|
Belge(sel)den Kurmacaya
Çağdaş Sanatın özellikle üstünde durduğu konulardan birine odaklandık bu
sayımızda. Belge dediğimiz şey ne kadar gerçek, kurmaca nerede işin içine
giriyor? Kralın resmini yapan ressam, tarım işçisinin fotoğrafını çeken
fotoğrafçı, buluntulardan oluşturulan bir sergi... neyi, ne kadar, hangi
bakışla, anlayışla anlatıyor? Onların anlatmak istediğini biz kendimiz
yorumlarken nereye kadar özgürüz? Hepimizin sınandığı bugünlerde, bence en
eğlenceli, en merak uyandırıcı ve uyarıcı bu soruyla yola çıktık. Hem zaten
Türkiye’de çağdaş sanatla ilgilenenler sadece okumakla, izlemekle kalmıyorlar,
uluslararası platformda işbaşındalar.
Kutluğ Ataman, günümüzde dünyanın en önemli sanat ödülü sayılan Turner Prize’ın
dört adayından biri olmuştu daha yeni: Video enstalasyonları en önemli sergi ve
müzelerde gösterilirken, eğitimi, donanımı ve yapıtlarıyla en tanınmış
sanatçılardan biri şu anda dünyada. Levent Çalıkoğlu’nun kendisiyle yaptığı
söyleşide Belge(sel)den Kurmacaya konusunun çok ilginç örneklerle ve kavramlarla
tartışılmasına tanık olacaksınız. Karşı Sanat’ta, Çalıkoğlu’nun küratörlüğünü
yaptığı Denizhan Özer’in Pasaport başlıklı sergisi de, Andy Warhol’dan Sophie
Calle’e ilgimizi çok çekmiş bir yaklaşımla hazırlanmış, ama konusu itibarıyla
son derece güncel ve bence dikizlemenin yerine üzüntüyü yerleştiren bir çalışma.
Nazif Topçuoğlu da gene uluslararası örneklerle yola çıkıyor ve yanıbaşımızdaki
durumlara kadar bizi yaklaştırıyor; sizce fotoğrafın kadrajı nerede biter? Ayşe
Erkmen’in Galerist’teki çalışması farklı yorumlara ve üzerinde daha çok
konuşulmaya değer bir çalışma. Oda Projesi’nin Tensta, İsveç’teki iki aylık
mekân-yer çalışması Türkiye’de sanatçıların uluslararası ilişkilerini yeniden
değerlendirmemiz için bir fırsat. Ali Akay’ın hem Seul’da küratörlerinden biri
olduğu sergiyle ilgili söyledikleri, hem de “Belgeden İfadeye Doğru” başlıklı
yazısında tartıştığı ve örneklediği yapıtlar, çağdaş sanatta yanıbaşımızda
yapılanların sınır tanımadığının bir başka göstergesi. Bilge Alkor’un son
sergisi hakkında yazmanın yanı sıra genç belgeselci Cüneyt Karaahmetoğlu’nun Tek
Başına adlı filmini bulup ortaya çıkaran Pelin Özer belge(sel) kurmaca
ilişkisini yazısında da uyguladı. Müberra Yüksel, Önder Murad Özdemir’in ve
Saadet Özen’in yazıları da belge/kurmaca ilişkisine araştırmacı yaklaşımın nasıl
olabildiğine dair üç örnek oluşturdu.
Sanat Dünyamız’ın amacı hiçbir alanla sınırlı değil, tıpkı çağdaş sanatın hiç
bir alanla sınırlı olmadığı gibi. Amacımız doğru eleştirilerin, eleştirilerin
eleştirisinin yapılabildiği, sanatı kazıyan, sorgulayanlara yer açan bir
platform olarak yayınımızı sürdürmek. 1974’den bu yana derginin birikimine
baktığımızda doğru bir yolda olduğumuza inanıyoruz. Böylece genç yazarımız Orçun
Türkay’ın Camille Claudel ya da Degas ve Picasso üstüne yazdıkları; deneyimli
Emre Kongar, Zeynep Yasa Yaman ve Haldun Dostoğlu’nun 1954’te Yapı ve Kredi
Bankası’nın gerçekleştirdiği “İş ve İstihsal” sergisiyle ilgili
değerlendirmeleri; Metin And’ın Büyük İskender üzerine anlattıkları, Princeton
Üniversitesi Emeritus Profesörü Ahmet Çakmak’ın liderliğindeki Ayasofya
Araştırması derginin varolan çizgisini sürdürüyor. Tek bir çizgi yoktur
yaklaşımını zaten savunmuş olan Sanat Dünyamız, Türkiye’de yapılan çağdaş
sanatın da yazılı basın açısından en yakın ve donanımlı takipçisi, eleştirmeni,
ve destekleyicisi olmak iddiasında. Belki öyle olmaya başlamıştır zaten. Zaman
gösterecek.
Bu arada Şubat ayında başlattığımız ve ayda birer kere perşembe günleri YKKSM
Sermet Çifter Salonu’nda yapılmakta olan Kemal İskender yönetimindeki “Sanat
Konuşmaları” ile Levent Çalıkoğlu’nun yönettiği “Çağdaş Sanat Konuşmaları”na
sizleri beklediğimizi hatırlatalım. 10 Mart’ta Kemal İskender “Batı Resminde Nü”
üzerine konuşacak; 24 Mart’ta ise Başak Şenova, Erhan Muratoğlu, Emre Erkal
“Çağdaş Sanat’ta Tekno-lojik Dil”in tartışıldığı panele katılacaklar.
Kaynak
Sayı : 94 - Bahar 2005
Mine HAYDAROĞLU
ykykultur.com.tr
|
|
 |

|