2003



Sinemada Ses Kullanımı
Mustafa Sözen

Detay Yayıncılık, Ankara, 2003, 1. Basım
276 Sayfa, 2. Hamur, Ciltsiz, 16 x 24 cm
ISBN : 9758326554

1. Bölüm: Sesin Doğası
2. Bölüm: Akustik Bilgiler
3. Bölüm: Sesin Teknik Olarak Üretimi
4. Bölüm: Sesin Sinemada Estetik Kullanımı

- Temel Müzik Bilgileri
- Tempo ve Ritim
- Sinemada Ritim Yaratımı
- Nota Kavramı
- Enstrümanların Sınıflandırılması

Bu kitap, Türkiye'de eksikliği duyulan bir alanda; sinema alanında sesin kullanılmasını konu edinmektedir. Sesin sinemada kullanılması salt teknik değil aynı zamanda da estetik bir sorundur. Bu kitap, özellikle iletişim ve sinema alanında öğrenim gören öğrencilerin yararlanabileceği temel bir bilgi hazinesidir. (Tanıtım Yazısı'ndan)



Dünya Sinemasında Akımlar
Esin Coşkun
İzdüşüm Yayınları
ISBN : 9758408531
Basım Tarihi : Ekim 2003, 2. Hamur

Modern Sanat, toplumlardaki ve dolayısıyla da sanattaki büyük bir değişim isteğinin sonucu olarak ortaya çıkmıştı. Modern Sanatın çeşitli akımları, geçmişin değerlerinin yadsınması ve yeni bir değerler sisteminin yaratılması çabasının ürünüydü ve yeni sanat sinema da ilk yıllarında Modern Sanatın çeşitli akımlarının yörüngesine girdi. Onlarla birlikte toplumlardaki huzursuzlukları ve değişim isteğini dile getirmeye başladı.
Alman Ekspresyonist sineması, ilk başta edebiyat ve resim sanatında ortaya çıkan ve sonra diğer sanat dallarına yayılan ekspresyonizmin ancak son yıllarına yetişebilmiştir; Fütürizm önce bir edebiyat akımı olarak doğmuş, son olarak sinemaya yansımıştır; 1920'lerin Fransız Avant-Gande Sineması aslında Dadaistlerin, Empresyonistlerin, Sürrealist sanatçıların deneysel çalışmalanının ürünüdür; Sovyet Toplumsal Gerçekçiliği ise Fütürist ve Konstrüktivist sanatçıların devrimle birlikte kendi sanatlarını büyük ölçüde devrimin yananına sunmaları sonucu ortaya çıkmış, öncülerin deneysel çalışmaları bir toplumsal yarar anlayışıyla birlikte yürümüştür.



Yeşilçam'da Unutulmayan Yüzler
Mesut Kara
An Yayıncılık, Ekim 2003
211 Sayfa, 2. Hamur, Ciltsiz, 14 x 20 cm, Resimli
İstanbul, Ekim 2003
ISBN: 9758669249

Bir dönemin, özellikle 50'li, 60'lı yılların Türk sinemasına damgasını vurmuş unutulmaz oyuncuların dünyasına gireceksiniz birazdan. Gong sesini duyduğunuzda, ışıklar sönecek, bütün zamanların en dev kadrolu siyah-beyaz belgeselini izlemeye başlayacaksınız.

Unutulmayan Yüzler...

Henüz televizyonun eve girmediği, yazlık ve kışlık sinemaların olduğu yıllardı. Radyo tiyatrolarından, Kemalettin Tuğcu, Kerime Nadir romanlarına oradan Yeşilçam filmlerinin büyülü dünyalarına gidip geliyorduk. O dünyaların yakıcı hüznü bizi de kavuruyordu. Yeşilçam'ın unutulmaz filmleri, o filmlerin unutulmaz oyuncuları hepimizi büyülü dünyalarına almışlardı. İnançlı sinemacıların, herbiri doğal yetenek olan oyuncuların olanaksızlıklar içinde ortaya çıkardıkları filmler halk tarafından beğeniyle izleniyordu. Melodramlarda ağlayan izleyici macera filmlerinde "esas oğlanın" kötü adamı dövdüğü sahneleri, filmin kahramanlarını ayakta alkışlıyordu. İzleyici Kral Ayhan Işık'ı, Çirkin Kral Yılmaz Güney'i, Malkoçoğlu Cüneyt Arkın'ı, Karaoğlan Kartal Tibet'i alkışlarken, kötü adamlar yuhlanır, ıslıklanırdı. Sonra büyü bozuldu... (Arka Kapak'tan)



Futbol ve Sinema - Meşin Yuvarlağın Beyazperde Serüveni
Tunca ARSLAN
İthaki Yayınları, İstanbul, 2003, 206 sayfa
ISBN : 975872564-5

Futbol ve Sinema - Meşin Yuvarlağın Beyazperde Serüveni'nde Tunca Arslan, yaşamı kavramaya en uygun araçların ikisiyle ilgili kapsamlı bir çalıma gerçekleştiriyor. Böylece 15 kategoride 150'yi aşkın yerli ve yabancı filmin künye bilgileri ve değerlendirmeleriyle ülkemizde ilk kez futbol ve sinema ilişkisini ele alan bir başvuru kitabı yayımlanmış oluyor.

İnsanoğlunun yeryüzü yolculuğundaki neredeyse tüm güçlü duyguları beyazperdede ya da yeşil sahalarda yaşanabilir: büyük acılar, sevinçler, dayanışma, ihanet, korku, kaygı, mutluluk, güven, diğerkamlık, intikam, öfke, aşk, pişmanlık, tiksinme, yalnızlık... Futbol ve sinema, yorgun zihinlere ağırlıklarını unutturup kimi zaman yaşamla bağları sağlamlaştırırken, en karanlık dönemlerde bile insan olmanın soyluluğunu hatırlatır. Yaşam denen oyunu kavramak için elimizdeki birkaç iyi aracın arasındadır" müthiş ikili". Futbolu, sinemayı ya da her ikisini birden seviyorsanız bu kitaba kayıtsız kalamayacaksınız.

Meşin yuvarlak ve kamera... Futbol alanı ve beyazperde... Tribünler ve karanlık salon... Seyirciler... Bunları hiç karşılaştırmış mıydınız? 1991 yılından bu yana sinema yazarlığı yapan Tunca Arslan okur için ‘Futbol ve Sinema’ adlı kitabında geniş kitlelere ulaşmayı başaran iki dalı, futbol ve sinemayı birlikte değerlendiriyor. Arslan, yerli ve yabancı pek çok filmi mercek altına alarak, futbolun sinemadaki yerine dikkat çekiyor. Yazarın kendi hayatından da verdiği örneklerle renklendirdiği ‘Futbol ve Sinema’, aslında bu iki alanın ne kadar çok ortak noktası olduğunu ve çıkışlarından beri yollarının birçok konuda kesiştiğini ayrıntılı bir biçimde okura sunuyor. Yazar, ‘Suç ve Gerilim Öykülerinde Futbol’, kısa filmleri konu olan ‘Kısa Kısa Futbol’, kaleci öykülerine değinen ‘File Bekçileri’ ve kadın futbolunu anlatan ‘Kızları da Alın Sahaya’ gibi ilginç başlıklar altında yüz elliden fazla filmi tanıma fırsatı veriyor. Türkiye’de türünde ilk olan bu kitap, hem futbolla hem de sinemayla ilgilenenler için heyecanlı bir ‘başlama vuruşu’ olacaktır. (M.Y.)

