Gündelikçi Filminin Değerli Yönetmeni Emel Çelebi ile Erzincan Film Festivaline
Katılarak Aynı Zamanda Söyleşi Gerçekleştirecektir...
Emel Çelebi, 1966 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi, İngiliz Dili
ve Edebiyatı Bölümü’den mezun olduktan sonra, çeşitli gezi dergilerinde
yazarlık, çevirmenlik ve editörlük yaptı. İlk yönetmenlik denemesi olan
“Gündelikçi”, 43. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Belgesel, 9.
Seul Kadın Filmleri Festivali’nde Birincilik Ödülü kazandı. “Lilit’in
Kızkardeşleri” adlı belgeseli ise Kosova, Prizren’de düzenlenen 8. Dokufest
Belgesel ve Kısa Film Festival’inde “En İyi Balkan Belgeseli” ödülüne layık
görüldü. Çelebi, DOCUMENTARIST-İstanbul Belgesel Günleri’nin de
düzenleyecilerindendir. Gate dergisinde yazıyor.
We never Said Goodbye To You Varosha (Asla Hoşçakal Demedik Varosha)
Dünyanın tek insansız şehri, dünyanın en yalnız şehri: Varosha…Varosha/Kapalı
Maraş, Türkiye’nin 1974 yılında Kıbrıs’a yaptığı askeri harekat sonrasında
kapatılan, tellerle çevrilip insansızlaştırılan bir bölge. 1974 sonrası Güney
Kıbrıs’ta yaşamak zorunda kalan, 38 yıldır evine dönemeyen Varosha’l...
Dersimin Kayıp Kızları
Kürtlerin, Zazaların, Türkmenlerin, Ermenilerin beraberce yaşadığı, dağlarla
çevrili bir yurt. Çoğunluğu Alevi Kızılbaş olan halkıyla, her taşın ve dağın,
suyun ve ağacın kutsal sayıldığı, kültürü derinlere kök salmış bir yuva.
Cumhuriyet Hükümeti, 1937-38 yıllarında Dersim’e “medeniyet götürme” adı altında
bir harekat düzenledi. Ve bu harekat, fetih duygusuyla yapıldı. Dersim’de
olanlar son zamana kadar yüksek sesle konuşulmadı. Dersim Katliamı, yutkunması
zor bir sözcüktü hep. Açığa çıkan belgelere göre 13.000’den fazla insan
öldürülmüş, 12.000 civarında insan sürgüne gönderilmişti. Kurbanların sayısı
hala kesinleşmedi… Harekat sonrası rütbeli asker ailelerine ve eşrafa pay edilen
kızları ise ailelerinden başka kimse merak etmedi; 2005 yılında “isyan” olarak
bilinen Dersim Katliamına dair araştırmaya başladığımızda henüz hiçbir şey bu
kadar net değildi. Dersim’38 sürecinin ve katliamın niteliğini belirlemek ve
yeni bir tanımla yapma ihtiyacı vardı. Resmi tarih tezine karşın halkın gerçek
tarihini açığa çıkararak tarihin yeniden yazımına katkıda bulunmayı
amaçlıyorduk. Katliamın yaşayan tanıkları ve mağdurlarıyla röportajlar yapmaya
başladığımızda “kayıp kızlar” gerçeğini bizde bilmiyorduk. Kadınlı, erkekli
yaklaşık 150 katliam tanığı ve mağduruyla yaptığımız “ görüntülü sözlü tarih
çalışması” kapsamında sürecin niteliğini açığa çıkaracak bir soru sorduk.
“Dersim’38 de kadınlara ve çocuklara ne yapıldı?” Biliyorduk ki bu sorunun
yanıtı bizi yeni bir bilgiye ve yeni bir tanımlamaya götürecekti. Dersim’in
Kayıp Kızları bir soruyla ortaya çıktı ve bir belgesel filme dönüştü. O belgesel
film ise “isyan” olarak bilinen Dersim’38’in aslında bir katliam olduğunu açığa
çıkardı. Deyim yerindeyse 2009 yılında Dersim tartışmalarını başlatan işaret
fişeği oldu. Cumhuriyet Devletinin karakutusunun kapağı açılmış oldu. Böylelikle
38 katliamından sonra ilk kez “Dersim” Gazete manşetlerine taşınmış oldu.
