Tiyatro Işığı
Tiyatro, özel durumlar haricinde insan gözüne hitap eden bir ışık düzeni gerektirmektedir. İnsan gözünün hassasiyeti ve görüntüyü beyinle düzenlemesi sayesinde çok fazla ışık şiddetine gerek kalmaz. Hatta çoğu zaman aydınlatma yapılır. Işık yapmak yerine karanlıkta bırakma ve gölgeler ön plana çıkar.

Işık ile zaman anlatımı film veya televizyondaki kadar kullanılmaz.

Tiyatro sahnelerinin küçüklüğünden ve dekorların ışığa göre uygunsuzluğundan dolayı genelde nokta ışık veren projektörler veya spotlar kullanılmaktadır. Aslında bu kadar dar alanlarda ışık yapmaya çalışmak bir çok zorluğu da beraberinde getirmektedir. Psikolojik anlamlar yaratmak amacıyla sahnenin bir bölümünü karanlıkta bırakıp, bir bölümünü aydınlatmak için sert ışıklar kullanılmalıdır ki sert ışık yerdeki beyaz boyalardan bile yansıyarak karanlıkta kalan bölgeyi aydınlatabilir. Bu nedenden genelde fon ve yer koyu renklere boyanır veya ışığı yansıtmayan malzemeler kullanılır.

Tiyatro insanı hayal dünyaları yaratarak o dünyanın içine sokmak ister. Bu büyük ölçüde ışık ve dekorla mümkündür. Işık yönetmeni tarafından provalar izlenir, yönetmenle reji toplantıları yapılır. Dekor tasarımcılarıyla ortak çalışmalar yapılır.

Tiyatro oyunu sahnelenmeye başladığında yapılan ışık, ışık masasına oturarak, gerektiğinde oyun boyunca yanıp sönmesi gereken ışıkları kontrol eden ışık reji tarafından zamanımızın modern masalarına kaydedilir. Bu kayıt saklanarak oyunun bütün sergilenmesinde kullanılır. Böylece ışıkçılara sadece yapılan ışığı korumak, tamir ve bakım kalır.



Işık Sahnenin Ruhudur...

Şenay AYDEMİR

“Işık tiyatronun canıdır, dekorun iyilik perisidir, sahnelemenin ruhudur. Sadece ışık, ustaca kullanıldığı takdirde dekora atmosfer, renk, derinlik ve perspektif verir. Dramatik bir eserin derin anlamına yaptığı sihirli vurgulama ve olağanüstü eşlik, kazandırdığı önem dolayısıyla ışık seyirci üzerinde de doğrudan doğruya etki eder. Işıktan en iyi sonucu almak için, onu cesaretle kullanmaktan ve yaymaktan çekinmeyiniz.” *

İyi bir tiyatro oyununun tespitinin egemen kriterleri oyunun metni, oyunculuk ve nihayetinde yönetim olarak kabul görür. Ortalama bir tiyatro izleyicisinin dikkatlerini yoğunlaştırdığı alanlar da hep buralardır. Oysa gerçekten iyi bir oyun, oyunu oluşturan bütün unsurların eş zamanlı olarak seyirciyi etkilemesiyle ortaya çıkar. Eğer dekorunuz iyi değilse, oyundaki performansınızın bir anlamı kalmayabilir. Kostümleriniz metnin havasını izleyiciye yansıtmakta yetersiz kalıyorsa, yönetiminizin iyi olması sizi kurtarmaya yetmez. Ve eğer, sahnede geceleri, gündüzleri yaratan; kasvetli ortamları ve coşkulu manzaraları seyircinin karşısına çıkartan ışık tasarımınız uygun değilse, oyuncunun yüzündeki o unutulmaz ifadenin seyirci tarafından nasıl algılanacağını kestiremezsiniz.

