12. Uluslararası İzmir Film Festivali

21-28 Nisan 2012

Düzenleyen
Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi

Organizasyon Komitesi
Prof. Dr. Zuhal Bahar .... Başkan
Prof. Dr. Ertan Yılmaz
Prof. Dr. Metin Manisalı
Yrd. Doç. Dr. Dilek Tunalı
Yrd. Doç. Dr. Sabire Batur Soytok
Araştırma Görevlisi Emel Yuvayapan




EN İYİ KISALAR BELLİ OLDU

12. Uluslararası İzmir Film Festivali’nin Kurmaca Kısa Filmler ve Ekip Ödülleri bölümünde gösterilecek kurmaca kısa filmler ve bu filmlerin ekiplerine verilecek ödüller belli oldu.

Kurmaca Kısa Filmler ve Ekip Ödülleri, kısa filmlere diğer birçok festivalden farklı bir yaklaşım getiriyor ve kurmaca kısa filmlerin yönetmenleriyle birlikte tüm ekip elemanlarının başarılı çalışmalarına dikkat çekerek başarılı kurmaca kısa filmleri ve ekiplerini birbirleriyle yarıştırmadan ödüllendiriyor ve izleyiciler ile buluşturuyor.

İzmir’deki üniversitelerin sinema ve ilgili alanlarında okuyan öğrencilere yapılan açık çağrı ile oluşturulan Ön Değerlendirme ve Öneri Komitesi, değerlendirmeye aldıkları 2011 ve sonrası yapımı 200’den fazla kurmaca kısa film arasından başarılı buldukları filmlerin ekipleri için, “Birinci”, “En iyi” gibi hiyerarşik sıfatlar taşımayan özgün ödüller önerdi. Kurmaca Kısa Filmler Programlama ve Ekip Ödülleri Değerlendirme Komitesi de bu öneriler arasından 7 filmin gösterime alınmasına ve bu filmlerin 26 ekip elemanına 9 özgün kategoride ödül verilmesine karar verdi.

21 Nisan Cumartesi günü saat 17:30’da başlayacak Kurmaca Kısa Filmler Gösterimi ve Ödül Töreni, Karaca Sineması’nda yapılacak.

Kurmaca Kısa Filmler ve Ekip Ödülleri kapsamında gösterilecek filmler ve bu filmlerin ekiplerine verilen ödüller şöyle:

1982 Yönetmen: Yıldıray Yıldırım
İroni Ödülü : Yönetmen & Senarist & Kurgucu: Yıldıray Yıldırım

ALİ ATA BAK Yönetmen: Orhan İnce
Bakış Açısı Ödülü: Yönetmen & Senarist & Yapımcı: Orhan İnce
Çocuk Oyuncular Ödülü: Oyuncular: Ferzende Tanrıverdi (Ali), Yunus Tanrıverdi (Adem), Helin Güneş (Havva)

BAYDARA “EDRA’NIN KADERİ” Yönetmen: Can Eren
Sanat Yönetimi Ödülü: Sanat Yönetmeni & Kostüm & Sanat Grubu: Ayşe Abayoğlu, Makyaj: Leyla Süner, Sanat Grubu: Müslüm Çalasın, Pelin Kaçar, Yaşar Arif Karagülle, Cansu Özkan, Duygu Özbağcı, Baran Tekay

DİREK AŞK Yönetmen: Ertuğ Tüfekçioğlu
Ekip Çalışması Ödülü: Yönetmen & Kurgucu & Yapımcı: Ertuğ Tüfekçioğlu, Senarist & Yapımcı & Oyuncu (Serap): İrem Altuğ, Oyuncu: Atalay Sezgün (Direk Sesi), Yardımcı Yapımcı: Aras Dostlar, Yardımcı Yönetmen: Gökhan Ekremoğlu, Müzik: Yağmur Kaplan, Görüntü Yönetmeni: Can Sarcan, Renk: Bora Gökşingöl

EKMEĞİM Yönetmen: Hakan Ün
Gerçekçi Anlatım Ödülü: Yönetmen & Yapımcı & Senarist & Kurgucu & Foley & Renklendirme: Hakan Ün
Değer Katan Oyuncu Ödülü: Oyuncu: Elifcan Kıvrak (Mediha)

GAROTTE Yönetmen: Deniz Tarsus
Kafkaesk Atmosfer Ödülü: Yönetmen & Senarist & Kurgucu: Deniz Tarsus

GERÇEK BİR HİKAYEDEN UYARLANMIŞTIR Yönetmen: Kerem Keskin
Sinematografi Ödülü: Görüntü Yönetmeni: Tayman Tekin, Kamera Asistanı: Silvyo Behmoaras





İZMİR FİLM FESTİVALİ’NDEN KURMACA KISA FİLMLERE FARKLI BİR ÇAĞRI

Uluslararası İzmir Film Festivali kısa film yönetmenleri ve ekip elemanlarını farklı bir bölümde ağırlayacak.

Uluslararası İzmir Film Festivali, yönetmenleri ve film ekiplerini ödüllendirmek için kurmaca kısa filmleri ve bu türün sınırlarını zorlayan yapımları bekliyor.

