Düzenleyen
Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi
Organizasyon Komitesi
Prof. Dr. Zuhal Bahar .... Başkan
Prof. Dr. Ertan Yılmaz
Prof. Dr. Metin Manisalı
Yrd. Doç. Dr. Dilek Tunalı
Yrd. Doç. Dr. Sabire Batur Soytok
Araştırma Görevlisi Emel Yuvayapan
EN İYİ KISALAR BELLİ OLDU
12. Uluslararası İzmir Film Festivali’nin Kurmaca Kısa Filmler ve Ekip Ödülleri
bölümünde gösterilecek kurmaca kısa filmler ve bu filmlerin ekiplerine verilecek
ödüller belli oldu.
Kurmaca Kısa Filmler ve Ekip Ödülleri, kısa filmlere diğer birçok festivalden
farklı bir yaklaşım getiriyor ve kurmaca kısa filmlerin yönetmenleriyle birlikte
tüm ekip elemanlarının başarılı çalışmalarına dikkat çekerek başarılı kurmaca
kısa filmleri ve ekiplerini birbirleriyle yarıştırmadan ödüllendiriyor ve
izleyiciler ile buluşturuyor.
İzmir’deki üniversitelerin sinema ve ilgili alanlarında okuyan öğrencilere
yapılan açık çağrı ile oluşturulan Ön Değerlendirme ve Öneri Komitesi,
değerlendirmeye aldıkları 2011 ve sonrası yapımı 200’den fazla kurmaca kısa film
arasından başarılı buldukları filmlerin ekipleri için, “Birinci”, “En iyi” gibi
hiyerarşik sıfatlar taşımayan özgün ödüller önerdi. Kurmaca Kısa Filmler
Programlama ve Ekip Ödülleri Değerlendirme Komitesi de bu öneriler arasından 7
filmin gösterime alınmasına ve bu filmlerin 26 ekip elemanına 9 özgün kategoride
ödül verilmesine karar verdi.
21 Nisan Cumartesi günü saat 17:30’da başlayacak Kurmaca Kısa Filmler Gösterimi
ve Ödül Töreni, Karaca Sineması’nda yapılacak.
Kurmaca Kısa Filmler ve Ekip Ödülleri kapsamında gösterilecek filmler ve bu
filmlerin ekiplerine verilen ödüller şöyle:
1982 Yönetmen: Yıldıray Yıldırım
İroni Ödülü : Yönetmen & Senarist & Kurgucu: Yıldıray Yıldırım
ALİ ATA BAK Yönetmen: Orhan İnce
Bakış Açısı Ödülü: Yönetmen & Senarist & Yapımcı: Orhan İnce
Çocuk Oyuncular Ödülü: Oyuncular: Ferzende Tanrıverdi (Ali), Yunus Tanrıverdi
(Adem), Helin Güneş (Havva)
BAYDARA “EDRA’NIN KADERİ” Yönetmen: Can Eren
Sanat Yönetimi Ödülü: Sanat Yönetmeni & Kostüm & Sanat Grubu: Ayşe Abayoğlu,
Makyaj: Leyla Süner, Sanat Grubu: Müslüm Çalasın, Pelin Kaçar, Yaşar Arif
Karagülle, Cansu Özkan, Duygu Özbağcı, Baran Tekay
DİREK AŞK Yönetmen: Ertuğ Tüfekçioğlu
Ekip Çalışması Ödülü: Yönetmen & Kurgucu & Yapımcı: Ertuğ Tüfekçioğlu, Senarist
& Yapımcı & Oyuncu (Serap): İrem Altuğ, Oyuncu: Atalay Sezgün (Direk Sesi),
Yardımcı Yapımcı: Aras Dostlar, Yardımcı Yönetmen: Gökhan Ekremoğlu, Müzik:
Yağmur Kaplan, Görüntü Yönetmeni: Can Sarcan, Renk: Bora Gökşingöl
EKMEĞİM Yönetmen: Hakan Ün
Gerçekçi Anlatım Ödülü: Yönetmen & Yapımcı & Senarist & Kurgucu & Foley &
Renklendirme: Hakan Ün
Değer Katan Oyuncu Ödülü: Oyuncu: Elifcan Kıvrak (Mediha)
GAROTTE Yönetmen: Deniz Tarsus
Kafkaesk Atmosfer Ödülü: Yönetmen & Senarist & Kurgucu: Deniz Tarsus
GERÇEK BİR HİKAYEDEN UYARLANMIŞTIR Yönetmen: Kerem Keskin
Sinematografi Ödülü: Görüntü Yönetmeni: Tayman Tekin, Kamera Asistanı: Silvyo
Behmoaras
İZMİR FİLM FESTİVALİ’NDEN KURMACA KISA FİLMLERE FARKLI BİR ÇAĞRI
Uluslararası İzmir Film Festivali kısa film yönetmenleri ve ekip elemanlarını
farklı bir bölümde ağırlayacak.
Uluslararası İzmir Film Festivali, yönetmenleri ve film ekiplerini ödüllendirmek
için kurmaca kısa filmleri ve bu türün sınırlarını zorlayan yapımları bekliyor.
