Türkiye, Hollywood Filmiyle Tanıtılır mı?
Türkiye’yi tanıtan belgesel filmlerin izlenme oranının düşük olduğunu belirten Turizm Bakanı Mustafa Taşar, Türkiye’nin; Indiana Jones, Mumya gibi Hollywood yapımı filmlerle tanıtılması için hükümete öneri götürmeye hazırlandığını açıkladı. Taşar "İstanbul, İzmir, Pamukkale ve Mardin’i içine alan, Indiana Jones gibi macera filmi ya da aşk filmi olabilir. Bu, Türkiye hakkındaki olumsuz imajları ortadan kaldırır" dedi. Taşar’ın bu sözlerinin ardından, "Tanıtım, Türkiye’yi daha iyi anlatan belgesellerle mi, yoksa Hollywood yapımı filmlerle mi daha iyi yapılır?" sorusu gündeme gelirken, şu görüşler dile getirildi:

Erkan Mumcu (Turizm eski Bakanı)
Mutlaka yapılmalı
Dünyadaki çeşitli ulus ve kültüre mensup insanlarla, Türkiye arasında duygusal bir kontak yaratabilmek bakımından Hollywood yapımlarının son derece kritik bir değeri vardır. Yani "olmazsa olmaz" bir değeri vardır ve mutlaka yapılmalıdır. Ancak bunu bürokratik devlet müdahaleleriyle kuşa döndürmememiz gerek. Bence yapılması gereken, Hollywood’dan gelecek projelere belli bir satın alma garantisi verme biçiminde olmalı. Bu girişimde bulunmak istedim ama mevzuat maalesef buna izin vermiyor. Taşar’ı destekliyorum.

Yusuf Kurçenli (Sinema yönetmeni)
Daha çok kişiye ulaşır
Türkiye’yi tanıtmak için yapılan belgesel filmlerin yeterince pazarlanamaması ve seyirciye ulaştırılamaması sorunu var. Bu sorun çözülürse daha iyi tanıtım imkanı yakalanabilir. Ancak yapılan belgesellerin seyircilere ulaşamadığı çünkü belgesel dağıtım şebekelerine giremediği de ortada. Macera filmi olup olmaması önemli değil, yani buradaki tek kriter çok sayıda seyirciye ulaşabilecek prodüksiyon ve dağıtım olanaklarına sahip olabilmek. Bu da Hollywood’da var. Turist için cazip olan neyse bunları mekan olarak kullanabilecek filmler seyirciye ulaşabildiği takdirde, Türkiye’nin tanıtımını yapılabilir. İçeriğinin üzerinde fazla durmamak lazım. Önemli olan Türkiye’yi mekan olarak kullanacak filmlerin seyirciye hangi yolla ulaşacağı noktasını doğru tespit etmek gerekir.

Enis Rıza (T. Belgesel Filmciler Bir. Bşk.)
Belgesel bir dünya dili
Belgesel izlenme oranın düşük olduğu yönündeki bir yaklaşımı doğru bulmuyorum. Çünkü bunun bir argümanı yok. Türkiye’de belgesel üretilmesi konusunda bir çaba; finansal ve kurumsal bir destek olmadığı için de bunun sonuçlarını kimse görmüyor. Bugün bütün dünya Hollywood yapımı macera filmlerine değil, tam tersine özellikle belgesel üretimine küreselleşmeyle birlikte önem verip desteklemeye başladılar. Çünkü belgeselin gücü bir tür uluslararası dünya dilidir. Belgesel üretmeyen ülke kendini ifade edemiyor kendi ile bir başka toplum arasında ilişki oluşturamıyor demektir. Türkiye’deki yönetmenler sinemacılar neden doğru dürüst finansmanlarla filmler üretemiyorlar? Niye onlar desteklenmiyor?

Şehbal Şenyurt (Belgesel yönetmeni)
Belgeselin önemi büyük
Belgesellerin yurtdışında tanıtım anlamında çok büyük önemi var ve insanlar bu ülkeyi bilgi düzeyinde tanımak istiyorlar. Onun bilgisine ulaşmanın en önemli araçlarından biri de belgesel. ‘Çanakkale’ belgeselimiz Avustralya basınında ‘Türkiye’den ilk kez bu kadar objektif bir belgesel’ izliyoruz yorumunu alınca ardından İrlanda, İngiltere, Yeni Zelanda bu belgeseli satın almaya çalıştı. Bu bir tanıtımdır. Belgesellerimiz uluslararası festivallere gidiyor. Bizlerden uluslararası alanlarda belgesel projeler bekleniyor. Türkiye’den finansal kaynak olmadığı için projelerimiz yarım kalıyor. Çok önemli tanıtım aracı çok fazla gözardı ediliyor. Dolayısıyla bizler belgeselleri kendi gücümüzle üretmeye çalışıyoruz.

Belma AKÇURA
27 Haziran 2002 Perşembe / Güncel
ÇAPRAZ ATEŞ