklaşımlarını benimsiyor, bazılarını acımasızca eleştiriyor.
Egemen ideoloji, kapitalizmin yansımaları, burjuva ahlâkı, erkek egemen toplum
ve ‘gay’lerin konumu gibi unsurları da göz önüne alıp Alfred Hitchcock’un
filmlerini çözümlüyor. Yönetmenin başyapıtlarının derli toplu bir çözümlemesini
yaparken de ‘auteur’ kuramından hareket ediyor. Tabiri caizse bu kitap,
“Hitchcock sineması nedir, ne değildir?” sorusunu aydınlatıyor. Siz de kitabı
okuduktan sonra Alfred Hitchcock’un ilginç saplantılarını öğrenip yönetmenin
filmlerine mutlaka değişik açılardan bakacaksınız…

Bir Quentin Tarantino Kitabı
Şenol Erdoğan
Es Yayınevi
13,5 x 19,5, 80 sayfa, 1. Baskı
Yayın Tarihi : Mayıs 2004
ISBN: 975871619-0
Tarantino, ilk senaryosunu (captain peachfuzz and the anchovy bandits)
yazdığında 14 yaşında idi. 15 yaşındayken Elmore Leonard'ın The Switch romanını
çalarken yakalandı ve onu eve teslim eden polis ilk suçu olduğu için sadece
uyarmakla yetindi ama Tarantino daha sonra geri döndü ve aynı kitabı yeniden
çaldı. Bu olay kitap Pulp Fiction'ın kaynağıdır aynı zamanda.
Rivayet değildir : Pussycats adlı seks sinemasında yer göstericilik yaptı.
Çalıştığı video dükkânı kapandığında, stokları Tarantino satın aldı.
Golden Girls isimli bir dizide Elvis taklidi yapan bir adamı oynadı.
1995 yılındaki Oscar törenlerinde En İyi Senaryo Oscar'ını almak için çıktığı
sahneden hiç kimselere teşekkür etmeden indi.

Film Çözümlemesinde Jungcu Yaklaşım
Luke Hockley
Çevirmen : Simten Gündeş
Es Yayınevi
14 x 19,5, 323 sayfa, 1. Baskı
Yayın Tarihi: Eylül 2004
ISBN: 975871622-0
İmgelerden örülü bir yaşamı sürdüğümüz, bilinen en büyük gerçeklerdendir;
Jung'un ruhbilim yaklaşımı da temel olarak bu imgeler bütünüdür.
Sinema için, 'ruhbilimsel bir araçtır' ifadesini rahatlıkla kullanmak mümkündür;
beyaz perde, izleyicinin hareketsizliği ve karanlıkta oluşu sebebiyle yoğun bir
ses etkinliğini de katarak görüntüye odaklanmamızı sağlayıp, izdüşümlerin
ruhbilimsel bir süreç oluşturmasına yol açar. Bir anlamda seçtiğimiz filmde
yansıyan bizim ruhsal portremiz ile ilintilidir.
Görüntülerin insanda ruhsal yansımalar oluşturduğunu bilen Jung, bu anlamda
hastalarına resimler yaptırırdı. O'na göre: "Görüntü, tümüyle ruhbilimsel bir
durumun sıkıştırılıp, küçültülmüş anlatımıdır".
Sonuç olarak, sinema imgelerle ilintilidir, imgeler ise ruhbilimsel önem taşır.
Film kuramı, tarihi boyunca ruhsal çözümlemeden yararlana gelmiştir ve bu kitap
birincil olarak bu iki noktanın arasındaki ilişkileri ortaya koyar.
Yazar eserinde, Jung ile film kuramını buluşturmak, film çözümlemesine yeni bir
bakış getirmek, filmleri kültürel ve ruhbilimsel açılardan yeniden
konumlandırmak ve filmin yapısına bu anlamlarda bakmamız noktalarından hareketle
önemli bir göstergebilimsel çözümleme örneği sunuyor.

Ken Loach ve Filmleri
Anthony Hayward
Türkçesi : Özden Arıkan
352 sayfa, 1. Basım, Kasım 2004
ISBN: 975-8829-54-8
"Her zamanki tarzına bağlı kalarak, senaryoyu bize parça parça, sürprizlerini
kendine saklayarak ve ancak o anki rolümüz için gerekli kısmını vererek
dağıtıyordu. Onun beklediği oyunculuk tarzı, her ayrıntıda ‘gerçek hayat’taki
gibi oynamamızdı. Bir sözleşmemiz vardı, kaç gün çalışacağımızı aşağı yukarı
biliyorduk. Ama ben başıma neler geleceğini bilmiyorum. Ölecek miyim, yoksa
siperleri bırakıp buradan çekip gidecek miyim, haberim yok. Mirambel’de büyük
bir çarpışma yaşadık, hepimiz içimizden birilerinin öleceğini biliyorduk, çünkü
savaştaydık ve etrafımızda silahlar atılıyor, bombalar patlıyordu. Ve herkes çok
korkuyordu, öleceğim diye. Çünkü kimse ölmek istemiyordu. Ölmek demek, filmden
ayrılmak demekti.
Ken Loach bizi öyle bir etkiyle sarıp sarmalamıştı, hepimizde öyle bir yoldaşlık
bağı yaratmıştı, ki, kimse, ‘Filmden ayrılmak istemiyorum,’ demiyordu.
‘Ölmek istemiyorum!’du, herkesin ağzındaki söz." (Iciar Bollain, Ülke ve
Özgürlük filminin baş oyuncularından)

İran Sineması
Hamid Dabaşi
Türkçesi : Begüm Kovulmaz, Barış Aladağ
320 sayfa, 1. Basım, Kasım 2004
ISBN: 975-8829-46-7
Abbas Kiyarüstemi 1977'de "Kirazın Tadı" filmiyle Cannes Film Festivali'nde
Altın Palmiye ödülünü kazandığında, İran'ı dünya sinema haritasının tam orta
yerine yerleştirmişti. O zamandan beri İran Sineması, büyüleyici başarılarıyla
bütün dünyayı şaşırtarak sarsmaya devam ediyor.
Hamid Dabaşi bu kitabında, gerek kendi çözümlemeleri gerekse yönetmenlerle
yaptığı uzun röportajlar ışığında, İran'da sinemanın yaşlı ustaları olan Kimyayi,
Mehrcuyi, Kiyarüstemi, Beyzayi, Beni-İtimat ve Muhsin Mahmelbaf'tan, günümüzün
Semira Mahmelbaf ve Behmen Gubadi gibi büyük umut vaat eden genç yönetmenlerine
kadar İran sinemasının genel bir panoramasını çıkarıyor.
Sinemanın İran'da hayalleri nasıl süslediğine dikkat çektikten sonra da, İslam
Devrimi'nin akabindeki sıkı sansüre ve denetim mekanizmalarına rağmen,
sinemacıların ifade özgürlüklerine ket vurmaktan ziyade, özgün bir anlatm dili
oluşturmayı başardıklarını gözler önüne seriyor.