Tunca Arslan'ın "Futbol ve Sinema-Meşin Yuvarlağın Beyazperdede Serüveni" meraklıları için başvuru kitabı. Sinema ve futbol... Biri yönetmenin diğeri teknik direktörün, içinde ekip ruhu olmadan gerçekleştiremeyeceği eserler... İkisinin de oyuncuları var. Birinin ışıkçısı, sesçisi, montajcısı diğerinin masörü, malzemecisi, doktoru var. Her ikisinin de süresi birbirine yakın... İnsanoğlunun yeryüzü yolculuğundaki neredeyse tüm güçlü duyguları beyazperdede ya da yeşil sahalarda yaşanabilir: Büyük acılar, sevinçler, dayanışma, ihanet, korku, kaygı, mutluluk, güven, intikam, öfke, aşk, pişmanlık, yalnızlık... Çağımızın en büyük ve en kitlesel görsel şovları olan sinema ve futbol, Tunca Arslan'ın kitabında bir araya geldi. Arslan, İthaki Yayınları'ndan çıkan ve yayınevinin "Futbol Kültürü Kitapları" dizisinin beşinci kitabı olan "Futbol ve Sinema-Meşin Yuvarlağın Beyazperdede Serüveni"nde içinde futbol geçen 15 kategoride 150'yi aşan filmi değerlendirip künye bilgilerini çıkardı. Böylece Türkiye'de ilk kez futbol filmleri ya da içinde futbolun geçtiği filmler bir kitapta toplandı. "Futbol ve Sinema-Meşin Yuvarlağın Beyazperdede Serüveni", meraklıları için değerli bir başvuru kaynağı niteliğini taşıyor.



Ne Şurup-Şeker Şarkılardı Onlar
Atilla Dorsay
Remzi Kitabevi
ISBN : 975140908-X
Basım Tarihi : Şubat 2003

Atilla Dorsay müziği de çok sevdi. Neredeyse sinema kadar... Hayatını şarkılarla iç içe yaşadı. Ve bir dönemde bir ikili kurarak şarkıcı olmayı bile denedi. Ama olmadı. "Kader ağlarını ördü" ve o sinema yazarı oldu. Ancak müzik tutkusu hiç sönmedi.

Yıllar sonra yazdığı bu kitapta Dorsay hayatının çok önemli bir parçası olan müzikle ilişkili anılarını anlatıyor. Ve bu aynı zamanda, hemen tüm 20. yüzyıl pop müziğini kapsayan bir tarihe dönüşüyor. Kişisel olmasına karşın herkesin kendi şarkılarından, seslerinden ve anılarından parçalar bulacağı bir pop müzik tarihi...



Türk Film Yönetmenleri Sözlüğü
Agah Özgüç
Agora Kitaplığı
ISBN : 9758829041
262 sayfa, 1. Basım, Ekim 2003

Resmi tarihe göre Türk sineması 89 yaşına gelmiş bulunuyor. Fuat Uzkınay’ın belgesel filmiyle başlayıp, Muhsin Ertuğrul’dan Cahide Sonku’ya, Ö. Lütfi Akad’dan Metin Erksan’a, Yılmaz Güney’den Zeki Ökten’e doğru uzanan bir serüvenin toplamı bu tarih.

Dolayısıyla,Agâh Özgüç’ün ince işçiliğiyle, resmi tarihe ışık tutmanın yanı sıra, gayri resmi tarihe de vurgu yaparak hazırlanan bu kitaptaki panorama, sadece çekilen filmleri isim isim kaydetmekle yetinmiyor, bunun yanında, Türk sinemasının anlamlı bir fotoğrafını da çekiyor...



Devrim Sineması
Luda Schnitzer, Jean Schnitzer, Marcel Martin
Türkçesi : Osman Akınhay
304 sayfa, 1. Basım, Ekim 2003
Agora Kitaplığı
ISBN: 975-8829-06-8

İnanılmaz, harika günler. Devrimci bir sanatın ilk adımları. Sanat hayatına atıldıklarında on altı-on yedi yaşlarında olan, büyücü Meyerhold'un çırakları. 25 yaşında tüm zamanların en görkemli filmi "Potemkin Zırhlısı"nı çeken Eisenstein. En cüretkârca denemeleri ve çılgınca arayışlarıyla Egsantrik Aktör Fabrikası. Hepsinin arkasında da, bütün yaratıcılığı ve görkemiyle, genç sinemacıların tüm yeteneklerinin önünü açan, onlardan bir tek hakkı (aptal ve sorumsuz olma, para basan bir makineye dönüşme ve kötü film çekme hakkını) esirgeyen Devrim...

Sinema Kitapları serisinin ilk kitabı olarak Agah Özgüç’ün “Türk Film Yönetmenleri Sözlüğü” adlı kitabını yayımlayan Agora Yayınları yeni sinema kitapları ile karşımıza çıkmaya devam ediyor. Ben bu ikinci kitap hakkındaki yazımı hazırlarken serinin üçüncü kitabı “Bir Senaryo Yazmak- Michael Chion” raflardaki yerini henüz alıyordu. Agora Yayınları’nı, Türkiye’deki sinema yazınına yaptığı katkılardan dolayı takdir etmek gerek. “Elinizdeki kitap bir bakıma, Sovyet sinemasının kahramanlık çağına olduğu kadar, Meyerhold’a da ödenen borçtur”. Sunuş bölümünde bu cümleyi sarf eden David Robinson, kitabın hazırlanma amacını da kısaca özetlemiş oluyor. Kitabı okuduğunuzda, sinema tarihinin en önemli filmlerinden biri olan Potemkin Zırhlısı adlı başyapıta imza atan Ayzenştayn’ın da hocası olan Meyerhold’un kim olduğunu ve devrim sinemasının yükselişinde ne kadar büyük bir rol aldığını anlamış olacaksınız. Böylece borç da ödenmiş olacak. Kitap on iki bölümden oluşuyor ve her bölüm dönemin önemli yönetmenlerinden birine ayrılmış. Bu yönetmenler: Yutkeviç, Ayzenştyan, Aleksandrov, Kuleşov, Vertov, Kozintsev, Gerassimov, Pudovkin, Golovyna, Dovjenko, Gabriloviç, Romm. Bölümlerin başında yönetmenlerin kısa biyografileri yer alıyor.

İnanılmaz, harika günler. Devrimci bir sanatın ilk adımları. Sanat hayatına atıldıklarında on altı - on yedi yaşlarında olan, büyücü Meyerhold'un çırakları. 25 yaşında tüm zamanların en görkemli filmi "Potemkin Zırhlısı"nı çeken Eisenstein. En cüretkârca denemeleri ve çılgınca arayışlarıyla Egsantrik Aktör Fabrikası. Hepsinin arkasında da, bütün yaratıcılığı ve görkemiyle, genç sinemacıların tüm yeteneklerinin önünü açan, onlardan bir tek hakkı (aptal ve sorumsuz olma, para basan bir makineye dönüşme ve kötü film çekme hakkını) esirgeyen Devrim...



Bir Senaryo Yazmak
(Ecrire un Scénario)
Michel Chion
Türkçesi : Nedret T. Öztokat
280 sayfa, 1. Basım, Aralık 2003
ISBN: 975-8829-14-9

İyi senaryolar kendiliğinden yazılmaz; iyi senaryo kaleme almak, özenli çalışmaların, deneyim ve eğitimle kazanılacak sezgilerin ve öyküleme sanatını beyazperdeye uygulamayı iyi bilmenin ürünüdür. Elinizdeki kitap da bu amaçla, sinemanın ayrı dönemleri ve farklı ülkelerinden özenle seçilmiş, hepsi ayrı bir senaryo türünü temsil eden dört klasik film senaryosunun derinlemesine çözümlenmesiyle hazırlanmış; ayrıca, Hitchcock'tan Polanski'ye, Fritz Lang'dan Jacques Demy'ye değişik yönetmenlerin kullandığı formüller ve örneklerle zenginleştirilmiştir... Daha önce AFA Yayınları tarafından iki baskısı yapılan "Bir Senaryo Yazmak" kitabının yeni basımıdır.



