Kazakistan'dan Macaristan'a Erenlerin İzinden



En kapsamlı Alevilik belgeseli...

Hacıbektaş Veli'nin Orta Asya, Anadolu ve Balkanlar'daki izini süren belgeselin galası Nisan sonunda Çankaya Köşkü'nde yapılacak.

Şimdiye kadar siyasi ve inanç boyutuyla gündeme gelen Alevilik ve Bektaşilik artık belgeseliyle de gündem oluşturacak. Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacıbektaş Veli Araştırma Merkezi'nin Başbakanlık Tanıtma Fonu'nun parasal desteğiyle Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'ne hazırlattığı belgesel, konuyla ilgili bugüne kadar yapılanların en kapsamlısı.

Belgesel, aynı zamanda bir üniversite tarafından gerçekleştirilen belgesellerin de en büyüğü.

Galası Nisan sonunda Çankaya Köşkü'nde yapılacak ve ardından TRT'de ekrana gelecek olan belgesel, Hacıbektaş Veli öğretisinin Orta Asya, Anadolu ve Balkanlar'daki izlerini sürerek Türk hümanizminin kaynaklarını araştırıyor. 90 bin kilometre yol kat edilerek gerçekleştirilen belgeselde yer alacak görüntülerin yaklaşık yüzde 60'ı ilk kez izleyeceğimiz özgün görüntüler olacak.

Başkanı olduğu G.Ü. Türk Kültürü ve Hacıbektaş Veli Araştırma Merkezi'nin Türkiye'de alanındaki ilk ve tek bilimsel araştırma merkezi olduğunun ve dernekle karıştırılmaması gerektiğinin altını çizen G.Ü. İletişim Fakültesi Dekanı ve projenin genel koordinatörü Prof. Dr. Alemdar Yalçın, Hacıbektaş Velinin bilimsel açıdan pek bilinmediğine dikkat çekiyor. Projenin amacını "Hacıbektaş Veliyi, onun yaşamını, etkilerini ve kültürümüzdeki yerini geniş topluluklara doğru tanıtmak" şeklinde ifade eden Yalçın, "13. yüzyılda şaşılacak kadar engin bir insan sevgisi kavramı var Anadolu'da. Bilim, teknoloji birikimi var. İstedik ki, bu hümanist bilgi birikimini insan hakları konusunda köşeye sıkıştığımız bir zamanda dünyaya tanıtalım. Hacıbektaş Veli diyor ki esas olan insan. 72 milletin hepsi bir onun gözünde.
2000 yılının 'İnanç ve Hoşgörü' yılı ilan edilmesi de belgesele denk düşmüş oldu. Yaklaşık 60 dakikalık bir CD hazırlayıp İnternet üzerinden tüm dünyaya sunmak istiyoruz" diyor.

Başbakanlık Tanıtma Fonu'nun tahsis ettiği 500 bin dolar, Halkbank, Kodak'ın sponsor desteği ve Gazi İletişimin teknik olanaklarıyla gerçekleştirilen belgeselde çeşitli üniversitelerden yüzün üzerinde akademik personel ve öğrenci görev aldı. Senaryo çalışmasına dört öğrenci katıldı. Anadolu çekimlerinde beş, Orta Asya'da iki, Balkanlar'da bir öğrenci görev aldı. Kazakistan'dan Macaristan'a Erenlerin İzinden projesinin bir diğer özelliği de ünlü fotoğraf sanatçısı İbrahim Demirel'in çektiği 20 bin kare dia.

Demirel, fotoğrafları üç ayrı albüm şeklinde bastırmayı düşünüyor. Orta Asya'da karşılaştığı manzaradan çok etkilenen Demirel, "Bana dünyada en büyük icat nedir diye sorsanız, 'Sovyetlerin Orta Asya'da yaptığıdır' derim. Çölde, susuz, çadırda hayvanlarla yaşayan bir topluluğu sen yerleşik hayata geçir. Çöle su getir, müthiş kentler kur, tiyatrosu, operası, balesi... 70 yılda Sovyetlerin Orta Asya'da Türklere yaptığı iyilik en büyük mucizedir" diyor.

Görüntülenmesi gereken ne varsa hepsini hem video, hem de fotoğraf olarak belgelediklerini anlatan Peyami Çelikkan ise geniş bir alan içinde Bektaşilik kültürünün kaynaklarını ve varolan türevlerini aradıklarını belirtiyor:

"Balkanlar'da ve Anadolu'da bu öğretinin bugün yaşanan kısmını gördük. Karşılaştırdığımızda Balkanlar'da öğretinin daha iyi korunabildiğini gördük. Nedeni şu, bu kültürü devam ettiren ülkeler Doğu Bloğu ülkeleri. Oralardaki özel durumlar nedeniyle Alevi topluluklar biraz içine kapanıp geleneğe sarılmışlar. Şimdi serbestlik ortamı oluşunca da kültürlerinin gereğini rahatlıkla yerine getirebiliyorlar. Anadolu'da ise bir takım sosyal nedenlerden dolayı özgün halini kaybetmeye başladı. Özellikle Orta Asya'da İslamiyet'in kabulünden sonra eski Türk inançlarının bir şekilde muhafaza edildiğini ve bugüne taşındığını gördük. Hacıbektaş Velinin öğretisinde ırk, dil, din ve cinsiyet ayrımı gözetmeyen büyük bir hoşgörü var."

Belgeselin çekimleri sırasında kaynakların verdiği bazı bilgilerin yanlış olduğu ortaya çıkmış.
Mesela kaynaklarda Romanya'nın Karadeniz kıyılarında olduğu söylenen Demir Baba Türbesi aslında Bulgaristan'da Deli Orman bölgesindeymiş. Belgeselde ayrıca Mostar Köprüsü'nün yıkılmadan önceki halini de görmek mümkün.


Kaynak
Radikal Gazetesi
Erkan AKTUĞ