Paradoksal Sanat Sinema
Metin Gönen
Es Yayınevi
13,5 x 19,5, 98 sayfa, 1. Baskı
Yayın Tarihi: Ekim 2004
ISBN: 975871625-5
Bu çalışma, klasik/modern/post-modern biçimindeki standart şemanın ötesinde,
sinema sanatının kompleks yapısının görünebilirlik ve düşünülebilirlik
koşullarını oluşturmayı amaçlıyor. Bi yandan Bazin ve Deleuze'ün, diğer yandan
Epstein ve Godard'ın aynı sinema sanatıyla ilgili teorilerindeki klasik/modern
ikilemi içindeki karşıtlıkları vurgulayarak; bu çelişkilerin, aslında sinemanın
"paradoksal bir sanat" olmasından kaynaklandığını gösteriyor. Bu bağlamda yazar,
Jacques Ranciere'in Fable cinematographique (Sinematografik öykünce) adlı
eseriyle, sinemanın, aynı zamanda hem Aristotelesçi bir "klasik" anlatı
rasyonelliği taşıyan hem de Godard tarzı "modern" bir duyulur "ikon-imaj" gücüne
sahip kompleks bir yapı olduğunu temellendiriyor.
Yazar, bu paradoksal yapının, Walter Benjamin'in sinemayı mekanik bir
"yeniden-üretim" (reproduction) sanatı olarak değerlendirmesini geçersiz
kıldığına dikkat çekmekle kalmıyor. Aynı zamanda, sinemanın bu (Griffithçi
klasik hikaye anlatma mantığı ve Epstein tarzı fikirlerin ışıkla doğrudan
pelikül üzerine yazmanın ayrıksı modern gücünden oluşan) paradoksal yapısını,
Arthur Danto'nun savunduğu "sanatın tarihselliğinin sonu" şeklindeki Hegel
türevi tartışmalara da bir yanıt olarak görüyor. Çünkü bu tartışma, Tarih'in
sanat yapmadığını ve herhangi bir gelecek sözü vermediğini; tersine, Homeros'un
destanlarında, dramatik şiirin bir halk yaratması gibi, radikal sanatsal
operasyonların bir tarihsellik ve gelecek perspektifi oluşturduğunu düşünüyor.

Türk Film Araştırmalarında Yeni Yönelimler-4
Esra Özcan
Bağlam Yayınevi
15 x 24, 293 sayfa, 1. Baskı
Yayın Tarihi: Haziran 2004
ISBN: 975880311-5

Bir Bernardo Bertolucci Kitabı
Ala SİVAS
Es Yayınevi
13,5 x 19,5, 110 sayfa, 1. Baskı
Yayın Tarihi : Ağustos 2004
ISBN: 975871621-2
Bir filmi çözümlemek, filmin yönetmenini çözümlemek ile aynı şey olduğu gibi,
yönetmeni çözümlemek için, filmini çözümlemek hem şart hem de ana unsur
olagelmiştir. Bu ifade, çok geniş bir yelpazesi olan sinema sanatında her
yönetmen için geçerli olmasa da gerçek bir yönetmen ve sinemacı olan Bernardo
Bertolucci için geçerli. Bu kitap; sadece Bertolucci'nin 'benliği ile filmleri
arasındaki psikanalitik bağıntıları irdelemek ve filmlerinin 'onun' bir yansısı
olduğunu görmek noktasında değil, simgebilimin, ruhbilimin sinema sanatında ne
denli önemli bir yer tuttuğunu ve nasıl kullanılabileceğini, sinemanın
yapısallığında ne denli komplike boyutlara gidilebileceğini gösteren bir eser
olduğu için de önemli. Tüm bunların yanı sıra kitap, bir diğer yandan da, film
okuması oluşumu ve gerekliliğinin tartışılamaz gerekliliğini sergileyip, bu
okumanın filmde gizlenen 'alt metni' nasıl görülebilir ve anlaşılabilir
kıldığının da anlatıcısı olma niteliğini taşımakta.
Eser; "Paris'te Son Tango", "Son İmparator" gibi devasa filmlere imza atmış
olan; politik filmden melodrama, tarihsel filmden komediye pek çok türde
denemeler yapan, batı kültüründen doğunun gizemine yönelen, oyuncularla
karakterleri değil, karakterlerle oyuncuları yeniden yaratan, kapitalist sinema
endüstrisinin kendisine sunduğu olanakları canının istediği gibi kullanan ve
bütün yaptıklarıyla günümüzde popülerliğini yitirmediği gibi auteur kimliğinden
de ödün vermeyen, tüm bunların ötesinde, sadece İtalya'nın değil, dünya
sinemasının bir devi sayılan; sanatı ve yaşamı iç içe geçmiş olan bu güzel
insana dair kilitli kalmış olan kavram kapılarını da açarken bize, sinemaya dair
çok zevkli bir okuma sunuyor.

Bir Wim Wenders Kitabı
Yayınevi : Es Yayınları
Dizisi : Yönetmenler
Yazarı : Şenol ERDOĞAN, Hamdi ARSLAN, Ethem OLCAY
Basım Yeri / Tarihi : Istanbul / 2004 - Eylül
ISBN : 975871623-9
Sayfa Sayısı : 162
Sinemanın endüstri batağına saplanmamış çok az sayıdaki "gerçek sinemacılardan,
Yeni Alman ve Dünya Sinemasının devlerinden birisi Wim VVenders...
Görüntüyazınıni; Yol, Zaman ve Rock N' Roll üçgeninde kuran bu önemli adam,
çektiği tüm filmlerinde ne kadar çeşitlemeye giderse gitsin, oluşturduğu özünden
asla ödün verip uzaktaşmamış bir isim. Wenders'in 'Amerikan Rüyası' ile başlayan
bu kitap, onun bulunması zor ilk dönem avangard kısa metraj filmlerinden yola
çıkarak, çektiği tüm belgesel ve kurmaca filmleri zevkli bir okuma ile okuruna
sunuyor.