Devletin tek dil, tek din ve tek millet yaratmak amacıyla gerçekleştirdiği
Dersim hareketı sadece katliamla sınırlı kalmaz. Türkleştirmek ve Sünnileştirmek
amacıyla köklerinden koparılan Dersim’in kız çocuklarının bir kısmı “yatılı
okullar”a yerleştirilir, diğre kısmı ise katliama katılan rütbeli askerlere pay
edilir. “İlkel” ve “vahşi” olarak tanımlanan Dersim kızlarının kılık kıyafetleri
değiştirilerek asimilasyonun ilk adımı atılır… Sonra dilleri, inançları,
kimlikleri ve bütün yaşamları değiştirilir… “Medeniyete kazandırmak” amacıyla
köklerinden koparılan bu kızların hemen hiç biri, kaldıkları evlerde medeni
haklardan yararlandırılmamış ve okullara gönderilmemiş olması bize “medeniyet”le
anlatılan şeyin ne olduğu hakkında da yeterince fikir vermektedir… Türkiye’nin
30 ilinde ve Avrupa’da yaklaşık 4 yıldır devam eden “Dersim’in kayıp kızları”
araştırmasının ürünü olan, “İki Tutam Saç-Dersim’in Kayıp Kızları” belgesel
filmi iki öyküden oluşmaktadır. Bu kızlardan bazıları, silik anıların peşine
düşerek köklerine dönebildi; Fatma ve Huriye, amca torunları… Biri, köklerinden
koparıldıktan 10 yıl, diğeri 65 yıl sonra ailelerine kavuşan Dersim Katliamının
tanıkları… yıkılan dünyalarını, köklerinden ve ailelerinden koparılışlarını ve
kayboluşlarını… Götürüldükleri evlerde karşılaştıkları sorunlarını, bu evelerden
kaçma düşünceleri ve kaçışlarını, isyanlarını, çaresizliklerini… Dramatik ve
travmatik yaşamlarını, ilişkilerini, sevinçlerini, üzüntülerini ve öfkeli
hüzünlerini… 70 yıl sonra buluştuklarında anlattılar… Ama bazıları, geriye iki
tutam saç bırakarak hiçliğe karıştı. Aileler, hiç dinmeyen bir hasretle kayıp
kızları aramaya devam ediyor; Şemsi ile Sakine, amcakızları… 1938’de köklerinden
koparıldığından beri aileleri tarafından aranıyorlar. Anne ve babalarının son
nefeslerine kadar hasretlerini çektikleri kızlarını arama sorumluluğu, kardeş
Şemsi ve Erdal’ın omuzlarında… Ellerinde, onlardan geriye kalan iki tutam saçla
hasretin dineceği günü bekliyorlar… Yanınıza yörenize yeniden bir bakın.
Tanıdığınız ihtiyar bir kadın, kökünden koparılmış Dersimli bir kızın son hali
olabilir! 2010 yılında Belgesel film gösterime girdiğinde yaklaşık 72 kişinin
öyküsünü kayıt altına alabilmiştik. Ancak film Gazetelerde yazılmaya,
Televizyonlarda konuşulmaya başlandıktan sonra bu sayı neredeyse ikiye katlandı.
Bu güne kadar yaklaşık 150 civarında köklerinden koparılan Dersimli kızın ismini
tespit ettik ve bunların büyük bölümüyle görüşmeler yaptık. Bazıları kendi ve
ailelerinin çabaları sonucu aileleriyle buluşabildiği halde, bir kısmı hala
aileleri tarafından aranıyor. Diğer bir kısmı ise ailelerini arıyor…
Çöpte Dostoyevski Buldum
Yönetmen: Enis Rıza Oyuncular: Oktay Çetinkaya Görüntü Y.: Koray Kesik Müzik:
Sinan Sakizli Yapımcı: Nalan Sakizli Oktay Çetinkaya dilencisinden hurdacısına,
çöpçüsünden tinercisine kadar sokakta yaşayan herkesin bir karışımı; çünkü o da
dilencilik yapmış, çöp toplamış, kâğıt satmış, sokakta köpeklerle koyun koyuna
uyumuş. Sonra, İstanbul’da tanıştığı öğrencilerle ve kâğıt toplarken çöpten
bulduğu kitaplarla hayatı değişmiş. Okumaya ve kitapları biriktirmeye başlamış.