Festivalden yapılan açıklamada “Kurmaca Kısa Filmler ve Ekip Ödülleri”nin
alışılmış “En İyi” ve “Birinci”leri seçmeden, hiyerarşiler yaratmadan, programa
aldığı kısa filmlerin yönetmenlerinin ve ekip elemanlarının; filmlerin
başarısında öne çıkan katkılarına dikkat çekerek ödüllendirmek üzere İzmir’e
davet edildiği belirtildi.
Ayrıca “Kurmaca Kısa Filmler ve Ekip Ödülleri”nin esnek ve açık bir yapısı
olduğu, verilecek ödüller için baştan kategoriler belirlenmeyeceği vurgulandı.
Bu bölüm kapsamında ödül isimleri, yönetmen ve tüm ekip elamanlarının, filmlerin
başarısında önemli bulunan tüm katkıları için değerlendirme sırasında
belirleneceği, ödüller için sadece senaryo, oyunculuk gibi konvansiyonel
kategorilerin değil, filme değer katan diğer tüm ekip elemanlarının katkılarının
da değerlendirileceği bildirildi.
Festivalin yaratıcılara yaptığı çağrıda, filmlerine değer katan ekip elemanları
ile birlikte ödül almak ve Uluslararası İzmir Film Festivali’nde konuk olmak
için filmin herhangi bir dijital formattaki ön izleme kopyasınının internet
üzerinden veya posta ile Uluslararası İzmir Film Festivali İstanbul Ofisi, Kitle
Prodüksiyon, İstiklal Cd. Halep Pasajı No:62 D:59 Beyoğlu / İSTANBUL adresine 15
Mart 2012 tarihine kadar ulaştırmaları ve www.izmirfilmfest.com adresinde yer
alan formu doldurmalarının yeterli olacağı belirtildi.
“Kurmaca Kısa Filmler ve Ekip Ödülleri” hakkında detaylı bilgi ve başvuru
formlarına buradan ulaşılabilirsiniz.
ULUSLARARASI İZMİR FİLM FESTİVALİ YENİDEN…
İzmir’in kültür ve sanat tarihine bakıldığında, ilk sinemaların, ilk operaların,
ilk tiyatroların kent yaşamına canlılık getiren önemli unsurlardan olduğu
görülür. “Kültür” diyebileceğimiz olgu, bu anlamda İzmir’e sonradan eklemlenen
bir dokuyu değil, bu dokunun doğal oluşumunu ortaya çıkarır.
Bugün Türkiye çapında bilinen bir çok film festivali ve film yarışmasından önce,
İzmir Fuarı kapsamında yapılan“Birinci Sanat Festivali” Türkiye’nin ilk film
festivallerinden birine ev sahipliği yapmıştır İzmir. Ve bu festivalde en
başarılı film olarak Atilla Tokatlı’nın “Denize İnen Sokak” adlı eseri
seçilmiştir.
1970’lerin ortalarında Ege Üniversitesi bünyesinde kurulan ve daha sonra …1982
yılında Dokuzeylul üniversitesine bağlanan Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema tv
bölümü (bugünkü adıyla Film Tasarımı Bölümü), yine 70’lerde başlayıp 80’lere
kadar uzanan sinema derneği, sinematek, film gösterimleri gibi etkinliklerle,
1983’de ilk kez Uluslararası Sinema Günleri’ne adım atar. DEÜGSF Sinema-TV
Bölümü öğretim üyelerinden olup, bugün Beykent Üniversitesi’nde görevine devam
eden Prof. Dr. Oğuz Makal’ın önce sinema günleri adıyla anılan daha sonra İzmir
Uluslararası Film Festivali’ne dönüşen oluşumdaki katkıları yadsınamaz. Ayrıca
Prof. Dr. Oğuz Adanır ve o dönemdeki diğer Sinema-Tv Bölümü öğretim elemanları
da bu festivalin gerçekleşmesinde katkılarını esirgememişlerdir.
1989’dan itibaren “Uluslararası İzmir Film Festivali” olarak yoluna devam eden
ve İzmir’in sinema alanında önemli bir açığını kapatan bu etkinlik, 2000 yılına
kadar GÜSEV’in (Güzel Sanatlar Eğitim Vakfı) bünyesinde sürmüştür.
On bir yılın ardından hem Türkiye’nin üçüncü büyük kenti olan İzmir, hem de
Türkiye’de açılan sinema bölümlerinin içinde ilk yerlerden birine sahip olan
Sinema-Tv Bölümü (Film Tasarımı Bölümü) ve bu dolayımla bağlı olduğu Dokuz Eylül
Üniversitesi için Uluslararası düzeydeki bir Film Festivali hem gereklilik hem
de bir misyonun sürdürülmesi anlamında önem taşımaktadır.
Bir yandan köklü tarihsel geçmişi, kültürel mozaiği, farklı kültürleri bir arada
barındıran yapısıyla, demokrasi, barış ve tolerans kültürünün sürekliliğini,
hamiliğini üstlenen bir kent olmasının yanında bu özelliğini bir “karşı duruş,
sıra dışı anlayış ve farklılık” üzerine yapılandıran İzmir, Dokuz Eylül
Üniversitesi kanalıyla gerçekleştireceği bu festivale özgün bir karakter
yerleştirmeyi düşünmektedir.
