Kültür Bakanlığı
Türkiye İş Bankası
Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı’nın (TÜRSAK)
Sinema-Tarih buluşması, dün gece düzenlenen ödül töreniyle sona erdi.
“Baraka” adlı film, hem Uluslararası Jüri Ödülü’nü aldı, hem de Siyad jürisince
“En iyi uzun metrajlı film” seçildi.
Kültür Bakanlığı’nın katkıları, Türkiye İş Bankası ile Türkiye Sinema ve
Audiovisuel Kültür Vakfı’nın (TÜRSAK) işbirliğiyle düzenlenen “3. Uluslararası
Sinema Tarih Buluşması”, ödül töreniyle sona erdi. En İyi Belgesel Film Ödülü’ne
Shahar Rozen’in yönettiği “Sevgili Perla” adlı film layık görülürken, Jüri Özel
Ödülü’nü “Hayır! 1933-1945 Münih Direnişinin Tanıkları” ve “Pamuk Mary” adlı
filmler aldı.
Cemal Reşit Rey Konser Salonu’ndaki törende konuşan TÜRSAK Yönetim Kurulu Başkan
Yardımcısı ve Festival Komitesi Başkanı Engin Yiğitgil, festivalde 86 filmin, 7
ayrı sinema salonunda gösterildiğini bildirdi. Yiğitgil, ağır şiddet ve
cinsellik görüntülerini içeren televizyon programları ve sinema filmlerini
izleyen seyircilerin böyle kültürel etkinliklere hasret kaldıklarını, bu nedenle
bu tür festivallerin devam etmesi gerektiğini söyledi.
Törende daha sonra 10 Kasım tarihinde başlayan, 20 yabancı konuğun ağırlandığı
ve yaklaşık 40 bin kişinin ücretsiz olarak izlediği festival boyunca gösterilen
filmlerin değerlendirilmesi sonucu belirlenen ödüller sahiplerine verildi. Kısa
Film Yarışması’nda “Başka Bir Yer”, “Gidenlerin Ardından” ve “Türk-Rum
Mübadilleri” adlı projelerin sahiplerine ödülleri sunuldu. 44 filmin katıldığı
Film Öyküsü Yarışması’nda ise “Pagaruşa’nın Selamı Var”, “Sürüklenen Yaşamlar
Ertelenen Yarınlar” ve “Göç İçin Türkü Mazeretleri” adlı projeler ödüle layık
görüldü.
Jürisini Tül Akbal, Tunca Aslan, Ali Hakan ve Sevin Okyay’ın oluşturduğu Sinema
Yazarları Derneği’nin (SİYAD) Belgesel Ödülü’nü, “Johann Sebastian Bach
Auschwitz’de” adlı film alırken, En İyi Uzun Metrajlı Film Ödülü de yarışmaya
Rusya’dan katılan, yönetmenliğini Valerij Oborodnikol’un yaptığı “Baraka” adlı
filme verildi. Bu film, ayrıca uluslararası jüri tarafından da En İyi Uzun
Metraj Film Ödülü’ne layık görüldü.
Uluslararası Belgesel Film Yarışması’nda, En İyi Belgesel Film Ödülü’ne Shahar
Rozen’in yönettiği “Sevgili Perla” adlı film layık görülürken, Jüri Özel
Ödülü’nü ise “Hayır! 1933-1945 Münih Direnişinin Tanıkları” ve “Pamuk Mary” adlı
filmler aldı. Törenin ardından Derviş Zaim’in yönettiği ve Antalya Altın
Portakal Film Festivali’nde “En İyi 3. Film” ödülünü alan “Filler ve Çimen” adlı
film gösterildi.
17 Kasım 2000
Göçün burukluğu beyazperdede
Uluslararası Sinema Tarih Buluşması'nın üçüncüsünde 70'den fazla film
gösterilecek
Türkiye îş Bankası ve TÜRSAK Vakfı'nın işbirliği ile Kültür Bakanlığı'nın
himayesinde geleneksel olarak her yıl gerçekleştirilen 'Uluslararası Sinema
Tarih Buluşması' bu yıl da ücretsiz olarak izleyicilerle buluşuyor.
