Erzincan Film Festivali

10- 13 Ocak 2013

facebook.com/pages/Erzincan-Film-Festivali/454124621291918?





Gündelikçi Filminin Değerli Yönetmeni Emel Çelebi ile Erzincan Film Festivaline Katılarak Aynı Zamanda Söyleşi Gerçekleştirecektir...

Emel Çelebi, 1966 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’den mezun olduktan sonra, çeşitli gezi dergilerinde yazarlık, çevirmenlik ve editörlük yaptı. İlk yönetmenlik denemesi olan “Gündelikçi”, 43. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Belgesel, 9. Seul Kadın Filmleri Festivali’nde Birincilik Ödülü kazandı. “Lilit’in Kızkardeşleri” adlı belgeseli ise Kosova, Prizren’de düzenlenen 8. Dokufest Belgesel ve Kısa Film Festival’inde “En İyi Balkan Belgeseli” ödülüne layık görüldü. Çelebi, DOCUMENTARIST-İstanbul Belgesel Günleri’nin de düzenleyecilerindendir. Gate dergisinde yazıyor.

We never Said Goodbye To You Varosha (Asla Hoşçakal Demedik Varosha)
Dünyanın tek insansız şehri, dünyanın en yalnız şehri: Varosha…Varosha/Kapalı Maraş, Türkiye’nin 1974 yılında Kıbrıs’a yaptığı askeri harekat sonrasında kapatılan, tellerle çevrilip insansızlaştırılan bir bölge. 1974 sonrası Güney Kıbrıs’ta yaşamak zorunda kalan, 38 yıldır evine dönemeyen Varosha’l...