Önemli bir stratejik noktada bulunan İzmir, süreç içinde Expo 2020’ye aday
kentler arasında olup bu konumunu uluslararası düzeyde sürdürülebilir
kültür-sanat etkinlikleri, sinema festivalleri ile pekiştirmesi aslında olumlu
bir çakışma gibi görünmektedir.
Bu nedenle Dokuz Eylül Üniversitesi ve Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarımı
Bölümü uluslararası ve ulusal çaptaki filmleri, sinema sanatçılarını İzmir
halkıyla buluşturmak, gelişen sinema sektörüne dahil olabilecek genç
yeteneklerin, perdelere yansıyamayan eserlerini izleyiciye ulaştırmak amacıyla,
Uluslararası İzmir Film Festivalini gerçekleştirecektir. Bu önemli adımda
festivalin en önemli destekçileri T.C. Başbakanlık Tanıtma Fonu, T.C. Turizm ve
Kültür Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Kalkınma Ajansı olmuştur.
21-28 Nisan 2012 tarihleri arasındaki bu festivali hayata geçirmek, sanatsal bir
program ile İzmir halkını ve üniversite öğrencilerini aynı platformda
buluşturmak, festival aracılığıyla İzmir’in uluslararası alanda tanınmasını
sağlamak, ulusal düzeyde uzun metraj film yarışması ve kısa film yarışmaları
düzenlemek, sinema sanatına yeni isimler, yeni bakışlar kazandırmak festivalin
kısa vadeli hedefleri arasındadır.
Diğer hedefleri arasında ise; uluslararası düzeyde yapılacak olan bu festivalin
sürekliliği, festivalin kentle ve üniversiteyle birlikte anılan bir etkinlik
haline gelmesi, yabancı ve yerli basında İzmir’in görünürlüğünün artırılması,;
bir olasılık dahilinde festivalin İzmir’e Eurimage destekli salonlar
kazandırması ve İzmirlinin sinema ve sanat zevkinin yükseltilmesi
amaçlanmaktadır. Sadece İzmir’e değil Ege Bölgesine de hitap eden ve bu anlamda
bölgenin kültür odağı haline gelmesi, dünya ülkeleri ile olduğu kadar komşu
ülkeler, Akdeniz ülkeleri, kardeş şehirler, kardeş üniversitelerle sinema
çalışmaları, atölyeler ver her türlü kültürel-sanatsal alış veriş, işbirliği
uzun vadeli olarak hedeflenmektedir.
Bu yıl on ikincisi ile yola devam edeceğimiz bu festivalde; konu, konuk ve
yaklaşım anlamında İzmir’i yakından ilgilendiren birliktelikleri ön plana
çıkaran bir başlangıç yapmak istedik. Bunun yanı sıra Türkiye’den, dünyadan
sinema örnekleri ile ustalığına saygı duyduğumuz sinema insanlarına özel
bölümler açıp, bu bölümleri yan etkinliklerle bütünleştirmeyi ve
zenginleştirmeyi hedefledik.
On bir yıl aradan sonra “yeniden” gerçekleştireceğimiz ve sürekliliğini temin
etmeye çalışacağımız bir festivalin heyecanı içindeyiz. Kişilerden, olaylardan,
etkinliklerden çok, sinemanın konuşulacağı, filmlerin birbirleriyle tartışacağı
bir festivalin güzel telaşı içindeyiz. Yeniden yolumuz açık olsun…
İzmir'de Film
Festivali Yolculuğu...Oğuz Makal*
Sanıldığının aksine, bugün Antalya'da ünlenen Sanat ve Kültür Festivali
(Altın Portakal) ve yine bu kapsamda düzenlenen film yarışmasının öncü kenti
İzmir'dir.
1961 yılında İzmir, öncekilerin tümü tartışmalı geçen sinema festivali ya da
yarışmalara bir katkıda bulunmak istedi. Fuar sırasında düzenlenen "Birinci
Sanat Festivali"nde içlerinde rahmetli gazeteci-yazar Özdemir Hazar'ın da olduğu
girişimciler, "Fuar Filmleri Yarışması"nın yapılmasına karar verdiler.
İstanbul'daki film şirketlerine, sinemayla ilgili kuruluşlara çağrılar yapıldı.
Bu olayı aktaran Sn. Erman Şener'e göre, ortada bir sorun vardı, birkaç ay önce
İstanbul'da "Türk Filmleri Yarışması" adıyla bir etkinlik düzenlenmişti ve
özellikle olumsuz yankıları sürüp gitmekteydi. İzmir ise sinema endüstriden
uzak, medya açısından zayıf bir kentti, getireceği mali külfetler nedeniyle de
filmcilere çekici gelmemekte. Çok az basılan film kopyasının en azından 4-5 gün
gösterimden uzak tutulması onları düşündürtmekteydi. Şener'e (**) göre, "Tabii
bunlar birer La Palice gerçeğiydi ve festivali düzenleyenler de bütün bunları
mükemmelen biliyorlardı. Bu yüzdendir ki, festivali her türlü koşulun dışında
tuttular. Yapılan çağrıda, en küçük bir koşul bile söz konusu değildi. Yani
festivali düzenleyenler ne başka bir festivale katılmama şartını ileri
sürüyorlardı, ne de katılacak filmin o yıl çevrilme şartını. "Peki, İzmir'deki
bu festivale hangi filmler katılmıştı? Sekiz film başvurmuştu: İki Damla Gözyaşı
(Nejat Saydam-1961), Gecelerin Ötesi (Metin Erksan-1960), Ayşecik ‘Şeytan
Çekici’ (Atıf Yılmaz-1960), Dolandırıcılar Şahı (Atıf Yılmaz-1960), Kader
Yolcusu (Selahattin Burçkin-1961, Cumbadan Rumbaya (Turgut Demirağ-1960), Denize
İnen Sokak (Atilla Tokatlı-1960), Unutamadığım Kadın(Ülkü Erakalın-1961).