Bir David Lynch Kitabı
Yönetmenler Dizisi 4
Tuna Yılmaz
Es Yayınları / Yönetmenler Dizisi
161 s. -- 2. Hamur -- Ciltsiz -- 14 x 20 cm
İstanbul, Aralık 2004, 1. Basım
ISBN: 9758716336
Günümüzün genç sinema yazarlarında bulduğum en büyük eksiklik, hayran oldukları
bir yönetmen hakkında kapsamlı bir çalışma yapmamaları. Oysa bu biyografilere
öylesine ihtiyacımız var ki... İşte "memleketim" (yani benim gibi İzmirli) olan
ve daha önce tutkulu sinema mektupları ve yazılarından tanıdığım Tuna Yılmaz'ın
çağın belki en yaratıcı ve kişisel yönetmeni olan David Lynch'e eğildiği özgün
bir çalışma... (Arka Kapak'tan)

Senaryo Yazarı Olmak
Feridun Akyürek
Mediacat Yayınevi
434 sayfa, 1. Baskı, Şubat 2004
ISBN: 975637408-2
"Herkes senaryo yazabilir" iddiasıyla yola çıkan bu kitap, büyülü fenerin
aydınlattığı sihirli dünyaya girebilmek isteyen tüm senaryo yazarı adaylarına
"kalemi, kâğıdı alın ve yazmaya başlayın" çağrısında bulunuyor. Senaryo yazma
tekniğinin tüm aşamalarını örneklerle destekleyerek anlatan bu pratik rehber
zihninizden geçen öyküleri sinemanın sözcük ve tümceleriyle, yani çekimler,
sahneler ve sekanslar yazma konusunda size yol gösterecek. Çekim ölçeklerinden
diyaloglara, olay örgüsünden kişilere kadar film dilinin tüm unsurlarını
ayrıntılı bir biçimde ortaya koyan bu kapsamlı kitap, beyaz perdede öykü anlatma
sanatına sağlam bir ilk adım atmanızı sağlayacaktır.

Senaryo Yazma Tekniği
T. Kakınç
Papirüs Yayınevi
416 Sayfa, 2. Hamur, Ciltsiz, 14x20cm
İstanbul, Şubat 2004, 1. Basım
ISBN: 975874707X
"Senaryo Yazma Tekniği ve Uygulamalı Senaryo Örnekleri" yalnızca sinemaseverler
için hazırlanmadı.
Hiç kuşku yok, onların da eksik kalmış (tabii, hala varsa) bir yanlarını
tamamlayacak, ama bu kitapta asıl güdülen amaç, kendine gelecekte sinema ve
televizyon senaryo yazarlığını seçmiş ya da seçecek olanlara yabancı ve yerli
çeşitli senaryo örneklerini vererek onlara gerçekten yararlı olmaktır. (Arka
Kapak'tan)

Senaryo Bülent Oran
İbrahim Türk
Dergah Yayınları
Türkçe, 428 Sayfa, 2. Hamur, Ciltsiz, 16 x 24 cm
İstanbul, Mart 2004
ISBN: 9756611669
Bu çalışma, Bülent Oran'ın senaryoculuğu kadar kişisel dünyasını ve diğer
meşgale alanlarını da okuyucu karşısına çıkarıyor. Kendine özgü bir tarzı olan
Yeşilçam'ın senaryo anlayışını Oran'ın hayatı eşliğinde anlamaya çalışıyor,
giderek bu iç ve dış dünya arasındaki paralellikleri bulmaya niyet ediyor.
Teorik açıklamalar kadar ondan da çok, tanıklıklara, sözlü tarihin verilerine
yaslanmaya çabalıyor. Karşınızda bir senaryo hayat veya hayat senaryosu. Bülent
Oran... (Arka Kapak)

Kameralı Bir Adam
Yayınevi : Es Yayınları
Dizisi : Sinema Tekniği Kitaplığı
Yazarı : Nestor ALMENDROS
Çevirmen : Selçuk TAYLANER
Basım Yeri / Tarihi : Istanbul / 2004 - Ağustos
ISBN : 975871615-8
Sayfa Sayısı : 282
Dünya sinema sektörünün en önemli görüntü yönetmenlerinden biri olan Nestor
Almendros' un bu özyaşamöyküsel yapıtı aynı zamanda film yapımına dair anahtar
bir kitap olma özelliği taşımakta. François Truffaut, Eric Rohmer, Claude
Chabrol, Roger Corman, Barbet Schroder, Terrence Malick, Roberto Rosselini, Alan
Pakula gibi yönetmenlerle çalışmış bir isim olan Almendros eserinde, sette
üretilen 'acil' tekniklerden, çeşitli ülkelerin sinema okulları ve sinema
endrüstrilerine kadar uzanan sinemaya dair birçok konuyu içeriden bir bakış ile
kaleme alırken, eserin sonunda bir teknik terimler sözlüğüne de yer veriyor.
Kramer Kramer' e Karşı, Sophie' nin Seçimi, Mavi Göl de dahil olmak üzere
çalıştığı sayısız yapımla ilgili kişisel notlarından oluşan kitabında Almendros,
sinemayla ilgilenen herkes için ilgi çekici enstantaneler sunuyor. "Kameralı Bir
Adam" 1950' lerden başlayan serüveniyle sinema tarihine ayrı bir noktadan ışık
tutmakta.