Dersimin Kayıp Kızları
Kürtlerin, Zazaların, Türkmenlerin, Ermenilerin beraberce yaşadığı, dağlarla çevrili bir yurt. Çoğunluğu Alevi Kızılbaş olan halkıyla, her taşın ve dağın, suyun ve ağacın kutsal sayıldığı, kültürü derinlere kök salmış bir yuva. Cumhuriyet Hükümeti, 1937-38 yıllarında Dersim’e “medeniyet götürme” adı altında bir harekat düzenledi. Ve bu harekat, fetih duygusuyla yapıldı. Dersim’de olanlar son zamana kadar yüksek sesle konuşulmadı. Dersim Katliamı, yutkunması zor bir sözcüktü hep. Açığa çıkan belgelere göre 13.000’den fazla insan öldürülmüş, 12.000 civarında insan sürgüne gönderilmişti. Kurbanların sayısı hala kesinleşmedi… Harekat sonrası rütbeli asker ailelerine ve eşrafa pay edilen kızları ise ailelerinden başka kimse merak etmedi; 2005 yılında “isyan” olarak bilinen Dersim Katliamına dair araştırmaya başladığımızda henüz hiçbir şey bu kadar net değildi. Dersim’38 sürecinin ve katliamın niteliğini belirlemek ve yeni bir tanımla yapma ihtiyacı vardı. Resmi tarih tezine karşın halkın gerçek tarihini açığa çıkararak tarihin yeniden yazımına katkıda bulunmayı amaçlıyorduk. Katliamın yaşayan tanıkları ve mağdurlarıyla röportajlar yapmaya başladığımızda “kayıp kızlar” gerçeğini bizde bilmiyorduk. Kadınlı, erkekli yaklaşık 150 katliam tanığı ve mağduruyla yaptığımız “ görüntülü sözlü tarih çalışması” kapsamında sürecin niteliğini açığa çıkaracak bir soru sorduk. “Dersim’38 de kadınlara ve çocuklara ne yapıldı?” Biliyorduk ki bu sorunun yanıtı bizi yeni bir bilgiye ve yeni bir tanımlamaya götürecekti. Dersim’in Kayıp Kızları bir soruyla ortaya çıktı ve bir belgesel filme dönüştü. O belgesel film ise “isyan” olarak bilinen Dersim’38’in aslında bir katliam olduğunu açığa çıkardı. Deyim yerindeyse 2009 yılında Dersim tartışmalarını başlatan işaret fişeği oldu. Cumhuriyet Devletinin karakutusunun kapağı açılmış oldu. Böylelikle 38 katliamından sonra ilk kez “Dersim” Gazete manşetlerine taşınmış oldu. Devletin tek dil, tek din ve tek millet yaratmak amacıyla gerçekleştirdiği Dersim hareketı sadece katliamla sınırlı kalmaz. Türkleştirmek ve Sünnileştirmek amacıyla köklerinden koparılan Dersim’in kız çocuklarının bir kısmı “yatılı okullar”a yerleştirilir, diğre kısmı ise katliama katılan rütbeli askerlere pay edilir. “İlkel” ve “vahşi” olarak tanımlanan Dersim kızlarının kılık kıyafetleri değiştirilerek asimilasyonun ilk adımı atılır… Sonra dilleri, inançları, kimlikleri ve bütün yaşamları değiştirilir… “Medeniyete kazandırmak” amacıyla köklerinden koparılan bu kızların hemen hiç biri, kaldıkları evlerde medeni haklardan yararlandırılmamış ve okullara gönderilmemiş olması bize “medeniyet”le anlatılan şeyin ne olduğu hakkında da yeterince fikir vermektedir… Türkiye’nin 30 ilinde ve Avrupa’da yaklaşık 4 yıldır devam eden “Dersim’in kayıp kızları” araştırmasının ürünü olan, “İki Tutam Saç-Dersim’in Kayıp Kızları” belgesel filmi iki öyküden oluşmaktadır. Bu kızlardan bazıları, silik anıların peşine düşerek köklerine dönebildi; Fatma ve Huriye, amca torunları… Biri, köklerinden koparıldıktan 10 yıl, diğeri 65 yıl sonra ailelerine kavuşan Dersim Katliamının tanıkları… yıkılan dünyalarını, köklerinden ve ailelerinden koparılışlarını ve kayboluşlarını… Götürüldükleri evlerde karşılaştıkları sorunlarını, bu evelerden kaçma düşünceleri ve kaçışlarını, isyanlarını, çaresizliklerini… Dramatik ve travmatik yaşamlarını, ilişkilerini, sevinçlerini, üzüntülerini ve öfkeli hüzünlerini… 70 yıl sonra buluştuklarında anlattılar… Ama bazıları, geriye iki tutam saç bırakarak hiçliğe karıştı. Aileler, hiç dinmeyen bir hasretle kayıp kızları aramaya devam ediyor; Şemsi ile Sakine, amcakızları… 1938’de köklerinden koparıldığından beri aileleri tarafından aranıyorlar. Anne ve babalarının son nefeslerine kadar hasretlerini çektikleri kızlarını arama sorumluluğu, kardeş Şemsi ve Erdal’ın omuzlarında… Ellerinde, onlardan geriye kalan iki tutam saçla hasretin dineceği günü bekliyorlar… Yanınıza yörenize yeniden bir bakın. Tanıdığınız ihtiyar bir kadın, kökünden koparılmış Dersimli bir kızın son hali olabilir! 2010 yılında Belgesel film gösterime girdiğinde yaklaşık 72 kişinin öyküsünü kayıt altına alabilmiştik. Ancak film Gazetelerde yazılmaya, Televizyonlarda konuşulmaya başlandıktan sonra bu sayı neredeyse ikiye katlandı. Bu güne kadar yaklaşık 150 civarında köklerinden koparılan Dersimli kızın ismini tespit ettik ve bunların büyük bölümüyle görüşmeler yaptık. Bazıları kendi ve ailelerinin çabaları sonucu aileleriyle buluşabildiği halde, bir kısmı hala aileleri tarafından aranıyor. Diğer bir kısmı ise ailelerini arıyor…

Çöpte Dostoyevski Buldum
Yönetmen: Enis Rıza Oyuncular: Oktay Çetinkaya Görüntü Y.: Koray Kesik Müzik: Sinan Sakizli Yapımcı: Nalan Sakizli Oktay Çetinkaya dilencisinden hurdacısına, çöpçüsünden tinercisine kadar sokakta yaşayan herkesin bir karışımı; çünkü o da dilencilik yapmış, çöp toplamış, kâğıt satmış, sokakta köpeklerle koyun koyuna uyumuş. Sonra, İstanbul’da tanıştığı öğrencilerle ve kâğıt toplarken çöpten bulduğu kitaplarla hayatı değişmiş. Okumaya ve kitapları biriktirmeye başlamış. Şimdi İstanbul’da, aradığınız her türlü kitabın bulunduğu bir sahaf dükkânı var. Çöpte Dostoyevski Buldum, yanı başımızda “insan” olduklarını fark etmemizi bekleyen sokak çocukları üzerine, hem bize hem de sokak çocuklarına umut verecek bir sokak çocuğunun, Oktay Çetinkaya’nın hayat öyküsü.

