Kamera Hareketinin İnsan Gözü Üzerindeki Etkileri
Gözlerimiz bedenin geri kalanından bağımsız işleyen bir mekanizma değildir. Diğer duyu organlarıyla sürekli işbirliği halinde çalışırlar. Dolayısıyla diğer duyuların yardımı olmadan bir düşünceyi aktarmaları istendiğinde, şaşırtıcı bir fenomen doğar. Bu nedenle, örneğin hızlı hareket eden bir kamerayla çekilmiş bir filmi izlerken baş dönmesi duygusu doğar. Bu duygu, gözlerin hareketsiz olan bedenin kinetiksel reaksiyonlarıyla gösterilen dünyadan farklı bir dünyaya katılmasından doğar. Gözler sanki beden bütünüyle hareket ediyormuş gibi davranır. Oysa, denge duyusu da dahil olmak üzere, diğer duyular bedenin hareketsiz olduğunu bildirir.

Biz filmi izlerken denge duyumuz gözlerin bildirdiklerine bağımlıdır ve gerçekte olduğu gibi kinetiksel uyarılar almaz. Dolayısıyla insan gözünün ve kameranın işleyişi konusunda çizilen belli paralellikler, örneğin kameranın ve gözün hareketliliği konusunda yapılan benzetme yanlıştır.

Gözlerimi yada başımı çevirirsem görüş alanım değişir. Diyelim bir saniye önce kapıya bakıyordum, şimdi kitaplığa bakıyorum sonra yemek masasına sonra da pencereye bakacağım. Bu panorama gözlerimin önünden geçmez ve çeşitli nesneler hareket ediyormuş izlenimi vermez.

Bunun yerine odanın her zamanki gibi durağan olduğunu, benim bakışlarımın yönünün değiştiğini ve bu nedenle hareketsiz duran odanın diğer bölümlerini de gördüğümü anlarım.

Filmde ise durum böyle değildir. Bu panorama çekilirken kamera sırasıyla bir nesneden diğerine döndürülürse, görüntü gösterilirken kitaplık, masa, pencere ve kapı hareket eden onlarmış gibi ekranın bir tarafından bir tarafına ilerleyecektir.

Kamera izleyicinin bedeninin baş ve gözler gibi bir parçası olmadığı için izleyicinin dönenin kamera olduğunu anlayamaz. Ekranda nesnelerin yer değiştirdiğini gördükçe onların hareket ettiğini sanabilir. Örneğin posterlerle kaplı bir odada kamera duvarı hızla taradığında duvar kameranın önünden geçiyormuş etkisi verdiği bir filmde tespit edilmişti. Eğer çekilen sahne anlaşılacak kadar basitse, izleyicinin dayanak bulması kolaysa, izleyici bu izlenim hatasını beyninde düzeltir. Yine de film yönetmenleri kavranması pek kolay olmayan görüntüler çekmek amacıyla bu tip kamera hareketleri deneyebilirler. Bu nedenle izleyicinin kolayca sersemlemesini sağlayan, amaçlanmamış bir sürükleme ifadesi yaratabilirler.

Bu nedenlerle filmde kamera hareketi görecelidir. Kameranın hareketli mi hareketsiz mi olduğunu, eğer hareketliyse bu hareketin ne kadar hızda ve hangi yöne doğru olduğunu gösterecek hiç bir fiziksel duyum olmadığı için ve aksini kanıtlayacak delillerin eksikliğinden kameranın sabit olduğu varsayılır. Dolayısıyla görüntüde bir şey hareket ediyorsa, bu hareket kameranın durgun bir nesnenin önünden geçmesi sonucu değil de, o şeyin kendisinin hareket etmesinin sonucu olarak görünür.

Hatta aşırı durumlar bu hareketin yönünün tersine görünmesine yol açar. Örneğin hareket halindeki bir otomobil onu geçmekte olan diğer otomobilden filme alındığında, ortaya çıkan görüntü, çekimi yapılan aracın açıkça geriye doğru hareket ettiğin gösterir. Yine de gösterilen nesnelerin doğası ve çevresiyle etkileşimi sayesinde hangi hareketin göreceli hangisinin gerçek olduğunu insan beyni düzeltebilir.

Eğer kameranın hareket halindeki bir aracın üzerinde durduğu belliyse, yani otomobile ait parçalar çerçevede belirtilmişse, otomobil hareket halinde, çerçevedeki arazi hareketsiz olarak algılanmaktadır.

Kaynak
Sanat Olarak Sinema
Rudolf ARNHEIM