Festivalden yapılan açıklamada “Kurmaca Kısa Filmler ve Ekip Ödülleri”nin alışılmış “En İyi” ve “Birinci”leri seçmeden, hiyerarşiler yaratmadan, programa aldığı kısa filmlerin yönetmenlerinin ve ekip elemanlarının; filmlerin başarısında öne çıkan katkılarına dikkat çekerek ödüllendirmek üzere İzmir’e davet edildiği belirtildi.

Ayrıca “Kurmaca Kısa Filmler ve Ekip Ödülleri”nin esnek ve açık bir yapısı olduğu, verilecek ödüller için baştan kategoriler belirlenmeyeceği vurgulandı. Bu bölüm kapsamında ödül isimleri, yönetmen ve tüm ekip elamanlarının, filmlerin başarısında önemli bulunan tüm katkıları için değerlendirme sırasında belirleneceği, ödüller için sadece senaryo, oyunculuk gibi konvansiyonel kategorilerin değil, filme değer katan diğer tüm ekip elemanlarının katkılarının da değerlendirileceği bildirildi.

Festivalin yaratıcılara yaptığı çağrıda, filmlerine değer katan ekip elemanları ile birlikte ödül almak ve Uluslararası İzmir Film Festivali’nde konuk olmak için filmin herhangi bir dijital formattaki ön izleme kopyasınının internet üzerinden veya posta ile Uluslararası İzmir Film Festivali İstanbul Ofisi, Kitle Prodüksiyon, İstiklal Cd. Halep Pasajı No:62 D:59 Beyoğlu / İSTANBUL adresine 15 Mart 2012 tarihine kadar ulaştırmaları ve www.izmirfilmfest.com adresinde yer alan formu doldurmalarının yeterli olacağı belirtildi.

“Kurmaca Kısa Filmler ve Ekip Ödülleri” hakkında detaylı bilgi ve başvuru formlarına buradan ulaşılabilirsiniz.






ULUSLARARASI İZMİR FİLM FESTİVALİ YENİDEN…

İzmir’in kültür ve sanat tarihine bakıldığında, ilk sinemaların, ilk operaların, ilk tiyatroların kent yaşamına canlılık getiren önemli unsurlardan olduğu görülür. “Kültür” diyebileceğimiz olgu, bu anlamda İzmir’e sonradan eklemlenen bir dokuyu değil, bu dokunun doğal oluşumunu ortaya çıkarır.

Bugün Türkiye çapında bilinen bir çok film festivali ve film yarışmasından önce, İzmir Fuarı kapsamında yapılan“Birinci Sanat Festivali” Türkiye’nin ilk film festivallerinden birine ev sahipliği yapmıştır İzmir. Ve bu festivalde en başarılı film olarak Atilla Tokatlı’nın “Denize İnen Sokak” adlı eseri seçilmiştir.

1970’lerin ortalarında Ege Üniversitesi bünyesinde kurulan ve daha sonra …1982 yılında Dokuzeylul üniversitesine bağlanan Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema tv bölümü (bugünkü adıyla Film Tasarımı Bölümü), yine 70’lerde başlayıp 80’lere kadar uzanan sinema derneği, sinematek, film gösterimleri gibi etkinliklerle, 1983’de ilk kez Uluslararası Sinema Günleri’ne adım atar. DEÜGSF Sinema-TV Bölümü öğretim üyelerinden olup, bugün Beykent Üniversitesi’nde görevine devam eden Prof. Dr. Oğuz Makal’ın önce sinema günleri adıyla anılan daha sonra İzmir Uluslararası Film Festivali’ne dönüşen oluşumdaki katkıları yadsınamaz. Ayrıca Prof. Dr. Oğuz Adanır ve o dönemdeki diğer Sinema-Tv Bölümü öğretim elemanları da bu festivalin gerçekleşmesinde katkılarını esirgememişlerdir.

1989’dan itibaren “Uluslararası İzmir Film Festivali” olarak yoluna devam eden ve İzmir’in sinema alanında önemli bir açığını kapatan bu etkinlik, 2000 yılına kadar GÜSEV’in (Güzel Sanatlar Eğitim Vakfı) bünyesinde sürmüştür.

On bir yılın ardından hem Türkiye’nin üçüncü büyük kenti olan İzmir, hem de Türkiye’de açılan sinema bölümlerinin içinde ilk yerlerden birine sahip olan Sinema-Tv Bölümü (Film Tasarımı Bölümü) ve bu dolayımla bağlı olduğu Dokuz Eylül Üniversitesi için Uluslararası düzeydeki bir Film Festivali hem gereklilik hem de bir misyonun sürdürülmesi anlamında önem taşımaktadır.

Bir yandan köklü tarihsel geçmişi, kültürel mozaiği, farklı kültürleri bir arada barındıran yapısıyla, demokrasi, barış ve tolerans kültürünün sürekliliğini, hamiliğini üstlenen bir kent olmasının yanında bu özelliğini bir “karşı duruş, sıra dışı anlayış ve farklılık” üzerine yapılandıran İzmir, Dokuz Eylül Üniversitesi kanalıyla gerçekleştireceği bu festivale özgün bir karakter yerleştirmeyi düşünmektedir.

