|
Çekim Tacizi : Kent Yaşamında Bir Sorun
İstanbul'un bazı semtleri dizi, reklam filmi, klip çekimleri için
doğal bir plato. Ama burada yaşayanlar var. Onlar 20 metre ötedeki
evlerine girmek için yollarını değiştirmek, kamera önünden geçti
diye azarlanmak, kablolara takılıp düşmek, gece yarısı jeneratör
sesi dinlemek istemiyorlar. Haliyle sinirler geriliyor. Sonra gelsin
tartışmalar, kavgalar...
Belediyelere ve emniyete ayda ortalama 30 çekim başvurusu geliyor.
Verilen izinler yol kesme, trafiği durdurma gibi haklar sağlamıyor
ama yine de bu yönde kullanılıyor. Oysa New York'ta çekimden 48 saat
önce mahallede duyuru şart, 22.00'den sonra çekim yasak. Londra'da
bu işten Kraliyet Çekim Ofisi sorumlu. 5 milyon sterlinlik sigorta
gibi şartların yanı sıra bir hafta önceden haber vermek gerek.
Nedir mahalelilerin çekim ekiplerinden çektiği
Televizyon kanallarında gösterilen yerli dizi film sayısı, eğer
bıkıp usanmadan tekrar edilenleri de sayarsak 70'in üzerinde. Bu
dizilerin büyük bölümünün çekimleri halen devam ediyor. Devam eden
dizilerin büyük bölümü de İstanbul'da çekiliyor. İstanbul'un popüler
dizi mekanları üç aşağı beş yukarı aynı. Perihan Abla'dan bu yana
tercih gözde olan Kuzguncuk, son yılların yükselen değeri Balat,
modern ve şehirli dizi kahramanlarının semtleri Cihangir, Nişantaşı,
Galata. Dizi ekipleri bu semtleri doğal birer plato gibi kullanıyor
ama bir de buralarda yaşayan insanlar var. Onlar 20 metre ötedeki
evlerine girmek için yollarını değiştirmek, bilmeden kameranın
önünden geçti diye azar işitmek, gecenin ikisinde jeneratör sesi
dinlemek, fırından ekmek almak için çekimlerin bitmesini beklemek
istemiyorlar. Ama tüm bu saydıklarımız teker teker başlarına
geliyor. Haliyle sinirler geriliyor. Sonra gelsin tartışmalar,
kavgalar, silah çekmeler, havaya kurşun sıkmalar...
Bu yazıyı bir dizi film mağduru olarak yazıyorum. Nereye gittimse
televizyoncular peşimden geldi. Cihangir'de oturduğum yıllarda semt
reklamcıların, klip yönetmenlerinin ve dizi filmcilerin gözdesiydi,
ki hálá öyle. Tarkan klip, Olips şekerleri reklam çekeceği zaman
evden kaçmak gerekirdi. Zira set ekibinin gürültüsünden durulmazdı.
Yaz aylarında içeri ses girmesin diye kapı pencere sıkı sıkı
kapanır, sonra evde havale geçirilirdi. İki yıl önce Balat'a kaçtım
ama televizyonculardan kurtulamadım. Semt, benim gelişimle aynı
sıralarda dizi filmcilerin yıldızı oluverdi. Ben de kendimi dizi
setlerinin ortasında buluverdim.
Sultan Makamı seti, zaman zaman Balat çarşısına giden yolun üzerine
kurulurdu, kameranın kadrajına girmeyeyim diye elde poşetler yolumu
değiştirirdim. Sonra Estağfurullah Yokuşu'nun ekibiyle tanıştık.
Ayağında basma eteği bulunan Hande Ataizi ile Fener otobüs durağında
otobüs beklediğimiz günü dün gibi hatırlarım. Kimse `Hanımefendi
sizi de filme alıyoruz ama rahatsız oluyor musunuz?' diye
sormamıştı.
