Kaan Müjdeci
ulusalyarisma.com
info @ ulusalyarisma.com
55. Ulusal Yarışma Ödülleri
En İyi Film: Yol Kenarı (Tayfun Pirselimoğlu)
En İyi Yönetmen: Mehmet Ali Konar (Renksiz Rüya)
En İyi Senaryo: Çağla Zencirci, Ramata Sy, Guillauma Giovanetti (Sibel)
En İyi Kadın Oyuncu: Damla Sönmez (Sibel)
En İyi Erkek Oyuncu: Tansu Biçer (Yol Kenarı)
SİYAD En İyi Film: Parçalar (Royda Akbayır)
55. Ulusal Yarışma'da; Senem Aytaç, Ali Ercivan ve Senem Erdine’nin yer aldığı
SİYAD - Sinema Yazarları Derneği Jürisi, SİYAD En İyi Film ödülünü belirleyecek
Programımız belli oldu. Hazırsanız başlayalım.??
Arada / Di Navberê De (Yönetmen: Ali Kemal Çınar)
İçerdekiler (Yönetmen: Hüseyin Karabey)
Nebula (Yönetmen: Tarık Aktaş)
Parçalar (Yönetmen: Rojda Akbayır)
Renksiz Rüya / Hewno Bêreng (Yönetmen: Mehmet Ali Konar)
Sibel (Yönetmen: Çağla Zencirci, Guillaume Giovanetti)
Yol Kenarı (Yönetmen: Tayfun Pirselimoğlu)
55. Ulusal Yarışma’nın jürisinde yönetmen Duygu Sağıroğlu, sinemamızın
yıldızlarından Fatma Girik, yazar Murathan Mungan, çağdaş sanatçı Gülsün
Karamustafa ve sinema yazarı Uğur Vardan’ın yanında geçen yıl ödül kazanan
yönetmen Onur Saylak ve oyuncu Hazar Ergüçlü yer alıyor.
Ulusal Yarışma Devam Ediyor
Geçtiğimiz yıl Uluslararası Antalya Film Festivali’nde ulusal yarışma
kategorisinin iptal edilmesinin ardından bir araya gelen bir grup sinemacının
düzenlediği Ulusal Yarışma bu yıl da devam ediyor. Ulusal Yarışma, geçtiğimiz
yıl sinemanın geleceğine dair duyulan endişe ve pek çok sinemacı ile sinema
kuruluşunun tepkisinin verdiği umutla, aşkla, cesaretle, dayanışmayla, neşeyle
yola çıkmış ve bir gün mutlaka Antalya’ya ulusal yarışmanın geri döneceği
düşüncesiyle etkinlikler düzenlemişti. 54. Ulusal Yarışma’ya Hülya Uçansu, Kadir
İnanır, Tayfun Pirselimoğlu, Nihal Yalçın gibi sektörün öncü isimleri jüri üyesi
olarak katıldı. Yönetmen Kaan Müjdeci ve bir grup sinemacının düzenlediği
etkinlikte Hazar Ergüçlü’nün başrolünde oynadığı Kar, Onur Saylak imzalı Ahmet
Mümtaz Taylan’lı Daha ve Onur Ünlü’den Put Şeylere yapımları jürinin
değerlendirdiği filmler arasındaydı.
55. Ulusal Yarışma, 2. Antalya Festivali’nden ilhamla bu yılın sloganını
belirliyor. En İyi Senaryo ve En İyi Üçüncü Film ödüllü Karanlıkta Uyananlar
filminin unutulmayan repliği etkinliğin slogan cümlesi: Neyiniz var kaybedecek?
55. Ulusal Yarışma manifestosu şöyle diyor:“Neyimiz var kaybedecek? Ulusal
Yarışma’nın iptaliyle birlikte, kaybedeceğimiz bir tarihimiz var. Tarihimizin,
özellikle de Ulusal Yarışma tarihinin kazananlar ve katılanlardan, başkanlar ve
müdürlerden, söylenenler ve söylenmeyenlerden fazlası olduğunu biliyoruz. Bizden
çalınmaya çalışılan bu tarihin, varlığından haberdar bile olmadığımız
mücadelelerle şekillendiğini görüyoruz. Hep sahip olduğumuzu düşündüğümüz
şeylerin bile dayanışmayla kazanıldığını; sonsuza kadar sahip olacağımızı
düşündüğümüz şeylerin bile bir anda elimizden alınabildiğini biliyoruz. Ulusal
Yarışma’nın iptaliyle birlikte köksüzleşecek, yolunu kaybedecek bir sinemamız
var. İzleyicisini kaybedecek filmlerimiz, susturulacak sinemacılarımız,
coşkusunu kaybedecek sinemaseverlerimiz var. Zamanla ve emekle, üreterek ve
deneyerek, başararak ve çuvallayarak oluşturduğumuz bir sesimiz, üslubumuz var.