Önemli bir stratejik noktada bulunan İzmir, süreç içinde Expo 2020’ye aday kentler arasında olup bu konumunu uluslararası düzeyde sürdürülebilir kültür-sanat etkinlikleri, sinema festivalleri ile pekiştirmesi aslında olumlu bir çakışma gibi görünmektedir.

Bu nedenle Dokuz Eylül Üniversitesi ve Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarımı Bölümü uluslararası ve ulusal çaptaki filmleri, sinema sanatçılarını İzmir halkıyla buluşturmak, gelişen sinema sektörüne dahil olabilecek genç yeteneklerin, perdelere yansıyamayan eserlerini izleyiciye ulaştırmak amacıyla, Uluslararası İzmir Film Festivalini gerçekleştirecektir. Bu önemli adımda festivalin en önemli destekçileri T.C. Başbakanlık Tanıtma Fonu, T.C. Turizm ve Kültür Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Kalkınma Ajansı olmuştur.

21-28 Nisan 2012 tarihleri arasındaki bu festivali hayata geçirmek, sanatsal bir program ile İzmir halkını ve üniversite öğrencilerini aynı platformda buluşturmak, festival aracılığıyla İzmir’in uluslararası alanda tanınmasını sağlamak, ulusal düzeyde uzun metraj film yarışması ve kısa film yarışmaları düzenlemek, sinema sanatına yeni isimler, yeni bakışlar kazandırmak festivalin kısa vadeli hedefleri arasındadır.

Diğer hedefleri arasında ise; uluslararası düzeyde yapılacak olan bu festivalin sürekliliği, festivalin kentle ve üniversiteyle birlikte anılan bir etkinlik haline gelmesi, yabancı ve yerli basında İzmir’in görünürlüğünün artırılması,; bir olasılık dahilinde festivalin İzmir’e Eurimage destekli salonlar kazandırması ve İzmirlinin sinema ve sanat zevkinin yükseltilmesi amaçlanmaktadır. Sadece İzmir’e değil Ege Bölgesine de hitap eden ve bu anlamda bölgenin kültür odağı haline gelmesi, dünya ülkeleri ile olduğu kadar komşu ülkeler, Akdeniz ülkeleri, kardeş şehirler, kardeş üniversitelerle sinema çalışmaları, atölyeler ver her türlü kültürel-sanatsal alış veriş, işbirliği uzun vadeli olarak hedeflenmektedir.

Bu yıl on ikincisi ile yola devam edeceğimiz bu festivalde; konu, konuk ve yaklaşım anlamında İzmir’i yakından ilgilendiren birliktelikleri ön plana çıkaran bir başlangıç yapmak istedik. Bunun yanı sıra Türkiye’den, dünyadan sinema örnekleri ile ustalığına saygı duyduğumuz sinema insanlarına özel bölümler açıp, bu bölümleri yan etkinliklerle bütünleştirmeyi ve zenginleştirmeyi hedefledik.

On bir yıl aradan sonra “yeniden” gerçekleştireceğimiz ve sürekliliğini temin etmeye çalışacağımız bir festivalin heyecanı içindeyiz. Kişilerden, olaylardan, etkinliklerden çok, sinemanın konuşulacağı, filmlerin birbirleriyle tartışacağı bir festivalin güzel telaşı içindeyiz. Yeniden yolumuz açık olsun…






İzmir'de Film Festivali Yolculuğu...Oğuz Makal*

Sanıldığının aksine, bugün Antalya'da ünlenen Sanat ve Kültür Festivali (Altın Portakal) ve yine bu kapsamda düzenlenen film yarışmasının öncü kenti İzmir'dir.

1961 yılında İzmir, öncekilerin tümü tartışmalı geçen sinema festivali ya da yarışmalara bir katkıda bulunmak istedi. Fuar sırasında düzenlenen "Birinci Sanat Festivali"nde içlerinde rahmetli gazeteci-yazar Özdemir Hazar'ın da olduğu girişimciler, "Fuar Filmleri Yarışması"nın yapılmasına karar verdiler. İstanbul'daki film şirketlerine, sinemayla ilgili kuruluşlara çağrılar yapıldı. Bu olayı aktaran Sn. Erman Şener'e göre, ortada bir sorun vardı, birkaç ay önce İstanbul'da "Türk Filmleri Yarışması" adıyla bir etkinlik düzenlenmişti ve özellikle olumsuz yankıları sürüp gitmekteydi. İzmir ise sinema endüstriden uzak, medya açısından zayıf bir kentti, getireceği mali külfetler nedeniyle de filmcilere çekici gelmemekte. Çok az basılan film kopyasının en azından 4-5 gün gösterimden uzak tutulması onları düşündürtmekteydi. Şener'e (**) göre, "Tabii bunlar birer La Palice gerçeğiydi ve festivali düzenleyenler de bütün bunları mükemmelen biliyorlardı. Bu yüzdendir ki, festivali her türlü koşulun dışında tuttular. Yapılan çağrıda, en küçük bir koşul bile söz konusu değildi. Yani festivali düzenleyenler ne başka bir festivale katılmama şartını ileri sürüyorlardı, ne de katılacak filmin o yıl çevrilme şartını. "Peki, İzmir'deki bu festivale hangi filmler katılmıştı? Sekiz film başvurmuştu: İki Damla Gözyaşı (Nejat Saydam-1961), Gecelerin Ötesi (Metin Erksan-1960), Ayşecik ‘Şeytan Çekici’ (Atıf Yılmaz-1960), Dolandırıcılar Şahı (Atıf Yılmaz-1960), Kader Yolcusu (Selahattin Burçkin-1961, Cumbadan Rumbaya (Turgut Demirağ-1960), Denize İnen Sokak (Atilla Tokatlı-1960), Unutamadığım Kadın(Ülkü Erakalın-1961).