Sinemada Renk
Sembolik Anlamlar
Mustafa Sözen
Detay Yayıncılık, Ankara, 2003, 1. Basım
192 Sayfa, 2. Hamur, Ciltsiz, 16 x 24 cm
ISBN : 9758326570

Giriş : İmge-Biçim Bağıntısı
1. Bölüm : Rengin Doğası
2. Bölüm : Rengin Sembolik Anlamları
3. Bölüm : Rengin Estetik Anlamda Sinemada Kullanımı

Bu kitapta, renklerin salt algılama yada ressamları ilgilendiren yönleri incelemekle kalmamış özellikle sinemada rengin önemi ve bilinmesi gerekenler yalın bir dille anlatılmıştır. Bu kitap, renkle ilgilenenler, sinemacılar, iletişimciler, sanatçılar ve öğrenciler için bir ansiklopedi niteliği ile her zaman el altında bulundurulması gereken bir kaynaktır. (Tanıtım Yazısı'ndan)



Türk Sinema Tarihi
Giovanni Scognamillo
Yayına Hazırlayan : Çetin Şan
Teknik Yönetmen : Zeliha Güler, Ümit Yavuz
Kabalcı Yayınevi, Sinema Dizisi
Sayfa Sayısı : 564, 2. Hamur, Ciltli, 20x26cm
İstanbul, Ekim 2003 2003, 2. Basım
ISBN: 9757942855
Metis Yayınları'ndan İlk Basım: 1987

1895'te doğuşundan bu yana sinema dünyanın her yerinde insanları büyüleyen, mesaj veren, ağlatan bir sanat, tiyatronun yanında insanlığa ikinci bir ayna oldu. İşte Scognamillo da sinemanın Türkiye'deki tarihine eğilerek, korunmamış, sahip çıkılmamış, kişisel çabalarla yaşatılmaya çalışılmış bir tarih okurun / seyircinin gözleri önüne seriyor. 1896'daki ilk sinema gösterilerinden başlayarak, 1990'lara, günümüze kadar gelen belgeler ve görsel malzemeyle destekli, titiz bir arşiv çalışmasına dayanan bir "antoloji" var okuyucunun elinde. Türk sineması üç dönemde ele alınıyor: 1896-1959 arası hazırlık dönemi, 1960-1986 arası siyasal ve toplumsal çalkantıların sineması ve 1987-1997 arası yani entellektüel filmlerin, Türk sineması diriliyor mu sorusunun gündeme geldiği döneme kadar. Scognamillo 'nun çalışmasına gerçek br tarih kitabına yaklaştıran en önemli özelliği ise nesnelliği. Yazar, her dönemin tcari ve sanatsal ürünlerini, olumlu ve olumsuz örneklerini yanyana getiren bir yaklaşımla ülke sinemasının bütününe bakıyor. Sonuçta Türk Sineması Tarihi, sinemanın bugününü anlamak için geçmişi ele alan, geçmişten koparmadan değerlendiren "hakiki" bir antoloji oluyor. Scognamillo kimi zaman sözü dönemin sinemayla ilgilenen yazarlarına bırakarak, okuyucuya gerçek izlenimler de sunuyor. Türk sinemasının, ilk sinematograftan günümüze kadar gelişiminin izlendiği bu "tarih" kitabında aynı zamanda bir ülkenin panaromasını bulacaksınız. Her sinema / tarih meraklısının her okuyucu / seyircinin kütüphanesinde bulunması gereken önemli bir çalışma. (Arka Kapak)

1895'te doğuşundan bu yana sinema dünyanın her yerinde insanları büyüleyen, mesaj veren, ağlatan bir sanat, tiyatronun yanında insanlığa ikinci bir ayna oldu. İşte Scognamillo da sinemanın Türkiye'deki tarihine eğilerek, korunmamış, sahip çıkılmamış, kişisel çabalarla yaşatılmaya çalışılmış bir tarih okurun / seyircinin gözleri önüne seriyor. 1896'daki ilk sinema gösterilerinden başlayarak, 1990'lara, günümüze kadar gelen belgeler ve görsel malzemeyle destekli, titiz bir arşiv çalışmasına dayanan bir "antoloji" var okuyucunun elinde. Türk sineması üç dönemde ele alınıyor: 1896-1959 arası hazırlık dönemi, 1960-1986 arası siyasal ve toplumsal çalkantıların sineması ve 1987-1997 arası yani entellektüel filmlerin, Türk sineması diriliyor mu sorusunun gündeme geldiği döneme kadar. Scognamillo 'nun çalışmasına gerçek br tarih kitabına yaklaştıran en önemli özelliği ise nesnelliği.

Yazar, her dönemin tcari ve sanatsal ürünlerini, olumlu ve olumsuz örneklerini yanyana getiren bir yaklaşımla ülke sinemasının bütününe bakıyor. Sonuçta Türk Sineması Tarihi, sinemanın bugününü anlamak için geçmişi ele alan, geçmişten koparmadan değerlendiren "hakiki" bir antoloji oluyor. Scognamillo kimi zaman sözü dönemin sinemayla ilgilenen yazarlarına bırakarak, okuyucuya gerçek izlenimler de sunuyor. Türk sinemasının, ilk sinematograftan günümüze kadar gelişiminin izlendiği bu "tarih" kitabında aynı zamanda bir ülkenin panaromasını bulacaksınız. Her sinema / tarih meraklısının her okuyucu / seyircinin kütüphanesinde bulunması gereken önemli bir çalışma.



Kara Filmler / Gelecek Bir Katliam - Gelecek İçin Hazırlan
Selda Tan Özdemir
Altıkırkbeş Yayınları
ISBN : 9758467662
Basım Tarihi : Şubat 2003

Hayal güçlerimizi zorlayan sanal dünya kocaman bir gerçekliktir, illüzyonun ta kendisidir, incelikli bir hiledir. Bugünün şüpheli gerçeğidir, artık düşsel bir evren değildir...
Alabildiğine ideolojiktir, gerçek, sahtesinin ardına saklanmıştır. Çinlilerin beddua edecekleri kişiye söyledikleri 'Umarım ilginç bir çağda yaşarsın' deyimi bu yüzyılı kastediyor olmalıdır. Mutlak gerçeğin mutlak sahteye dönüştüğü, yerine geçtiği imgenin protezi ve hatta sureti olduğu bir çağ...

Bu kitap, neo-noir ve future noir'ın izini sürerken nihilist bir mercek ardından bakmayı tercih etmiştir. Bu merceğin önünde, yabancılığı arttıkça, suça ve yalnızlığa teslim olan insanoğlunun görüntüsü ve varoluş durumu vardır. Kara Filmlerin öykü anlatıcıları toplumsal uzlaşmanın olanaksızlığına, sistemin kesinleşen dişlerine, varoluşun zavallılığına vurgu yapmayı yeğler. Bu günün gerçeklerine bu denli denk gelen başka hiçbir film türü yoktur. Nihayetinde Kara Filmlerin evreni, yaşadıklarımızın izdüşümüdür. Gelecek ise bugünün...

Felaketin hayal edilmesi mümkün olduğuna göre, o çoktandır buradadır.



Sinemada Kurgu
Edward Dmytryk
İzdüşüm Yayınları
ISBN : 9758408607
Basım Tarihi : Kasım 2003

Sinema yaşantısı boyunca 50'den fazla filme (bunlar arasında The Caine Mutiny, The Young Lions, The Carpetbaggers gibi filmler bulunmaktadır) imza atmış olan Edward Dmytryk Hollywood'da uzun yıllar kurgucu olarak çalıştı. Sinemada Kurgu kitabı onun çalışma hayatı boyunca kurgulama konusunda edindiği engin deneyimleri yansıtmaktadır.

Dmytryk'e göre kusursuz bir filmin ilk koşullarından biri, iyi uygulanmış bir kurgu tekniğidir ve görüntü yönetmeninden asistanına, yönetmenden yapımcıya kadar ekibin tüm üyeleri kurgulamanın öneminin farkında olmalıdır. Bu gereksinimden yola çıkan Sinemada Kurgu yapıtı basit ve sade bir dille kurgu tekniklerini açıklamakta, verdiği örnekler ve anektodlarla kurgulama tarihinden 50 yıllık bir kesit sunmaktadır.