Bu yılki teması 'göç' olarak belirlenen festivalin basın sponsorluğunu
Cumhuriyet gazetesi yapıyor. Festival 10-16 Kasım tarihleri arasında
gerçekleşecek ve 70'ın üzerinde film izleyicilere sunulacak. Buluşmanın açılış
gecesi, Danimarkalı yönetmen Lars Von Trier'in bu yıl Cannes Film Festivalinden
Altın Palmiye ile dönen müzikal filmi 'Karanlıkta Dans' ile yarın akşam Lütfi
Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda yapılacak. Film, Türkiye'de ilk kez gösterime
girecek. Film, aynı zamanda Cannes'da Björk'e de' En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nü
kazandırmıştı.
Başkanlığını Dusan Makavejev'ın üstlendiği uluslararası uzun metraj yarışmasının
jürisinde Naum Kleiman. Zülfü Livaneli, Benny Faschnat ve Gaude Weisz yer
alıyor. Belgesel film yarışmasının jürisini ise Desmond Bel Anna Van Der Wee.
Patrick Cazals, Ara Güler ve Isabelle Pallaud oluşturuyor.
Son yüzyılda yaşanan savaşlar ve doğal afetler nedeniyle, doğdukları topraklan
terk etmek zorunda kalan toplulukların ve bireylerin acılarını konu alan 'göç'
olgusu festivalin ana teması. 'Küreselleşen' dünyada yaşadığımız yalan tarih
göçlerinin sürekli gündemde olması nedeniyle '3. Sinema Tarih Buluşması'nda bu
konuyla ilgili uzun metrajlı filmlerin yanı sıra 'göç haritalan ve insan
yerleşimleri' konusunda yapılan belgeseller gösterime sunulacak.
Festival, uluslararası yarışma, uluslararası belgesel film yarışması,
Macar yönetmen Zoltan Fabri'nin 6 filminin yer aldığı 'Anısma', 'Ustalara Saygı'
(Claude \Veisz, Margarethe von Trotta ve Sergey Ovtchavrov), göç belgeselleri ve
'Türk Sinemasında Göç' bölümlerinden oluşuyor.
Gerçeküstücü ressam Salvador Dali'nin senaryosunu yazdığı, Manuel Cusso-Ferrer'in
yönettiği 'Babaouo' adlı film ile Nobel ödüllü Rus yazar Ivan Bunen'ın yaşamını,
eşi Vera'nın anlatımından sinemaya aktaran yönetmen Aksee Udtel'in 'His Wife's
Diary' filmi festival çerçevesinde ilk kez Türk izleyicilerle buluşacak.
Festivalin önemli konuklarından bin ise Oscar ödüllü Rod Steiger VV'aterloo
fılmındekı unutulmaz Napolyon tiplemesiyle ülkemizde tanınan Rod Steiger, 'In
The Heat Of The Night' (1967) filmi ile Oscar ödülü kazanmıştı.
Smema ile tarihi buluşturan ve özellikle göç temasında yoğunlaşan nitelikli
belgesellerin katılacağı 'Uluslararası Belgesel Film Yarışması'nda Türkiye'den
yönetmen Turan Yavuzyer alıyor. Yarışmaya Türkiye'den katılan tek yapıt olma
özelliğini taşıyan ve ilk kez gösterimi yapılacak olan 'Erile in Büyükada'
Troçki'mn Büyükada'daki günlenni anlatıyor.
