|

Belgesel Notları Tarih - Teknik
Sinemanın ortaya çıkışı 17. yüzyılda fizikçi Newton ve 18. yüzyılda Şövalye D'Arcy'nın çalışmalarına karşın İsviçre asıllı İngiliz Peter Mark Roger tarafından belli bir noktaya getirildi. Mark Roger'in çalışmaları 1830 da "Faraday Tekerleği"nin bulunmasına giden yolu açtı. Ardından John Herschel el yapımı resimlerden faydalanarak bir oyuncak yaptı. Fitton ve Dr. Paris 1825 yılında "Thaumatrope"u yaptılar. Bu, önünde ve ardında resimler bulunan basit bir karton daireydi. Hızla tersyüz edilerek döndürülünce resimler üstüste görülüyordu. 1832'de Belçikalı fizikçi Plateau ve Avusturya'lı Profesör Stampfer birbirlerinden haberleri olmaksızın thaumatrope'u geliştirdiler. Plateau, phenakistiscope adını verdiği aletle resimleri iki dairede ters yönde döndürerek hareketli imiş yanılsamasını yarattı. Horner adında bir İngiliz zootrope adıyla bu aleti de geliştirdi. Resimler art arda bir kartona sıralanmaktaydı. Tüm bunlara ek olarak şunu da belirtmek gerekir. Avusturyalı general Uchatius daha 17. yyda "büyülü fener-lanterne majique" yöntemiyle görüntüleri perdeye düşürmeyi başarmıştı. Pletau araştırmaları yüzünden kör oldu ve çalışmaları yarıda kaldı.
Sinemanın başlangıcı fotoğraftır. Arka arkaya göz önünden geçen durağan resimler bir yanılsamaya neden olur ve göz onları hareketliymiş gibi görür.
Nicephore Niepche ilk fotoğrafı olan "hazır sofra" için 14 saat poz vermişti (1823). 1839 da çekilen natürmortlar için hala en az yarım saat poz vermek gerekiyordu. Bir fotoğraf camından bir çok fotoğraf basmak için 1851 yılını beklemek gerekecekti.
1851 den başlayarak Claudet, Dubesog, Herschel, Wenham, Wheatstone, Sequin gibi araştırmacılar hareket halinde bir şeyin resmini çekmeye çalıştılar.
San Fransisco'da Muybridge, Kaliforniya'lı milyarder Leland Stanford'un maddi katkılarıyla hareketli görüntüyü çekme konusunda ilginç yöntemlerle başarıya ulaştı. Uzun bir koşu yolunun kenarına sıra sıra kulübeler yaptırıldı. Her birine de birer fotoğraf makinesi yerleştirildi.
1888 yılında Fizyolog Marey, ilimler akademisine pelikül üzerine çekilmiş ilk fotoğrafları sundu. Kamera adlı makina ilk defa yapılmış ve kullanılmıştı. Hemen ardından (1880-1890) Leprince ve Greene İngiltere'de iyi sonuçlar veren çalışmalar yaptılar. Reynaud 1877 yılında Horner'in zootrope'unu geliştirerek praxinoscope'u yaptı. Renkli ve hareket halindeki resimleri perdeye aksettirerek on yıl boyunca Grevin Müzesinde halka "Optik Tiyatro" adıyla gösterdi. O sıralarda Edison, her resmin kenarına dört çift delik hesabıyla 35mm
lik kurdeleyi bularak çağdaş filmciliğe bir yön verdi. Edison yaptığı alete "kinetoscope" adını verdi.
Thomas Edison 1891'de bir film çekme kamerası ve bir film gösterme makinesi üretti. Bir yandan da konulu belgesel filmler gerçekleştirdi. 1894'de
Paris'te bir film çekme ve gösterme gösterisi düzenledi. Bu tarihin önemi,sinema olgusunun 1. aşamasını tamamlamasına karşılık gelmesidir.
Kimya bilimci Louis ve biyolog Auguste Lumiere kardeşler babaları sanayici Antoine Lumiere'nin yardımıyla tek kişinin izleyebileceği durumdaki bu sistemi, görüntüyü beyaz perdeye düşürecek hala getirirler.
