|
Scanograph Tekniğinin Vizyonu
OKÇU'nun Scanograph'ları, Karda Piknik 1, Minik bir alev öyküsü, Mavi ve
Kırmızının Kanunlara Saygısı, Rezonans, Martılar ve bunun gibi farklı başlıklar
altında olsa da, değişik konuları işlese de, genel olarak hareket izlenimi esprisinin
ritmik çeşitlemelerini sunduğu için, fütürüst/fotodinamik bir biçime sahip olduğu
iddia edilebilir. Ancak, bu fotoğraflarda, III. Binyıla merdiven dayadığımız
günümüzde, ilk fütürüstlerin ifade etmiş olduğu orjinal içerik özellikleri ve
ideolojik nitelik yoktur. Modern yirminci yüzyıl kültürünün birincil teması olarak
hız olgusunu, hem bir yaşam prensibi, hem politik bir öneri hem de yeni bir estetik
kurma iddiası olarak kendine özgü bir biçimde irdelemiş olan fütürüst tavır,
artık sanatçının keyfi seçimine bağlı bir alıntı sorunu haline gelmiştir.
Dolayısıyla OKÇU'nun fotoğraflarının Stroboscopik yapısı, yalnızca
görünüştedir. Yine de kolektif hafıza kayıtlarımızı bir kez daha gözden
geçirelim: Sanatsal yaratıcılık, insanlık tarihi boyunca zaman zaman, en kristalize
bir radikal eleştiri modeli olarak yaşanmıştır. Fütürüstlerde eleştirmendi.
İtalyan coğrafyasındaki geleneğe ve onun estetik evrensel simgelerine tutkuyla meydan
okuyarak teknolojiye tapıyor, modern metropolisin kaosunda insanlığın dirilişini
kutluyor, değişim aşkıyla Ares'i kucaklıyorlardı.
Ama sel gider, kum kalır. Siyasi koşullar sürekli değişmektedir. Kalan ve muhafaza
edilmesi gereken biricik espri, eleştiri pratiğidir. Eleştiri, siyasi ve estetik
açıdan - ki bunlar varoluşumuzun iki temel platformudur - insanoğlunun ezeli ve ebedi
faziletidir.
Yüzyılımızın başından sonuna, diğer bir ifade ile avangard' dan postmoderne
eleştiri kavramı hakiki anlamda bireysel ve kristalize haliyle taşıyan bir diğer
sanat anlayışı ise ABSTRAKT EXPRESYONİZM'dir. Sözkonusu pankromatik, cibachrome
baskı görüntüler, zaman kavramına adanmış soyut niteliklerinden ötürü abstrakt
expresyonist tanımlamasının kapsamında rahatça yer alabilirler.
Sanograph'ların gerçekleştirilebilmesi için, fotografik dil yetisinin konvansiyonel
kullanımı tartışma konusu haline getirilmiştir. Buna koşut olarak, fotoğraf
makinesinin mekanizması olağan fotografik görüntü çekme prosesinin dışında
işlerlik kazanmıştır. 35 mm film kullanıldığı halde 24 * 36 mm'lik fotogram
standardı aşılmış, görüntü boyutları, bütün bir duyarkat kurdelesine
yayılmıştır.
Bu uygulamalar tipik avangard tavırları çağrıştıran tavırlardır. Sanatçı,
kendisini ifade etmek için teknolojik bir aracı - fotoğraf makinesini - kullanmakta
ama ilgili bütün endüstriyel standartları altüst ederek, kişisel estetiğini
kurmaktadır. Fotoğrafın doğasını meydana getiren teknolojinin sanatı ve sanatın
teknoloji paradoxu, radikal bir tavırla eleştirilmektedir. Ama bu eleştiri yalnızca
scanograph'ların çeperleri dahilindeymiş gibi ortaya çıkmaktadır. Bu durum ise
postmodern algılama sorunlarından kaynaklanır. Flash-back refleksleriyle profesyonel
deformasyona uğramış seyir pratiği, estetik esprileri açıklamak için evrensel
tecrübelere başvursa da, sonuçta eserleri, sanat tarihinden alıntılar boyutunda ele
almaktadır. Yoksa, scanograph'lara hakim olan duyarlılık, eleştiriye ait sadakattir.
Eserlerin adları nedeniyle, metaforik çağrışım düzeylerinde değerlendirmelere
gidilse dahi, bu durumdan çok daha önemli olarak, profeyonel seyirci ve sanatçı, soyut
bir atmosferin, zamanın bütün kiplerine yayılmış devinimli gerçekliğinde manen
buluşurlar. Sanatçının form araştırması, seyirci için sürprizlerle donatılmış
bir ruhsal yolculuk başlatır. Bu süre zarfında geçmiş estetik tecrübeler, yeni
vizyon karşısında farklı bilgi ve duyarlılık koordinatları kazanarak devreye girer
ve keşif ruhu en kristalize haliyle karşılığını bulur. Seyirci ve sanatçı,
kişisel soruları/sorunlarının soyut cevaplarıyla birlikte, karşılıklı bireysel
varoluşlarını supreme katların mutlak özgürlüğünde yaşar ve gerçekleştirirler.
Doç. Dr. Simber ATAY
Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Ana Sanat Dalı Bölüm Başkanı
|
|
 |

|