Sinemada Yönetmenlik
Edward Dmytryk
İzdüşüm Yayınları
ISBN : 9758408623
Basım Tarihi : Kasım 2003

Edhvard Dmytryk'in ilk filmi Hawks (Şahin) 1935'de gösterime girdi. Bunu izleyen kırk yılda aralarında The Caine Mutiny, The Young Lions ve The Carpetbaggers olan elliden fazla film yönetti. Özgeçmişi, Yaşam Cehennem de Olsa Yaşamak Kötü Değil 1978'de yayınlandı. Dymtryk halen Hollywood'da yaşıyor, yazıyor ve ders veriyor.
Bu kitapta Dmytryk, senaryo seçiminden ilk deneme gösterimine kadar bir filmin oluşma evrelerini adım adım izleyerek ve meslek yaşamından sayısız örnekler vererek film yapmanın sırlarını aktarıyor.



Sinemada Oyunculuk
Edward Dmytryk, Jean Porter Dmytryk
İzdüşüm Yayınları
ISBN : 9758408615
Basım Tarihi : Kasım 2003

Yönetmen Edward Dmytryk, Sinemacılık Üzerine adlı eserinin bir bölümü olan Sinemada Oyunculuk'ta oyunculuk teknikleri konusuna eğiliyor. Bir yönetmenin oyuncudan neler beklediğinin ayrıntılı bir şekilde anlatıldığı kitapta sinema oyuncusu olan eşi Jean Porter Dmytryk sık sık söze karışıp deneyimsiz oyuncular için pratik öneriler getiriyor, oyuncuya hazırlanmasını kolaylaştıracak küçük senaryolar sunuyor.
Oyuncu olsun olmasın, herkesin keyifle okuyacağı bir kitap.



Sinema ve Varoluşçuluk
Hakan Savaş
Altıkırkbeş Yayınları
ISBN : 975846797-2
Basım Tarihi : Eylül 2003

20. yüzyılın ayırt edici özelliklerinden biri de, bu yüzyılın felsefesi ile sanatı arasındaki güçlü işbirliğidir ki, bu işbirliğinde, çağdaş bir felsefe olarak varoluşçuluğun da önemli bir payı vardır. Varoluşçu felsefeyi dar anlamıyla felsefenin sınırları içinde kalmaktan çıkartarak sanatla buluşturan ise "insanın kendini arayışı" olduğu söylenebilir. Sinema sanatı ile varoluşçuluğu bir yerde buluşturan da aynı arayış, aynı uğraştır. Çağdaş insanın kendini arayışının izini, -yaşamın ve insanın bütünlüğünü hiç gözden yitirmeksizin- felsefede ve sinemada sürmek, varoluşçuluk ile sinema arasındaki ilişkinin boyutlarını açığa çıkartmak bu kitabın konusu olmakla birlikte, asıl amaçlananın sinemaya felsefe ile bakmak, felsefi bakışı film çözümlemesi ve eleştirisine taşımak olduğu söylenebilir. Başka bir deyişle, "Sinema ve Varoluşçuluk" başlığını taşıyan bu çalışmadan beklenen, felsefe ile sinema arasında kurulacak bağda bir ilmek atabilmek ve felsefi bakışın sinema sanatını değerlendirme yönünde sağlayabileceği olanaklardan hiç olmazsa bir bölüğünü tanıtarak, örneklendirebilmektir.



Kayıp Kuşak Filmleri Generation X Sineması
Peter Hanson
Altıkırkbeş Yayınları
ISBN : 9758467840
Basım Tarihi : Temmuz 2003

Gen-X sinemacıları tarafından yaratılan karakterler toplumun dışına çekilmişlerdir çünkü anlatılmamış zalimlikler yapmaya muktedir toplumla herhangi bir ilişkileri olmasını istemezler.
Sonuç olarak, bu duruşları, şu yakıcı "Ben kimim, nereye aitim?" sorusuna bir yanıt sayılabilir; "Ben toplumun sonradan hatırladığı bir şeyim ve en azından nereye ait olmadığımı biliyorum."



Seni Seviyorum Sinema
Leyla Özalp
Remzi Kitabevi
ISBN : 975140919-5
Basım Tarihi : Nisan 2003

Çoğu film çekimlerinde, son kareden sonra "stop" sesi duyulduğunda iki öykü tamamlanmış olur. Negatife kaydedilen "filmin öyküsü" beyazperdede bizlerle buluşurken, zihinlere kaydedilen "yaratıcıların öyküsü" ekibin anılarında, sinema tarihinin çekilmemiş filmleri olarak kalır... Oysa bu çekilmemiş filmler, kamera arkasının renkli dünyasıyla birlikte Türk sinemasına büyük katkısı olacak binbir deneyimi de içinde saklar.
Leyla Özalp yönetmen yardımcısı, yapım yönetmeni ve yapımcı olarak çalıştığı otuza yakın filmde, kamera arkasının "gerçek" öykülerini "binbir sinema masalı" tadında anlatıyor.

Türk sinemasının son otuz yılda ürettiği çok önemli filmlerde, çağımızın önde gelen yönetmenleriyle çalışmış Leyla Özalp'ten A'dan Z'ye film yapımı. Leyla Özalp, çeyrek yüzyılı aşan sinemacılık deneyimine 28 film sığdırmıştır. Şimdi bu deneyiminden hareketle, Türkçe sinema yazınındaki yeri hep boş kalmış yapımcılık alanını tüm yönleriyle okurlarına ve öğrencilerine aktarıyor.

"Film yapmanın temel ilkeleri aynı olsa da ülkelerin kendine özgü koşulları, farklı film yapım biçimleri doğuruyor. Bu yüzden kitapta Türkiye'deki pratiğe özgü uygulamalara özellikle değinmem gerektiğini düşündüm." Leyla Özalp

Hareketli görüntü teknolojileri tüm dünyada gelişir, yayılır ve gündelik hayatın olağan bir parçası haline gelirken, sinemada gittikçe artan sayıda insan için kendini ifade etmenin bir yolu ve birçok uzmanlık alanını barındıran bir sektör haline geliyor. Türkiye'de de yapımlara ayrılan bütçe ortalaması ve gişe gelirleri yükseldikçe, tüm sektörde ve bu arada yapımda görevli uzman unvanlarında ve sayısında artış görülüyor. (Tanıtım Yazısından)



Hayatımız Sinemaydı
Yapımcı ve yönetmen asistanı Leyla Özalp, "Seni Seviyorum Sinema"da Yeşilçam’ın seçkin filmlerinin çekim öykülerini anlatıyor.

ALİN TAŞÇIYAN

Türk sinemasının en deneyimli yönetmen yardımcısı, yapım yönetmeni ve yapımcılarından Leyla Özalp film setlerinin heyecanlı, hareketli, bazen de kavgalı öykülerini "Seni Seviyorum Sinema"ya aktardı. Atıf Yılmaz’dan Sinan Çetin’e, Türkan Şoray’dan Meltem Cumbul’a sinemamızın önemli kişiliklerine, çalıştığı 25 filme dair anılarını fotoğraflarla, belgelerle bu kitapta topladı.

"Seni Seviyorum Sinema" bir anılar yumağı gibi görünüyor. Hepsini çözüp tekrar sarmak nasıl bir duyguydu?
Hepsini çözüp sarmak aslında biraz terapi gibi geldi bana. Sanki o günlere yeniden dönmek, onları yeniden yaşamaktı. Heyecan duyduğum, çok severek yaşadığım günlerdi. Hatırladıkça özlem duymaya başladım. Sinemadaki ilk on yılım çok güzel geçmiş. Ama Odak Film kapandıktan sonra hep acılar ve sıkıntılar var. Hem politik hem sosyal dönüşümlerin sinemaya yansıması, özel televizyonların etkisi, art arda yaşanan ekonomik krizler tabii çok zorladı beni. Son dönem kâbustu. Yazarken bile yoruldum, korktum.