Zaman Mekan
Kuram ve Sinema
Z. Tül Akbal Süalp
Çeviri : Ali Akay
Bağlam Yayınları, İnceleme - Araştırma Dizisi
377 Sayfa, 2. Hamur, Ciltsiz, 14x20 cm
İstanbul, Haziran 2004, 1. Basım
ISBN: 9758803220
''...İklimler ve rüzgarlar üzerinden geçerken gece ve gündüz haritaları
çıkarmamıza yardım ediyor. Böylece bu çalışma, belirli politik iklimlwew,
gwçtiğimiz yüzyılın belirli güçlü rüzgarlarına, çoğunlıkla üretimin,
toplumsallığın mekanları kentlere, sanayileşen ve daha sonra da sanayinin
görünür özelliklerinin el ayak çektiği bu kentlerede geçen zamanlara, ama en çok
da gecelere uğrayan filmlerle bir anlama yorumlama yolculuğu olacaktır. (Arka
Kapak'tan)

Deneysel Sinemanın Kısa Tarihi
Sabri Kılıç
Hil Yayınları
ISBN : 975-7638-03-X
Basım Tarihi : Aralık 2004
Endülüs Köpeği filmi kaç dakikadır?
Charles de Noailles kimdir?
Bunuel'in Altın Çağ filmi üzerindeki yasak kaç yılına dek sürmüştür?
Yaptığı bir tek deneysel filmle sinemada çığır açan Fransız ressam kimdir?
Andy Warhol'un Empire filmi kaç dakikadır?
Video-Sanat nedir?
Türk deneysel sinemacılar kimlerdir?

Minimalizm ve Sinema
Yayınevi : Es Yayınları
Yazarı : Pelin ÖZDOĞRU
Kapak / Resimleyen : Orhan Göktuğ GÜNDOĞAN
Basım Yeri / Tarihi : Istanbul / 2004 - Mayıs
ISBN : 975871613-1
Sayfa Sayısı : 109
Minimalist sinema üzerine dünya çapında yapılan ilk etraflı çalışma olan bu
eser, sinema tarihinde avant-gardist hareketlerin izini sürerek başladığı
yolculuğunda, çeşitli sanat disiplinlerindeki minimalist yaklaşımlara uğrayarak
sonunda sinemaya varıyor. Popüler sinemanın karşısına koyduğu sanat sineması
anlayışı içine yerleştirdiği minimalist sinemayı irdelerken, Ozu'dan Jarmusch'a
dünya sinemasından bu akım içinde ürün veren yönetmenleri inceliyor ve tam
filmografilerine yer veriyor. Zen Budizminden elektronik müziğe uzanan bu
keyifli yolculuğun her durağında sinema var...

Amerikan Film Terimleri Sözlüğü
Ralph S. Singleton
Çeviri: Selçuk Taylaner
204 s. 2. Hamur, Ciltsiz, 14 x 20 cm
Es Yayınları, İstanbul, Nisan 2004, 1. Basım
ISBN: 97587161007
Amerika'nın sinema üzerindeki "egemenliği" tartışılmaz. En azından niceliksel
olarak. Böylesi önemli bir sinemanın anahtar kelimeleri bu sözlükte ele
alınıyor...

İşte Büyü Zamanı
Atilla Dorsay
Nokta Yayınları
ISBN : 975882369-8
Basım Tarihi : Aralık 2004
Atilla Dorsay, büyüsüne kapıldığı o fenerin peşinde bir ömür geçirmiş, yaşamını
bu işe adamış, tam bir sinema aşığı... Sinemanın bu büyük tutkunu, bu kitapta
2000'li yıllarda çok çeşitli ve farklı dergilerde yazdığı, kimileri çok az okura
ulaşmış yazılarını toplayarak sinemaseverler için bir başucu kitabı haline
getirdi.
Sinemanın özellikle 1940'lardan bugüne yaşanan kimi önemli akımları, türleri ve
olayları, unutamadığımız filmler, oyuncular ve yönetmenler, bu kitapta geçit
resmi yapacak. Dorsay'ın sinema tutkusu ve bilgi birikimi sayesinde, Douglas
Sirk'ten Billy Wilder'e, Steven Spielberg'den Francis Ford Coppola'ya önemli
yönetmenlerin sanatlarını ve filmlerini, eşsiz bir usluptan damıtılmış
izlenimlerle yeniden okuyacaksınız. Buyrun katıksız sinema keyfine...

