Uzun ve Kısa
Yıldıray Yıldırım

Neresi olduğu önemli değil- bir yerde, -ismi lazım değil- kişilerle, kısa film üzerine yaptığımız bir sohbet esnasında içlerinden çok saygı duyduğum “ismi lazım değil kişi” kısa filmden hoşlanmadığını söylüyor ve bunun gerekçelerini şu sözlerle açıklıyordu:

”Ben kısa film izlerken kasılıyorum, yarışmalarda film bittikten sonra alkışlar koparken ben ne anlatmış ki bu diye düşünmeye devam ediyorum. Durum böyle olunca, bunca insan içeresin de tek anlamayan ben miyim? Yoksa alkışlayanlarda bir şey anlamadı ancak bunu belli etmemek için mi alkışlıyorlar diye düşünüyorum. Genelleme yapmıyorum, mutlaka anlatmak istediğini etkili ve güzel bir şekilde anlatanlarda vardır. Nadiren de olsa benim beğendiğim kasa filmlerde var. Tabi bu filmler kısa film konusundaki görüşlerimi değiştirecek kadar çok değil.”

Ben tam savunmaya geçecekken, “ismi lazım değil” diğer kişi konuşmaya başlıyor.

“Kasılmanıza gerek yok. Bence kısa film yönetmenlerinin bir şey anlatma gibi bir derdi yok. Kendilerine sorsan onlarda ne anlatmak istediğini anlatamaz. Eline kamerayı alan film çekiyor, film çekmiş olmak için bir şey anlatmış olmak için değil.”

Orda olan “ismi lazım değil” bir diğer kişi:
”Ben ucunda para olmayan hiçbir şeyle uğraşmam” diyor.

Ben kısa film para kazanılacak, para kazanmak için yapılacak bir iş değil diye söze başlarken, az önceki ismi lazım değil kişi yeniden başlıyor..

“Biz yaptık.”

Ne yaptınız? Diye soruyorum.
Reklâm filmi mi çektiniz? Yoksa özel bir yarışma için çekilmiş bir filmi?

“Para kazanmak için kısa film. Mesela bütçesi iki milyar (iki bin ytl) olan bir film çektik, on milyara yakın bir para kazandık.”

Bu sırada sohbeti noktalamak zorunda kalıyoruz.

Kısa filme genelde öğrenci filmi, hatta daha ileri gidenler tarafından, film olsun diye çekilmiş öğrenci filmleri yakıştırması yapılır. Bazen de “bir şey anlatma kaygısı olmayan yönetmenlerin çektiği filmler” yakıştırması. Bir şey anlatma kaygısı olmayan filmlerin varlığı inkâr edilemez mutlaka. Bu gibi filmlerin ve yönetmenlerin varlığı yadsınamasa da bunun faturasını yalnızca kısa filme kesmeye çalışmak büyük bir yanlışlık olur. Bir şey anlatma kaygısı olmayan hatta daha da ileri giderek olmuş olsun, olmuşken de biraz para bıraksın diye çekilmiş onlarca uzun metraj film ismi sıralayabilirim buraya. Bu istisnaların dışında kısa film, bir şey anlatma derdi olup ta bunu sinema yoluyla anlatmayı seçenlere büyük bir özgürlük tanımaktadır. Bu açıdan bakıldığında alternatifi olmayan bir türdür. Yapımcılığını da kendisinin üstlendiği yönetmenler tarafından çekilen filmler dışında –ki bunu yapabilen yönetmenlerin sayısı parmakla sayılabilecek kadar azdır.- film çeken yönetmenlerin büyük çoğunluğu filmlerinde, yapımcının isteği doğrultusunda değişikliler yapmak ya da yapımcının uygun görmediği sahneleri çıkarmak gibi zorunluluklarla karşılaşırlar. Buna verilebilecek sayısız örnek içerisinden benim sizler için seçtiğim Semir ASLANYÜREK’ in senaristliğini ve yönetmenliğini yaptığı “Şelale” filmidir.. Yapımcılığını Ezel Akay’ın sahibi olduğu İstisnai Filmler’ in üstlendiği filmin kurgusu, sırasında Semir ASLANYÜREK ve Ezel AKAY’ arasında büyük anlaşmazlıklar çıkmış, Semir ASLANYÜREK bir açıklamasında “film artık benim değil Ezel AKAY’IN filmidir” demiştir. Filmin tüm bütçesi yapımcı tarafından karşılandığı için yönetmen yapılanlara ve istenilenlere boyun eğmek zorunda kalmıştır. KISACAsı yönetmeninin de dediği gibi film onun olmaktan çıkmıştır.