İlk dönemi öyle güzel, keyifli kılan, son dönemi ise kâbusa dönüştüren neydi?
Çalışma düzeninin, çekim ekipleri içindeki uyumun değişmesi. Yazmamdaki en büyük neden de o. 1978’den 1986’ya kadar o kadar keyifli çalıştım ki! Ekipler birbirini seven, destekleyen kişilerden oluşurdu. "Abla altına bir sandalye verelim çok yoruldun, çayını getirelim," derlerdi. Esprili, herkesin kendini verdiği, o işten başka bir şeyi düşünmediği bir üretim ilişkisi vardı. Bir sanatsal ürünü üretirken yaşadığın süreç ve çalışma arkadaşlarınla ilişkin çok önemli.

Artık oyuncular dizilerde çalıştığı için programlarını yapmak çok zor hale geldi. Yıllarca çok az paralara çalıştılar. Dizilerle sinemadan asla kazanamayacakları paraları kazandılar, o yüzden eleştirmek mümkün değil. Teknik ekipler de televizyonda çalışıyor. Piyasada kalifiye eleman kalmadı. İşi bilmeyenler huzursuzluk yaratıyor.
Sinema çok severek yapılacak bir iştir. Benim bunu anlatmam lazım dedim. Biz üzülürdük, ağlardık film bitiyor diye. Bu çelişki beni çok yordu. Gençler ‘iş’ diye bakıyorlar filme. "Aman hemen bitirsek de gitsem, kendi hayatımı yaşasam," diyorlar. Oysa bizim hayatımız sinemaydı. Özel ilişkilerimiz, sevgililerimiz her şey ikinci plandaydı. Film çektiğimiz zaman unuturduk her şeyi.

Oysa 1979 - 89 arası Türkiye’nin en sıkıntılı yılları. Darbe, sıkıyönetim, sansür... Niye şimdiki ekipler sizin kadar sevemiyor sinemayı?
Çok fazla üretildiği için belki... Film üretimi değil ama dizi üretimi çok fazla. İnsanlar vakit bulamıyor. Eleman bulamıyorsunuz. Sinema filmi çekmek istediğinde iyi bir kadro kurman çok zor. Herkes çalışmak istiyor ama uzun metrajlar hep ikinci planda kalıyor. Öte yanda reddedilemeyecek bir sürekliliği olan ekonomik bir garanti var. Biz daha az para kazanıyorduk, ama dinleniyorduk. Daha rahat, sakin oluyordu insanlar. İş çıktığı zaman koşa koşa gidiyorduk.

Geçinebiliyor muydunuz?
Hep çok zor geçindik. "Aman paramızı dikkatli harcayalım, ya altı ay daha film çıkmazsa" diye endişelenirdik. Haftalıklarımızı aylık gibi harcardık ki idare edebilelim. Yine de kitabı yazarken düşündüm de ben sevdiği işi yaparak yaşama şansına sahip insanlardan biriyim. Bu şansı biraz da ben kendime verdim. Çok büyük paralar kazanbilirdim reklamdan. Denedim ama yapamadım. O küçücük reklam filmi için anlamsız bir çaba sarfedilmesine tahammül edemedim. Ek işler yaptım. Börekçi açtım, bar - restoran işlettim.

Sizi en çok mutlu eden, iyi ki yapmışım diye gurur duyduğunuz filmler hangileri?
Çekimini asla unutamayacağım, hayatımda çok çok derin yeri olan "Hakkari’de Bir Mevsim" (Erden Kıral). Köylülerin evlerini paylaşarak, çocuklarla birlikte yatarak çalıştık. Oradan dönmek istemedim. Dünyanın sonu burası, buradan sonra yaşamda başka bir şey olamaz, diye düşündüm.

"Adı Vasfiye" çok sevdiğim bir film. Çok keyif aldım çekiminden. Yaratıcı süreç açısından birbiriyle çok uyumlu bir ekipti: Barış Pirhasan, Şahin Kaygun, Ümit Ünal, Sevgi Saygı. Orhan Oğuz, Müjde Ar, Macit Koper, Aytaç Arman, Yılmaz Zafer. Kadro süper, Atıf Bey (Yılmaz) zaten maestro başımızda. Sürekli herkes öneri üretiyordu. Atıf Bey ekibiyle işini çok güzel paylaştığı için çok iyi performans alır. Sinemada bu çok önemli, yoksa çok yalnız hisseder yönetmen kendini. Bütün bir set bir anda yönetmene düşman olabilir. Yapmak istediklerini yapmasına engel olabilir gönüllü çalışmıyorsa... Çalışmaktan en çok keyif aldığım yönetmen olduğu için on film yapmışım Atıf Bey ile.

Kitapta uzun uzun anlatmışım bu iki filmi. Bazılarını da geçiştirmişim, ama ne yapayım izi kalmamış bende. Neden olduğunu düşünmedim, belki rutin çalışmışız.




Kadın Kokusu
Suat Kemal Angı
Altıkırkbeş Yayınları
ISBN : 975846747-3
Basım Tarihi : Nisan 2003

Lull sinema dizisinin ikinci halkasını oluşturan bu kitap, daha önce birbirinden bağımsız makaleler olarak 25.Kare dergisinde yayınlanmış yazıların bir kitap bütünlüğü içinde bir araya getirilmesiyle oluşturuldu..
Sırasıyla Ucuz Roman, Duman, Köprü Üstü Aşıkları, Otomatik Portakal ve kitaba adını veren Kadın Kokusu üzerine yazılmış beş yazı, daha doğrusu beş d/okuma.....
Kitaba bir anlamda haksızlık olsa da, onu arka kapak sınırları içinde tanıtabilecek en iyi alıntı sanırım bir alt satırdaki italik cümleler olsa gerek...
Kadın Kokusu’nun tanıtım yazısını Atilla Dorsay’ın köşe yazısındaki yorumuyla okuyunca, hiç tereddüt etmeden, bir an için düşünmeden mutlaka izlenmeli demiştim. Nedense bu çok yaygın bir kanı bizim ormanda......
Daha önce bir yerlerde şöylemiş olmamız gerektiği gibi:

Tesadüf yoktur, örümcek vardır..

Sonuç olarak Altıkırkbeş yayın geniş bir gülümsemeyle sunar:
Suat Kemal Angı
Kadın Kokusu..



Beyaz Perdedeki Avrupa / Tarih Öğretimi ve Sinema
Orijinal İsmi : Europe On-Screen
Dominique CHANSEL
Çevirmen : Nurettin ELHÜSEYNİ
Tarih Vakfı Yurt Yayınları, Istanbul, 2003 Haziran
ISBN : 975730699-1
Sayfa Sayısı : 206

Dominique Chansel milliyetçilik, kadın, göç ve insan hakları gibi dört tema altında 50 filmin tarih öğretiminde bilgilendirici bir kaynak olarak analizini yapmaktadır. İncelenen filmlerin tümü Avrupa sinemasının köşe taşlarını oluşturan filmlerdir; Bosna'dan Rusya'ya, Çek Cumhuriyeti'nden Türkiye'ye pek çok ülkenin sinemasının en güzel örneklerine yer verilmiştir. Bu filmler aracılığıyla öğrencilerin tarihe olan ilgilerini artırmak, sinemayı tarih öğreniminin bir parçası haline getirmek amaçlanmıştır.