Işıkla Karanlık Arasında
Lütfi Akad
T. İş Bankası Kültür Yayınları, 643 sayfa
Dizi : Edebiyat - 367
Tür : Anı
13 x 19,5, 643 sayfa, 1. Baskı
Yayın Tarihi : Nisan 2004
“Hiçbir şey çocuğun hayal dünyasına benzemez. Hep çocuk kalmak istedim; kaldım
da ...”
“Bellek denen seksen altı yıllık o tıkış tıkış istiften, sinema ile ilgili
silinmemiş im’leri ayıklayıp yazmaya çalışacağım. Bunlardan bir sonuç çıkarmak,
bir yoruma varmak, işim olmayacak. Söyleyebileceğim tek şey şu: ‘İşte elli yedi
yıllık sinema serüvenimin, yaşamımda ışıkla karanlık arasında bıraktığı
izlenimler bunlar.”’
Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli yönetmenlerden Lütfi Akad, bu kitapta kendi
sinemacılık serüvenine bir belgeselci titizliği ile yaklaşıyor. İnsanların
beynine “suskun-bilge” imgesiyle yerleşen Akad’ın, muhtemelen kendini en geveze
bulduğu bu uzun soluklu sohbetini okurken “sözcüklerle” değil, “yaptıklarıyla”
konuşan bir ustanın gözünden, sinemamızın tarihini de öğreneceksiniz.
Güzel filmler göreceğiz
1974 yapımı 'Diyet'ten sonra film çekmeyen Lütfi Akad, "Mimar Sinan'da ders
veriyor olmasaydım, bu süre zarfında çok acı çekerdim" diyor. FOTOĞRAF: MUHSİN
AKGÜN
Kamerayı ilk kez sokağa indiren Türk sinemasının büyük ustası Lütfi Akad,
anılarını yazdı. Akad, gelecekten umutlu: Toplum olarak sinemaya yatkınız. Çok
iyi filmler seyredeceğiz,
seyrediyoruz da...
09/05/2004
ERKAN AKTUĞ (Arşivi)
"Sinema meslek değil tutkudur" diyor Lütfi Akad. İş Kültür Yayınları'ndan çıkan
anı kitabı 'Işıkla Karanlık Arasında'da 57 yıllık sinema serüveninin yaşamında
bıraktığı izleri anlatırken aslında bir tutkunun hikâyesini gözler önüne
seriyor.
Herhalde 'sinemamızda dev bir çınar' sözü en çok Akad'a yakışır. Türkiye'de
'gerçek' anlamda sinema onunla başlar desek biraz abartmış oluruz belki ama bu
iddianın haklılık payı da hayli fazladır. Çünkü, kamerayı sokağa ilk o
indirmiştir. Türk sinemasına damga vuran 'sinemacılar kuşağı'nın da en önemli
temsilcilerinden biri odur.
86 yaşındaki büyük usta, önceki gün İş Sanat'ta kitabı için düzenlenen kokteyle
katıldı, kitaplarını imzaladı. Kokteyl öncesinde kendisiyle konuşma fırsatı
bulduk. "İyi bir konuşmacı değilim" diye başladı söze. Önce sinemayı neden bir
meslek olarak görmediğini soruyoruz. "Her mesleğin kendine göre bir güvenilir
tarafı vardır. Sinemada böyle bir şey yok. Aklı başında bir insan yapamaz."
İstanbul Yüksek İkdisat ve Ticaret Okulu'ndan mezun Akad, 'tutarlı işi'ni
bırakıp sinemaya girmeye karar vermiş. Babası "Bu yeni bir alan, gelişmeye açık"
diyerek oğluna destek verirken annesi tedirginmiş. Geriye dönüp baktığında
annesinin korumacılığını çok iyi anladığını ama tüm sinemanın zorluklarına
rağmen babasına hak verdiğini söylüyor Akad.
'Hep çocuk kaldım'
Kitabın girişinde 'Hep çocuk kalmak istedim, kaldım da' diyor Akad. Bu
'çocukluk' halinin hâlâ devam ettiğini ilave ediyor: "Evde eşimle birlikte
Karagöz'le Hacivat gibiyiz."
Sinema kollektif iştir derler. Akad da uzun süre böyle düşünmüş. Kitapta 'Yıllar
sonra fark ettim ki kalabalığın ortasında yapayalnız olduğumun bilincine vardım'
sözlerine yer veriyor. Bu sözünü biraz açmasını istiyoruz. "Film iyiyse herkes
sahiplenir. Kötüyse yönetmenin olur. Filmi çekerken, o an görülen resim... Onu
bir kişi görür."
Sinema kitaplarında 'Türk sinemasında kamera Akad'la sokağa indi' diye yazar.
"Kamerayı sokağa çıkarttığım doğrudur. Benden önce yoktu. Sokak sahnesi varsa
bile kamera bir evin penceresinden sokağı görürdü. Senaryoda sokak var. Kamerayı
sokağa çıkarırsak daha iyi olacak. Biz bunu zorladık, yaptık. İyi de oldu" diyor
Akad.
'Akad sinemasının sabit bir ideolojisi yoktur' denir. Bir tarafta 'Hudutların
Kanunu', 'Gelin', 'Düğün', 'Diyet' diğer yanda TRT için çektiği Ömer Seyfettin
uyarlamaları. "Bir yorum daha var" diyor Akad, "Tercihi seçmemiştir diyor kimi
yazarlar. Görünen bu. Ama eğer bir tercih yaparsanız bir daha film yapma
olanağını bulamayabilirsiniz. İster istemez belli bir ortama uymak zorundasınız.
Ben fırsat buldukça kendi düşüncemin etkisinde film yaptım. Kolay değil, bugün
hâlâ sansür var. Bizim zamanımızda çok daha fazlaydı."
'Diyet'ten beri, yani 30 yıldır film çekmiyor Akad. Az süre değil. Zor gelmedi
mi? Akad, "Zor gelmez olur mu. Acı veren hastalıklara uyuşturucu kullanırlar ya
acıyı hafifletsin diye. Mimar Sinan'da ders veriyordum. O acımı hafifletti.
Sonra şartlar değişti" diyor.
Usta sinemacı olduğu gibi usta bir yazar. İki yılda tamamladığı, yer yer edebi
tatlar barındıran kitabının Türk sinema tarihinin önemli bir bölümünü
kapsadığını söyleyebiliriz rahatlıkla. Anlattıkları 50'li, 60'lı, 70'li yılların
sinema ortamıyla ilgili sağlam ipuçları veriyor. Belleği çok sağlam. Hiç günlük
tutmamış ama aldığı paraları, tarihleriyle birlikte bir deftere not etmiş. Bu
defterin çok faydasını görmüş.
Yılda iki-üç film çekmezse geçinemediğini yazıyor kitabında. Yapımcıların
kapılarını aşındırıp iş dilenmek ona zor geliyordu. Evde oturup iş bekliyordu.
"Şimdiki dönemle kıyaslayamam bile. Aldığım en yüksek yönetmenlik parası 20 bin
liraydı. Ancak üç film yaparsam yılı kurtarabiliyordum. Şimdinin yönetmenlerinin
şartları başka. Şimdi yönetmen senaryoyu yazıyor koltuğunun altına koyuyor,
parayı, sponsorları kendileri buluyor. Haliyle daha çok kazanıyorlar."
Bir ustanın günümüz sinemasıyla ilgili ne düşündüğü önemli. Ama kitabında böyle
yorumlara girmiyor. Soruyoruz, nasıl buluyorsunuz bugünün sinemasını? "Toplum
olarak sinemaya yatkınız. İyi yaratıcılar çıkacak, uç veriyorlar zaten. Umudum
var." 'Uzak'ın Cannes'da Jüri Büyük Ödülü aldığını hatırlatıyoruz. "Ödül hiç
önemli değil. Ama 'Uzak' iyi bir film. Dışarıya satabiliyorsan filmini ödülün
hiç önemi yok" diyor usta ve ekliyor: "Çok güzel şeyler seyredeceğiz,
seyrediyoruz da."
Işıkla Karanlık Arasında/Lütfi Akad/ İş Kültür Yayınları/643 sayfa/35 milyon
Adına 'zoom' diyorlar 'zum' okunuyor!
Akad'ın kitabında, 'zoom' objektifle tanışmasını anlattığı bölüm, hem ilginç hem
de onun sinema diliyle ilgili önemli ipuçları veriyor: "İlhan Arakon yeni bir
mercek getiriyor, alışılmış merceklerden çok değişik. Gövdesi daha kalın ve
uzun, gördüğü işe gelince bir sinemacı için müthiş. Kamera yerinden hareket
etmeden, istendiğinde boy çekim ölçeğinde duran bir insanın baş çekimine kadar
yaklaşıyor ya da baş çekimden genel çekime kadar açılabiliyor. Bir-iki deneme
yapıyorum, müthiş, çok güzel. Artık o sallanan, tekleyen sarsak arabaların
işkencesinden kurtulacağız.. diyeceğim ama duraklıyorum. Ben zaten sahneye
koyuşlarımda böyle bir yöntemi çoktandır bıraktım. Eğer bir oyuncunun yakın
çekimine gerek duyuyorsam onu kameraya yaklaştırmayı yeğliyorum çok kere. Birden
hızla yaklaşarak oyuncunun gözlerine kadar girebilmekse, ne yolla olursa olsun
bu tür çarpıcı çekimleri seyirciye yapılmış bir tür 'şantaj' olarak niteliyorum.
Her neyse, adına 'zoom' diyorlar, 'zum' okunuyor. Faydalı olacağa da benziyor
ama ihtiyatla kullanmakta fayda var." Sayfa 274