Bizi umutsuzluğa da sürüklese, bize güç de verse bu tarihe sahip çıkma
sorumluluğunu duyuyoruz.”
Ön jüri 54. Ulusal Yarışma filmlerinin ekiplerinden oluşuyor
Bu yıl yeni bir ön jüri sistemi oluşturarak, 54. Ulusal Yarışma film
ekiplerinden bu yılın seçkisini oluşturmak için film önerisi istendi. Bundan
sonraki senelerde de, o yıla kadar Ulusal Yarışma’ya katılmış tüm filmlerin
ekipleri ön jüri görevini üstlenecek. Bu sayede her sene büyüyen bir ön jüri
oluşturmayı ve yeni kuşak sinemacıları birbirleriyle bağlantı halinde tutmak
amaçlanıyor.
Ulusal Yarışma’da hangi filmler olacak?
55.Ulusal Yarışma seçkisi, 2017 Kasım ayından Ekim 2018’e kadar, vizyona girmiş,
festivallerde gösterilmiş ya da henüz izleyiciyle buluşmamış yapımlardan
oluşacak. Bu seçkide belgesel ya da kurmacaya dalında sadece uzun metraj filmler
yer alacak. Her ön jüri üyesi en fazla üç film önerebilecek ve öneriler gizli
kalacak. Başvuru sistemi de geçen yıl olduğu gibi devam ediyor. 2017 Kasım
ayından itibaren tamamlanmış tüm filmler web sitesi üzerinden Ulusal Yarışma’ya
başvurabilir.
Film gösterimleri, paneller ve ödül töreni
Etkinlik geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye sinemasının en yeni örneklerini
seyirciyle buluşturacak. Film gösterimlerinin yanında gündemdeki sinemamızın
sorunları konuşulacak, birlikte çözüm önerileri aranacak. Gelenek bozulmayacak
ve bu yıl da Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği, Yıldırım Önal Anı Ödülü’nü Ulusal
Yarışma’da takdim edecek. Sinema Yazarları Derneği jürisi Siyad En İyi Film
Ödülü verecek. Jüri üyelerinin verdikleri puanlarla belirlenen ödüller 4 Ekim
akşamı Cahide Müzikhol’de sahiplerini bulacak.
29 Ağustos 2018
ULUSAL YARIŞMA DEVAM EDİYOR!
2. Antalya Festivali, “Keşanlı Ali Destanı” ve “Karanlıkta Uyananlar” gibi
unutulmaz filmleri ödüllendirirken, Türkiye’de gerçekleşen film festivalleri
için bir geleneği de başlatmıştı. 12 Haziran 1965 tarihli, “Ödül Dağıtılışında
Olaylar Oldu” başlıklı imzasız bir habere göre o yıl, Antalya Şehir Kulübü’ndeki
ödül törenine katılan çoğu sinemacı, festivalin işleyişini usulsüz buluyor,
belediyenin ve hükümet partisinin ödüllerle ilgili kararlarda söz hakkının
olmasına karşı çıkıyorlardı. “Karanlıkta Uyananlar” ile en iyi senaryo ödülünü
alan Vedat Türkali törene katılamayınca, ödülü almak için yerine filmin
oyuncularından Beklan Algan katıldı. Salondaki sinemacılar adına söz almak
isteyen Beklan Algan, Belediye Başkanı’nın yapılmasına izin vermediği
konuşmasında şöyle diyordu: “Biz, verilen ödülleri kabul etmeyen ve bu eylemi
destekleyen Türk sineması ilgilileri, bu davranışımızla yalnız her türlü
baskıdan uzat tutmaya çalıştığımız Türk sineması sanatına değil, ancak özgür
düşünce ve dürüstlük ortamında yaşayabilecek bir sanat festivalinin güzel bir
vatan köşesi Antalya'mızda serpilip gelişmesine de yararlı olduğuna inanıyoruz.”
Bundan iki gün sonra, Fikret Hakan öncülüğünde bir grup sinemacı, Erol Taş’ın
kahvehanesinde bir basın toplantısı düzenleyerek, ödül alan sanatçılarından
16’sının ödülü iade ettiklerini açıkladı. Aralarında, bir önceki sene en iyi
film ödülünü kazanan Halit Refiğ de vardı. “Verilmiş gibi görünen ödülleri
reddediyoruz” dediler, kendi aralarından ve basından temsilcilerle bir jüri
oluşturulmasını istediler. Türkiye’nin ilk grev konulu filmi “Karanlıkta
Uyananlar” için bir jüri üyesi, “Bu filmin yarısı Moskova’da mı çekildi”
demişti. “Karanlıkta Uyananlar”ın gösterimi, kısa bir süre sonra ülke çapında
yasaklandı. Filmin ana karakteri Turgut, greve çıkmaya çekinen arkadaşlarına
şöyle sesleniyordu: “Neyiniz var kaybedecek?” Turgut’un sorusunu yanıtlayanlar,
dönemin sinemacıları oldu.