DÜNYA SİNEMA TARİHİ
Editör : Geoffrey Nowell Smith
Çeviren : Ahmet Fethi
Kabalcı Yayınevi, 2003, İstanbul, 2. Hamur

Dünya Sinema Tarihi kitabının editörü Geoffrey Nowell-Smith, kitabın Genel Giriş yazısının daha ilk cümlesinde Belgeselci Paul Rotha’dan yaptığı alıntı ile bu kitabı çıkarmaktaki asıl amacını açığa vuruyor: “Sinema, sanat ve sanayi arasında çözülmemiş bir denklemdir”. 1008 sayfalık bu dev kitabın yapmaya çalıştığı, bu denklemi oluşturan tarihsel sürecin izini sürmek. Smith’e göre sinemanın diğer sanatlardan ayrışmasına yol açan özelliği, endüstri ile yakın temas içerisinde olması. Bu perspektif doğrultusunda kitabın ana eksenini sanayi ve sinema ilişkisi olarak belirleyen Smith, kitapta bu ilişkiyi ele alan yazılara ağırlık vermeye çalışmış. Çok daha kültürel bir bakış açısı ile ele alınabilecek konular bile -sözgelimi ulusal sinemalar- sinemayı öncelikle bir endüstri olarak algılayan bir perspektif ile incelenmiş. Kitabın orijinal baskısında Türk Sineması’yla ilgili bölüm Yusuf Kaplan tarafından yazılmış ve bu bölüm doğrudan Türkçe’ye çevrilmiş. Türkçe baskısı aşamasında ise Uğur Vardan’ın son dönem Türk Sinemasına dair yazdığı bir bölüm eklenmiş... (F.Y.)

Altyazı Aylık Sinema Dergisi’nin Haziran 2003 sayısında yayımlanan yazının bir bölümüdür.



TÜRK FİLM ARAŞTIRMALARINDA YENİ YÖNELİMLER- 3
Yayına Hazırlayan : Deniz Bayrakdar
Bağlam Yayınları, Haziran 2003, İstanbul
168 sayfa

Geçtiğimiz Haziran ayında beşincisi düzenlenen Türk Film Araştırmalarında Yeni Yönelimler Konferansı’nın üçüncü kitabı yakın zamanda kitapçılardaki yerini aldı. Konferansta yapılan tartışmaların ve çalışmaların kalıcılaştırılması işlevini gören kitap, konferansın üçüncü senesinde sunulan bildirilerin önemli bir kısmını kapsıyor. Konferans kitaplarının ilk ikisini de derleyen Deniz Bayrakdar, üçüncü kitabın önsözünde, konferansın hareket noktasını taze bir akademik bakışı yakalamak ve söyleyecek sözü olan herkesi buluşturmak olarak tanımlarken şöyle diyor: “Sonunda Türkiye’de sinema konusunda yapılanların ve yazılanların akademik bir çerçevede buluşturulacağı, genç araştırmacı, akademisyen ve sinema yazarlarının tartışabilecekleri bir ortamın yaratılması ve alanımızdaki kuramsal çalışma eksikliğinin yeni yetişen sinemacı nesline paralel olarak akademik düzeyde de üretimle teşvik edilmesi gerektiğine kani olduk.” İşte konferansta sunulan çalışmalardan yapılan derleme de, Bayrakdar’ın deyimiyle konferansa katılanlara hatırlamak ve tartışılan meseleleri yeniden ele almak, katılmamış olanlara ise ileride yapılacak çalışmalara katkı sağlamak konusunda cesaret vermek görevini üstleniyor. Kitaptaki makaleler beş bölümde düzenlenmiş. İlk bölümde, ‘Sinemayı Yazmak ve Okumak’ başlığı altında eleştiri ve iktidar, Türk sineması tarihi yazımı, eleştiri ve söyleme ilişkin tartışma ve değerlendirmeler içeren makaleler yer alıyor. İkinci bölüm ‘Sinemada Mekân ve Zaman’ başlığını taşıyor ve Türk sinemasının geçmişten bugüne uzanan çeşitli filmleri üzerinden, zaman ve mekân tasarımının nasıl bir dünya kurmaya yaradığı sorusuyla ilgileniyor. ‘Sinema ve Endüstri’ bölümünde 50’li yıllarda reklamlar üzerinden gelişen Yeşilçam-Hollywood çatışmasıyla bugün Amerika ve Türkiye örneklerinden hareket eden sinema endüstrisi değerlendirmelerine yer verilmiş. Sonraki bölüm olan ‘Sinemada Ses ve Beden / İmge ve Benlik’, Türk sinemasının anlatı ve anlatımına ilişkin sorular soran, ses-beden ilişkisini ele alan yazılardan oluşuyor. Kitabın son kısmında, üçüncü konferansın film gösterimleriyle de zenginleştirilmiş bölümü olan ‘Ulusaşırı Türk Sineması / İçeriden ve Dışarıdan Bakışlar’ var. Bu bölümde, ağırlıklı olarak Almanya’da yaşayan Türk yönetmenlerin filmlerine yoğunlaşan makaleler yer alıyor. Derleme, konferans kitapları serisinin önemli adımlarından birini oluştururken, hem araştırmacılar hem de sinema meraklıları için bir rehber niteliği taşıyor... (Ö.G.)

Altyazı Aylık Sinema Dergisi’nin Haziran 2003 sayısında yayımlanan yazının bir bölümüdür.



Film Olgusu : Kuram ve Uygulayım Yaklaşımları
Simten GÜNDEŞ
İnkılap Kitabevi
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : 2003, Temmuz
ISBN : 975102027-1
224 Sayfa, Karton Kapak
Boyutları : 14,5x21cm

İki öznenin birbirini "öteki" leştirmekten uzaklaştırıcı nitelikteki üst-gösterge küresel alan, film olgusunun başında, başlangıcında yer alan bilgisayar penceresi, görüntü göstergeleri, imleç, fare, tıklama sesleri, internete bağlanma etkileri, renkler, sanallık/gerçeklik göstergeleri ve film olgusunun sürecinde dağılımını saptadığımız filmsel donanım ile "You've Got Mail'deki sinemasallığının ta kendisidir. Bu sinemasallık da en etkin ve etkili bir araç olarak kullanılmış, kimi markaların tanıtımı ayrıca Amerikan söylenleri ve Amerikan üst-söyleni ve yarattığı düş tüm görkemiyle küçük bir aşk öyküsünün anlatı evreninden seslenerek izleyiciyi özne-izleyiciye dönüştürme yolunu seçmiş görünmektedir.



Beyazperde ve Sahnede Nazım Hikmet
Oğuz MAKAL
Ygs Yayınları, İstanbul
Sinema Kültür Kitaplığı
231 Sayfa, Karton Kapak, 1. hamur
ISBN: 9757012556
Boyut: 16,5x23,5
Baskı Tarihi: 2003

Çağımızın en büyük sanatçılarından Nazım Hikmet, Türkiye'de, en çok şairliğiyle tanınır, sinema ve tiyatro adamı Nazım'dan pek söz edilemez. Oysa destanlarına da yansıyan o güçlü "gören" gözün sahibi Nazım, Türk şiiri için olduğu kadar Türk sineması ve tiyatrosu için de bir kilometre taşıdır.

19 yaşında Moskova'da Pudovkin'in çektiği "açlık...açlık...açlık..." belgeselini izlediği an kayda geçmeye başlayan "Kamera/Göz"ünün gördüğü çarpıcı gerçekler, "memleketimden insan manzaraları", "benerci kendini niçin öldürdü?" gibi eşsiz destanlarının yanı sıra, oyunlarında ve senaryolarında da birer birer çarpacaktır izleyicinin yüzüne.



SİNEMA YILLIĞI 2001/2002, Sayı:9

Editör : Okan Ormanlı
Yayın Danışmanı : Rekin Teksoy
Çeviriler : Ahu Sıla Bayer
TÜRSAK, 2003, İstanbul

Dokuz yıldır aralıksız yayımlanan TÜRSAK’ın “Sinema Yıllığı”, alanındaki tek kitap olma özelliğini koruyor. Yıllığın yayın danışmanı sinema tarihçisi Rekin Teksoy, yıllığın önsözünde yayının amacını “ekonomik zorluklara karşın, sinemanın ülkemizdeki bir yıllık etkinliğini belgelemek, bir başka deyişle, sinemanın belleğini zamana karşı koruma işlevini sürdürmek” olarak özetlemiş.