5555 Afişle Türk Sineması
Türker İnanoğlu
Kabalcı Yayınevi
ISBN : 9758240986
Basım Tarihi : Kasım 2004
Türker İnanoğlu'nun başkanlığında TÜRVAK tarafından gerçekleştirilen bu
neredeyse mucizevi kitap Guiness rekorlar kitabına girmeye aday bir çalışma
sayılabilir. Başlangıcından itibaren Türk sinemasında üretilen filmlerin
afişlerinin tamamına yakın bir kısmını bir araya getiren eser bin sayfanın
üstünde devasa bir hacme sahip. Türk sinemasının ürettiği film sayısının 6.000'e
yakın olduğu söylenir, ama bu bilgi bir türlü kesinliğe ulaşmamıştır. TÜRVAK'ın
yıllarca sürdürdüğü ve özel ya da devlet kütüphanelerinden tavan aralarına,
hatta kasalara dek uzanan bu zahmetli araştırması sayesinde pek çok afiş geçen
nice yılın ardından ilk kez gün ışığına çıkıyor.
Yalnızca sinema alanındaki araştırmacılar için değil, Türk sinemasının sürekli
göz önünde olan, ama hiçbir zaman hak ettiği değeri verilmeyen bir sektörüne,
yani film afişlere ilgi duyan herkes için gerçekten eşi bulunmaz bir kaynak
konumundaki kitap sinemaseverlerin görsel belleğine seslenerek onları uzun
süredir yapmadıkları ve geçmişe doğru uzanan bir yolculuğa çıkaracaktır. Osmanlı
dönemindeki sokak afişleriyle açılan eser, ekonomik sıkıntılar yüzünden
beyazperdeye aktarılamayarak sadece videokasetlerde kalan ve farklı isimlerle
yeniden vizyona sokulan filmleri de ayrı bölüm olarak işlemektedir. Kitabın
sonuna eklenen, yönetmenleri, yapım şirketlerini, oyuncuları ve filmleri içeren
oldukça ayrıntılı dizin ise büyük bir kullanım kolaylığı getirmektedir.
5555 AFİŞTE TÜRK SİNEMASI
TÜRVAK yayınları arasında çıkacak 970 sayfalık kitap, Kabalcı Yayınevi
tarafından basılıyor. Hürriyet Gazetesi'nin haberine göre, Türker İnanoğlu ve
ekibinin kütüphane, sahaf, müzayede dolaşarak bir bir topladığı Türk filmleri
afişleri, bu ayın sonunda yayınlanacak `Türk Sinemasında 5555 Afiş' adlı kitapta
buluşuyor.
Yıllar önce sinema dendiğinde akla önce sinema fenerleri gelirdi. Filmlerin
tanıtımı için yapılan dev boyutta karton karakterler, herkesin dikkatini çeker,
bugün ne oynuyormuş diye mutlaka baktırırdı. Sonraları sinema kapılarındaki
afişler yoldan geçenleri cezbeder oldu. İşte 1920'lerden günümüze kadar
insanları sinema salonlarına çeken o afişler artık ölümsüzleşiyor. Türker
İnanoğlu ve ekibinin kütüphane, sahaf, müzayede dolaşarak bir bir topladığı Türk
filmleri afişleri, bu ayın sonunda yayınlanacak `Türk Sinemasında 5555 Afiş'
adlı kitapta buluşuyor. TÜRVAK (Türker İnanoğlu Sinema Vakfı) yayınları arasında
çıkacak 970 sayfalık kitap, Kabalcı Yayınevi tarafından basılacak.
Muhsin Ertuğrul'un yönettiği `Kahveci Güzeli' filminde Münir Nureddin nasıl da
bakıyor? Ya `Süpermenler'e ne demeli! Daha sonra `Dünyayı Kurtaran Adam'ı
çevirmesine neden olan filmin afişinde Cüneyt Arkın'ın uçuşunu görüyor musunuz?
Bazıları hüzünlü, bazıları beyaz dişli kadınların güleç yüzleriyle süslü film
afişleri, aslında Türk sinema tarihinin bir özeti.
Türker İnanoğlu'nun `Milyon dolarlar harcadım' dediği afişlerin biraraya gelmesi
için 25 kişilik bir ekip çalıştı. Afişler, Milli Kütüphane ve Beyazıt
Kütüphanesi başta olmak tozlu raflardan, müzayedelerden, ailelerin anı
sandıklarından, İzzet Günay, Hamdi Alkan gibi sanatçıların koleksiyonlarından,
Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Genel Müdürlüğü ve Mimar Sinan Üniversitesi
arşivlerinden toplandı. İnanoğlu'nun sözleriyle afişlerin bazıları eski
sinemacıların çeyiz sandıklarından çıktı, bazıları sahafların kasalarından. Bazı
afişler ise müzayedelerden satın alındı.
MİMERAY MATBAASI GÖNÜLLÜ DESTEKÇİ
