55. Ulusal Yarışma

20 Eylül - 4 Ekim 2018

Kaan Müjdeci
ulusalyarisma.com
info @ ulusalyarisma.com





55. Ulusal Yarışma Ödülleri

En İyi Film: Yol Kenarı (Tayfun Pirselimoğlu)
En İyi Yönetmen: Mehmet Ali Konar (Renksiz Rüya)
En İyi Senaryo: Çağla Zencirci, Ramata Sy, Guillauma Giovanetti (Sibel)
En İyi Kadın Oyuncu: Damla Sönmez (Sibel)
En İyi Erkek Oyuncu: Tansu Biçer (Yol Kenarı)
SİYAD En İyi Film: Parçalar (Royda Akbayır)





55. Ulusal Yarışma'da; Senem Aytaç, Ali Ercivan ve Senem Erdine’nin yer aldığı SİYAD - Sinema Yazarları Derneği Jürisi, SİYAD En İyi Film ödülünü belirleyecek




Programımız belli oldu. Hazırsanız başlayalım.??

Arada / Di Navberê De (Yönetmen: Ali Kemal Çınar)
İçerdekiler (Yönetmen: Hüseyin Karabey)
Nebula (Yönetmen: Tarık Aktaş)
Parçalar (Yönetmen: Rojda Akbayır)
Renksiz Rüya / Hewno Bêreng (Yönetmen: Mehmet Ali Konar)
Sibel (Yönetmen: Çağla Zencirci, Guillaume Giovanetti)
Yol Kenarı (Yönetmen: Tayfun Pirselimoğlu)






55. Ulusal Yarışma’nın jürisinde yönetmen Duygu Sağıroğlu, sinemamızın yıldızlarından Fatma Girik, yazar Murathan Mungan, çağdaş sanatçı Gülsün Karamustafa ve sinema yazarı Uğur Vardan’ın yanında geçen yıl ödül kazanan yönetmen Onur Saylak ve oyuncu Hazar Ergüçlü yer alıyor.





Ulusal Yarışma Devam Ediyor

Geçtiğimiz yıl Uluslararası Antalya Film Festivali’nde ulusal yarışma kategorisinin iptal edilmesinin ardından bir araya gelen bir grup sinemacının düzenlediği Ulusal Yarışma bu yıl da devam ediyor. Ulusal Yarışma, geçtiğimiz yıl sinemanın geleceğine dair duyulan endişe ve pek çok sinemacı ile sinema kuruluşunun tepkisinin verdiği umutla, aşkla, cesaretle, dayanışmayla, neşeyle yola çıkmış ve bir gün mutlaka Antalya’ya ulusal yarışmanın geri döneceği düşüncesiyle etkinlikler düzenlemişti. 54. Ulusal Yarışma’ya Hülya Uçansu, Kadir İnanır, Tayfun Pirselimoğlu, Nihal Yalçın gibi sektörün öncü isimleri jüri üyesi olarak katıldı. Yönetmen Kaan Müjdeci ve bir grup sinemacının düzenlediği etkinlikte Hazar Ergüçlü’nün başrolünde oynadığı Kar, Onur Saylak imzalı Ahmet Mümtaz Taylan’lı Daha ve Onur Ünlü’den Put Şeylere yapımları jürinin değerlendirdiği filmler arasındaydı.

55. Ulusal Yarışma, 2. Antalya Festivali’nden ilhamla bu yılın sloganını belirliyor. En İyi Senaryo ve En İyi Üçüncü Film ödüllü Karanlıkta Uyananlar filminin unutulmayan repliği etkinliğin slogan cümlesi: Neyiniz var kaybedecek?

55. Ulusal Yarışma manifestosu şöyle diyor:“Neyimiz var kaybedecek? Ulusal Yarışma’nın iptaliyle birlikte, kaybedeceğimiz bir tarihimiz var. Tarihimizin, özellikle de Ulusal Yarışma tarihinin kazananlar ve katılanlardan, başkanlar ve müdürlerden, söylenenler ve söylenmeyenlerden fazlası olduğunu biliyoruz. Bizden çalınmaya çalışılan bu tarihin, varlığından haberdar bile olmadığımız mücadelelerle şekillendiğini görüyoruz. Hep sahip olduğumuzu düşündüğümüz şeylerin bile dayanışmayla kazanıldığını; sonsuza kadar sahip olacağımızı düşündüğümüz şeylerin bile bir anda elimizden alınabildiğini biliyoruz. Ulusal Yarışma’nın iptaliyle birlikte köksüzleşecek, yolunu kaybedecek bir sinemamız var. İzleyicisini kaybedecek filmlerimiz, susturulacak sinemacılarımız, coşkusunu kaybedecek sinemaseverlerimiz var. Zamanla ve emekle, üreterek ve deneyerek, başararak ve çuvallayarak oluşturduğumuz bir sesimiz, üslubumuz var. Bizi umutsuzluğa da sürüklese, bize güç de verse bu tarihe sahip çıkma sorumluluğunu duyuyoruz.”

