Işığın Büyücüsü olarak tanınan Rembrandt, her ressam gibi doğayı ve ışığı
incelemiş olmalı. Doğadaki en önemli ışık kaynağı olan güneş ve güneşin
etkilerini gözlemlemiş olmalı. O zaman kendisin anlamak için yaşadığı
Hollanda'da güneşin hareketlerine ve etkise göz atmalıyız.
Güneş ışığının Hollanda üzerindeki etkilerini anlamak için Türkiye güneş ışığını
etkilerini karşılaştırabiliriz.
Güneş doğduğu ve battığı anda bulunduğumuz yere en uzak konumdadır. Bu nedenle
uzaktan gelen ışık önündeki engellere yani atmosfere çarparak kırılır ve daha az
etki eder. Bu nedenden rengi kızarık görünür. Güneş tam tepedeyken ise
bulunduğumuz yere en yakın konumdadır. Güneş ışığı daha dik ve en etkili şekilde
gelir. Atmosferden daha az geçtiği için filtre etkisi azalır ve rengi beyaza
daha yakın görünür.
Ülkemiz ekvator çizgisine yakındır. Bu nedenle yazın güneş ışığını daha dik,
kışın ise daha yatay açıdan alır. Hollanda ise ekvator çizgisine daha uzaktır.
Güneş ışığı bu nedenle Türkiye'ye göre daha yatay açıdan gelir. Güneş ile
Hollanda'daki bir nokta arasındaki mesafe daha fazla ve araya giren atmosferin
filtre etkisi çok olduğundan ışık daha az ve rengi kırmızıya daha yakın
hissedilir.
Yatay gelen ışık ülkemizde sadece güneş doğuşu ve batışında görülür. Güneş ışığı
yatay açıdan geldiğinde evlerin pencerelerinden girer, karşı duvara çarpar.
Ağaçların, binaların ve insanların gölgeleri uzar.
Ancak ışık şiddeti az olduğundan daha yumuşak bir ışık etkisi gözlemlenir.
Kontrastlıklar azalır. Bütün renkler kırmızıya, sepyaya döner. Güneş tam
tepedeyken ise daha yüksek kontrastlıklar meydana gelir.
İşte Hollanda konumu bakımından ülkemizde güneş ışığının güneş doğuşu ve
batışındaki etkiyi günün her zamanında yaşar. Güneş doğarken ve batarken ise bu
etki daha abartılı olur.
Rembrandt doğduğu günden beri böyle bir dünyada yaşamıştır. Işığı
gözlemlediğinde güneşin etkilerini bu şekilde hissetmiştir. Resimlerine de bu
ışık durumunu yansıtmıştır.