İnanoğlu, çalışmasında en büyük desteği, uzun yıllar film afişleri basan tek
matbaa olmayı sürdüren Mimeray Matbaası'ndan aldığını söylüyor. Şimdiye kadar
çekilmiş olan olan tüm Türk filmlerinin yaklaşık yüzde 60'ının afişlerini basan
matbaa, bu çalışma için arşivini gönüllü olarak açmış.
Matbaanın kurucusu Mithat Ağakay, bu işe dev sinema fenerleri yaparak başlar.
Çizip, boyayarak yarattığı fenerlerden bazıları bir kuşağın belleğinin
unutulmazları arasına girer. 1940'lı yıllarda Beyoğlu Lále Sineması'nın
`Denizler Aslanı' fenerindeki eli kılıçlı Errol Flynn, bir binanın en üst katına
kadar uzanan ve gözlerinde kırmızı ışıklar yanıp sönen King Kong gibi.
Sinema afişleri dönemine gelindiğinde Mithat Ağakay büyük oğlu Münir Ağakay'la
birlikte Cim-Mim matbaasını açar. 1961 yılında, askerden dönen küçük oğlu Erol
Ağakay da Eray Ofset'i kurar. 1968'de aile Mim ve Eray sözcüklerini
birleştirerek `Mimeray' ismini bulur ve matbaa o tarihten sonra faaliyetini `Mimeray
Matbaası' adıyla yürütür:
Yılda yaklaşık 250 filmin üretildiği 60'lar ve 70'lerde illüstrasyon afişler
gözden düşer. Bu yıllarda Mimeray, film yapımcılarının gözdesi haline gelir.
Birkaç sahnenin fotoğrafıyla film bilgilerini matbaaya bırakan yapımcılar,
Mimeray'ın tasarımları sayesinde kısa sürede bir film afişine sahip
olabilmektedirler çünkü. Ailenin ikinci kuşak afişçisi Erol Ağakay, Türk
filmlerinden 1448'inin grafik tasarımını yapar, 1160'ının da afiş dialarını
çeker. Özel arşivi, 2000 yılındaki `19. Uluslararası İstanbul Film Festivali'
kapsamında AKM'nin ev sahipliğinde bir sergiye dönüşür.
GUINNESS'E ADAY DEV BİR ARŞİV
İnanoğlu'nun, işte böylesine dev bir arşive sahip Mimeray'dan aldığı destekle
oluşturduğu paha biçilmez hazine, ay sonunda, 970 sayfalık bir kitap olarak
sinema meraklılarının elinde olacak. `Türk Sinemasında 5555 Afiş' kitabında,
adından anlaşılacağı gibi, 5555 tane 16 ve 35 milimetrelik film ile video
filmlerinin afişi yer alacak. Kitapta yurt içinde ayrı, yurt dışında ayrı isimle
gösterilen çift isimli filmlerin de çift afişi bulunacak.
Onca çabaya ve harcanan emeğe rağmen yine de ulaşılamayan bazı önemli film
afişleri de var. Örneğin Hürriyet Gazetesi'nin kurucusu Sedat Simavi'nin çektiği
yedi filmin afişleri, TÜRVAK'ın tüm uğraşılarına karşın bir türlü bulunamamış.
Bu yedi film, Darülbedai'nin oyunlarının filme alınmasıyla yaşayan Türk
sinemasının ilk özgün sinema senaryolu filmleri. Ama ne yazık ki afişler, ne
aile arşivlerinde ne de kütüphanelerde bulunabildi.
İnanoğlu, Kabalcı Yayınları'ndan basılacak kitap için `Dünyada bu kadar kapsamlı
bir kitap daha yok. Kitap, Guinness Rekoru'na aday olabilecek bir çalışma. Bir
daha da kimsenin böyle bir şeyle uğraşacağına inanmıyorum' diyor. İnanoğlu'nun
yeni projesi ise 250 yıllık Türk tiyatrosunun afişlerini biraraya getirmek.
Varsa yoksa sinema
Türker İnanoğlu (58) Yeşilçam'ın efsane yapımcılarından. 1959'da kurduğu Erler
Film çatısı altında yüzlerce yapıma imza attı.
Sadece yapımcılıkla uğraşmadı, birçok filmin de yönetmenliğini üstlendi. 1979'da
Ulusal Video şirketini kurdu ve bu şirket üzerinden, yurtdışı da dahil olmak
üzere 1500'ün üzerinde video kulübüne film verdi. 1985'ten sonra TRT ile
başlayarak televizyonlara diziler hazırladı. FİYAP ve SESAM'ın kurucu üyesi ve
başkanı olan İnanoğlu'nun `Sinema ve Televizyon Üzerine Denemeler' adlı bir
kitabı da yayınlandı. 1997 yılında kurduğu TÜRVAK bünyesinde sinema müzesi
oluşturarak, hayallerini gerçekleştirdi. İstanbul Kavacık'taki vakıfta yer alan
`Sinema Televizyon Müzesi' ve `Görüntülü ve Yazılı Sinema Kütüphanesi' özellikle
araştırmacılara büyük kolaylık sağladı.