Kısa film üzerinde yapımcı kisvesi barındırmadığından, filmin yapımcısı filmi çekenin kendisi olduğundan anlatmak istediklerini istediği şekilde vurgulayabilecektir. Düşünce ve anlatım özgürlüğü konusunda herhangi bir sorunu olmayan kısa filmin en büyük sorunu bütçe sorunudur. Bu da ona bağışlanan özgürlüğün doğal sonucudur.

Kısa film yönetmeni: İki milyar bütçesi olduğunda bunu nasıl beşe katlarım diye düşünen değil, elindeki kısıtlı imkânlarla, anlatmak istediğini en iyi şekilde anlatmaya çalışan, bu yönde emek harcayan kişidir. Sinemayı reklâm filmi gibi para getiren bir obje olarak görüp kısa film çekenler, bir yolunu bulup yönetmen yokluğunda yönetmen olduklarında ortaya nasıl filmler çıktığı da malumdur. Estetik kaygıdan yoksun, sinemasal anlatımın pekte önemli olmadığı, tek kaygının gişe kaygısı olduğu filmler. Dünyayı Kurtaran Adam’ın oğulları, Çılgın Dershaneler, Neşeli- Neşeli Gençler…

Burada yanlış anlaşılmaması ve aynı zamanda üzerine durulması gereken bir noktaya değinmek gerek. Yukarıdaki paragrafta söylediklerimden ötürü yanlış anlaşılabileceği üzere ve öyle olduğunu düşünenler için söylemeliyim ki kısa film, uzun metraja geçiş aşaması değildir. Tabi ki her kısa film yönetmeni günün birinde uzun metraj bir film çekmek isteyebilir. Bu noktada kısa film, uzun metraja kurban edilmemelidir. “Güzel bir kısa film çekerim, birazda para ayarlayıp içine de bir iki tanınmış yüz yerleştiririm, sonra geçerim yapımcının karşısına bu kısa filmim bu da uzun metraj projem der desteği kaparım.” diye düşünüp hareket edenlerde yukarıda ki paragraftakilerden pek farklı değillerdir. Kısa film başlı başına bir alandır. “Deneysel sinemanın, yeni bakış açılarının, değişik kamera hareketlerinin, çarpıcı seslendirme biçimlerinin sınanabildiği yaygın üretim alanı olarak önemini her zaman koruyan kısa film, uzun metraja uygun düşmeyen, kısa ama çarpıcı öykülerin, görsel belgelerin, animasyonların yaratım ortamını oluşturmaktadır.”* Kavranması gereken uzun metraj ve kısa metraj filmlerin ayrı kulvarlarda koştuklarıdır. Bir uzun metraj film yönetmeni de yürüttüğü projelerinin yanı sıra kısa filmle ilgilenebilir, anlatmak istediklerini kısa filmle anlatmayı tercih edebilir. Aynı dili konuşan fakat söyledikleri birbirinden farklı iki kardeştir Uzun ve Kısa.

Kısa’dan hisse: “Kısa film; Hem ulusal hem de uluslararası boyutta sinemasal yaşamdan gençlerin pay alabilmesini sağlamaktadır. Şunu unutmamak gerekir ki, amatör sinemacı, kötü sinemacı demek değildir. Kuşkusuz içinde acemileri de olacaktır. Ne ki onların da, kısa zamanda kendilerini yetiştirmemeleri için bir neden yoktur.”**

Yıldıray YILDIRIM...
24 Aralık, 02:45

• * Hilmi Etikan “Kısa Film Üzerine Birkaç Söz” www.kisafilm.com
• ** Hilmi Etikan “Kısa Film Üzerine Birkaç Söz” www.kisafilm.com