Derken Cennet Mahallesi yayınlanmaya başladı. Şimdi onlarla
karşılaşıyoruz sık sık. Geçenlerde her sabah taksi beklediğim
sokağın köşesine çıktım. Baktım karşı kaldırımda Çingene kadınlar
birbirine girmiş, saç saça baş başa kavga ediyor. Derken birinin
bana doğru el kol hareketi yaptığını gördüm. Meğer görüntüye
girmişim. Git başka yerde taksi bekle diyorlar. Birkaç gün önce de
evin kapısından çıkmamla gözüne fener tutulmuş tavşan gibi
kalakalmam bir oldu. Meğer benim evin sokağına set kurmuşlar, ben de
kapıdan çıkar çıkmaz kadraja girmişim. Yönetmen `Keesss' diye
bağırdı.
İstanbul'un pek çok semtinde, hemen her gün buna benzer olaylar
yaşanıyor. Kısa bir süre önce Kuzguncuk'ta mahalleli ile set ekibi
arasında kavga çıktı. Pepsi reklamının çekimleri sırasında, çekimi
engelliyor diye yolun kenarına park etmiş bir otomobil, sahibine
sorulmaksızın çekilmek istendi. Çekici geldiği esnada otomobil
sahibi ile mahalleli duruma müdahale etmek istedi ve bir tartışma
yaşandı.
Kuzguncuk, televizyon ekiplerinin en çok ziyaret ettiği mahalle.
Ekmek Teknesi, Hayat Bilgisi, Aliye, Aşk Olsun, Sil Baştan, Şeytan
Ayrıntıda Gizlidir, Bir Dilim Aşk, Sırlar Dünyası, Gizli Dünyalar
burada çekiliyor. Pepsi, Algida, Akbank, Cola Turka, İddia gibi
markalar da Kuzguncuk'u kendine plato edinenlerden. Bazı günler
farklı sokaklarda üç dört farklı set ekibinin çalıştığı oluyor.
Kuzguncuk Muhtarı Ali Faik Kaptan, televizyonların ilk mahalle
dizisi olan Perihan Abla çekilirken böyle tatsızlıkların
yaşanmadığını anlatıyor: `Onların bizimle çok iyi ilişkileri vardı.
Mahalle lokantasında yemek yer, mahalleli ile diyalog kurarlardı.
Kuzguncuk'un sokaklarından birine Perihan Abla adını bile vermiştik,
diziyi yakından takip ederdik. Ama şimdikiler yemeklerini, hatta
çaylarını bile dışarıdan getiriyor. Esnafa bir katkıları yok. Buna
karşılık çöplerini ortada bırakıp ayrılıyorlar mahalleden.. Ekmek
Teknesi'ni mahalleli izlemiyor bile' diyor.
DOLARIZ SETE ÇEKTİRMEYİZ
Kuzguncuk halkının tüm istediği biraz saygı ve özen. Set ekiplerinin
ardında bıraktığı çöpleri toplamak, evinin sokağında yürürken
azarlanmak istemiyorlar. Onları en çok da gece çekimleri rahatsız
ediyor. Jeneratör sesinden durulmuyor, set ışıkları evlerin içini
gündüz gibi aydınlatıyor.
Yapılan şikayetler üzerine Üsküdar Emniyet Müdürlüğü bir yazı
gönderdi. Buna göre gece 24.00'ten sonra çekim yapmak, sokak ve
caddeleri trafiğe kapatmak yasak. Ayrıca set ekiplerinin tavır ve
davranışlarına da dikkat etmesi gerekiyor.
Faik Kaptan `İstesek hiçbirine dizi çektirmeyiz. Fırında çekim mi
var. Kalabalık bir grup halinde gider doldururuz fırını, kolaysa
yapsınlar çekimlerini' diyor.
Bakkal, kasap, manav gibi dükkanlar da dizi çekimlerinde sıkça
kullanılıyor. İçeride bir kere çekime başlayan ekibin ne zaman
çıkacağı pek belli olmuyor, çekimler sürekli sarkıyor. Bazen
alışverişi saatlerce engelledikleri oluyor. Yağmur Ajans'ta yapım
sorumlusu olan Cesur Koçak, `Ya ödeme yapıyoruz, ya da firmanın
logosunu jenerikte yayınlıyoruz. Küçük esnaf genelde ödeme
yapılmasını talep ediyor. Ne kadar para ödeneceği tamamen o kişiyle
aranızdaki pazarlığa bağlı. Özellikle restoranlar logolarının
yayınlanmasını istiyor. Eskiden dizinin içinde, örneğin oyuncular
restorana girerken veya çıkarken mekanın logosunu gösterirdik. Ama
artık bu gibi görüntüler gizli reklam sayıldığı için mozaikleniyor.
