|
Hayalden Gerçeğe Çizgi Filmler
Norveç’te Ninja kaplumbağalar filminden etkilenen iki çocuk arkadaşlarını
tekmeleyerek öldürdü. ABD’de 13 yaşındaki Mitchel Jackson, Westside Ortaokulunda
önce yangın alarmı çaldı, ardından da gizlendiği çalılıkların arasından dışarıya
çıkan öğrenci ve öğretmenlerin üzerine ateş açtı. ABD ‘de 18 yaşındaki bir genç
kız üyesi olduğu bir çete ile üç kişilik bir aileyi hunharca öldürdü.
Örnekleri uzatmak mümkün ama devam etmenin anlamsızlığı da ortada. Böyle bir
başlangıçtan sonra bu yazının klişeleşmiş tenkit yazılarından ileriye
gitmeyeceğini düşünebilirsiniz; fakat anlatacağımız konu aslında yukarıda
anlatılanların temelinde yatan gerçekler her gün görüp de farkında olmadığımız
çok önemli bir unsuru içeriyor. Resimler ve hayal aleminin bir araya gelmesiyle
meydana gelen çizgi filmler aslında farkında olmadığımız bir sürü öğeyi içinde
barındıran gizli bir dünya olarak adlandırılıyor. Bizde çocukların yetişmesinde
artık çok önemli bir role sahip olan çizgi filmlerin ne gibi gizli mesajlar
verdiğini sizler için araştırdık ve oldukça ilginç sonuçlar elde ettik.
DÜNDEN BUGÜNE...
Ülkemizde çizgi film konusunda yapılan ilk çalışmanın Cemal Nadir Güler
tarafından yapıldığı biliniyor. Bununla beraber Cemal Nadir Güler ‘in ‘ Amca
Bey’ isimli karakteri hayal perdesine yansımadan yarım kalmıştı.
Disney karakterinde şu özellikleri düşlemiştir: “Filmlerde öyle bir baş
kişi yer almalıdır ki, seyirci bütün özelliklerini onda gerçekleştirsin,
kendinde arayıp da bulamadığı her şeyi onda bulsun!”
Ancak bu yöndeki çalışmalar devam etmiş ve 1948-49 yılları arasında Yüksel Ünsal’
ın ‘ Evvel zaman içinde’ isimli çalışması beyaz perdede yer almayı başarmıştı.
Sonradan uzun metrajlı olarak çekilen bu çizgi film laboratuar çalışmaları için
ABD’ye gönderilmiş ancak bu ülkede kaybolmuştur. Böylece Türk Çizgi filmciliği
başlamadan sona ermiştir. Ülkemizde bu gelişmeler yaşanırken ABD de bu alanda
büyük gelişmeler yaşandı. Dünyada çizgi film denince akla gelen ilk isim olan
Walt Disney bu dönemde Kansas City’de kiraladığı garajında çalışmalarına
başlamış ve bu arada gördüğü bir fareyi dikkatlice izleyerek efsanevi Miki Fare
karakterini yaratmıştır. Disney karakterinde şu özellikleri düşlemiştir: “
Filmlerde öyle bir baş kişi yer almalıdır ki, seyirci tam özelliklerini onda
gerçekleştirsin, kendinde arayıp da bulamadığı her şeyi onda bulsun!” Ancak, bu
kahraman kesinlikle insan olmamalıydı. Seyirci insanda bağışlamadığı tüm
güçsüzlükleri, yanlışlıkları, korkuları, yenilgileri, o sevimli yaratığa
bağışlayabilsin. Bu düşünceler ile Miki fare 1928’de doğdu ve Disney’in düşü
gerçek oldu. Walt Disney öldü ama oluşturduğu karakter hala yaşıyor ve uzun süre
de yaşayacağa benzer. Disney'in kahramanları bugün sıkça, son yüzyılın en büyük
icadı olan televizyonda gösterilmekte; bunun yanında sinemada hatırı sayılır bir
yer edinmiş durumdadır.
SİHİRLİ KUTU VE MARİFETLERİ
Sihirli kutu televizyon, ülkemizde her eve girmiş ve kendini o ailenin bir ferdi
durumuna getirmiştir. Son yıllarda yayın dünyasına yeni kanallarında
katılmasıyla çocuklar ve de yetişkin insanlar eskisine oranla daha fazla
televizyon izler duruma geldiler. Özel kanallar bilimsel bir mantıkla hedef
kitlelerini tespit edip izleyicisine farklı programlar sundular. Tespit edilen
hedef kitlelere içersinde en iyi ulaşılan ve etkilenen ise grup ise çocuklar
oldu.