Festivalin yarışma dışı gösterimlerinde, adma bir 'Omaj' açılan Margarethevon
Trotta'nın sineması on filmlik paketle sunulacak. Yönetmenin senaryosunu da
kendisinin yazdığı The Promise İspanya, Fransa, Almanya, Kanada, Rusya,
Arjantin, Amerika, Finlandiya ve îtalya'dan yaklaşık 12 filmin yarışacağı
uluslararası yarışma bölümüne Türkiye'den Derviş Zaim'in 'Filler ve Çimenler'
adlı yapıtı ile katılıyor.
mi, geçmişin önemli bir tarihi olayına, Berlin Duvarı'nın inşasından yıkılışına
kadar olan dönemi
ve duvann her iki yakasında birbirlerine ulaşmak
isteyen insanların acılarına değiniyor. "Tarih Boyunca Göçler", bu yıl festivale
damgasını vuran
tema olarak öne çıkıyor. Gerek uzun metrajlı sinema filmlennde gerekse belgesel
ve kısa filmlerde, göçün sinemaya yansıyan buruk yüzü ile Istanbul seyircisi bir
İcez daha yüz yüze gelerek tarihi sorgulayacak.
Macar sinemasına uluslararası düzeyde izleyici kazandıran yönetmen Fabri'nin en
önemli yapıtlan kabul edilen 6 fümi de festivalde yer alıyor. Festivalde
yönetmenin; 'Profesör Hannibal',
'20 Saat', 'The Toth Famih/', 'Beşjnd Mühûr',
'Macarlar' ve 'Ağıt' adlı fihnleri gösterilecek.
'Sinemamızda Göç' bölümünde Lütfi Ömer
Akad'ın üç filmi 'Gelin', 'Düğün', 'Diyet'; Tevfık
Başer'ın '40 metrekare Almanya'. Sinan Çetin'ın
'BerBn in Berlin'. Gyula Maar'ın Balkan Balkan'. Tunç Okan m 'FUaimin tnce Gülü'
(San
Mercedes), Halh Refığ'in 'Gurbet Kuşlan', Duygu Sağıroğlu'nun 'Bitmeyen Yol'
adlı fılmleri gösterilecek.
Amatör ve profesyonel tüm yazarlara açık olarak yapılan "Uzun metrajh Fttm
Öyküsü Yarışmaa"nın ana teması "Tarih Boyunca Göçler" olarak
saptanmıştı. 44 yapıtın değerlendirildiğı yarışmada 3 yapıt ödüle değer bulundu.
Ali Ulvi Hünkar' a ait "Göç İçin Türkü Mazeretleri" adlı yapıt, kapsadığı dönem ve coğrafya, görsel
özeUikleri ve uzun
metrajlı bir film için gerekli dramatik yapının
ipuçlarını taşıması gerekçesı ile birincilik ödülüne değer bulundu. MeBh Ahıok'un
"Sürüklenen
Yaşamlar, Erteknen Yannlar" adlı yapıtı ıkıncilığe, Aytin Süer'e ait "Pagaruşa'nnı
Selamı Var"
adlı yapıtı ise üçüncülüğe layıkbulundu. Yarışmamn ödül töreni 16 Kasım'da
festivalin kapanış gecesinde yapılacak.
Öğrencilere açık yapılan, 20 projenin katıldığı
kısa film yarışmasında ise Yalçın Kümeli, Naci
Aydın, Pınar Bflkan ve Canan Atay'dan oluşan
Grup HobiSin'in "Başka Bir Yer" adlı projesi,
Devrim Erdoğan'ın "Gidenlerin Ardından" ve
AHye Erol-Cafer Gebetaş'ın "Türk-Rum Mübadeleleri" adlı kısa film
projeleri çekilmeye değer bulundu. Kısa filmler festival çerçevesinde izleyicilerle
buluşacak.
Panefler ve sergfler
Bu yıl '20. Yüzyılda Büyük Göçter' temah panelil Iber Ortaylı yönetiyor Prof Hüsrev
Hatemi,
Yrd. Doç. Dr. Gönül Puhar ve Paul Dumond'm
katılacağı panel, 13 Kasım saat 15.00'te AKM
Konferans Salonu'nda gerçekleştirilecek.