Yedi kişilik jüri filmleri izledi. İlk günler her şey düzgün ve sakindi, filmlerin sonuna gelindiğinde ise jüride genel bir hoşnutsuzluk başladı. Bu konuda Erman Şener şöyle yazar: "Jüri -Ne demekse- 'Seyredilen filmlerin içinde Türk Film ortamını bulan bir film...' bulamamıştı. Bu yüzden, birincilik ödülünün hiçbir filme verilmeyeceği sanılıyordu. Oysa sonuçlar açıklandığında hayretle görüldü ki, 8 film içinde Türk Film ortamını bulan bir tek film bile bulamayan jüri 6 oyla (evet, mevcudun bir eksiği ile) 'Denize İnen Sokak' adlı filmi birinci seçmişti. Anlaşılan jüri, lahana turşusu yemenin perhizi bozmayacağı kanaatindeydi."

İstanbul'da yapılan bir önceki yarışma kadar ses getirmeyen yarışma, gelip geçecek ve şu ödüller şöyle sıralanacaktır;
En başarılı film: Denize İnen Sokak
En başarılı rejisör: Yok
En başarılı senarist: Selçuk Bakkalbaşı
En başarılı kameraman: Enver Burçin
En başarılı erkek oyuncu: Ulvi Uraz
En başarılı kadın oyuncu: Nurhan Nur

Bu ilk yarışmanın jürisi gerçekten ilginçtir. Birinci film için oy kullanmayan tek jüri üyesinin kanısı, Şener'in deyimiyle "gerçekten dünya sinema literatürüne girecek değerde birinci"dir ve üstelik bu üye Ankara Devlet Tiyatrosu'ndan aktör-Yönetmen Ziya Demirel'dir. Ziya Demirel'in Fuar Filmleri yarışmasında ‘Denize İnen Sokak’ adlı filme oy vermemesinin gerekçesi, filmin teatral olmamasıdır. Tiyatrodan daha farklı bir sanat diline sahip olmak için o güne değin elli-altmış yılını vermiş olan sinema sanatından beklentisi teatral olmasıydı. Ona göre, film teatral özellikler taşımadığı için birinci seçilmemeliydi.

Öte yandan, en başarılı filmi seçen jüri, en başarılı yönetmeni bulamamıştı. Belki de nedeni Denize İnen Sokak'ı iyi yöneterek en iyi filmi yapan ancak sinema yönetmeni olmayan Atilla Tokatlı’yı yüceltmemek (!) olabilir...

İzmir, ikinci kez film festivali yarışması için girişimde bulunmayacak, bu sessizlik de Antalya'nın işine yarayacaktır.

İzmir ve Sinema Kulüpleri

İzmir iki kez sinema kulübüyle tanışacaktır. İlki 1960'lı yılların sonunda İstanbul Sinematek derneğinin kurulmasından sonra bir avuç sinema sevdalısının girişimiyle -Esat Balım, Ziya Metin, Necati Doluorman - gerçekleşecek, mekân olarak son yıllara kadar aktif durumda olan Hatay Sineması seçilecektir.

İkincisi İzmir Sinema ve Kültür Derneği (İSKD-1974) girişimidir. 1974'de kurulan bu derneğin başkanı Ali Özgüven, başkan yardımcısı ve sinema etkinlikleri yönetmeni Oğuz Makal'dır. İSKD, ilk film gösterisini Karaca Sineması'nda Bulgar sinemasından "Sevgi" adlı filmle yapar. Açılışı, dönemin Belediye Başkanı Sn. İhsan Alyanak ve o yıllarda doçent olan ve iki yıl sonra İzmir'de bir fakülte içinde ilk Sinema-TV bölümünü kuracak Alim Şerif Onaran birlikte yaparlar. Daha ikinci haftada yaptığı gösterimler derneğin, emniyetin “sıkı gözetim trenine” binmesi için yeterli olacaktır... İSKD’nin “genç” tavrı ve 1960’ların sonlarındaki bağımsız bir sinema hareketi olan “Genç Sinema” hareketi gibi ‘Yeşilçam’ olarak adlandırılan sinemadan uzak kalışı nedeniyle, ilk adı ‘İzmir Bağımsız Film Festivali’ olan etkinliği yaratır. (Türk Sineması’ndan gösterdiği filmler Karanlıkta Uyananlar (Ertem Göreç-1964), Bitmeyen Yol (Duygu Sağıroğlu-1965) gibi toplumsal tanıklık filmleridir).