Yedi kişilik jüri filmleri izledi. İlk günler her şey düzgün ve sakindi,
filmlerin sonuna gelindiğinde ise jüride genel bir hoşnutsuzluk başladı. Bu
konuda Erman Şener şöyle yazar: "Jüri -Ne demekse- 'Seyredilen filmlerin içinde
Türk Film ortamını bulan bir film...' bulamamıştı. Bu yüzden, birincilik
ödülünün hiçbir filme verilmeyeceği sanılıyordu. Oysa sonuçlar açıklandığında
hayretle görüldü ki, 8 film içinde Türk Film ortamını bulan bir tek film bile
bulamayan jüri 6 oyla (evet, mevcudun bir eksiği ile) 'Denize İnen Sokak' adlı
filmi birinci seçmişti. Anlaşılan jüri, lahana turşusu yemenin perhizi
bozmayacağı kanaatindeydi."
İstanbul'da yapılan bir önceki yarışma kadar ses getirmeyen yarışma, gelip
geçecek ve şu ödüller şöyle sıralanacaktır;
En başarılı film: Denize İnen Sokak
En başarılı rejisör: Yok
En başarılı senarist: Selçuk Bakkalbaşı
En başarılı kameraman: Enver Burçin
En başarılı erkek oyuncu: Ulvi Uraz
En başarılı kadın oyuncu: Nurhan Nur
Bu ilk yarışmanın jürisi gerçekten ilginçtir. Birinci film için oy kullanmayan
tek jüri üyesinin kanısı, Şener'in deyimiyle "gerçekten dünya sinema
literatürüne girecek değerde birinci"dir ve üstelik bu üye Ankara Devlet
Tiyatrosu'ndan aktör-Yönetmen Ziya Demirel'dir. Ziya Demirel'in Fuar Filmleri
yarışmasında ‘Denize İnen Sokak’ adlı filme oy vermemesinin gerekçesi, filmin
teatral olmamasıdır. Tiyatrodan daha farklı bir sanat diline sahip olmak için o
güne değin elli-altmış yılını vermiş olan sinema sanatından beklentisi teatral
olmasıydı. Ona göre, film teatral özellikler taşımadığı için birinci
seçilmemeliydi.
Öte yandan, en başarılı filmi seçen jüri, en başarılı yönetmeni bulamamıştı.
Belki de nedeni Denize İnen Sokak'ı iyi yöneterek en iyi filmi yapan ancak
sinema yönetmeni olmayan Atilla Tokatlı’yı yüceltmemek (!) olabilir...
İzmir, ikinci kez film festivali yarışması için girişimde bulunmayacak, bu
sessizlik de Antalya'nın işine yarayacaktır.
İzmir ve Sinema Kulüpleri
İzmir iki kez sinema kulübüyle tanışacaktır. İlki 1960'lı yılların sonunda
İstanbul Sinematek derneğinin kurulmasından sonra bir avuç sinema sevdalısının
girişimiyle -Esat Balım, Ziya Metin, Necati Doluorman - gerçekleşecek, mekân
olarak son yıllara kadar aktif durumda olan Hatay Sineması seçilecektir.
İkincisi İzmir Sinema ve Kültür Derneği (İSKD-1974) girişimidir. 1974'de kurulan
bu derneğin başkanı Ali Özgüven, başkan yardımcısı ve sinema etkinlikleri
yönetmeni Oğuz Makal'dır. İSKD, ilk film gösterisini Karaca Sineması'nda Bulgar
sinemasından "Sevgi" adlı filmle yapar. Açılışı, dönemin Belediye Başkanı Sn.
İhsan Alyanak ve o yıllarda doçent olan ve iki yıl sonra İzmir'de bir fakülte
içinde ilk Sinema-TV bölümünü kuracak Alim Şerif Onaran birlikte yaparlar. Daha
ikinci haftada yaptığı gösterimler derneğin, emniyetin “sıkı gözetim trenine”
binmesi için yeterli olacaktır... İSKD’nin “genç” tavrı ve 1960’ların
sonlarındaki bağımsız bir sinema hareketi olan “Genç Sinema” hareketi gibi
‘Yeşilçam’ olarak adlandırılan sinemadan uzak kalışı nedeniyle, ilk adı ‘İzmir
Bağımsız Film Festivali’ olan etkinliği yaratır. (Türk Sineması’ndan gösterdiği
filmler Karanlıkta Uyananlar (Ertem Göreç-1964), Bitmeyen Yol (Duygu Sağıroğlu-1965)
gibi toplumsal tanıklık filmleridir).