"Türk Sinemasını Giydiren Adam: Niyazi Er"
sergisi Atatürk Kültür Merkezi'nde 12-16 Kasım
tarihleri arasında, "Saim Yavuz Arşivi'' başlıklı
sergi ise 10-16 Kasım tarihlerinde Levent Kültür
Merkezi Sinema TÜRSAK'ta yer alacak.
Festival süresince konuk sinemacılarla yapılacak söyleşiler ise fihnlerden önce
sinemalarda yapılacaİc. Fihnler; Beyoğlu Alkazar Sineması, Sinema TÜRSAK,
Atatürk Kültür Merkezi, Fransız Kültür Merkezi, Alman Kültür Merkezi ve Istanbul
Bilgi Üniversıtesı'nde gösterilecek.
10 Kasım 2000
Dünya sinemasından örnekler sunacak, ustalara saygı haftaları düzenleyecek...
Sinema TÜRSAK, Sinematek'in izinde...
Beşiktaş Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Levent Kültür Merkezi Çok
Amaçlı Salonu, farklı bir program anlayışı ile hizmet verebilmesi için beş yıl
süreyle, Türkiye Sinema ve Audiovisuel Vakfi'na kısa adıyla TÜRSAK'a devredildi.
Beşiktaş Belediyesi Başkanı Nasuf Namoğlu, Levent çevresinde kültürel hizmet
veren bir yapının olmamasını dikkate alarak Levent Kültür Merkezi'nin TÜRSAK ve
Beşiktaş Belediyesi'nin işbirliği ile tam donanımlı bir sinema salonu olarak
hazırlanmasında yardımcı oldu. Şu anda dönüşümlü olarak 'Mayıs Sancısı' ve 'İnce
Kırmızı Hat' filmlerinin gösterildiği Sinema TÜRSAK'ın bina ve iç dekorasyonu
ise Metin Deniz'e ait.
TÜRSAK Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Engin Yiğitligil bu
projenin TÜRSAK'ın kuruluş amaçlarından en önemlisini kapsadığını vurguluyor.
105 koltuk kapasiteli Sinema TURSAK'ı oluşturma projesi üzerinde 7-8 yıldır
çalıştıklarını ifade eden Yiğitgil, daha önce AKM sinema salonunu işletmek için
bazı girişimlerde bulunduklarını, ancak tam anlamıyla gerçekleştiremediklerini
söylüyor.
Son teknik koşullarla donanmış olan salonda dolby digital ses sistemi, 35 mm. ve
16 mm. projeksiyon makinelerin yanı sıra barkovizyon ve sabit bir alt yazı
cihazı bulunuyor "Bu salonda göstermeyi planladığımız film programı ilk,
Türkiye'de bugüne kadar eksikliği hissedilen bir repertuar ile izleyicilerin
karşısına çıkmayı planlıyoruz" diyen Yiğitgil, özellikle Avrupa filmlerine
ağırlık vereceklerini açıkladı. Uzun yıllar önce Onat Kutlar'ın önderliğinde
kurulmuş olan Sınematek"ın varlığına dikkat çeken Yiğitgil, bunun ortadan
kalkmasının büyük bir boşluk doğurduğunu ve dünyanın her büyük metropolünde
böyle bir olanak olduğu halde, 15 milyon nüfusu olan ve birçok kültürün iç içe
yaşadığı İstanbul gibi bir şehirde böyle bir kurumun var olmamasının büyük bir
eksiklik olduğunu belirtiyor. Yiğitgil TÜRSAK'ın bu bayrağı devralmayı
amaçladığını belirtiyor.
Sinema TÜRSAK'ta sinema salonu bulamayan kaliteli Türk filmlerinin
gösterilmesine özen gösteriliyor.
Yeni yetiş;n genç yönetmenlere de yardımcı olmak amaç• Sinema TÜRSAK'ta, Avrupa
filmlerine ağırlık verilecek, kaliteli Türk filmleri, Çevre Filmleri ve Sinema-
Tarih Buluşması'nda ödül kazanan filmler yeniden gösterilecek. Pasolini,
Rossellini gibi yönetmenlere, ustalara saygı haftaları, Polonya ve Yunanistan
haftaları ile sürecek.