Fuar alanındaki eski Belediye Meclis salonuna kurulan 35 mm'lik gösterim aracıyla Yılmaz Güney'in "Umut"(1970) ve "Endişe"(1974) filmleri sunulur. İstanbul Sinematek Yönetmeni Onat Kutlar "Politik Sinema" konulu bir konferans verir. Yurt dışında, İsveç'te filmler yapan Muammer Özer'in kısa-belgesel filmleri ilk kez İzmir'de gösterilir. Dernek kurulduğunda tam bir sanat çölü olan İzmir'de bu birkaç günlük olayın beklenen sesi verdiğini söylemek zordur.

Uluslararası İzmir Film Festivali'ne doğru...

Sinemanın kenti İstanbul'dur ve İstanbul bir festivale ancak 1983'te "Uluslararası Sinema Günleri" adıyla kavuşacaktır. 1985'ten başlayarak "sinema ve sanatlar" temasını işleyen yabancı ve yerli filmler yarışması açılacak, ‘Altın Lale’ ödülleri verilecektir. İzmir’de ise 1976 yılından itibaren Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü öğrenci almaya başlar. Kentin değişen kültür yaşamının etkileri ve biraz da İstanbul'a duyulan gıptayla - bu arada Oğuz Adanır ve ben, her yıl festival için İstanbul'a koşuşturmaktaydık-,Ankara'da da bir festivalin başlatılmasının gizli tahrikiyle bir adım atıldı: "Uluslararası İzmir Sinema Günleri". Bu ilk etkinlik tümüyle gösterime yönelikti, yarışma yapma cesareti yoktu, "Altın Artemis" adıyla bir onur ödülü vermeyi planladık, ve ilk ‘Altın Artemis'i yılların ustası Atıf Yılmaz'a sunduk. Köşk Sineması'nda Atıf yılmaz Filmleri toplu gösterimi yapılırken, TAD (Türk-Amerikan Derneği) , Fransız Kültür Merkezi Salonu ve İzmir Sineması'nda Zoltan Fabri'den Ağıt, Andrey Tarkovski'den Stalker, Ayna, Solaris, Andrey Rublev, François Truffaut'dan Neşeli Pazar, Franco Zeffirelli'den Otello, Oshima'dan Furyo, İngmar Bergman'dan Yüzyüze, Jean Luc Godard'dan Adı Carmen, Percy Adlon'dan Bağdat Cafe gibi filmler gösterildi. Ayrıca Bernardo Bertolucci'ye ayrılmış bir toplu gösteri ve "İzmir'de Sinema Kültürü ve Sorunları" başlıklı bir panel gerçekleşti.

Bu ilk etkinlikte, o güne kadar sinema sanatı adına kayda değer hiç bir filmin izlenemediği İzmir'de bir sinema rüzgârı, zengin örnekleriyle estirilmişti. Bugün geriye dönerek bakarsak, sinema sanatı için önemi kaçınılmaz olan Andrey Tarkovski, Bertolucci ve Godard'ı İzmirliler bu ilk festivalde keşfedecekti. Bir yıl sonra Alain Resnais'den Hiroşima Sevgilim, Gece ve Sis, Godard'dan Erkek-Dişi, Robert Bresson'dan (Çok sonra İstanbul'da gösterildi) Rastgele Balthasar, Costas Ferris'ten Rembetiko, Fernando Solanas'dan Güney (bu politik film Yılmaz Güney'e ithaf edilmiştir), Francesco Rosi'den Kırmızı Pazartesi, Krzysztof Kieslowski'den Öldürme Üzerine Küçük Bir Film ve Aşk Üzerine Küçük Bir Film’in yanısıra Mauro Bolognini'nin üç filmi, Stephen Frears'ın Benim Güzel Çamaşırhanem, Zhang Yimou'dan Kızıl Mısır Tarlaları gösterilecektir. O yıl "Altın Artemis Onur Ödülü "Türkan Şoray ve Halit Refiğ'e verilecek, bu nedenle Refiğ'e ayrılmış bir toplu gösterim yapılacaktır. Bir sergi, 6 söyleşi, üç panel (biri Kültür ve Turizm açısından sinema şenlikleri olan) festivali tamamlayacaktır. Üçüncü yılı da başarılı bir çizgide atlatan "Sinema Günleri", dördüncü yılında "Uluslararası İzmir Film Festivali" olarak, olumlu yankılar alan şu bölümleri açarak ve davet ettiği konuklarıyla canlı tutarak günümüze ulaşacaktır: Kameranın Ardındaki Kadın, Genç Artemis Yarışması, Ülke Sineması gibi.