Fuar alanındaki eski Belediye Meclis salonuna kurulan 35 mm'lik gösterim
aracıyla Yılmaz Güney'in "Umut"(1970) ve "Endişe"(1974) filmleri sunulur.
İstanbul Sinematek Yönetmeni Onat Kutlar "Politik Sinema" konulu bir konferans
verir. Yurt dışında, İsveç'te filmler yapan Muammer Özer'in kısa-belgesel
filmleri ilk kez İzmir'de gösterilir. Dernek kurulduğunda tam bir sanat çölü
olan İzmir'de bu birkaç günlük olayın beklenen sesi verdiğini söylemek zordur.
Uluslararası İzmir Film Festivali'ne doğru...
Sinemanın kenti İstanbul'dur ve İstanbul bir festivale ancak 1983'te
"Uluslararası Sinema Günleri" adıyla kavuşacaktır. 1985'ten başlayarak "sinema
ve sanatlar" temasını işleyen yabancı ve yerli filmler yarışması açılacak,
‘Altın Lale’ ödülleri verilecektir. İzmir’de ise 1976 yılından itibaren Güzel
Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü öğrenci almaya başlar. Kentin değişen kültür
yaşamının etkileri ve biraz da İstanbul'a duyulan gıptayla - bu arada Oğuz
Adanır ve ben, her yıl festival için İstanbul'a koşuşturmaktaydık-,Ankara'da da
bir festivalin başlatılmasının gizli tahrikiyle bir adım atıldı: "Uluslararası
İzmir Sinema Günleri". Bu ilk etkinlik tümüyle gösterime yönelikti, yarışma
yapma cesareti yoktu, "Altın Artemis" adıyla bir onur ödülü vermeyi planladık,
ve ilk ‘Altın Artemis'i yılların ustası Atıf Yılmaz'a sunduk. Köşk Sineması'nda
Atıf yılmaz Filmleri toplu gösterimi yapılırken, TAD (Türk-Amerikan Derneği) ,
Fransız Kültür Merkezi Salonu ve İzmir Sineması'nda Zoltan Fabri'den Ağıt,
Andrey Tarkovski'den Stalker, Ayna, Solaris, Andrey Rublev, François
Truffaut'dan Neşeli Pazar, Franco Zeffirelli'den Otello, Oshima'dan Furyo,
İngmar Bergman'dan Yüzyüze, Jean Luc Godard'dan Adı Carmen, Percy Adlon'dan
Bağdat Cafe gibi filmler gösterildi. Ayrıca Bernardo Bertolucci'ye ayrılmış bir
toplu gösteri ve "İzmir'de Sinema Kültürü ve Sorunları" başlıklı bir panel
gerçekleşti.
Bu ilk etkinlikte, o güne kadar sinema sanatı adına kayda değer hiç bir filmin
izlenemediği İzmir'de bir sinema rüzgârı, zengin örnekleriyle estirilmişti.
Bugün geriye dönerek bakarsak, sinema sanatı için önemi kaçınılmaz olan Andrey
Tarkovski, Bertolucci ve Godard'ı İzmirliler bu ilk festivalde keşfedecekti. Bir
yıl sonra Alain Resnais'den Hiroşima Sevgilim, Gece ve Sis, Godard'dan
Erkek-Dişi, Robert Bresson'dan (Çok sonra İstanbul'da gösterildi) Rastgele
Balthasar, Costas Ferris'ten Rembetiko, Fernando Solanas'dan Güney (bu politik
film Yılmaz Güney'e ithaf edilmiştir), Francesco Rosi'den Kırmızı Pazartesi,
Krzysztof Kieslowski'den Öldürme Üzerine Küçük Bir Film ve Aşk Üzerine Küçük Bir
Film’in yanısıra Mauro Bolognini'nin üç filmi, Stephen Frears'ın Benim Güzel
Çamaşırhanem, Zhang Yimou'dan Kızıl Mısır Tarlaları gösterilecektir. O yıl
"Altın Artemis Onur Ödülü "Türkan Şoray ve Halit Refiğ'e verilecek, bu nedenle
Refiğ'e ayrılmış bir toplu gösterim yapılacaktır. Bir sergi, 6 söyleşi, üç panel
(biri Kültür ve Turizm açısından sinema şenlikleri olan) festivali
tamamlayacaktır. Üçüncü yılı da başarılı bir çizgide atlatan "Sinema Günleri",
dördüncü yılında "Uluslararası İzmir Film Festivali" olarak, olumlu yankılar
alan şu bölümleri açarak ve davet ettiği konuklarıyla canlı tutarak günümüze
ulaşacaktır: Kameranın Ardındaki Kadın, Genç Artemis Yarışması, Ülke Sineması
gibi.
Geçen on yıllık süreçte dünya sinemasının en önemli ustaları Akira Kurosawa,
Andrzej Wajda, Abbas Kiarostami, Lars Von Trier, Istvan Szabo, Doris Dörrie,
Salvoteres, Francesco Rosi, Ettora Scola, Wim Wenders, C. Sautet, Claude Chabrol,
İdiko Szabo, Leo Carax, C. Miller, Luc Besson, Carlos Saura, Peter Greenaway, B.