Şimdi biz de kendimize aynı soruyu soruyoruz: Neyimiz var kaybedecek? Ulusal
Yarışma’nın iptaliyle birlikte, kaybedeceğimiz bir tarihimiz var. Tarihimizin,
özellikle de Ulusal Yarışma tarihinin kazanalar ve katılanlardan, başkanlar ve
müdürlerden, söylenenler ve söylenmeyenlerden fazlası olduğunu biliyoruz. Bizden
çalınmaya çalışılan bu tarihin, varlığından haberdar bile olmadığımız
mücadelelerle şekillendiğini görüyoruz. Hep sahip olduğumuzu düşündüğümüz
şeylerin bile dayanışmayla kazanıldığını; sonsuza kadar sahip olacağımızı
düşündüğümüz şeylerin bile bir anda elimizden alınabildiğini biliyoruz. Ulusal
Yarışma’nın iptaliyle birlikte köksüzleşecek, yolunu kaybedecek bir sinemamız
var. İzleyicisini kaybedecek filmlerimiz, susturulacak sinemacılarımız,
coşkusunu kaybedecek sinemaseverlerimiz var. Zamanla ve emekle, üreterek ve
deneyerek, başararak ve çuvallayarak oluşturduğumuz bir sesimiz, üslubumuz var.
Bizi umutsuzluğa da sürüklese, bize güç de verse bu tarihe sahip çıkma
sorumluluğunu duyuyoruz.
İşte bu yüzden, bir kez daha, bu yıl ikinci kez düzenlediğimiz 55. Ulusal
Yarışma için yola çıkıyoruz. İstikametimiz yine Antalya, güzergahımız yine
İstanbul’dan geçiyor.
Ulusal Yarışma’yı düzenlemekte ısrar ederek kazanacağımız çok şey var. Bu
tarihin, itiraz edenlerin tarihi de olduğunu; ne ilk ne de son olduğumuzu
öğreniyoruz. Tıpkı geçen sene olduğu gibi, bin benzemez bir araya geldiğinde,
hayal ettiğimizden fazlasını yapabildiğimizi biliyoruz. Markayı değil
sinemacıyı, prestiji değil izleyiciyi, turizmi değil sanatı merkeze alan, gerçek
bir festival kazanıyoruz. Yine cesaretten, tutkudan, sevgiden, neşeden, aşktan,
umuttan, dayanışmadan güç buluyoruz. Geçmişimize sahip çıkmanın, geleceğimizi
şekillendirmek için bize yol göstereceğine inanıyoruz.
Bir gün bu sürgün sona erecek, hep birlikte geri döneceğiz o şehre, buna hala
yürekten inanıyoruz. Peki, güzel bir vatan köşesi Antalyamıza geri döndüğümüzde,
nasıl bir sinemayı götüreceğiz yanımızda? Beraber hareket etmenin bir yolunu
bulmuş, bu deneyimi yaşamış insanlar olarak kendi dayanışma ağlarımızı, mesleki
ahlakımızı, güvenli bir çalışma ve özgür bir ifade ortamına inancımızı koruyarak
güçlendirebilecek miyiz? Sahip olduğumuz imkanlar sınırlı da olsa, onların adil
bir şekilde dağıtılması için hep birlikte çalışacak mıyız? “Ben de” diyenlere
kulak verecek, “yanındayım” diyenlerin sesinin daha gür çıkması için çaba
harcayacak mıyız? Türkiye’yi bir ülke, bir kültür yapan tüm kimliklerden
insanların hikayelerinin beyaz perdede temsiliyet bulması için birlikte hareket
edecek miyiz? Birbirimizi dinlemenin, anlamanın ve kollamanın yollarını arayacak
mıyız? Zorla çıktığımız bu yolculukta, bu soruların cevabını bulmayı umuyoruz.
Bundan 53 yıl önce başlayan bir tutkuyu bu gün kalbinde hisseden bizler, 53 yıl
önce sorulmuş bir soruyu yeniden, hep birlikte cevaplamak istiyoruz: Neyimiz var
kaybedecek? Ulusal Yarışma’nın düzelenmesi için mücadele ederken, verilmiş gibi
görünen ödüllerden ve lütufmuş gibi sunulan izinlerden başka kaybedecek hiçbir
şeyimiz yok. Bizim bizlerden, sesimizden, filmlerimizden, hikayelerimizden başka
kaybedecek hiçbir şeyimiz yok.
Hep birlikte kazandığımız tek yarışma, 55. Ulusal Yarışma başlıyor.