Şarkılarla Geçtim Aranızdan
Yönetmen: Ümit Kıvanç Müzik: Kazım Koyuncu Kazım Koyuncu, tam da bu memleketin en çok ihtiyaç duyduğu insanlardandı. Memleket bunu ne kadar fark etti, bilemiyoruz. Kazım'ı Zuğaşi Berepe zamanından beri izliyor, günün birinde önemli ve yeni bir müzikal açılım getireceğine güveniyordum. Ama beni bir 'Kazım filmi' yapmaya, bunun için iki yıl uğraşmaya, arada evim soyulup filmin yapılmış iki saati aşkın bölümünü kaybetmeme rağmen işe yeniden sarılmaya yönelten şey sadece onun müziği değil. Bu memleketin en çok ihtiyaç duyduğu ama ne yazık ki, kolay kolay yetiştiremediği insan tipinin harika bir örneği olarak gördüm onu. Peki niye o kadar gerekli bir insan? Onu, üç buçuk saate yaklaşan süresi içerisinde üzerinde günlerce düşünmediğim, daha iyi yapabilmek için defalarca uğraşmadığım hiçbir dakikası bulunmayan ve Kazım'ın hayatına ve anısına yakışırlığını durmadan yeniden sınadığım bir filmle anlatmaya çalıştım; bu yüzden burada söze dökmeyeceğim.

5 No’lu Cezaevi
Yönetmen: Çayan Demirel Oyuncular: Celal Paydaş, Mustafa Kılıç,Mustafa Özer, Nurettin Yılmaz Yapımcı: Ayşe Çetinbaş Müzik: Ahmet Tirgil 12 Eylül askeri darbesinden sonra Türkiye yakın tarihinin en acılı dönemlerinden birine tanıklı eden Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi'nde yaşananları konu ediyor. ‘5 No’lu Cezaevi’, 46. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde, 42. SİYAD Ödülleri’nde ve 21. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde “En İyi Belgesel Film” seçilmiştir...

Kaledeki Yalnızlık
Yönetmen: Volga Sorgu Oyuncular: Erkan Can, Menderes Samancılar, Ali Erkazan, Özlem Tekin, Bora Aktas, Nur Sürer Görüntü Y.: Ertunç Senkay, Ercan Özkan Yapımcılar: Erhan Güler, Seda Peker Müzik: Mazlum Çimen, Saki Çimen Futbol üzerine kurgulanmış bir film gibi görünse de içinde barındırdığı aile ilişkileri, yoksulluk, çaresizlik ve geçmişle hesaplaşmalar nedeniyle naif bir 'kaybetmiş adam' hikayesidir. Kadrosu ile her karede izleyiciye oyunculuk ziyafeti vadeden bu film, eşini kendi kullandığı arabada yaptığı trafik kazasında kaybetmesi ile hayata küsen bir babanın öyküsüdür. Maddi sıkıntılardan kurtulmak için babanın başvurduğu ihanet ve gurur öğelerinin yumuşak bir örgü ile iç içe sunulduğu film, varoşlarda yaşanan alt kültürü mümkün olan en sade dille yansıtıyor. Nurettin, futbolda parlak dönemler yaşarken geçirdiği trafik kazası sonucu hem eşini hem de geleceğini kaybetmiştir. Onu hayata bağlayan tek neden oğlu Feyyaz’dır. Nurettin, 3. Lige çıkma hayalleri kuran amatör bir takımında oynamaktadır. Futbolda kale, dramatik bir bölgedir ve çoğunlukla kaleciler saha içinde yalnızlardır. Kaledeki yalnızlık filmi, izlendikten sonra izleyicide olumlu duygular yaratacak ve büyük şehir koşuşturmasında unuttuğumuz pek çok insani değerleri yeniden anımsatacaktır. Filmi izlediğinizde TERS KÖŞE olacaksınız.