Ön jüri 54. Ulusal Yarışma filmlerinin ekiplerinden oluşuyor
Bu yıl yeni bir ön jüri sistemi oluşturarak, 54. Ulusal Yarışma film ekiplerinden bu yılın seçkisini oluşturmak için film önerisi istendi. Bundan sonraki senelerde de, o yıla kadar Ulusal Yarışma’ya katılmış tüm filmlerin ekipleri ön jüri görevini üstlenecek. Bu sayede her sene büyüyen bir ön jüri oluşturmayı ve yeni kuşak sinemacıları birbirleriyle bağlantı halinde tutmak amaçlanıyor.

Ulusal Yarışma’da hangi filmler olacak?
55.Ulusal Yarışma seçkisi, 2017 Kasım ayından Ekim 2018’e kadar, vizyona girmiş, festivallerde gösterilmiş ya da henüz izleyiciyle buluşmamış yapımlardan oluşacak. Bu seçkide belgesel ya da kurmacaya dalında sadece uzun metraj filmler yer alacak. Her ön jüri üyesi en fazla üç film önerebilecek ve öneriler gizli kalacak. Başvuru sistemi de geçen yıl olduğu gibi devam ediyor. 2017 Kasım ayından itibaren tamamlanmış tüm filmler web sitesi üzerinden Ulusal Yarışma’ya başvurabilir.

Film gösterimleri, paneller ve ödül töreni
Etkinlik geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye sinemasının en yeni örneklerini seyirciyle buluşturacak. Film gösterimlerinin yanında gündemdeki sinemamızın sorunları konuşulacak, birlikte çözüm önerileri aranacak. Gelenek bozulmayacak ve bu yıl da Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği, Yıldırım Önal Anı Ödülü’nü Ulusal Yarışma’da takdim edecek. Sinema Yazarları Derneği jürisi Siyad En İyi Film Ödülü verecek. Jüri üyelerinin verdikleri puanlarla belirlenen ödüller 4 Ekim akşamı Cahide Müzikhol’de sahiplerini bulacak.

29 Ağustos 2018







ULUSAL YARIŞMA DEVAM EDİYOR!

2. Antalya Festivali, “Keşanlı Ali Destanı” ve “Karanlıkta Uyananlar” gibi unutulmaz filmleri ödüllendirirken, Türkiye’de gerçekleşen film festivalleri için bir geleneği de başlatmıştı. 12 Haziran 1965 tarihli, “Ödül Dağıtılışında Olaylar Oldu” başlıklı imzasız bir habere göre o yıl, Antalya Şehir Kulübü’ndeki ödül törenine katılan çoğu sinemacı, festivalin işleyişini usulsüz buluyor, belediyenin ve hükümet partisinin ödüllerle ilgili kararlarda söz hakkının olmasına karşı çıkıyorlardı. “Karanlıkta Uyananlar” ile en iyi senaryo ödülünü alan Vedat Türkali törene katılamayınca, ödülü almak için yerine filmin oyuncularından Beklan Algan katıldı. Salondaki sinemacılar adına söz almak isteyen Beklan Algan, Belediye Başkanı’nın yapılmasına izin vermediği konuşmasında şöyle diyordu: “Biz, verilen ödülleri kabul etmeyen ve bu eylemi destekleyen Türk sineması ilgilileri, bu davranışımızla yalnız her türlü baskıdan uzat tutmaya çalıştığımız Türk sineması sanatına değil, ancak özgür düşünce ve dürüstlük ortamında yaşayabilecek bir sanat festivalinin güzel bir vatan köşesi Antalya'mızda serpilip gelişmesine de yararlı olduğuna inanıyoruz.”

Bundan iki gün sonra, Fikret Hakan öncülüğünde bir grup sinemacı, Erol Taş’ın kahvehanesinde bir basın toplantısı düzenleyerek, ödül alan sanatçılarından 16’sının ödülü iade ettiklerini açıkladı. Aralarında, bir önceki sene en iyi film ödülünü kazanan Halit Refiğ de vardı. “Verilmiş gibi görünen ödülleri reddediyoruz” dediler, kendi aralarından ve basından temsilcilerle bir jüri oluşturulmasını istediler. Türkiye’nin ilk grev konulu filmi “Karanlıkta Uyananlar” için bir jüri üyesi, “Bu filmin yarısı Moskova’da mı çekildi” demişti. “Karanlıkta Uyananlar”ın gösterimi, kısa bir süre sonra ülke çapında yasaklandı. Filmin ana karakteri Turgut, greve çıkmaya çekinen arkadaşlarına şöyle sesleniyordu: “Neyiniz var kaybedecek?” Turgut’un sorusunu yanıtlayanlar, dönemin sinemacıları oldu.