Pek çok kişi artık logosu dizi içinde gösterilemediği için mekanını
kullandırmak istemiyor' diyor.
Sokaklar babalarının malı mı ?
Bir park, cadde, köprü veya sokakta dış çekim yapmak için Valilik
kanalıyla Emniyet Müdürlüğü'ne ve çekim yapılacak bölgenin bağlı
olduğu belediyeye başvurmak gerekiyor. İstanbul Büyükşehir
Belediyesi ile Emniyet Müdürlüğü yetlililerinin verdiği rakamlar
birbirini tutuyor. İstanbul'da her ay ortalama 30 dış çekim
başvurusu geliyor. Başvuru faksla veya elden gönderilen bir dilekçe
ile yapılıyor. Dilekçede sadece yapımın adı, çekim yeri, tarihi ve
saati belirtiliyor. Yetkililer uygun görülen başvurular kabul
ediliyor, diyor ama geri çevrilen başvuru yok. Gelen tüm dilekçeler
kabul ediliyor ve izin kağıdı veriliyor. Kimse prodüksiyon
şirketlerinin önüne, mahallelinin huzurunu korumak amacıyla, bir ön
koşul veya şartname koymuyor. Emniyet, eğer talep olursa sete bir
trafik ekibi gönderiyor.
Bu izin kağıdı çekim ekiplerine yol kesme, park yapılmasını
engelleme, trafiği durdurma gibi haklar sağlamıyor. Ancak yine de bu
yönde kullanılıyor. İşte bir örnek:
Teşvikiye'de oturan Gülden Aydın bir pazar sabahı, kahvaltı etmek
üzere günlük gazetelerini alıp, Teşvikiye Camii'nin yanındaki
kafelerden birine gitti. Kafenin önünde bulduğu boş yere tam aracını
park edecekti ki, yanına yaklaşan biri `Buraya park edemezsiniz,
çekim var' dedi. Aydın, peki deyip ayrılmak yerine hangi hakla park
etmesini engellediklerini, izinleri olup olmadığını sordu. `İznimiz
var ama yönetmende' diyen kişi, izin kağıdı almak üzere yanından
ayrıldı ama bir daha geri dönmedi. Otomobilini park ettikten sonra
yaklaşık iki saat boyunca kafede oturan Gülden Aydın, pek çok araç
sahibinin daha park etmesinin engellendiğini gördü.
Oysa set ekiplerinin elindeki izin araçlarının park etmesini
engelleme yetkisi vermiyor. İsmini vermek istemeyen bir set
çalışanı, `Aslında yetkimiz olmayan pek çok şey yapıyoruz. Sokakları
babamızın malı gibi kullanıyoruz. Ben pek çok kere trafik kestim
örneğin. Bir sefer bu yüzden dayak da yiyordum az kalsın. Pek çok
kişi sesini çıkarmıyor, yolunu değiştiriyor, ya da bekliyor. Ama
karşımızdaki kişi dişli çıkarsa ısrar etmiyoruz. İşler rica minnet
gidiyor anlayacağınız' diyor.
Bir başka set çalışanı en olaylı semtin Balat olduğunu anlatıyor.
Gece çekimlerinden birinde evinin içine ışık ve gürültü giren bir
mahallelinin havaya ateş açtığını, prodüksiyon amirinin bu kişiyi
sakinleştirip, verdikleri rahatsızlık karşılığında bir miktar da
para ödediğini, çekime ancak böyle devam edebildiklerini söylüyor.
Aynı kişi, mahalle halkını en çok kızdıran şeyin, kameranın önünden
kazara geçtiklerinde setçiler tarafından `Hop, geçme abi ordan' diye
bağırılması olduğunu tespit etmiş.
ÇEKİM YAPMAK ÜCRETE TABİ
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nin, yetki alanına giren
yerlerde yapılacak çekimler için belirlediği bir ücret tarifesi var.