Yıllık Türk Sineması ve Dünya Sineması olarak iki bölüme ayrılmış. Her iki bölümde de Türkiye’de alfabetik sırayla gösterime giren filmlerin kısa bilgileri ve künyeleri; neredeyse tamamı gösterime giren filmlerle ilgili yapılmış söyleşiler; “Görüşler” alt başlığında yıl içinde gazetelerde ve dergilerde yayımlanmış makaleler; 2001’de yitirdiğimiz sinemacılar; yıl içinde verilmiş olan ödüllerin toplu listeleri; kitap ve dergilerden oluşan yayınların listeleri bulunuyor. Türk Sineması’na ayrılan bölümde ek olarak vizyon görmüş Türk filmlerinin eleştirileri, yıl içinde yapımı tamamlanmış Türk filmleriyle ilgili bilgiler ve sinema sektöründeki kurumların adres ve telefonlarına ulaşabileceğiniz bir sektör rehberi yer alıyor. Dünya sineması bölümünde ise ek olarak kurumlar ve fonlar, sinema okulları ve festivallerle ilgili bölümler yer alıyor. Yıllıkta yer alan bölümlerden “Yapımlar” ve “Yayınlar”a Agâh Özgüç katkıda bulunurken “Yitirdiklerimiz” bölümünü Agâh Özgüç ve Ali Can Sekmeç hazırlamış... (Y.O.)

Altyazı Aylık Sinema Dergisi’nin Eylül 2003 sayısında yayımlanan yazının bir bölümüdür.



Türkiye Film Yapım Rehberi
Filming Guide
208 Sayfa/Resimli/İngilizce

“Türkiye-Film Çekim Rehberi” projesi; bakir bitki örtüsü, kültürel ve tarihi çevrede film çekimine mekan olacak doğal platoları; bu mekanlar için ulaşım ve konaklama koşullarını; iklim şartlarını, aynı tarih içinde farklı mevsimlerin yaşandığı bölge ve kent tablolarını , çekim saatlerine ilişkin bölge ve kent bazında, yıl içindeki gün doğumu ve gün batımı saatleri dökümünü; film sektörü alt yapı olanaklarını; ortak yapım konusunda partner olabilecek yapımcı ve yapımevlerinin isim, adres ve telefonları ve daha önce bu konuda yapmış oldukları çalışmalarını içeren bilgiler; sağlık konusundaki olanaklarını; ekip ve ekipman konusunda hizmet veren kurumları, çekim izinleri konusunda başvurulacak resmi ve özel kuruluşlarla ilgili bilgiler, sim, adres ve telefonları içeren ayrıntılı bir katalog olarak projelendirilmiştir.

Projenin kısa vadedeki amacı, uluslararası sinema sanayisinde yeterince tanıtılamamış olan Türkiye’nin tarihi, arkeolojik ve doğal mekanlarını, yoğun görsel malzeme ile yabancı sinema ve televizyon şirketlerine tanıtmak ve elverişli prodüksiyon olanakları konusunda ayrıntılı bilgi vererek Türk sinema sektörünün kapılarını uluslararası yapımlara açmaktır.

Söz konusu projenin uzun vadedeki amaçları ise;
a) Sinema televizyon ve diğer görsel işitsel ürünler aracılığıyla Türkiye’nin dış tanıtımına katkıda bulunmak
b) Yabancı Sinema – TV yapımcıları için Türkiye’nin cazip olanaklarını sergileyerek ülkemizin döviz girdisine katkıda bulunmak ve Türk sinema sektörünün teknolojik ve mesleki gelişimini desteklemek
c)Uluslararası ortak yapımlarda Türkiye’nin çekim olanaklarının uzun vadede değerlendirilmesini sağlamak bulunmaktadır.

Özellikle Türk filmlerinin tanıtıldığı uluslararası film pazarlarında dünya çapında değişik ve çarpıcı çekim mekanları arayan uluslararası film şirketlerinin Türkiye’nin plato olmaya uygun doğal mekanlarının iklimden kaynaklanan uzun süreli çalışma şartlarına ve elverişli prodüksiyon olanaklarına büyük ilgi gösterdikleri söylenebilir. Bugün sinema sektörüne sahip hemen her ülkenin çekim olanaklarını görsel olarak tanıtan ve prodüksiyon hizmeti veren şirket ve şahısların bağlantı adreslerini içeren rehber kitapları ve görsel tanıtım araçları mevcuttur.

Türkiye’de bugüne kadar bu konuda ayrıntılı bir tanıtım kitabı oluşturulmamış ve herhangi bir kurum sistematik olarak böylesine gerekli bir hizmeti sağlamamıştır. Türkiye Film Çekim Rehberi’nin Türkiye’nin bu konudaki eksiğini gidermesi düşünülmüştür.



SİNEMASAL KENTLER
Yazar : Mehmet Öztürk
Om Yayınevi, 407 sayfa, İstanbul, 2002

‘SineMasal Kentler’, Mehmet Öztürk’ün büyük ölçüde İstanbul ve Paris’teki araştırmaları sonucu ulaştığı yazılı ve görsel kaynaklar ile katıldığı çeşitli panel, konferans ve seminerlerdeki izlenimlerinden yararlanarak ortaya çıkardığı bir çalışma. Yazar, amacını, kitabın giriş bölümünde şöyle ortaya koymuş: “Bu çalışma XX. Yüzyılın en etkili fenomenlerinden biri olan sinemanın, modernitenin hem mekanizması hem de ‘kahramanı’ olan kentlerle olan etkileşimini ve onların sinemasal sunumlarını incelemektedir.” Bu anlamda, Öztürk, hem kentlerin gelişimiyle, hem yeni bir sanat olan sinemanın kent yaşamına yaptığı etkiyle, hem de kentlerin filmlerde nasıl temsil edildiğiyle ilgilenmiş ve kitabının kurgusunu da bu doğrultuda yapmış. Öztürk’ün oldukça geniş bir literatürü tarayarak yazdığı ‘SineMasal Kentler’, akademik yanı öne çıkan bir çalışma olarak dikkat çekiyor.


Altyazı Aylık Sinema Dergisi’nin Haziran 2003 sayısında yayımlanmıştır.



BURAK'IN KAMERASINDAN HOLLYWOOD
Yazar : Burak Göral
Plato Film Yayınları, İstanbul Ağustos 2003
440 sayfa

Karakutu Yayınları'ndan çıkan ilk kitabı "Dostlarım Al Pacino ve Sadri Alışık" ikinci baskısını tüketmek üzereyken Burak Göral, Hollywood'un analizini yapmaya soyunduğu yeni kitabı "Burak'ın Kamerasından Hollywood" ile karşımızda. Bu kitabı yazmasındaki gerçek amacı onun ağzından aktarıyoruz, "Amacım film seyretmeyi daha zevkli hale getirebilmek". Kitabın içeriği çok geniş ve ilginizi çekecek bölümü bulabilmek için dört sayfalık açıklamalı ve örnekli içindekiler bölümüne bakmanız yeterli. Eserin ana bölümleri ise şunlar: "Hollywood'da Popüler Türler", "Hollywood Fantezileri: Onların Yeri Ayrı" ve "Az Yazılan Birkaç İyi Adam ve En İyi Filmleri". Bu ana bölümlerden başka üç tane de ek bölüm var: "Film ve Karakter İsimleri", "Hollywood'da Star Olmak" ve Türk sinemasıyla benzerliklerin saptandığı "Yeşilçam'ın Hollywood'u". Burak Göral her filmin yazısının başına o filmden aldığı ilginç replikleri koyarak okuru henüz başlangıçta baştan çıkarıyor. Mevzu bahis filmleri yakın dönemden seçmiş olması, kullandığı örnekleri kolayca hatırlamamızı ve bizi götürmek istediği noktaya hızlı bir şekilde varmamızı sağlıyor. Kitaba entegre ettiği renkli resimler ise yazınsal şöleni aynı zamanda görsel bir şölene dönüştürüyor. Atilla Dorsay'ın kitabın arka kapağında değindiği yalın ve akıcı üslubuyla, yer yer kullandığı ironileriyle de gerçek anlamda taşı gediğine koyuyor. Sonuç itibarıyla Burak Göral Hollywood gerçeğini sadece popcorn sineması olarak görmememiz ve sinemadan çıktığımızda filmlerin bize getirileri hakkında kafa yormamız gerektiğini belirten, her kesimden sinemaseverin zevkle ve kolaylıkla okuyabileceği bir yapıt sunuyor bize... (C.Ö.)