Geçen on yıllık süreçte dünya sinemasının en önemli ustaları Akira Kurosawa, Andrzej Wajda, Abbas Kiarostami, Lars Von Trier, Istvan Szabo, Doris Dörrie, Salvoteres, Francesco Rosi, Ettora Scola, Wim Wenders, C. Sautet, Claude Chabrol, İdiko Szabo, Leo Carax, C. Miller, Luc Besson, Carlos Saura, Peter Greenaway, B. Biller, David Cronenberg, Federico Fellini, Theodoros Angelopoulos, Mike Figgis, Luis Bunuel, Marco Ferreri, Pier Paolo Pasolini, Agnes Varda, Yılmaz Güney ayrıca Mustafa Altıoklar'dan Kutluğ Ataman'a, Zeki Demirkubuz'a birkaç yıl sonra ünlenecek bizden yönetmenlerin ilk filmlerini keşfetme olanağı bulunmuştur. Sinemamızın değerli kadın yönetmeni Bilge Olgaç yaşarken, sinemanın 100. yılına rastlayan yedinci festivalde o dönemde hayatta olan en önemli sinemacımız Lütfü Ö. Akad, Fikret Hakan, sevgili hocamız Alim Şerif Onaran onurlandırılmıştır. Sinema araştırmacısı ve yazarı Nijat Özön, Agah Özgüç ve Giovanni Scognamillo; Ömer Kavur, Şener Şen, Atilla Dorsay ve kentimizden Hüseyin Baradan değişik zamanlarda "Altın Artemis" alan sinemacılardır. Bunların dışında 9. ve 10. yılında Akdeniz Ülkeleri Film Yarışması'nın başlatılması ayrı bir önem taşır.

Festivalin 11. yılını o yıl yayımlanan "Tarih İçinde İzmir Sinemaları" kitabı ve aynı adlı belgesel filmiyle geride bırakan, yine Oğuz Makal’ın gayretiyle - festivale doğru giden yolda Zuhal Çetin Özkan ve Ragıp Taranç’ın da desteklerini unutmamak gerekir- İEF Sinema Burada Festivali’ni ve Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali’ni yaşatan İzmir, sinema sanatı ve kültür tarihinin de bir parçasıdır.

...şimdi İzmir’de yine ve yeni bir sinema festivalini başlatmanın zamanıdır.

* (Prof. Dr. Beykent Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı)

(**) Erman Şener, Festivaller, Anlam Yayını, 1972, İstanbul





Film festivalinde hemşire krizi

Dokuz Eylül Üniversitesi’nin gerçekleştireceği uluslararası film festivali başkanlığına bir hemşirenin getirilmesi üniversiteyi karıştırdı.

Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü (DEÜ) ve Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarımı Bölümü tarafından önümüzdeki yıl yapılacağı açıklanan Uluslararası İzmir Film Festivali üniversitede krize neden oldu. Festivalin organizasyon komitesi başkanlığına Hemşirelik Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Zuhal Bahar’ın getirilmesi üniversitenin içinde yer alan uzmanların tepkisini çekti. Aynı zamanda Halk Sağlığı Hemşireliği Anabilim Dalı Başkanlığı görevini de yürüten Bahar’ın Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İsmail Hakkı Bahar’ın eşi olması konusu da rektörlüğe taşındı.

Egedesonsöz.com internet sitesinden Fatih Yapar'ın haberine göre; Türkiye'nin ilk film festivallerinden olan 1. Sanat Festivali'nin İzmir Enternasyonal Fuarı kapsamında 1961'de yapıldığı şehirde "festivaller şehri" ruhunu güçlendirme hedefiyle yola çıktıklarını ifade eden üniversite yönetimi çalışma başlattı. Yapılan bir toplantı ile kamuoyuna açıklanan organizasyonun arka planında yaşananlar gün yüzüne çıktı. Daha önce yıllarca Güzel Sanatlar ve Eğitim Vakfı (GÜSEV) tarafından gerçekleştirilen film organizasyonu bu kez daha üst boyuta taşınarak uluslararası hale getirildi. Üniversitenin daha önce festival ve film organizasyonunu yöneten ekibin onayı alınmadan yapılan yeni çalışma üniversitede tartışmalara neden oldu. Üniversite içinde yaşanan kriz organizasyon komitesi başkanlığına hemşirelik yüksekokulu müdürünün getirilmesiyle daha da derinleşti. Bazı öğretim üyeleri ve uzmanların komite başkanın mesleği ve eşi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İsmail Hakkı Bahar’ı yönetime şikayet etti.

ADIMIZI KULLANDILAR
Uluslararası bir çalışma olduğu ifade edilen İzmir Film Festivali’ne katkı koymayacaklarını ifade eden Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarım Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ragıp Taranç, organizasyonun kendileri dışında yapıldığını söyledi. Taranç, “O organizasyonun bizimle alakası bile yok. Bizim adımızı kullanıyorlar. Bölümün dışında dönen bir takım dolaplar nedeniyle bu duruma gelindi. Biz bunu onaylamıyor hatta ret ediyoruz. Aralarında işi bilen yok. Bu işte rektörü de yanılttılar” dedi.