Ankara'da Sinemalar Vardı...
İnal Karagözoğlu
Bileşim Yayıncılık
ISBN : 9752710778
Basım Tarihi : Temmuz 2004
Sinema dünyasının adı neredeyse anılmamış bir kesiminin, sinema makinistlerinin
dünyasından bir dönemin sinemalarını, filmlerini, oyuncularını,
sinemaseverlerini, makinist dairesinde yaşanan sıkıntıları, çabaları...
Sinemalarda sandalye düzeltmeyle işe başlayıp, 1937 yılında makinist dairesine
girmiş Behiç Köksal'ın anılarıyla izliyoruz.
Okuru, Ankara'daki sinema dünyasından, İstanbul ve Tokat'taki sinema dünyasına,
çok ilginç anılarla, filmlerle, izleyicilerle ve olaylarla birlikte 1930'lu
yıllardan alıp bugüne getiren bir kitap. Unuttuklarımızı içimiz burkularak,
gülümseyerek, heyecanlanarak hatırlatan; bizler film izlerken yaşananları, film
gösterimi öncesinde sonrasında yaşananları, bilmediklerimizi öğreten bir kitap.

Film Müziği / Tarihçe ve Yazılar
Sadi Konuralp
Oğlak Yayınevi
13 x19,5, 255 sayfa, 1. Baskı
Yayın Tarihi : Temmuz 2004
ISBN: 9753294603
''Film müziği, en kaba tarifi ile film için yapılan, kullanılan müziktir. Müzik
ve Sinema'nın ortak yan dalları diyebileceğimiz, çoğunun dinlenmeden duyulan
müzik diye tarif ettiği film müziği, günümüzde kendine has yöntemleriyle özel
bir meslek türü olarak, incelenmesi gerekli, ilginç bir konu haline gelmiştir.
Özellikle, sinemaya artık 20. yy'ın sanat türü gözüyle bakıldığından bu bir
zorunluluk halini almıştır. Bu çalışmayla film müziğini değişik açılardan ele
almak istedim. Hemen belirteyim ki: Konunun giriftliği ve genişliğinden dolayı
bazı ayrıntılar -dağınık görünme pahasına- tekrarlanmak zorunda kalındı. Kimi
bölümleri çerçeve yazılar ve dipnotlarla ayrıca okunur hale getirmeye
çalıştım.''
Dünyada ve Türkiye'de film müziğinin tarihini ilk kez Sadi Konuralp yazmaya
kalkıştı, yazdı da. Ama 2003 Temmuz'unda İstanbul / Beyoğlu2nda başına gelen o
talihsiz ve bir o kadar da meşum kaza, yaptığı bu öncü çalışmanın kitaplaşmasını
görmesini engelledi. Oysa bir film müziği tarihinde olması gereken bütün
kapsayıcı konuları, çalışmasının içine yerleştirmişti: Arkeolojik sinema ve
sessiz film devirlerinden küçük salonlardaki müziklere ve orkestra şefli
salonlara... Sesli filmlerin başlamasından Eisenstein'ın film müziği
uyarlamalarına... Film müziği felsefesinden film müziklerinin albümlere
dönüşmesine... Dünyanın çok sayıda ülkesinden Türkiye'de film müziğinin şarkılı,
operetli, ''döşemeli'', albümlü dönemlerini kapsayan geniş araştırmalarına...
Film müziklerinin hazırlanış tekniklerinden önemli besteci-yönetmenlere...
Ayrıca bu kitaba, Sadi Konuralp'in, film müziği alanındaki çeşitli teknik
yazıları da eklendi: Müzik teknikleri, logo müzikleri, film müziğinin
belirlenmesi, bilgisayar oyunlarının müzikleri, klişe müzikler, TV dizi film
müzikleri, film müziği alanında hak-hukuk ilişkileri... Kitabı, korku
filmlerinin 30'lu, 40'lı, 50'li yılların filmlerinin müzikleri, ''Giaollo''
filmleri müzikleri, seslendirme katliamları, kimsenin hatırlamadığı Martenot,
Theremin gibi müzik aletleri, hatta Japon anime filmlerinin müzikleri hakkındaki
ayrıntılı başka yazılar da tamamladı.
Film Müziği / Tarihçe ve Yazılar, anlamsız bir kaza yüzünden kaybettiğimiz
değerli bilim adamı Sadi Konuralp'in yalnızca yazdıklarını bir araya toplamıyor,
yaşasaydı daha başka neler yapabileceğine dair de acı bir ağıt oluşturuyor.

Aile Sineması Yılları 1960'lar
Neşe Kaplan
Es Yayınları, İstanbul, Ocak 2004, 1. Basım
189 s. 2. Hamur, Ciltsiz, 14 x 20 cm
ISBN: 97587160903
1960'lara ve dönemin sinema dünyasına dair ilginç bir araştırma...

Kelimelerden Görüntüye
Yayınevi : Es Yayınları
Dizisi : Türk Sineması
Yazarı : Orhan ÜNSER
Kapak / Resimleyen : Orhan Göktuğ GÜNDOĞAN
Basım Yeri / Tarihi : Istanbul / 2004 - Ekim
ISBN : 975871624-7
Sayfa Sayısı : 360
Konusunda ilk olan bu yapıt, Türk sinemasının beslendiği edebi kaynaklar ve
uyarlama yapılan filmlerin eşleşmelerini etraflı bir belge taraması ışığında
incelemekte. Türk sineması araştırmacısı Orhan Ünser, incelemesini, 1917'de
Sedat Simavi tarafından sinemaya uyarlanan Mehmet Rauf imzalı "Peçe"den, Doğu
Yücel'in Hayalet Kitap romanından esinlenen Taylan Biraderler yönetimindeki 2003
tarihli "Okul"a kadar getiriyor. Ünser, Sinemamızda yapılan edebiyat
uyarlamaları üzerine kaynak kitaplara dayalı karşılaştırmalı bir deneme girişimi
olarak nitelediği eserini, Her roman (öykü / tiyatro oyunu) sinemaya
uyarlanabilir cümlesi ile başlatıp Hiçbir roman (öykü / tiyatro oyunu) sinemaya
uyarlanamaz saptaması ile sona erdiriyor. Uzun yıllar süren bu arşiv taraması
sonucu ortaya koyan Türk edebiyatı ve sineması üzerine geniş ve titiz bir
inceleme olan bu kitap, detaylı bir uyarlama dizini de içermekte.

Yeşilçam'da Unutulmayan Yüzler
Mesut KARA
An Yayınları / Sinemanın Büyüsü
216 Sayfa, Karton Kapak
ISBN: 9758669249
Bir dönemin, özellikle 50'li, 60'lı yılların Türk sinemasına damgasını vurmuş
unutulmaz oyuncuların dünyasına gireceksiniz birazdan. Gong sesini duyduğunuzda,
ışıklar sönecek, bütün zamanların en dev kadrolu siyah-beyaz belgeselini
izlemeye başlayacaksınız. Unutulmayan Yüzler...
Henüz televizyonun evlere girmediği, yazlık ve kışlık sinemaların olduğu
yıllardı. Radyo tiyatrolarından, Kemalettin Tuğcu, Kerime Nadir romanlarına
oradan Yeşilçam filmlerinin büyülü dünyalarına gidip geliyorduk. O dünyaların
yakıcı hüznü bizi de kavuruyordu. Yeşilçam'ın unutulmaz filmleri, o filmlerin
unutulmaz oyuncuları hepimizi büyülü dünyalarına almışlardı. İnançlı
sinemacıların, herbiri doğal yetenek olan oyuncuların olanaksızlıklar içinde
ortaya çıkardıkları filmler halk tarafından beğeniyle izleniyordu. Melodramlarda
ağlayan izleyici macera filmlerinde "esas oğlanın" kötü adamı dövdüğü sahneleri,
filmin kahramanını alkışlıyordu.
|
|
 |

|