Çocuklar bir yaşından itibaren bu büyülü gücü fark etmektedir; üç yaşına gelen
bir çocuk ise artık televizyonu kendisi açıp kapamaya başlamaktadır. Böylece
televizyon, çocuk üzerindeki anne baba egemenliğine son vermiş olur. Anne vebaba
egemenliğinden kurtulan çocuga televizyon sansürsüz bir dünya sunar. Bu
sansürsüz dünya içerisinde savaş, şiddet, cinsellik ve ölüm vardır. Çocuk için
dünya tanımı karmaşa haline gelmektedir. Bu dönem içerisinde hayal ile gerçek
kavramını birbirinden ayıramayan çocuk için en iyi yöntem taklittir. Taklit,
çevresini tanımak isteyen bir çocuk için öğrenmeyi de kolaylaştıran en büyük
faktördür. Çocuk çevresinde en çok gördüğü karakteri taklit eder. Çocuklar
düşmanca duygular taşımasalar dahi örnek aldığı karakterin saldırganca
davranışlarını uygulamaya çalışırlar. Bu noktada çizgi film yapımcılarına büyük
işler düşmekte. Yapımcılar bu zamana kadar çizgi filmlerde çocukları eğlendirme
adına bombalama, ateş etme, kesici aletleri kullanma gibi olaylara yer verdiler;
çocuklar bu olaylara güldüler ve inandılar. Gazeteci yazar Mustafa Ruhi Şirin
şunları söylemekte: çocukların şiddet duygularını kamçılamadan
büyüyebilecekleri, şiddetten uzak ortamları hazırlamak ilk görevimiz olmalıdır.
İkinci görevimiz ise çocuklara iletişimin bütün olumsuz yanlarını ve yararlarını
fark ettirecek medya okul yazarlığını öğretmektir. Hangi yaşta, neleri ve nasıl
izlemesi gerektiğini ve onlarla sağlıklı iletişim kurarak, medya kullanma
şifrelerini öğrenen çocuğun neyin kendisi için yararlı ve zararlı olduğunu
içselleştirmesi böylece kolaylaşacaktır.
"Anne ve baba egemenliğinden kurtulan çocuga televizyon sansürsüz bir dünya
sunar. Bu sansürsüz dünya içerisinde savaş, şiddet, cinsellik ve ölüm vardır.
Çocuk için dünya tanımı karmaşa haline gelmektedir. "
M.R. Şirin’in dediği gibi çocuklara medya okur yazarlığını öğretmek gerekir. Bu
noktada aileye büyük görevler düşer. Kimi aileler çocuklarının daha çok
televizyon seyrederek daha fazla bilgi birikimine sahip olacağını
düşünmektedirler. Bazı aileler için ise televizyon çocuk avutucusu
niteliğindedir. Bu durumu düzeltmek için aileler çocukları üzerinde belirli bir
denetim mekanizması kurmalıdırlar. Bu denetim çizgi film için de geçerlidir.
Çocuklara zararlı çizgi film ve diğer zararlı programların etkisinden kurtarmak
için tiyatro, kitap okuma, spor gibi farklı alanlara yönlendirilmelidirler.
EVRENSEL ÇİZGİLER
Olumlu yada olumsuz yanlarıyla televizyon seyretmek çocukların ayrılmaz bir
parçasıdır. Şu ana kadar yazılanlardan dolayı çizgi filmlerin sürekli olarak
kötü mesajlar verdiği sanılmasın; çevreyi tanımak isteyen bir çocuk için bu
alanda birçok iyi örnek bulunmakta: Şirinler, Şeker Kız, Arı Maya, Susam Sokağı
bunlardan birkaçı. Bu gibi çizgi filmler çocuklarda sevgi, yardım severlik
duygularının gelişmesini sağlar. Farklı bir örnek vermek gerekirse
Finlandiya’daki 6 yaşındaki Mike Jahnen nehire düşen arkadaşı Tukka Klaus’u,
çizgi filmlerde gördüklerini kurtarması nedeniyle madalya alarak ülkesinde milli
kahraman ilan edildi. Bu alanda dünyaca başarı göstermiş bir diğer örnek Susam
Sokağı. Günümüzde yetişkin insanlar arasında bile lafı geçtiği zaman herkesin
mutlaka birkaç söz söylediği Susam Sokağı ‘Sev dünyayı, açılır her kapı işte
susam sokağı ’ parolasıyla çocukları ekran başına çekmeyi başarmıştı.