Şimdi İstanbul’da, aradığınız her türlü kitabın bulunduğu bir sahaf dükkânı var.
Çöpte Dostoyevski Buldum, yanı başımızda “insan” olduklarını fark etmemizi
bekleyen sokak çocukları üzerine, hem bize hem de sokak çocuklarına umut verecek
bir sokak çocuğunun, Oktay Çetinkaya’nın hayat öyküsü.
Şarkılarla Geçtim Aranızdan
Yönetmen: Ümit Kıvanç Müzik: Kazım Koyuncu Kazım Koyuncu, tam da bu memleketin
en çok ihtiyaç duyduğu insanlardandı. Memleket bunu ne kadar fark etti,
bilemiyoruz. Kazım'ı Zuğaşi Berepe zamanından beri izliyor, günün birinde önemli
ve yeni bir müzikal açılım getireceğine güveniyordum. Ama beni bir 'Kazım filmi'
yapmaya, bunun için iki yıl uğraşmaya, arada evim soyulup filmin yapılmış iki
saati aşkın bölümünü kaybetmeme rağmen işe yeniden sarılmaya yönelten şey sadece
onun müziği değil. Bu memleketin en çok ihtiyaç duyduğu ama ne yazık ki, kolay
kolay yetiştiremediği insan tipinin harika bir örneği olarak gördüm onu. Peki
niye o kadar gerekli bir insan? Onu, üç buçuk saate yaklaşan süresi içerisinde
üzerinde günlerce düşünmediğim, daha iyi yapabilmek için defalarca uğraşmadığım
hiçbir dakikası bulunmayan ve Kazım'ın hayatına ve anısına yakışırlığını
durmadan yeniden sınadığım bir filmle anlatmaya çalıştım; bu yüzden burada söze
dökmeyeceğim.
5 No’lu Cezaevi
Yönetmen: Çayan Demirel Oyuncular: Celal Paydaş, Mustafa Kılıç,Mustafa Özer,
Nurettin Yılmaz Yapımcı: Ayşe Çetinbaş Müzik: Ahmet Tirgil 12 Eylül askeri
darbesinden sonra Türkiye yakın tarihinin en acılı dönemlerinden birine tanıklı
eden Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi'nde yaşananları konu ediyor. ‘5 No’lu Cezaevi’,
46. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde, 42. SİYAD Ödülleri’nde ve 21.
Ankara Uluslararası Film Festivali’nde “En İyi Belgesel Film” seçilmiştir...
Kaledeki Yalnızlık
Yönetmen: Volga Sorgu Oyuncular: Erkan Can, Menderes Samancılar, Ali Erkazan,
Özlem Tekin, Bora Aktas, Nur Sürer Görüntü Y.: Ertunç Senkay, Ercan Özkan
Yapımcılar: Erhan Güler, Seda Peker Müzik: Mazlum Çimen, Saki Çimen Futbol
üzerine kurgulanmış bir film gibi görünse de içinde barındırdığı aile
ilişkileri, yoksulluk, çaresizlik ve geçmişle hesaplaşmalar nedeniyle naif bir
'kaybetmiş adam' hikayesidir. Kadrosu ile her karede izleyiciye oyunculuk
ziyafeti vadeden bu film, eşini kendi kullandığı arabada yaptığı trafik
kazasında kaybetmesi ile hayata küsen bir babanın öyküsüdür. Maddi sıkıntılardan
kurtulmak için babanın başvurduğu ihanet ve gurur öğelerinin yumuşak bir örgü
ile iç içe sunulduğu film, varoşlarda yaşanan alt kültürü mümkün olan en sade
dille yansıtıyor. Nurettin, futbolda parlak dönemler yaşarken geçirdiği trafik
kazası sonucu hem eşini hem de geleceğini kaybetmiştir. Onu hayata bağlayan tek
neden oğlu Feyyaz’dır. Nurettin, 3. Lige çıkma hayalleri kuran amatör bir
takımında oynamaktadır. Futbolda kale, dramatik bir bölgedir ve çoğunlukla
kaleciler saha içinde yalnızlardır. Kaledeki yalnızlık filmi, izlendikten sonra
izleyicide olumlu duygular yaratacak ve büyük şehir koşuşturmasında unuttuğumuz
pek çok insani değerleri yeniden anımsatacaktır. Filmi izlediğinizde TERS KÖŞE
olacaksınız.
