|
!f İstanbul Film Festivali
Bu yıl 14-24 Şubat tarihleri arasında yedincisi düzenlenen !f İstanbul Film Festivali'nin programında toplam 70 film var.
11 Şubat 2008 Pazartesi
!f İstanbul Film Festivali'nin koordinatörlerinden Serra Ciliv: "!f İstanbul
yıllardır genç sinemayı arıyor. Bu yılın uluslararası yarışması Keş!f, !f'in
yedi yılının özeti, geleceğinin ise ilk adım
Biletleri satışa sunulan filmler İstanbul'da AFM Caddebostan Budak, Beyoğlu AFM
Fitaş ve AFM İstinye Park sinemalarında, Ankara'da ise AFM Cepa Sineması'nda
gösterilecek. İçerisinde "Yaşama Sanatı", "Meksika Dalgası" gibi özel bölümlerin
ve bir uluslararası film yarışmasının bulunduğu festivali, genel koordinatörleri
Serra Ciliv ve Pelin Turgut anlattı.
Bu yıl yenilikler çok galiba. Film sayısında artış var mı?
Serra Ciliv: Yedinci yılımıza girerken, yine film sayımızı aynı tutmaya çalıştık
ama programımızı kapatırken bir baktık yine 10 yeni film eklemişiz.
Festival düzenlemenin en zevkli tarafı da bol bol film izlemek ve seçmek
olmalı...
Pelin Turgut: Evet, film seçmek bu işin en heyecan verici tarafı. Bu yüzden iyi
bir film yakaladığımızda, filmin sonunda yazılar akarken ve keyifle koltuğumuzda
kaykılmışken o filmi festival programına almak için ertesi sabah daha bir şevkle
gidiyoruz işe.
"Festival genişliyor"
Bu yıl festivalin özel bölümleri için neler söyleyebilirsiniz?
Pelin T.: Bu bölümler hem o filmleri hem dünyanın gidişatını hem de sizin ruh
halinizi ele verir. Örneğin, "Gezegen, İnsan" bölümü her sabah güne yeni bir
doğal felaket haberiyle ya da insanın insana yaptıklarının özetiyle
başlayışımızı anlatıyor. Bundan başka Meksikalı genç yönetmenlerin filmlerinin
izlenebileceği "Meksika Dalgası" ve "Yaşama Sanatı" bölümleri var.
Serra C.: Bir de tabii yedi senenin getirdikleriyle genişliyor festival. !f
İstanbul yıllardır genç sinemayı arıyor. Yoldan çıkanları, yeni yollar
yaratanları ve başka türlü bakanları yakalıyor. Bu yılın uluslararası yarışması
Keş!f, !f'in yedi yılının özeti, geleceğinin ise ilk adımı.
Bu yarışma bağımsız filmin ne olup olmadığı tartışmalarına da bir cevap mı
olacak?
Serra C.: Evet, artık bu tartışmaları bir kenara bırakmanın vaktidir. Onun
yerine birçok kişiye göre dahi, bazılarınca deli, bizlerce geleceğin sinemasının
yönetmenleri olabilecek gençleri yakalayalım ve bırakalım yeni tanımları onlar
yapsın. Kurmaca ile gerçeğin, fotoğraf ile sinemanın, sessiz filmlerle
müzikallerin iç içe geçtiği yapımları, "Bağımsız mıyız, değil miyiz?" diye
düşünmeden tüm samimiyetleriyle film yapan gençleri bulmanın keyfini yaşıyoruz.
Pelin T.: İstiyoruz ki !f 2008, bu genç filmleri yalnızca uluslararası basına
değil, İstanbul'da iş yapan deli veya dahilerin bilinçaltlarına taşısın; birkaç
yıla kalmadan "Türkiye Dalgası" diye bir bölüm yapalım.
Film izlemeye paralel olarak bu yılki aktiviteler neler?