28 Aralık 1895'de Paris'te "Boulevard Capucines Grand Cafe"de profesyonel bir gösteri sunarlar. Bu tarih sinemanın ve belgesel sinemanın doğuş tarihidir. Bütün bu gelişmeler burada anlatıldığı kadar steril, olumlu gelişmeler midir mutlaka şüphe etmek ve tartışmak gerekir.
İlk Belgesel Filmler
Burada tamamen batılı kaynaklardan aldığımız bilgileri aktarmakla yetineceğim.
Kim bilir belki de hiç bilmediğimiz coğrafyalarda çok önemli çalışmalar yapıldı. İlk belgesel filmler İngiltere'de çekildi. Robert Watkins mikroskoptan görünenleri 1897 yılında filme çekti. Dr Doyen bir takım ameliyatları filme çekti. 1903 yılında bu sayılan çalışmalardan daha kapsamlı olan Prof Duncan'ın "Görünmeyen Alem" adında çektiği hayvanlarla ilgili çalışmalardır. Rider Noble, Balkanlarda, Ormistion Smith Yakın Doğu'da, Rosenthal Kanada'da filmlerini 1902-1905 yılları arasında gerçekleştirdiler. Daha sonra Raleigh "Cap Burnundan Kahire'ye" filmini gerçekleştirdi. 1910 yılında Kaptan Scott'un Güney Kutbu yolculuğu feci bir sonla bitmiş ve ekiple birlikte Kaptan Scott Amundsen'in kendilerinden önce kutba vardığını da gördükten sonra ölmüştü. Sağ kalanlardan H. G. Ponting bu seyahatin çekimlerinden "Ebedi Sessizlik" adlı belgeseli yaptı.
Flaherty ve onun en önemli yapıtını daha sonra ayrıntılı olarak inceleyeceğiz . Ancak kendi döneminde Flaherty tek değildi. Merian Cooper ve Ernest Shoedsack'ı belirtmek gereklidir.
Almanya belgeselin önemini başlangıçtan itibaren kavramıştır. UFA belgesel yapımına önemli ve sürekli bir destek sağlamıştır. Bu desteğin içeriğini yıl boyunca tartışacağız. Hitler döneminde ülkedeki tüm belgesel üretimi propagandayla eşanlamlı hale gelmiştir. Rusya belgesel filmde tüm zamanlarda en ileri ülkelerden biri olagelmiştir. Sovyetler'de Vertov, Kuleshov ve Pudovkin hemen sayabileceğimiz kuramcı ve yönetmenler olarak öne çıkarlar.
İngiltere Grierson, Rotha, Stuart Legg, Basil Wright gibi yönetmen ve eleştirmenlerle belgesel açısından önemli bir ülke olmuştur.
İlginç Bir Not
Ülkemizin en önemli yönetmenlerinden biri olan Metin Erksan ilginç bir yaklaşımla sinema tarihinde Türklerin önemli katkıları olduğunu açıklamaktadır:
"Türk Karagöz Oyunu'nun kökleri Şamanizm'e ve M.Ö. 5 yüzyıla dayanmaktadır. 14. yüzyılda Türk Karagöz Oyunu; 50x70 cm boyutlarında dikdörtgen bir bez perde (white screen), içinden ışığın geçtiği deriden yapılmış, renkli boyanmış, başı, kolları, gövdesi ve ayakları hareket edebilen, 50 cm uzunluğundaki çubuklara çakılmış saydam insan ve hayvan figürlerinin (forms), arkadan beyaz perdeye yansıtılan güçlü bir ışık (strong white light) verilerek, kukla ya da figürleri oynatan kişi (director) tarafından oynatılması ve seslendirilmesi (dubbing) ile gerçekleşmekteydi. Metin
ERKSAN bu oyunu "hand made moving picture ya da hand made cinema" olarak adlandırır ve sinemanın ilk bulunuşunu Türklerin gerçekleştirdiğini savunur.
Ethem ÖZGÜVEN
4 Kasım 2003
pub20.ezboard.com
|
|
 |

|