BAŞARILI OLAMAZLAR
Festivalin üniversiteyi böldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Makal ise, yeni yapılanmada bu organizasyonun uluslararası boyuta gelmesine neden olan kişilerin olmadığını söyledi. Sadece fakültenin ya da belli bir grubun yönetimine giren organizasyonun başarılı olamayacağını anlatan Makal, “Bu işin içine Kültür Bakanlığı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi gibi kurumlar da dahil edilmelidir. Çok kültürlü ve donanımlı bir organizasyon olacaksa adına yakışır bir durum almalıdır. Küçük düşünerek bu işler olmaz” diye konuştu.

ÇEKEMEYENLER VAR
Hemşirelik Yüksekokulu Müdürü’nün kendisine gelerek konuyu anlattığını belirten Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Füzün, “Yanıma geldiğinde ben de aynen kendisine ‘sen hemşiresin, tepki alabilirsin’ dedim. O da istekli olduğunu söyledi. Böyle bir çalışmayı yapabileceğini anlattı. Kimsenin olmadığı, bu işi sahiplenmediği zaman yanıma gelip çalışma isteğini dile getirdi. Kendisi oldukça fazla gayret gösterdi. Komite başkanlığına o değil de başka birisi de getirilebilirdi. Zaten Güzel Sanatlar Fakültesi’nin denetiminde yapıyoruz. Bu bir sosyal aktivitedir. Tabi ki dost var düşman var. Çekemeyenler çok olur” ifadelerini kullandı.

KAPALI YAPILANMA VAR
Film festivalini daha önce yıllarca devam ettiren GÜSEV’in Başkanı Konak eski Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, “Yapılanma şu anda çok dar ve kapalı. Bizden izin istediler fakat bu işin daha da ileri boyutlara taşınması gerekiyor. Üniversite bu işin altından tek başına kalkamaz. Tüm yönleriyle avantajları ve götürecekleri ortaya konulmalıdır. Şu anda oluşturulan yapılanma üniversite içinde sıkıntıya neden oluyor. Böyle giderse bırakın yıllarca yapmayı ilk organizasyon bile tehlikeye düşer” dedi.


Hürriyet Kültür Sanat
1 Temmuz 2011



İzmir Film Festivali perdelerini yeniden açıyor....

11 yıldır düzenlenmeyen Uluslararası İzmir Film Festivali" Dokuz Eylül Üniversitesi tarafından önümüzdeki yıl yeniden hayata geçirilecek

İzmir'de kültür ve sanata taze soluk kazandırmak isteyen Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Rektörlüğü ve Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarımı Bölümü, 11 yıldır ara verilen "Uluslararası İzmir Film Festivali"ni önümüzdeki yıl yeniden hayata geçirmek için kolları sıvadı.
İzmir, uzun bir aradan sonra yine beyaz perdeye ev sahipliği yapacak. DEÜ, son olarak 1999 yılında gerçekleştirdiği Uluslararası İzmir Film Festivali'ni tekrar hayata geçirecek. Rektör Prof. Dr. Mehmet Füzün, EXPO 2020'ye de katkı sağlayacak dev etkinliğin tarihini 21-28 Nisan 2012 olarak belirlediklerini açıkladı. Bir hafta sürecek festivalde sinema klasikleri, yeni sinema akımları, yurtiçi ve yurtdışından gelecek profesyonel sinema üstatları, günümüzün gelişen sinema sanayisine dahil olabilecek genç yetenekler ve ekranlara yansıyamayan eserler sinemaseverlerle buluşacak.

BÜYÜK KATKI SAĞLAYACAK
Türkiye'nin ilk açılan sinema bölümlerinden birisi olarak pek çok sanatçı, akademisyen, yazar ve sinemacı yetiştiren Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarımı Bölümü'nün organizasyon ile İzmir'in tanıtımına büyük katkı vereceğini belirten Rektör Füzün, "Köklü tarihsel geçmişi, kültürel mozaiği, farklı kültürleri bir arada barındıran yapısı ile demokrasi ve barış kültürünün hamiliğini üstlenen İzmir, uzun zamandır kapsamlı bir uluslararası film festivaline ev sahipliği yapamıyor. Bunun bir eksiklik olduğunun farkındayız" dedi. İlk film festivalini 1989 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından "Sinema Günleri" adıyla başlatıldığını söyleyen Rektör Füzün, "Bu etkinlik 1992'de Uluslararası İzmir Film Festivali'ne dönüştü. Festival, pek çok önemli yönetmeni ve filmi İzmir'de ağırladı, 11 yıl devam etti. 1999 yılından itibaren de yapılamıyor. Amacımız, ara verilen bu önemli organizasyonu yeniden canlandırarak ileriki yıllara taşımak" diye konuştu.
6 ay önce projesi oluşturulan Uluslararası İzmir Film Festivali'nin Organizasyon Komitesi, Prof. Dr. Zuhal Bahar başkanlığında, Prof. Dr. Ertan Yılmaz, Prof. Dr. Metin Manisalı, Yrd. Doç. Dr. Dilek Tunalı, Yrd. Doç. Dr. Sabire Batur Soytok ve Araştırma Görevlisi Emel Yuvayapan'dan oluşan çekirdek kadro ile çalışmalarını sürdürüyor.