Pelin T.: Öncelikle şehre yayılmak var. !f yalnızca bir film festivali değil.
Her yıl partilerimizde ve atölyelerimizde !f izleyicilerinin yalnızca izleyici
olmadığını daha iyi anladık. Bu yıl, bir festival merkezi uygulamasına geçerek
kendimize, konuklarımıza ve izleyicilerimize bir buluşma noktası yaratıyoruz.
Festival süresince tüm festival etkinlikleri için adresimiz, festival merkezimiz
The Hall. Burada muhabbet, tartışma, konuşma gibi birçok aktivitemiz olacak.
Bunlar filmleri izlemek kadar önemli.
Bu yıl başka bir bölgede de var olacaksınız. Bu sinemaseverler için bir müjde
sayılır.
Serra C.: Coğrafi olarak İstanbul'a yayılabilmek önemli. Bundan iki yıl önce
Caddebostan'da da festival yapma fikri çıktığında "!f ancak Beyoğlu'nda !f olur"
diyenlerimiz olmuştu. Bu yıl, İstinye Park'a giderken yine bir garip
hissediyoruz kendimizi, başka bir dünya sanki orası. Sonra diyoruz ki,
saçmalamayalım. Kara koyun dediğin her yerdedir ve her kara koyun öyle ya da
böyle yeni bir şeyler görmek ister.
Festival programında Oscar adayları da var
"In The Valley of Elah / Tanrı'nın Vadisinde":
Paul Haggis'in yönettiği film Tommy Lee Jones ile en iyi erkek oyuncu dalında
Oscar adayı. "Tanrı'nın Vadisinde" iyi bir asker olan Mike Deerfield'in Irak'ta
esrarengiz bir şekilde kayboluşunu ve sonrasındaki arayışı anlatıyor.
"No Country For Old Men / İhtiyarlara Yer Yok":
Joel ve Ethan Coen kardeşlerin filmi sekiz dalda Oscar adayı. "İhtiyarlara Yer
Yok", içinde 2 milyon dolar, eroin ve ölü adamların olduğu bir kamyonet bulan
Llewelyn Moss'un hikayesini anlatıyor.
"Lars and The Real Girl / Lars Sevince":
Craig Gillespie'nin yönettiği film en iyi senaryo dalında Oscar
adayı. "Lars Sevince" sade ama ilginç bir aşk hikayesi. Filmde evli
bir erkek olan Lars'ın internetten ısmarladığı bir plastik bebeğe
aşık oluşu anlatılıyor.
"Taxi to The Dark Side / Karanlığa Taksi":
En iyi belgesel dalında Osacar adayı olan film Alex Gibney yönetmenliğinde
çekildi. "Karanlığa Taksi" Bush yönetiminin yetkilerini kötüye kullanmasını konu
eden bir soruşturmayı anlatıyor. Filmde Afganistan'da, Bagram Hava Kuvvetleri
Üssü'nde yaşanan masum bir taksi şoförünün cinayetinden yola çıkarak, ABD
hükümetinin, gözaltında şiddet ve işkenceye göz yumuşu eleştiriliyor.
"I Met The Walrus":
Josh Raskin'in yönettiği film en iyi kısa animasyon dalında Oscar adayı. Film
1969 yılında Beatles grubunun hayranı Jerry Levitan'ın John Lennon ile yaptığı
röportajın gerçek ses kayıtları üzerine animasyon çizimlerle gerçekleştirildi.
"Sicko":
Michael Moore'un çektiği bir başka belgesel olan "Sicko" en iyi belgesel dalında
Oscar'a aday. Moore ABD'nin vatandaşlarına sağlık sigortası hakkı vermeyen
dünyadaki tek gelişmiş ülke oluşunu kendi üslubuyla anlatıyor. Belgeselde hasta
olduklarında sağlık sigortası mağduru Amerikan vatandaşlarıyla ilginç
röportajlar gerçekleştirilmiş.
|
|
 |

|