Altyazı Aylık Sinema Dergisi'nin Kasım 2003 sayısında yayımlanan Ev Keyfi/Kitap bölümündeki yazılardan biridir.



MAYIS SIKINTISI (SENARYO)
Yazan : Nuri Bilge Ceylan
Yayınevi : Norgunk Yayıncılık
Yıl : İstanbul, 2003

Mayıs Sıkıntısı'nın senaryosu, Nuri Bilge Ceylan'ın çekim öncesinde kaleme aldığı şekliyle Norgunk Yayıncılık tarafından sinemaseverlere sunuluyor. Böylelikle kitabı okuyanlar, yönetmenin çekim ve montaj esnasında ne gibi değişiklikler yaptığını görme şansına erişiyor. Kitabın arka kapağından aktarmak gerekirse: "Bir senaryoyu bu gözle okumak, bir filmin oluşumundaki evreleri, değişiklikleri, tereddütleri, buluşları bu gözle izlemek, her filmin gördüğümüzün dışında bir ya da birkaç öteki filmi de barındırdığını fark etmemizi sağlayacaktır." İşte Mayıs Sıkıntısı'nın senaryosu bu öteki filmleri görmek isteyenler için yayımlanmış. Bu kitap aracılığı ile, bir yönetmenin üretim sürecinin en önemli aşamalarından biri olan senaryo yazımı hakkında detaylı bilgi edinebiliyoruz. Hele bu yönetmenin Nuri Bilge Ceylan gibi, filmlerini büyük ölçüde tek başına kendi kafasında oluşturan bir yönetmen olduğunu düşünürsek, bu kitap daha da fazla değer kazanmış oluyor. Kitabın sonunda Nuri Bilge Ceylan ile yapılmış üç adet söyleşiye ve çeşitli mecralarda Mayıs Sıkıntısı hakkında yayımlanmış eleştirilerden alıntılara yer verilmiş. 90'lı yılların Türk sinemasına damgasını vurmuş bu önemli filmin senaryosu, her sinemaseverin arşivinde bulunmalı... (F.Y.)

Altyazı Aylık Sinema Dergisi'nin Mart 2003 sayısının Ev Keyfi/Kitap bölümünde yayımlanan söyleşinin bir bölümüdür.



MATRIX ve FELSEFE
Matrix ve Felsefe: Hakikatin Çölüne Hoş Geldiniz
Editör : William Irwin, Güncel Yayıncılık, İkinci Baskı, Şubat 2003
Çeviren : Murat Sağlam

Matrix bugüne kadar pek çok felsefi, dini, edebi okumalara maruz kaldı. Filme pek çok farklı noktadan bakıldı, film hakkında pek çok farklı yorum yapıldı. William Irwin de, felsefi açıdan bereketli bir zemine sahip olduğunu düşündüğü bu filmle ilgili, çeşitli akademisyenlerden toparladığı yazıları bir araya getirmiş. Matrix ve Felsefe, Güncel Yayıncılık'ın, 'Açık Felsefe' grubu kitapları adı altında, Murat Sağlam'ın çevirisiyle yayımlanmış. Irwin, Pennysylvania Üniversitesi'nde profesör. Bir kısmı akademik, ama daha çok 'herkes için felsefe' tadında kitaplara editörlük yapmış. Sadece akademik çevrelere hitap eden ciddi makalelerinden başka, daha çok Amerikalı'lara özgü 'popüler olanın bilimsel tarafını ortaya çıkarmak' adına yazdığı makaleler de var. Bu kitap da, Irwin'in daha çok o tarafını besleyen bir seçki. Matrix ve Felsefe, kendi deyimiyle 'öğrencileri tarafından şekillendirilmeye hazır' bir profesörün popüler kültüre yaklaşımını gösteriyor. Felsefe biliminin, üniversite sınırları içinde kalmasının zararına inanan ve popüler kültürü felsefeyi daha geniş kitlelere yaymak adına bir araç olarak gören yazıların toparlanmış olması, 'kim kimi kullanıyor?' sorusunu dile getiriyor aslında... Elif Refiğ

Altyazı Aylık Sinema Dergisi'nin Mayıs 2003 sayısının Matrix Dosyası içinde yayımlanan yazının bir bölümüdür.



Halit Refiğ "Bir Sinema'nın ve Sinemacı'nın Serüveni"
Derleyen: Ali Karadoğan
Dünya Kitle İletişim Vakfı'nın Yayınları
182 sayfa / 2003



BELGESEL SİNEMA DERGİSİ

Birçok kitapçıda ilk sayısı tükenen Belgesel Sinema Birliği (BSB) tarafından çıkarılan Belgesel Sinema'nın ikinci sayısı çıkmış durumda. Bir yandan yayın hayatına yeni başlayan bir dergi, bir yandan BSB'nin geçtiğimiz ay 5-12 Mart 2003 tarihleri arasında İstanbul'da düzenledikleri 1001 Belgesel Film Festivali, bir yandan da Michael Moore'un herkesi heyecanlandıran çarpıcılıktaki belgesel filmi Benim Cici Silahım derken belgesel sinema iyiden iyiye gündeme sızmaya, var olan bir boşluğu doldurmaya başladı. Belgeselin anlatım olanaklarının Discovery Channel'dakilerle kısıtlı olmadığı yavaş yavaş görülüyor. BSB de tam bu amaçla, belgeselin gücünü ve önemini göstermek, bu alanda üretim yapmak isteyenlere bir paylaşım ve kaynak platformu oluşturmak üzere kurulmuş. Kendileri internet sitelerinde (www.bsb-adf.org) kuruluş amaçlarını: "Toplumsal hafıza boşluklarının doldurulmasını, kültürel sürekliliğin sağlanmasını ve doğaya sahip çıkılmasını temel varoluş gerekçesi olarak kabul eden BSB, bütün zamanlara tanıklığın, hayata bilgi ve yaratıcılıkla müdahale etmenin ve geleceğin tasarımının, Belgesel Sinemanın kurumsallaşması ile ivme kazanacağının ayırdındadır..." diyerek bildiriyor. Belgesel Sinema Dergisi de bu amaç içinde bilgi birikimini ve aktarımın artırmak üzere başlatılan bir yayım. Derginin Kış 2003 sayısında belgesel türünün güncel ve tarihsel sorunlari masaya yatırılıyor. Derginin ilk iki sayısına bakıldığında arkeoloji ve belgesel sinema, belgesel sinemada müzik, görüntü ve eleştiri konulu yazılar, Jean Luc Godard'dan "Filmler Küçük Paketler Gibi Dağıtılmalı", Tue Steen Müller'den "Avrupa'da Belgesel Sinema" başlıklı makaleler göze çarpmkata. Aynı zamanda her sayıda ayrı bir belgesel sinemacıyı anlatan bir dosya bölümü yer alıyor. Şu ana kadar Robert J. Flaherty ve Jean Rouch bu dosyalarda ele alınmış. Belgesel Sinema dergisinin yayın kurulundan olan Uğur Kutay derginin gelecek sayılarda gerçeklik ile belgesel ilişkisini ve gerçekliğin estetğini sorgulamaya özellikle önem vereceğini belirtiyor.

William Miller belgesel sinema için "gerçeğin yaratıcı bir yorumlanması" demiş. Sinemanın estetiği içinde gerçeğin nasıl yorumlandığını, nasıl yorumlanabileceğini merak edenler için Belgesel Sinema yayın hayatına devam ettiği sürece önemli bir kaynak oluşturacak... (E.T.)

( Bilgi için: Belgesel Evi 0 212 327 41 45-46 info@bsb-adf.org http://www.bsb-adf.org/ )
Altyazı Aylık Sinema Dergisi'nin Nisan 2003 sayısının Ev Keyfi/Kitap bölümünde yayımlanmıştır.