30.06.2011









İzmir'de kültür ve sanata taze soluk kazandırmak isteyen Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Rektörlüğü ve Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarımı Bölümü, 11 yıldır ara verilen Uluslararası İzmir Film Festivali'ni 2012'de yeniden hayata geçirmek için kolları sıvadı. Türkiye'nin ilk film festivallerinden olan 1. Sanat Festivali'nin İzmir Enternasyonal Fuarı kapsamında 1961'de yapıldığı şehirde "festivaller şehri" ruhunu güçlendirmeyi hedefleyen DEÜ yetkilileri, EXPO 2020'ye de katkı sağlayacak dev etkinliğin tarihini 21-28 Nisan 2012 olarak belirledi.

Bir haftalık organizasyonla sinema klasikleri, yeni sinema akımları, yurtiçi ve yurtdışından profesyonel sinema üstatları, günümüzün gelişen sinema sanayisine dahil olabilecek genç yetenekler ve ekranlara yansıyamayan eserlerin seyirciyle buluşturulması planlanıyor. Türkiye'nin ilk sinema bölümlerinden birisi olarak birçok sanatçı, akademisyen, yazar ve sinemacı yetiştiren DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarımı Bölümü'nün bu sayede İzmir'in tanıtımına da büyük katkı sağlayacağını belirten Rektör Prof. Dr. Mehmet Füzün, "Köklü geçmişi ve farklı kültürleri bir arada barındıran yapısıyla demokrasi ve barış kültürünün hamiliğini üstlenen İzmir, uzun zamandır kapsamlı bir uluslararası film festivaline ev sahipliği yapamıyor. Bunun eksiklik olduğunun farkındayız. İzmir'deki ilk sanat festivali 1961'lere uzanıyor. İlk film festivalini ise DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi, o dönemdeki ismiyle Sinema Televizyon Bölümü, 1989 yılında 'Sinema Günleri' ile başlattı. Bu etkinlik, 1992'de Uluslararası İzmir Film Festivali'ne dönüştü. Birçok önemli yönetmeni ve filmi ağırlayan festival, 11 yıl devam etti; 1999'dan itibaren yapılamıyor. Amacımız, ara verilen bu önemli organizasyonu yeniden canlandırarak ileriki yıllara taşımak." dedi.

Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Halil Yoleri de Türkiye'nin en büyük güzel sanatlar fakültelerinden birisi olarak bünyelerindeki Film Tasarımı Bölümü'nün böyle bir misyonu üstlenmesinden büyük heyecan ve mutluluk duyduğunu belirterek, "Biliyoruz ki böyle bir organizasyon, İzmir ve Ege Bölgesi'nin kültür ve sanat yaşamına hareket getirecektir." şeklinde konuştu.

Film Tasarımı Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ertan Yılmaz da İzmir'e yakışan, ticari kaygıların değil, sinema sanatının öne çıktığı bir festival için üzerlerine düşeni en iyi şekilde yerine getireceklerini söyledi: "Kentin yapısal özelliklerine farkındalığı ile üst düzey sorumluluk taşıyan bölümümüz akademisyenleri, gençlerin ve halkın sahip çıkabileceği bu festival aracılığıyla İzmir'e destek vermekten onur duyacaktır."

Projesi altı ay önce hazırlanan Uluslararası İzmir Film Festivali'nin organizasyon Komitesi, Prof. Dr. Zuhal Bahar başkanlığında Prof. Dr. Ertan Yılmaz, Prof. Dr. Metin Manisalı, Yrd. Doç. Dr. Dilek Tunalı, Yrd. Doç. Dr. Sabire Batur Soytok ve Araştırma Görevlisi Emel Yuvayapan'dan oluşan çekirdek kadroyla çalışmalarını sürdürüyor.







Yunan yönetmenden film festivaline destek

İzmir’de, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) tarafından ‘onursal doktor’ unvanı verilen ünlü Yunan yönetmen Theo Angolopoulos, İzmir’de de bir film festivali yapılması gerektiğini söyledi. Konak Belediye Başkanı Dr. Hakan Tartan’ın ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe katılan Angolopoulos, Türkiye ve Yunanistan arasındaki barışın etkin ve kalıcı olmasında üniversitelere, sanatçılara ve yerel yönetimlere önemli görevler düştüğünü söyledi. Theo Angolopoulos, “İzmir güzel bir kent. Tarihi ve kültür yapısına hayran olmamak elde değil. Ancak hala İzmir’de bir film festivali olmaması üzüntü verici bir durum. Bu boşluğun bir an önce doldurulması yerinde olur. Filmler insanlar ve insanlık için yapılıyor. Bu filmler insanları bir araya getiriyor. Barışın, dostluğun ve sevginin temelinde de bu temayı işleyen filmler, kalıcı dostlukların başlangıcı oluyor” dedi. Başkan Tartan da ünlü yönetmen Theo Angolopoulos’un İzmir film festivali ile ilgili duygu ve düşüncelerini memnuniyetle karşıladığını ve destekleyeceği böyle bir festivalin onursal başkanı olarak görmek istediklerini belirtti.

Hürriyet Ege
26.03.2010