Son Mevsim: Şavaklar
Yönetmen: Kazım Öz Yapımcılar: Suncem Koçer, Kazım Öz Müzik: Ardavan Kamkar, Abas Kemendi, Mohammad Reza, Shajarian Belgesel, hayvancılıkla geçinmekte olan Şavaklılar’ın yok olmakta olan yaşam tarzlarını, doğayla bağlarını ve toplumsal yapılarını belgeleyen bir çalışma. Topluluk, kışları yaşadıkları bölgeden, ilkbahar yağmurları sırasında serin yaylalara çıkıp, yazı orada geçirip yazın bitmesiyle tekrar yola koyuluyor. Sürülerle birlikte haftalarca süren yolculuktan sonra Şavaklılar köylerinin bulunduğu Pertek ve Çemişgezek bölgelerine varıyor ve döngü yeniden başlıyor...

Mar
Yönetmen: Caner Erzincan Oyuncular: Volga Sorgu Tekinoğlu, Begüm Kütük, Güray Kip, Sırrı Süreyya Önder, Ahmet Kural Görüntü Y.: İlker Berke, Candan Murat Özcan Film, taşrada hayatın ve içinde bulundukları coğrafyanın sınırında yaşayan üç kuşaktan erkeğin, salyangoz toplayıcısı küçük Güven, yılan avlayarak hayatını kazanan ağabey Yılmaz ve kaçakçılıkta yolun sonuna gelen baba Halil'in hayata tutunma çabasını beyazperdeye aktarıyor... Evdeki kadınsızlığın çaresizliği içinde üçü de yalnız ve bu ıssızlığı kapatacak bir sevgi arayışı içinde. Ama o kadınlara ulaşmak, coğrafyanın engebeli arazisi kadar zor ve meşakkatli, sosyal ve kültürel olarak da bir o kadar imkansız. Kendi küçük çemberlerinde, küçük hayallere tutunan bu insanlar için hayat daha da acımasız ve hırçın...

Fotograf
Yönetmen: Kazım Öz Oyuncular: Nazmi Kırık, Mizgin Kapazan, Mehmet Ali Öz, Zülfiye Dolu, Feyyaz Duman, Sami Mermer Görüntü Y.: Ercan Özkan Yapımcı: Özkan Küçük Müzik: Mustafa Biber Ödüller: 3 ödül ve 1 adaylık Filmde, güneydoğudaki çatışmanın farklı taraflarında yer almak durumunda kalan iki gencin otobüste yan yana gelmeleriyle başlayan tanışma süreci anlatılıyor. Gidiş nedenlerini birbirinden gizleyen Faruk ve Ali’nin paylaştığı yol, sigara ve sıkıntı, bir fotoğraf yüzünden düşmanlığın gölgesi altına düşer. Güneydoğuda yaşananları ve bu olayların toplumda bıraktığı izleri sorgulayan yapım, dostluk ve düşmanlık kavramları arasındaki ince çizgi üzerine yerleşerek seyirciye yaşanan acı olayları farklı bir açıdan sorgulama fırsatı veriyor...

Diğer Yol - Bir Trabzon Filmi
Yönetmen: Oğuz Çiçek Oyuncular: Salih Kalyon, Hüseyin Sabri Kurtuldu, T. Şenol Tansel Müzik: Fuat Saka Oğuz Çiçek “yabancı düşmanlığı” temasından yola çıkarak yaptığı bu ilk uzun metrajlı filminde, eşi öldürüldükten sonra şehirden kaçıp Trabzon’un yüksek bir yaylasında yaşamını sürdüren Orhan’ın hikâyesini anlatıyor. Orhan iki yıl önce “son iş”inden dönüşte eşinin cesediyle karşılaşmış, cesedin hemen yanında da kendi sattığı silahlardan birini bulmuştur. Orhan’ın sattığı bu yasa dışı silahların zulasını bilebilecek dört kişi vardır sadece: Amcası, yabancı kökenli eşini durmadan tehdit eden ve amcasıyla gayrimeşru ilişkiler yürüten bir kadın satıcısı, eşinin o gün yurt dışından gelen abisi ve bir de en yakın arkadaşı ve iş ortağı Kâzım. Orhan, bir arabayla bu dört kişiyi toparlayıp köylerindeki bir ahıra kapatır.