Türkiye’deki tiyatroların ışık tasarımcıları, salonlardaki bütün eksikliklere, yönetmen tiyatrosu geleneğinin yarattığı sıkıntılara rağmen, seyircinin hiç görmediği bölmelerinden oyunları renklendiriyorlar.Yirmi bir yıldır İstanbul Devlet Tiyatrosu (İDT)’nda görev alan ve birçok aşamadan geçtikten sonra, şimdi oyunların ışık tasarımlarını gerçekleştiren Yakup Çartık da bu insanlardan birisi. Işık tasarımı konusunda Türkiye’de bir eğitimin söz konusu olmadığını ifade eden Çartık da tıpkı kendisinden öncekiler gibi usta-çırak ilişkisiyle kendisini yetiştirmiş. Meslek lisesinde elektrik eğitimi aldıktan sonra 1979 yılında en alt kademeden ‘ışıkçı’ olarak girmiş İDT’ye. Daha sonra biraz bilgi kazandıktan sonra ışık operatörlüğüne başlamış. Şimdi de İDT’nin önemli oyunlarının ışık tasarımlarını yapıyor.Işık tasarımcılarının işi, daha text aşamasındayken başlıyor. Çartık, tıpkı oyuncular gibi kendilerinin de metni ellerine aldıklarını ve çalışmaya başladıklarını anlatıyor. 

“Tekst analizi yapıldıktan sonra, ışık tasarımcısı texti okur ve oyun hakkında bir fikir sahibi olur. Bu oyun hakkında neler yapılabilir diye. Daha sonra masa başı çalışmaları başlar. Yönetmen ve dekor, kostüm tasarımcılarıyla birlikte yapılan bu masa çalışmasında da oyunun konsepti, hangi sahnede oynanacağı. Nasıl bir şekilde seyirciye ulaştırılacağı konusunda ön görüşmeler yapılır.Arkasından, oyuncuların okuma provası sırasında tasarımcılarda okuma provasını takip ederek, hazırlanacak oyunun ön bilgileri ışığında kendi tasarımlarını düşünmeye başlarlar.

”Ancak bu ön çalışma sadece; asıl çalışma ise ön hazırlıklardan sonra başlıyor. Çartık, ışık tasarımcısının sahnedeki çalışmalar sırasında mizansenleri, oyunun sahnelerini, oyunun temasındaki değişiklikleri belirlediğini ve buna göre yapacağı tasarımı netleştirdiğini aktarıyor. “

Yani bir sahne içinde kullanacağı enstrümanların yerlerin açılarını, renklerini bu çalışmalar doğrultusunda projelendirerek sürdürür çalışmasını.”Işık tasarımcısının tasarımı projelendirdikten sonra son şeklini yönetmenle ve diğer tasarımcılarla birlikte veriyor. Bu ortak kararın önemli olduğunu ifade eden Çartık, Türkiye’deki tiyatro sisteminin yönetmen tiyatrosu olmasının sıkıntılarını yaşadıklarını da ifade ediyor. Yönetmenin ışık tasarımı konusunda yeterli bilgiye sahip olmamasının risk yaratacağını anlatan Çartık, aynı durumun kendileri için de geçerli olduğunu saklamıyor: 

“Her tasarımcı hangi tür oyunda çalışırsa çalışsın öncelikle kendi alanında çok iyi bilgi sahibi olmalıdır. Yeterli donanıma sahip olamayan bir ışık tasarımcısı, çok iyi olabilecek bir oyunu başarısız hale getirebilir.”

Tasarımcının, ışığının seyircileri direkt etkilediğini unutmaması gerektiğini de belirtiyor Çartık: “Sahne ışıklandırmasında çok önemli bir kural vardır. Hiçbir zaman çok iyi bir resim gösterebilmek için oyunun bütününden vazgeçmeyin.Işık tasarımcıları, galalar ve prömiyerler dışında seyircinin karşısına çıkmazlar. Kimi zaman oyunlarla ilgili olarak basılan afişlerde, broşürlerde isimleri dahi yer almaz. Eğer iyi bir oyun izlerseniz, sahneye çıkan oyuncuları ve yönetmeni alkışlarken, kafanızı çevirip, ‘sahnenin ruhunu yaratanlara da alkışlarınızı göndermeyi ihmal etmeyin.

* Türk Tiyatrosu’nun kuruluşuna katkısı olsun diye Fransa’dan çağrılan Andre Antoine’ın sahne ışıklandırmasıyla ilgi sözleri.