Çizgi filmler son yıllarda sinema sektöründe de hatırı sayılır ilerlemeler
kaydetti. Yapımcılar birbiri ardına birçok çizgi sinema yapıtı
gerçekleştirdiler. Bu yapıtlar sinemanın en prestijli ödülü olan ‘Oscar’
ödüllerini bir çok defa alma başarısını gösterdiler. Bu şirketler arasında en
başarılısı Warner Bross ‘Lion King’ ile büyün dünyada başarısını ispatladı ve
film tüm dünyada izlenme rekorları kırdı. Bir diğer şirket ise Walt Disney.
Disney Pazar payı en büyük olan bir şirket. Bu başarısı ise tanıtım alanındaki
çalışmalarıyla paralel gitmekte.
ÇİZGİDEN TİCARET
Yapımcı firmalar bir çizgi film oluşturulurken bu kahramanı ticari amaçlar
doğrultusunda da kullanmaktadırlar. Televizyon kanallarının çokluğu ve bu
kanallarını 24 saat kesintisiz yayın yapması çocukların televizyon izleme
oranlarını etkilemektedir. Ülkemizde 4 – 12 yaş arasındaki çocukların en çok
izlediği programlarsa çizgi filmler. Çocuklar ilgiyle izledikleri çizgi film
karakterlerini başka mekanlarda da görmeleri onların ilgisini çekmekte. Yapımcı
firmalar bir çizgi film oluşturulurken bu kahramanı ticari amaçlar doğrultusunda
da kullanmaktadırlar. Büyük firmalar bu çizgi film kahramanlarının ürünleri
sürekli olarak gördüğü bir çizgi film karakterini gören çocuk resmini o ürünü
kendine yakın hissetmekte ve olma eğilimi göstermektedir. Çizgi kahramanlarının
kullanıldığı ürünleri ise şu şekilde sıralayabiliriz: çikolatalar, şekerler,
patates cipsleri, çorap, pantolon, t-shirt, defter, silgi, okul çantası, sulu
boyalar... Yapımcılar çizgi film sektörünün kazançlı bir sektör olmadığının
düşüncesindeler. Çok zahmetli bir yapım olan çizgi filmlerde asıl kazancı
yukarıda bahsedildiği gibi oluşturulan kahramanların oyuncakları, giyim
eşyaları, gıda sektörü gibi yerlerde kullanılmasından elde edildiği
söylenmektedir.
İYİ KÖTÜNÜN SAVAŞI
Çizgi filmlerin temel sorunu iç yapılarından kaynaklanmakta. İç yapıdaki karmaşa
çizgi film yapımcılarının Amerika’yla Japonya arasında sınırlı kalmasından
kaynaklanıyor. Bu iki ülke ve bu ülkedeki yapımcılar ister istemez kendi iç
yapılarını filmlere de yansıtıyor. Böyle bir durum bu çizgi filmleri izlemeyen
çocuklar belli bir şaşkınlık dönemini izlemek zorunda kalıyorlar. Buna ek olarak
yapıdan kaynaklanan diğer bir sorun, çizgi filmlerdeki olayların hep iyi ve
kötünün çatışması üzerine kurulması. Bu filmlerde iki keskin hat var. Ya iyi
yada kötü: yani grinin olmadığı bir dünya. İyi çizgi kahramanlarının kötülere
karşı mücadelesinden sürekli kazanması ve bu başarıyı sağlarken bir takım
olağanüstü güçleri kullanması çocukları bilinç altına şu düşüncenin yer
edinmesine sebep olur: ‘gerçek hayatta kötülerle başa çıkmak imkansızdır; çünkü
benim olağanüstü güçlerim yok.’ Böyle bir bilinç altına sahip çocuk için hayat
baştan kaybedilmiştir.
Bu filmlerde iki keskin hat var. Ya iyi ya da kötü: yani grinin olmadığı bir
dünya.
BASİTE KAÇMADAN BİR SONUÇ
Bir bitiş olarak düşünülecekse; basite kaçarak kitle iletişim araçlarını günah
keçisi ilan etmenin bu sorunları çözmede hiçbir yararı yok. Önemli olan kalıcı
bir denetim mekanizmasının kurulmasını sağlamak olacaktır. Avrupa’da ve
Amerika’da böyle bir denetim mekanizması bulunmakta. Ülkemizde de bu alanda
kıpırdanmalar oluyor. Geçtiğimiz yıllarda RTÜK Show TV’yi ilk defa bir çizgi
filmde şiddet unsuru olduğu için kapattı. Böyle gelişmeler umut verici ve çözüm
adına bir başlangıç. Dediğimiz gibi denetim mekanizması ilke olarak aile içinde
kurulmalıdır ve de kurumsallaşmalıdır. Çizgilerin çizdikleri ile sevgiyi ve
dostluğu anlatması insanların da anlaması temennisi ile.....
Mehmet DEMİRCİ
|
|
 |

|