|

Scanograph Tekniğinin Experimental Kökenleri
Uğur OKÇU'nun
Scanograph'ları, onun estetik antagonizmini temsil etmektedir. İfade
aracı olarak fotoğrafı seçmiş, vizyonunu oluşturmak için, fotoğrafın teknik
olanaklarından yararlanmış ama paradokslar geliştirerek fotoğrafın maddi manevi
boyutlarını öngördüğü biçimde değiştirmeye uğraşarak kullanmıştır.
Fotoğraf makinası gövdesindeki manipülasyon girişimi hem teknolojiye bir
hommage-çünkü o, meslekten mühendistir-hem de muazzam fotoğraf endüstrisi kurumuna
karşı ironik bir başkaldırıdır-çünkü o, bir sanatçıdır.
Postmodern estetik bulimisi, sanatsal yaratıcılığın formalist kristalizasyonunu hor
görmeye varacak raddeye gelen önyargılar geliştirmiş olabilir. Bu çizgide
JDANOV'vari mecburiyetlerle içerik/içeriksizlik yakınmalarına rastlanabilir. Ama hangi
içeriktir bu. Sanatsal yaratıcılığın özgür alanlarında ne tür bir biçim-içerik
kombinasyonuna ait mutlakiyet vardır.
Sanat tarihi boyunca hangi biçim, kendi içeriğini getirmemiştir; ya da hangi içerik
kendi biçimini gerçekleştirmemiştir. Zaman içinde materyaller değişir, temalar
muhafaza olunur, biçimlerin varyasyonları ortaya çıkar, içerik ise zaten
sanatçının üslübunun kendiliğinden somutlaşan soyut boyutudur. Farklılaşma
kaçınılmazdır. Dolayısıyla, günümüzde, yüzyıl değiştirme sendromuna paralel
gelişen avangarda dair nostalji, sadece ve neredeyse standartlaşmış bir
duyarlılıktır.
Oysa, her an yeni bir fenomenle karşı karşıyayız. Yaratıcılık ve eleştiri adına,
sanat ve hayat adına ! TEKE TEK !
Yüzyılın başında experimental anlayışa sahip gruplar vardı: Fütürüstler,
Dadaistler, Sürrealistler...
Bireyselliklerini, toplumsal öneriler halinde sunabiliyorlardı. Ama şimdi herkes tek
başına. Uğur OKÇU'da öyle !
|
|
 |

|