Gündüz için ayrı, gece için ayrı ücret alınıyor. Bir saat
sınırlaması yok, parasını verdikten sonra istediğiniz yerde,
istediğiniz zaman, istediğiniz kadar çekim yapıyorsunuz. Çekime
başlamadan önce ücretini Vakıfbank'a yatırmak yeterli. Büyükşehir
Belediyesi'nden bir yetkili dizilerde çok fazla adam öldürüldüğünü,
bu nedenle en çok mezarlıkta çekim yapmak için izin alındığını
söylüyor. Eğer izin alınmadan ve ücreti yatırılmadan çekim
yapılırsa, belediyenin de bundan haberi olursa tarifenin iki katı
ceza kesiliyor.
Ara cadde ve sokaklardan ilçe belediyeleri sorumlu. Prodüksiyon
ekibi genelde ihtiyaç hissederse izin alıyor ilçe belediyesinden.
Çekimler için bir ücret alınıp alınmayacağı, o ilçenin takdirine
bağlı. Örneğin en fazla dizi çekilen bölgelerden Balat'ın bağlı
olduğu Fatih Belediyesi, film ekiplerinden herhangi bir ücret
almadığı gibi, bedelsiz ekipman yardımında da bulunuyor. Şimdiye
kadar dizi setlerine arazöz, kepçe gönderdikleri bile olmuş.
Beyoğlu Belediyesi ise çekimler için ücret talep eden nadir
belediyelerden. Hatta prodüksiyon şirketleri fiyatlandırmanın çok
yüksek olduğundan, çekimler sırasında başlarına belediye memuru
diktiklerinden şikayet ediyor. Beyoğlu Belediyesi sınırları
dahilinde harici bir çekim yapmak için prodüksiyon şirketleri saat
başına 125 milyon lira ödüyor.
İzmaritleri yere atıyorlar, tabak çanak kırıyorlar
Balat'taki Yusufeli Yayla Evi, dizilerin popüler mekanlarından.
Estağfurullah Yokuşu bu evde çekildi. Şu anda atv'de yayınlanan
Melekler Adası'nın setlerinden biri. Sahibi, 36 yıldır burada oturan
Saniye Kocadağ. Saniye Hanım, evinin haftada veya on günde bir
kullanıldığını, karşılığında 300 milyon lira aldığını söylüyor. Bu
ücrete kullanılan su, elektrik, evin temizliği ve yıpranma payı
dahil. Oturma odasının her tarafı dizi icabı yerleştirilen Nurgül
Yeşilçay fotoğraflarıyla dolu. Tarihi evin duvarlarına da, ışık
tesisatını yerleştirmek amacıyla tahta parçaları çakılmış.
Estağfurullah Yokuşu çekilirken mahallede silahların patladığını
hatırlıyor Saniye Hanım: `Çekimler gece 23.00'e kadar sarkmıştı.
Etrafa gürültü yayılıyor diye komşu evden silahla havaya ateş
açtılar.' Saniye Hanım set ekibinden çok fazla bir şey beklemiyor..
Evin içine ayakkabılarıyla girmesinler, eşyalara ve eve zarar
vermesinler yeter. Ancak yine de şikayetçi. Çünkü ev kirlenmesin
diye giydikleri galoşlarla sokağa çıkıp, değiştirmeden tekrar eve
giriyorlar. Özellikle kış aylarında ve yağmurlu günlerde 30-40 kişi
birden girdiğinde, evin içi çamur oluyormuş. Evi dağınık
bıraktıkları gibi, sigara içip, izmaritlerini yere atıyorlarmış.
Arada bir tabak çanak kırıyorlarmış. Saniye Hanım yine de, `Dizi
bittiğinde ayrılmak zor oluyor' diyor.
Yurtdışında sokak çekimi çok daha zor
Türkiye'de belediyelerin, çevre halkını dizi veya reklam
çekimlerinden korumak için uyguladığı herhangi bir yaptırımı yok.