Biller, David Cronenberg, Federico Fellini, Theodoros Angelopoulos, Mike Figgis,
Luis Bunuel, Marco Ferreri, Pier Paolo Pasolini, Agnes Varda, Yılmaz Güney
ayrıca Mustafa Altıoklar'dan Kutluğ Ataman'a, Zeki Demirkubuz'a birkaç yıl sonra
ünlenecek bizden yönetmenlerin ilk filmlerini keşfetme olanağı bulunmuştur.
Sinemamızın değerli kadın yönetmeni Bilge Olgaç yaşarken, sinemanın 100. yılına
rastlayan yedinci festivalde o dönemde hayatta olan en önemli sinemacımız Lütfü
Ö. Akad, Fikret Hakan, sevgili hocamız Alim Şerif Onaran onurlandırılmıştır.
Sinema araştırmacısı ve yazarı Nijat Özön, Agah Özgüç ve Giovanni Scognamillo;
Ömer Kavur, Şener Şen, Atilla Dorsay ve kentimizden Hüseyin Baradan değişik
zamanlarda "Altın Artemis" alan sinemacılardır. Bunların dışında 9. ve 10.
yılında Akdeniz Ülkeleri Film Yarışması'nın başlatılması ayrı bir önem taşır.
Festivalin 11. yılını o yıl yayımlanan "Tarih İçinde İzmir Sinemaları" kitabı ve
aynı adlı belgesel filmiyle geride bırakan, yine Oğuz Makal’ın gayretiyle -
festivale doğru giden yolda Zuhal Çetin Özkan ve Ragıp Taranç’ın da desteklerini
unutmamak gerekir- İEF Sinema Burada Festivali’ni ve Uluslararası İzmir Kısa
Film Festivali’ni yaşatan İzmir, sinema sanatı ve kültür tarihinin de bir
parçasıdır.
...şimdi İzmir’de yine ve yeni bir sinema festivalini başlatmanın zamanıdır.
* (Prof. Dr. Beykent Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı)
(**) Erman Şener, Festivaller, Anlam Yayını, 1972, İstanbul
Film festivalinde hemşire krizi
Dokuz Eylül Üniversitesi’nin gerçekleştireceği uluslararası film festivali
başkanlığına bir hemşirenin getirilmesi üniversiteyi karıştırdı.
Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü (DEÜ) ve Güzel Sanatlar Fakültesi Film
Tasarımı Bölümü tarafından önümüzdeki yıl yapılacağı açıklanan Uluslararası
İzmir Film Festivali üniversitede krize neden oldu. Festivalin organizasyon
komitesi başkanlığına Hemşirelik Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Zuhal Bahar’ın
getirilmesi üniversitenin içinde yer alan uzmanların tepkisini çekti. Aynı
zamanda Halk Sağlığı Hemşireliği Anabilim Dalı Başkanlığı görevini de yürüten
Bahar’ın Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İsmail Hakkı Bahar’ın eşi olması konusu da
rektörlüğe taşındı.
Egedesonsöz.com internet sitesinden Fatih Yapar'ın haberine göre; Türkiye'nin
ilk film festivallerinden olan 1. Sanat Festivali'nin İzmir Enternasyonal Fuarı
kapsamında 1961'de yapıldığı şehirde "festivaller şehri" ruhunu güçlendirme
hedefiyle yola çıktıklarını ifade eden üniversite yönetimi çalışma başlattı.
Yapılan bir toplantı ile kamuoyuna açıklanan organizasyonun arka planında
yaşananlar gün yüzüne çıktı. Daha önce yıllarca Güzel Sanatlar ve Eğitim Vakfı (GÜSEV) tarafından gerçekleştirilen film organizasyonu bu kez daha üst boyuta
taşınarak uluslararası hale getirildi. Üniversitenin daha önce festival ve film
organizasyonunu yöneten ekibin onayı alınmadan yapılan yeni çalışma üniversitede
tartışmalara neden oldu. Üniversite içinde yaşanan kriz organizasyon komitesi
başkanlığına hemşirelik yüksekokulu müdürünün getirilmesiyle daha da derinleşti.
Bazı öğretim üyeleri ve uzmanların komite başkanın mesleği ve eşi Rektör
Yardımcısı Prof. Dr. İsmail Hakkı Bahar’ı yönetime şikayet etti.
ADIMIZI KULLANDILAR
Uluslararası bir çalışma olduğu ifade edilen İzmir Film Festivali’ne katkı
koymayacaklarını ifade eden Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarım Bölümü Öğretim
Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ragıp Taranç, organizasyonun kendileri dışında yapıldığını
söyledi. Taranç, “O organizasyonun bizimle alakası bile yok. Bizim adımızı
kullanıyorlar. Bölümün dışında dönen bir takım dolaplar nedeniyle bu duruma
gelindi. Biz bunu onaylamıyor hatta ret ediyoruz. Aralarında işi bilen yok. Bu
işte rektörü de yanılttılar” dedi.
BAŞARILI OLAMAZLAR
Festivalin üniversiteyi böldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Makal ise, yeni
yapılanmada bu organizasyonun uluslararası boyuta gelmesine neden olan kişilerin
olmadığını söyledi. Sadece fakültenin ya da belli bir grubun yönetimine giren
organizasyonun başarılı olamayacağını anlatan Makal, “Bu işin içine Kültür
Bakanlığı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi gibi kurumlar da dahil edilmelidir. Çok
kültürlü ve donanımlı bir organizasyon olacaksa adına yakışır bir durum
almalıdır. Küçük düşünerek bu işler olmaz” diye konuştu.