Şimdi biz de kendimize aynı soruyu soruyoruz: Neyimiz var kaybedecek? Ulusal Yarışma’nın iptaliyle birlikte, kaybedeceğimiz bir tarihimiz var. Tarihimizin, özellikle de Ulusal Yarışma tarihinin kazanalar ve katılanlardan, başkanlar ve müdürlerden, söylenenler ve söylenmeyenlerden fazlası olduğunu biliyoruz. Bizden çalınmaya çalışılan bu tarihin, varlığından haberdar bile olmadığımız mücadelelerle şekillendiğini görüyoruz. Hep sahip olduğumuzu düşündüğümüz şeylerin bile dayanışmayla kazanıldığını; sonsuza kadar sahip olacağımızı düşündüğümüz şeylerin bile bir anda elimizden alınabildiğini biliyoruz. Ulusal Yarışma’nın iptaliyle birlikte köksüzleşecek, yolunu kaybedecek bir sinemamız var. İzleyicisini kaybedecek filmlerimiz, susturulacak sinemacılarımız, coşkusunu kaybedecek sinemaseverlerimiz var. Zamanla ve emekle, üreterek ve deneyerek, başararak ve çuvallayarak oluşturduğumuz bir sesimiz, üslubumuz var. Bizi umutsuzluğa da sürüklese, bize güç de verse bu tarihe sahip çıkma sorumluluğunu duyuyoruz.
İşte bu yüzden, bir kez daha, bu yıl ikinci kez düzenlediğimiz 55. Ulusal Yarışma için yola çıkıyoruz. İstikametimiz yine Antalya, güzergahımız yine İstanbul’dan geçiyor.

Ulusal Yarışma’yı düzenlemekte ısrar ederek kazanacağımız çok şey var. Bu tarihin, itiraz edenlerin tarihi de olduğunu; ne ilk ne de son olduğumuzu öğreniyoruz. Tıpkı geçen sene olduğu gibi, bin benzemez bir araya geldiğinde, hayal ettiğimizden fazlasını yapabildiğimizi biliyoruz. Markayı değil sinemacıyı, prestiji değil izleyiciyi, turizmi değil sanatı merkeze alan, gerçek bir festival kazanıyoruz. Yine cesaretten, tutkudan, sevgiden, neşeden, aşktan, umuttan, dayanışmadan güç buluyoruz. Geçmişimize sahip çıkmanın, geleceğimizi şekillendirmek için bize yol göstereceğine inanıyoruz.

Bir gün bu sürgün sona erecek, hep birlikte geri döneceğiz o şehre, buna hala yürekten inanıyoruz. Peki, güzel bir vatan köşesi Antalyamıza geri döndüğümüzde, nasıl bir sinemayı götüreceğiz yanımızda? Beraber hareket etmenin bir yolunu bulmuş, bu deneyimi yaşamış insanlar olarak kendi dayanışma ağlarımızı, mesleki ahlakımızı, güvenli bir çalışma ve özgür bir ifade ortamına inancımızı koruyarak güçlendirebilecek miyiz? Sahip olduğumuz imkanlar sınırlı da olsa, onların adil bir şekilde dağıtılması için hep birlikte çalışacak mıyız? “Ben de” diyenlere kulak verecek, “yanındayım” diyenlerin sesinin daha gür çıkması için çaba harcayacak mıyız? Türkiye’yi bir ülke, bir kültür yapan tüm kimliklerden insanların hikayelerinin beyaz perdede temsiliyet bulması için birlikte hareket edecek miyiz? Birbirimizi dinlemenin, anlamanın ve kollamanın yollarını arayacak mıyız? Zorla çıktığımız bu yolculukta, bu soruların cevabını bulmayı umuyoruz.

Bundan 53 yıl önce başlayan bir tutkuyu bu gün kalbinde hisseden bizler, 53 yıl önce sorulmuş bir soruyu yeniden, hep birlikte cevaplamak istiyoruz: Neyimiz var kaybedecek? Ulusal Yarışma’nın düzelenmesi için mücadele ederken, verilmiş gibi görünen ödüllerden ve lütufmuş gibi sunulan izinlerden başka kaybedecek hiçbir şeyimiz yok. Bizim bizlerden, sesimizden, filmlerimizden, hikayelerimizden başka kaybedecek hiçbir şeyimiz yok.

Hep birlikte kazandığımız tek yarışma, 55. Ulusal Yarışma başlıyor.