Ancak gürültü, ışık, kötü muamele veya trafik durumundan rahatsız
olan birileri şikayet telefonu açarsa, karakoldan gelen polisler
duruma müdahale ediyor. Oysa Londra ve New York gibi büyükşehirlerde
halka açık alanda yapılacak çekimler çok net ve ayrıntılı koşullarla
sınırlandırılmış.
New York Valiliği'nin 40 yıl önce kurulmuş bir Sinema, Tiyatro ve
Yayıncılık Bürosu var. Kamuya açık alanda sinema filmi, televizyon
dizisi, reklam, belgesel veya öğrenci filmi çekecekseniz bu bürodan
izin almak zorundasınız. İzin New York Polis Departmanı ile
ortaklaşa veriliyor. Başvurudan önce en az bir milyon dolarlık
sigorta yaptırıyorsunuz. Çekimi sigortalıyorsunuz yani.
Çekilecek her türlü film için çekim tarihinden üç hafta önce, büro
yetkilileri ile oturulup, projenin detayları görüşülüyor. Eğer
senaryoda silah kullanımı, patlama gibi unsurlar varsa bu toplantıya
polis yetkilileri de katılıyor. Valilikten aldığınız izin, araç park
etme izinlerini de içeriyor. Ancak buna sadece çekim araçları dahil..
Gösterilen yerlere set ekibi özel araçlarını park edemiyor. Çekime
götüreceğiniz araçların plaka numaralarını da önceden tek tek
bildirmek zorundasınız.
Sette yangın efekti, patlama veya duman efekti kullanılacaksa
itfaiyenin tetkik ve onayı isteniyor. Sokak tabelası, trafik lambası
değiştirecekseniz ayrıca izin alıyor ve tüm masrafları ödüyorsunuz.
Metro, otobüs ve tren çekimleri de ücrete tabi.
NEW YORK'TAKİ RESMİ ÇEKİM KOŞULLARI
Çekimden 48 saat önce, çekim yapacağınız yerdeki esnafı ve komşuları
mektuplarla bilgilendirin. Mektuba çekim yerini, saatini, çekimlerin
hayatlarını nasıl etkileyeceğini yazın. Üzerinde bir şikayet
telefonu da olmalı.
Bu mektupları ağaçlara veya sokak tabelalarına yapıştıracaksanız ip
veya elastik bant kullanın.Gece dış çekim yapacaksanız çevredeki
evlere, pencerelerine takılmak üzere ışık geçirmez materyal
dağıtın.Esnafın mal indirip bindirmesini, müşteri giriş çıkışlarını
engellemeyin.Komşuların park yerini işgal etmeyin.Jeneratörleri
konut önüne, pencere altına park etmeyin,çalıştırmayın.
Yanınızda bir trafik memuru olmadan trafiği kesmeye kalkmayın.
Sabah 07.00'ye kadar ve akşam 22.00'den sonra sessiz olun.
Yaya kaldırımında güvenli geçiş için yer bırakın, kabloların üzerini
kapatın.Set ekibinin çevredekilere nazik davrandığından emin olun..
Arkanızda tek bir çöp bile bırakmayın.
LONDRA'DA 5 MİLYON POUND'LUK SİGORTA ŞART
Londra'daki film çekimlerinden Kensington ve Chelsea İlçeleri
Kraliyet Film Ofisi sorumlu. Ofis müdürü Sophia Nasir, Londra'da
sorunsuz film çekmenin her zaman mümkün olmadığını söylüyor: `Burada
yaşayan, çalışan, seyahat eden insanların taleplerini de dikkate
almak zorundasınız. Çevrede oturanlar, mahallelerinde bir film
çekilmesini bazen bir sıkıntı nedeni olarak görebiliyor. Özellikle
de geceleri. Bu nedenle aynı yerde başka film veya dizilerin
çekilmesini istiyorsanız, buradaki insanlarla iyi geçinseniz yerinde
olur. Filmcilerin çoğu sorumlu ve profesyonal davransa da, bazı
kovboylar amatörce davranışları ve çevreye verdikleri rahatsızlıkla
film endüstrisinin adını kötüye çıkarıyor'. Ofis bu nedenle verdiği
tüm izinleri iptal etme hakkını elinde tutuyor. İstenmeyen olaylar
cereyan edilirse aynı ekibe bir daha çekim izni verilmiyor.