ÇEKEMEYENLER VAR
Hemşirelik Yüksekokulu Müdürü’nün kendisine gelerek konuyu anlattığını belirten
Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Füzün, “Yanıma geldiğinde ben
de aynen kendisine ‘sen hemşiresin, tepki alabilirsin’ dedim. O da istekli
olduğunu söyledi. Böyle bir çalışmayı yapabileceğini anlattı. Kimsenin olmadığı,
bu işi sahiplenmediği zaman yanıma gelip çalışma isteğini dile getirdi. Kendisi
oldukça fazla gayret gösterdi. Komite başkanlığına o değil de başka birisi de
getirilebilirdi. Zaten Güzel Sanatlar Fakültesi’nin denetiminde yapıyoruz. Bu
bir sosyal aktivitedir. Tabi ki dost var düşman var. Çekemeyenler çok olur”
ifadelerini kullandı.
KAPALI YAPILANMA VAR
Film festivalini daha önce yıllarca devam ettiren GÜSEV’in Başkanı Konak eski
Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, “Yapılanma şu anda çok dar ve kapalı. Bizden
izin istediler fakat bu işin daha da ileri boyutlara taşınması gerekiyor.
Üniversite bu işin altından tek başına kalkamaz. Tüm yönleriyle avantajları ve
götürecekleri ortaya konulmalıdır. Şu anda oluşturulan yapılanma üniversite
içinde sıkıntıya neden oluyor. Böyle giderse bırakın yıllarca yapmayı ilk
organizasyon bile tehlikeye düşer” dedi.
Hürriyet Kültür Sanat
1 Temmuz 2011
İzmir Film Festivali perdelerini yeniden açıyor....
11 yıldır düzenlenmeyen Uluslararası İzmir Film Festivali" Dokuz Eylül
Üniversitesi tarafından önümüzdeki yıl yeniden hayata geçirilecek
İzmir'de kültür ve sanata taze soluk kazandırmak isteyen Dokuz Eylül
Üniversitesi (DEÜ) Rektörlüğü ve Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarımı Bölümü,
11 yıldır ara verilen "Uluslararası İzmir Film Festivali"ni önümüzdeki yıl
yeniden hayata geçirmek için kolları sıvadı.
İzmir, uzun bir aradan sonra yine beyaz perdeye ev sahipliği yapacak. DEÜ, son
olarak 1999 yılında gerçekleştirdiği Uluslararası İzmir Film Festivali'ni tekrar
hayata geçirecek. Rektör Prof. Dr. Mehmet Füzün, EXPO 2020'ye de katkı
sağlayacak dev etkinliğin tarihini 21-28 Nisan 2012 olarak belirlediklerini
açıkladı. Bir hafta sürecek festivalde sinema klasikleri, yeni sinema akımları,
yurtiçi ve yurtdışından gelecek profesyonel sinema üstatları, günümüzün gelişen
sinema sanayisine dahil olabilecek genç yetenekler ve ekranlara yansıyamayan
eserler sinemaseverlerle buluşacak.
BÜYÜK KATKI SAĞLAYACAK
Türkiye'nin ilk açılan sinema bölümlerinden birisi olarak pek çok sanatçı,
akademisyen, yazar ve sinemacı yetiştiren Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarımı
Bölümü'nün organizasyon ile İzmir'in tanıtımına büyük katkı vereceğini belirten
Rektör Füzün, "Köklü tarihsel geçmişi, kültürel mozaiği, farklı kültürleri bir
arada barındıran yapısı ile demokrasi ve barış kültürünün hamiliğini üstlenen
İzmir, uzun zamandır kapsamlı bir uluslararası film festivaline ev sahipliği
yapamıyor. Bunun bir eksiklik olduğunun farkındayız" dedi. İlk film festivalini
1989 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından
"Sinema Günleri" adıyla başlatıldığını söyleyen Rektör Füzün, "Bu etkinlik
1992'de Uluslararası İzmir Film Festivali'ne dönüştü. Festival, pek çok önemli
yönetmeni ve filmi İzmir'de ağırladı, 11 yıl devam etti. 1999 yılından itibaren
de yapılamıyor. Amacımız, ara verilen bu önemli organizasyonu yeniden
canlandırarak ileriki yıllara taşımak" diye konuştu.
6 ay önce projesi oluşturulan Uluslararası İzmir Film Festivali'nin Organizasyon
Komitesi, Prof. Dr. Zuhal Bahar başkanlığında, Prof. Dr. Ertan Yılmaz, Prof. Dr.
Metin Manisalı, Yrd. Doç. Dr. Dilek Tunalı, Yrd. Doç. Dr. Sabire Batur Soytok ve
Araştırma Görevlisi Emel Yuvayapan'dan oluşan çekirdek kadro ile çalışmalarını
sürdürüyor.