Son Mevsim: Şavaklar
Yönetmen: Kazım Öz Yapımcılar: Suncem Koçer, Kazım Öz Müzik: Ardavan Kamkar,
Abas Kemendi, Mohammad Reza, Shajarian Belgesel, hayvancılıkla geçinmekte olan
Şavaklılar’ın yok olmakta olan yaşam tarzlarını, doğayla bağlarını ve toplumsal
yapılarını belgeleyen bir çalışma. Topluluk, kışları yaşadıkları bölgeden,
ilkbahar yağmurları sırasında serin yaylalara çıkıp, yazı orada geçirip yazın
bitmesiyle tekrar yola koyuluyor. Sürülerle birlikte haftalarca süren
yolculuktan sonra Şavaklılar köylerinin bulunduğu Pertek ve Çemişgezek
bölgelerine varıyor ve döngü yeniden başlıyor...
Mar
Yönetmen: Caner Erzincan Oyuncular: Volga Sorgu Tekinoğlu, Begüm Kütük, Güray
Kip, Sırrı Süreyya Önder, Ahmet Kural Görüntü Y.: İlker Berke, Candan Murat
Özcan Film, taşrada hayatın ve içinde bulundukları coğrafyanın sınırında yaşayan
üç kuşaktan erkeğin, salyangoz toplayıcısı küçük Güven, yılan avlayarak hayatını
kazanan ağabey Yılmaz ve kaçakçılıkta yolun sonuna gelen baba Halil'in hayata
tutunma çabasını beyazperdeye aktarıyor... Evdeki kadınsızlığın çaresizliği
içinde üçü de yalnız ve bu ıssızlığı kapatacak bir sevgi arayışı içinde. Ama o
kadınlara ulaşmak, coğrafyanın engebeli arazisi kadar zor ve meşakkatli, sosyal
ve kültürel olarak da bir o kadar imkansız. Kendi küçük çemberlerinde, küçük
hayallere tutunan bu insanlar için hayat daha da acımasız ve hırçın...
Fotograf
Yönetmen: Kazım Öz Oyuncular: Nazmi Kırık, Mizgin Kapazan, Mehmet Ali Öz,
Zülfiye Dolu, Feyyaz Duman, Sami Mermer Görüntü Y.: Ercan Özkan Yapımcı: Özkan
Küçük Müzik: Mustafa Biber Ödüller: 3 ödül ve 1 adaylık Filmde, güneydoğudaki
çatışmanın farklı taraflarında yer almak durumunda kalan iki gencin otobüste yan
yana gelmeleriyle başlayan tanışma süreci anlatılıyor. Gidiş nedenlerini
birbirinden gizleyen Faruk ve Ali’nin paylaştığı yol, sigara ve sıkıntı, bir
fotoğraf yüzünden düşmanlığın gölgesi altına düşer. Güneydoğuda yaşananları ve
bu olayların toplumda bıraktığı izleri sorgulayan yapım, dostluk ve düşmanlık
kavramları arasındaki ince çizgi üzerine yerleşerek seyirciye yaşanan acı
olayları farklı bir açıdan sorgulama fırsatı veriyor...
Diğer Yol - Bir Trabzon Filmi
Yönetmen: Oğuz Çiçek Oyuncular: Salih Kalyon, Hüseyin Sabri Kurtuldu, T. Şenol
Tansel Müzik: Fuat Saka Oğuz Çiçek “yabancı düşmanlığı” temasından yola çıkarak
yaptığı bu ilk uzun metrajlı filminde, eşi öldürüldükten sonra şehirden kaçıp
Trabzon’un yüksek bir yaylasında yaşamını sürdüren Orhan’ın hikâyesini
anlatıyor. Orhan iki yıl önce “son iş”inden dönüşte eşinin cesediyle
karşılaşmış, cesedin hemen yanında da kendi sattığı silahlardan birini
bulmuştur. Orhan’ın sattığı bu yasa dışı silahların zulasını bilebilecek dört
kişi vardır sadece: Amcası, yabancı kökenli eşini durmadan tehdit eden ve
amcasıyla gayrimeşru ilişkiler yürüten bir kadın satıcısı, eşinin o gün yurt
dışından gelen abisi ve bir de en yakın arkadaşı ve iş ortağı Kâzım. Orhan, bir
arabayla bu dört kişiyi toparlayıp köylerindeki bir ahıra kapatır.