Londra'da çekim için araç park yeri almak ücrete tabi. Tek bir park
yerinin günlük kirası 20 pound. Sokak çekimleri için 5 milyon
pound'dan az olmamak kaydıyla sigorta yaptırmak zorundasınız. Film
İrtibat Ofisi'ne saati 60 pound'luk idari hizmet ücreti ödüyorsunuz..
Kaldırımlar yaya trafiğini etkileyecek kadar kullanılıyorsa ücret
ödeniyor. Şehir elektriğini kullanmak, jeneratör sesiyle çevreyi
rahatsız etmek, evlere direkt ışık tutmak yasak. Esnafın kazancını
engelliyorsanız, karşılığını ödüyorsunuz.
ESNAFI ENGELLİYORSAN TAZMİNAT ÖDÜYORSUN
Londra'da da mahalle halkını çekimden bir hafta önce mektupla ve
yüzyüze görüşerek haberdar etmek zorundasınız. Direkt etkilenen
mahalle sakinlerine belirli bir ücret ödeniyor. Bu paranın o
insanlar adına, mahalle için çalışan bir derneğe bağışlanması
öneriliyor.
Londra'da özellikle gece çekimleri çok net kurallarla belirlenmiş.
Sabah 7.00'den önce ve gece 23.00'ten sonra çekim yapmak yasak.
Jeneratörü ancak 8.00'den sonra çalıştırabiliyorsunuz. Gece 23.00'ten
sonra devam eden çekimlere polis müdahale ediyor.Set çalışanlarının
sokağın diğer ucundaki iş arkadaşıyla bağırarak konuşması yasak,
yanına gidip konuşmak zorunda.
Çok özel durumlarda, çekimler 23.00'ten sonrasına sarkacaksa,
çevredeki yatak odası pencereleri için karartma materyali dağıtmak
zorundasınız. Ayrıca telsizlere kulaklık takılıyor, ekip sadece
fısıltıyla konuşuyor, çekim bittikten sonra hiçbir çekim aracı
götürülmüyor, çünkü gürültü nedeniyle rahatsızlık verebilir.
Araçların başına bir güvenlik görevlisi konuluyor ve ancak ertesi
sabah 7.00'den sonra alabiliyorsunuz.
BİR YANDA DERS DİĞER YANDA SET
Dizi setleri okulların içine de gidiyor. Bunun için önce okul
müdürü ile anlaşmak, sonra da Milli Eğitim Bakanlığı'ndan izin
almak gerekiyor. Okul müdürü ile anlaştıktan sonra bir sorun
çıkmıyor aslında, çünkü Milli Eğitim Bakanlığı okul müdürünün onayı
olduktan sonra izin veriyor. Şu anda dizi seti olarak kullanılan
okullardan ikisi Kuzguncuk İlköğretim Okulu ve Maçka Endüstri
Meslek Lisesi. Her ikisi de günlük 750 milyon lira alıyor
prodüksiyon şirketlerinden. Bu meblağ genellikle nakit olarak değil,
hizmet olarak ödeniyor. Asansör tamir ettiriliyor, öğretmenler
odasına televizyon, öğrenciler için bilgisayar aldırılıyor. Çekimler
genellikle öğrenciler okulu terk ettikten sonra veya haftasonları
yapılıyor ama istisnalar da yok değil. İşte Maçka Endüstri Meslek
Lisesi. Teneffüse çıkan öğrenciler ile set ekibi birarada. Çekim
başladığında yönetmen `Sessizliiikk' diye bağırdığında,öğretmenlerin
bile bir türlü susturamadığı öğrencilerden çıt çıkmıyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi dizi film tarifesi (TL)
Büyük mezarlık 429 milyon
Küçük mezarlık 286 milyon
Köprüler 429 milyon
Bulvar 715 milyon
Köşkler 577 milyon
Cadde ve sokak 869 milyon
Büyük park ve bahçeler 715 milyon
Hürriyet Pazar , Banu TUNA
------------------------------
http://www.sinematutkunu.tvheaven.com
|
|
 |

|