30.06.2011
İzmir'de kültür ve sanata taze soluk kazandırmak isteyen Dokuz Eylül
Üniversitesi (DEÜ) Rektörlüğü ve Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarımı Bölümü,
11 yıldır ara verilen Uluslararası İzmir Film Festivali'ni 2012'de yeniden
hayata geçirmek için kolları sıvadı. Türkiye'nin ilk film festivallerinden olan
1. Sanat Festivali'nin İzmir Enternasyonal Fuarı kapsamında 1961'de yapıldığı
şehirde "festivaller şehri" ruhunu güçlendirmeyi hedefleyen DEÜ yetkilileri,
EXPO 2020'ye de katkı sağlayacak dev etkinliğin tarihini 21-28 Nisan 2012 olarak
belirledi.
Bir haftalık organizasyonla sinema klasikleri, yeni sinema akımları, yurtiçi ve
yurtdışından profesyonel sinema üstatları, günümüzün gelişen sinema sanayisine
dahil olabilecek genç yetenekler ve ekranlara yansıyamayan eserlerin seyirciyle
buluşturulması planlanıyor. Türkiye'nin ilk sinema bölümlerinden birisi olarak
birçok sanatçı, akademisyen, yazar ve sinemacı yetiştiren DEÜ Güzel Sanatlar
Fakültesi Film Tasarımı Bölümü'nün bu sayede İzmir'in tanıtımına da büyük katkı
sağlayacağını belirten Rektör Prof. Dr. Mehmet Füzün, "Köklü geçmişi ve farklı
kültürleri bir arada barındıran yapısıyla demokrasi ve barış kültürünün
hamiliğini üstlenen İzmir, uzun zamandır kapsamlı bir uluslararası film
festivaline ev sahipliği yapamıyor. Bunun eksiklik olduğunun farkındayız.
İzmir'deki ilk sanat festivali 1961'lere uzanıyor. İlk film festivalini ise DEÜ
Güzel Sanatlar Fakültesi, o dönemdeki ismiyle Sinema Televizyon Bölümü, 1989
yılında 'Sinema Günleri' ile başlattı. Bu etkinlik, 1992'de Uluslararası İzmir
Film Festivali'ne dönüştü. Birçok önemli yönetmeni ve filmi ağırlayan festival,
11 yıl devam etti; 1999'dan itibaren yapılamıyor. Amacımız, ara verilen bu
önemli organizasyonu yeniden canlandırarak ileriki yıllara taşımak." dedi.
Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Halil Yoleri de Türkiye'nin en büyük güzel
sanatlar fakültelerinden birisi olarak bünyelerindeki Film Tasarımı Bölümü'nün
böyle bir misyonu üstlenmesinden büyük heyecan ve mutluluk duyduğunu belirterek,
"Biliyoruz ki böyle bir organizasyon, İzmir ve Ege Bölgesi'nin kültür ve sanat
yaşamına hareket getirecektir." şeklinde konuştu.
Film Tasarımı Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ertan Yılmaz da İzmir'e yakışan, ticari
kaygıların değil, sinema sanatının öne çıktığı bir festival için üzerlerine
düşeni en iyi şekilde yerine getireceklerini söyledi: "Kentin yapısal
özelliklerine farkındalığı ile üst düzey sorumluluk taşıyan bölümümüz
akademisyenleri, gençlerin ve halkın sahip çıkabileceği bu festival aracılığıyla
İzmir'e destek vermekten onur duyacaktır."
Projesi altı ay önce hazırlanan Uluslararası İzmir Film Festivali'nin
organizasyon Komitesi, Prof. Dr. Zuhal Bahar başkanlığında Prof. Dr. Ertan
Yılmaz, Prof. Dr. Metin Manisalı, Yrd. Doç. Dr. Dilek Tunalı, Yrd. Doç. Dr.
Sabire Batur Soytok ve Araştırma Görevlisi Emel Yuvayapan'dan oluşan çekirdek
kadroyla çalışmalarını sürdürüyor.
Yunan yönetmenden film festivaline destek
İzmir’de, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) tarafından ‘onursal doktor’ unvanı
verilen ünlü Yunan yönetmen Theo Angolopoulos, İzmir’de de bir film festivali
yapılması gerektiğini söyledi. Konak Belediye Başkanı Dr. Hakan Tartan’ın ev
sahipliğinde düzenlenen etkinliğe katılan Angolopoulos, Türkiye ve Yunanistan
arasındaki barışın etkin ve kalıcı olmasında üniversitelere, sanatçılara ve
yerel yönetimlere önemli görevler düştüğünü söyledi. Theo Angolopoulos, “İzmir
güzel bir kent. Tarihi ve kültür yapısına hayran olmamak elde değil. Ancak hala
İzmir’de bir film festivali olmaması üzüntü verici bir durum. Bu boşluğun bir an
önce doldurulması yerinde olur. Filmler insanlar ve insanlık için yapılıyor. Bu
filmler insanları bir araya getiriyor. Barışın, dostluğun ve sevginin temelinde
de bu temayı işleyen filmler, kalıcı dostlukların başlangıcı oluyor” dedi.
Başkan Tartan da ünlü yönetmen Theo Angolopoulos’un İzmir film festivali ile
ilgili duygu ve düşüncelerini memnuniyetle karşıladığını ve destekleyeceği böyle
bir festivalin onursal başkanı olarak görmek istediklerini belirtti.