"TÜRSAK yaptığı festivallerden biri Çevre Filmleri, diğeri ise Sinema-Tarih
Buluşması adını taşıyor. Bu festivallerde ödül kazananya da seyirci tarafından
çok ilgi gören filmleri yeniden gösterime tabii tutacağız" diyen Yiğitgil,
ayrıca Türkiye'ye gelme şansı çok az olan ülkelerin filmlerini kapsayan haftalar
düzenleyeceklerini de belirtiyor.
4-10 Şubat tarihleri arasında Polonya Başkonsotoslnğu ve Fihn Pobki Je
gerçekieştınlen ortak bır çahşma ile Sinema TÜRSAK'ta Polonya Fflmkri Haftası
yapılacak.
Bu haftayı, Yunan Filmleri Haftası izleyecek.
Yiğitgıl, ilke olarak 'Amerikan anemasuım hegemonyası'na karşı bir tavır
sergilediklerini ifade ediyor. "Paris'te bir haftada gösterflen füm çeşitliliği
450-500 iken lstanbul'da 5O'\i aşamıyor. Avrupa'da bir ustanın mesela Ettore
Scola'nm nmimigörmekistediğiniz zaman, bir yer mutlaka bulabilirsiniz.
lstanbul'da bunuyapabilmekimkânaz"
dıyen Yığitgil, PasolinL Rosseflim gibi yönetmenlerin fıhnlerinin gösterileceği
ustalara saygı haftalan ile klasik sinema yapıtlarını me• rakhlarına
ulaştıracaklaruu belirtti. TÜRSAK'ın bu projeyi gerçekleştirmekteki bir diğer
amacı ise bu sanatı mümkün olduğu kadar halk kitlelerine yayabibııek. Bu yüzden
Sinema TÜRSAK'ta filmleri neredeyse diğer sinema salonlarının yan fiyatma izlemek
mümkün.
Ayrıca 'Yeşfl Matine' adı verilen 12.00 matinesinde. cumartesi-pazar hariç her
gün gösterimde olan filmi herkes bir milyon liraya izleyebiliyor. TÜRSAK ilerde
birçok salona yayılarak aynı programlan daha geniş olanaklar içinde sunmayı
hedefliyor. Oldukça zor bir soru... Acı soyut bir kavram, insan bedeninin
aksine... Romanda gerçekten var olmayan bir şey, roman karakteriyle bulunmaya
çalışıyor. Latour'un gerçekten, somut bir yeteneği yok. Örneğin piyano çalmıyor,
futbol oynamıyor, resim yapmıyor. Ama bir şekilde iyi' olmaya saplanmış bir
karakter... İşte tam bu noktada Latour, hissetmediği duygulan aramaya başlıyor.
Bunun nasıl bir durum olduğu, acıyı bulmak için ne yapacağı üzerine düşünmek bana
gerçekten çok ilginç geldi. Latour'un nasıl bir insan olduğunu ve neler
düşündüğünü anlamaya ve anlatmaya çalıştım. Burada bazı karanlık noktalar var
elbette. Latour, acının neye benzediğini çok merak ediyor ve giderek başka bir
şeye dönüşüyor. Acuım yokluğuyla beden arasında önemli bir bağlantı kurulabilir.
Latour acıyı hissetmediği için insan bedeni üzerinde istediği kadar acımasız
olabiliyor, oldu da.
- Latour'un acı hissetmemesi onun yaşamdan kopmasına da neden oluyor.
FRDBENIUS-Utour, annesini. öğretmenlerini anlamıyor ve bu onu gittikçe
yalnızlaştırıyor ve yaşamdan koparıyor. Ve Latour hiçbir zaman toplumun bir parçası
olamıyor. Evet, her ne kadar masum görünse de bir o kadar acımasız.