Kültür Bakanlığı
Beyoğlu Belediyesi
TÜRSAK
Kültür Kenti Vakfı
Yeşilçam Ödülleri’ne yeni isim, yeni sistem ama…
Bugün daha öncesinde Yeşilçam Ödülleri olarak bilinen sinema ödüllerinin yeni
adıyla Beyoğlu Sinema Ödülleri‘nin lansmanı yapıldı. Kültür Bakanlığı, Beyoğlu
Belediyesi, TÜRSAK ve Kültür Kenti Vakfı‘nın ortaklığıyla yapılacak yeni
ödüllerin sakin geçen basın toplantısında dikkat çeken bir iki ana başlık oldu.
Bunlardan ilki sinemaları kapatılmış ve Emek Sineması üzerinden tartışmaların
devam ettiği bir bölgenin sinema ödülü vermesindeki çelişki, ikincisi ise
Yeşilçam Ödülleri zamanında meslek birlikleri ile yaşanan tartışmalar oldu.Konu
sanat olunca sanatı üretenler, onu konuşanlar ve buna maddi kaynak ayıranlar
arasındaki sahiplenme, bakış açısından kaynaklanan ilişkiler maalesef hep
sancılı. Bu yüzden tartışmaların yakın dönemde de bitmesi pek mümkün görünmüyor.
Peki bunları bir köşeye bırakıp tamamen objektif ve hatta yeni bir ödül girişimi
olarak bakarsak ne görürüz biz biraz o tarafa bakalım.
Dikkat çeken ödüller…
Dikkatimizi çeken ilk şey ödül miktarlarıydı ne yalan söyleyelim. Organizasyonun
ardındaki maddi kaynakların gücünden olsa gerek en önemli festivallerimizin bile
geride kaldığı ödül miktarları açıklandı. Nedir bu miktarlar ve ödüller derseniz
hemen iletelim.
En İyi Film : 250.000 TL + Urart Ödül Heykelciği
En İyi Yönetmen : 100.000 TL + Urart Ödül Heykelciği
En İyi Senaryo : 50.000 TL + Urart Ödül Heykelciği
En İyi Görüntü Yönetmeni : 50.000 TL + Urart Ödül Heykelciği
En İyi Müzik : 25.000 TL + Urart Ödül Heykelciği
En İyi Kurgu : 25.000 TL + Urart Ödül Heykelciği
En İyi Kadın Oyuncu : Urart Ödül Heykelciği
En İyi Erkek Oyuncu : Urart Ödül Heykelciği
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu : Urart Ödül Heykelciği
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu : Urart Ödül Heykelciği
Ödüllerin hem iştah kabartıcı hem de teşvik edici olduğu açık. Özellikle de bu
ödüllerin doğru insanlara verilmesi söz konusu olursa. Bu konuda bazı soru
işaretlerimiz var nedenine birazdan değineceğim.
Ödüllere katılım ve seçim...
Sinema ödüllerine 2015 yılı içerisinde gösterime girmiş filmler aday
gösterilebiliyor. Aday gösterilme süreci de ödül organizasyon ekibinin
yapımcılara “Filminizle aday olmak istiyor musunuz?” başlıklı yazıyı
göndermesiyle başlıyor. Yapımcı onaylarsa resmi bir yazı ile aday gösterilmeye
hak kazanıyor. Burada tabii kafamızı karıştıran ufak bir soru var. Vizyona
girmiş filmlerden bahsediliyor, peki ya vizyona girememiş ancak festivallerde
gösterimleri yapılmış filmler? “Vizyona girmek” kavramına ödül yetkililerinin
nasıl baktığını bu noktada bilemiyoruz.
Bir sonraki aşamada ise aday gösterilmeyi kabul eden filmler ön değerlendirme
jürisine sunuluyor. Kim bu ön değerlendirme jürisi? Aday gösterilen filmlerin
üreticileri. Kendi filmleri dışındaki bir filme oy vermesi isteniyor ve böylece
aday olarak gösterilecek olan ilk 10 film belirleniyor. Burada da aklımızdaki
ikinci soru beliriyor. Malum vizyona giren filmlerin çok az bir kısmı
bağımsızken çoğu aslında birkaç yapım firması arasında paylaşılıyor. Aynı
şirketten çıkan, farklı yönetmenlere ve hatta farklı yapımcılara sahip filmler
bu süreçte “kendi dışındaki film” olarak mı kabul edilecek? Eğer bu aşamada
gerekli önlem alınmazsa finale kalacak 10 filmin isimlerini buraya şimdiden
yazabiliriz çünkü. Bu da doğal olarak aday filmlerin büyük yapım şirketlerinden
çıkmış ticari kaygılı filmler olması sonucunu getiriyor ki bizim de aklımızda
bununla birlikte üçüncü soru beliriyor. Ona geçmeden finale kalan filmlerin de
söylendiğine göre iş, kültür, sanat ve medya dünyasından isimlerden oluşturulan
ana jüri ile ödül alacak filmlerin belirleyeceğini söyleyelim. Şimdi kafadaki
son soruya geçebiliriz.
Ödüller kim için, ne için verilir?
Bu aslında sadece eski adıyla Yeşilçam yeni adıyla Beyoğlu Sinema Ödülleri için
değil tüm yarışma, festival ve ödüller için geçerli. Her organizasyonun kendi
içinde cevaplaması gereken soru asıl bu bizim açımızdan. Amaç sanatsal olarak
sinemayı desteklemek ve hem maddi hem de manevi olarak kalkındırarak ülke
sinemasına daha “nitelikli” filmler kazandırmak mı? Popüler sinemayı kalkındırıp
sektöre “ticari ivme” kazandırmak mı? Biz kendi adımıza her ne kadar ilk amaçtan
yana dursak da hangi amaçla yola çıkılmış olursa olsun doğru ya da yanlışın
olmadığını her ikisinin de gerçek bir sektör için gerekli olduğunu söylemek
durumundayız. Ama hadi itiraf edelim sizin de bizim gibi içinizde “keşke
bağımsız ve nitelikli filmler de hakkettiklerini alabilseler be!” duygusu yok
mu?